Zekâ Nedir, Nasıl Ölçülür?

8
zeka

Bir çocuk, zamanı geldiğinde yukarıda saydığımız beyin fonksiyonlarını yerine getirebilmek için yeterli bir zekâ katsa­yısına ulaşmış olmalıdır. Doğumdan hemen sonra bebeklerin bazı temel reflekslere sahip olduğu görülür. Bunların başında emme, yakalama ve gülümseme refleksleri gelir. Bebek yana­ğına dokunan memeyi ve nesneleri dudaklarıyla yakalama ve emme eğilimi gösterir. Eline dokunan nesneleri avucunun bütünüyle yakalar. Kendisine yönelen insan yüzlerine gü­lümser. Bebek ilk emme ve yakalama reflekslerini yeni obje­lere yönelterek tekrarlar. Buna özümleme yeteneği diyoruz.

İlk haftalarda eline veya yanağına dokunan nesnelere tep­ki veren bir bebek zamanla görüş alanına giren, elinin uzanabileceği nesneleri de yakalayarak ağzına götürür. Özümlemenin bir ileri aşaması olan bu özelliğe uyum diyoruz. Bebeklik döneminden itibaren basit uyum yeteneği gelişir; keş­fetme, deneme-yanılma, soru sorma ve tecrübe kazanma ile zenginleşerek çevreye uyum adını alır. Özümleme ve uyum aşamalarını geçemeyen bir çocuk, çevreye uyum sağlayamaz. Böyle bir çocuğun zekâ yönünden özürlü olduğu kabul edilir. Çevreye uyum, öğrenmeyi gerektirir. Nesneler, olaylar, düşünceler ve sayılar arasında bağlantı kurmayı öğrenemeyen bir kimse, yeni durumlar karşısında yeni çözümler üretemez, karşılaştığı bir problemi çözemez. Bundan anlaşılacağına gö­re zekâ neredeyse bütün beyin fonksiyonlarını işler hale ge­tiren bir merkez durumundadır.

Erken yürüyen ve erken konuşan bir bebeğin zeki olması beklenir. Çünkü yürümenin ve konuşmanın gerçekleşebilme­si için kas, sinir ve beyin gelişiminin belli bir seviyeye ulaş­ması gerekmektedir. Sayılarla arası iyi olan, formüller arasın­daki bağı kavrayan ve matematik problemleri kısa zamanda çözebilen bir çocuğun, istediği taktirde, diğer alanlarda da ba­şarılı olduğu gözlenmektedir.

Uzmanlar tarafından yaşlara göre hazırlanmış özel testler­le zekânın ölçülmesi mümkün olmaktadır. Söz konusu test­lerde benzerlikler, zıtlıklar, tanımlar, şekil tamamlamalar, belli resimleri anlamlı bir sıraya dizme, parçalardan bir bütü­ne ulaşma, hafızada tutma ve mantık yürütme gibi yetenek­leri sınayan sorular kullanılır. Bu sorular, belli yaştaki çocuk­ların çoğunun kolayca cevaplayacağı şekilde hazırlanır. On yaşındaki bir çocuğun kendi yaşı için hazırlanan soruların ta­mamına cevap verdiğini, ancak on bir yaş sorularının sadece birkaç tanesine cevap verebildiğini varsayalım. Bu çocuğun zekâsı yaşına uygundur veya normaldir deriz. Bir başka on yaşındaki çocuk, kendi yaşı için hazırlanmış soruların tama­mına cevap verdiği gibi, on bir ve on iki yaşlar için hazırlanan soruların da tamamına cevap vermiş ise, bu çocuğun ze­kâ yaşı on ikidir veya üstün zekâlıdır deriz. Bunun tersi de mümkündür. On yaşındaki bir çocuk, ancak altı yaş için ha­zırlanan soruların tamamına cevap verebilmiş, yedi yaş soru­larına geçememiş ise; bu çocuğun zekâ yaşı altıdır veya hafif derecede geri zekâlıdır deriz. Zekâ testleri “zekâ katsayısı” adı verilen sayılarla değerlendirilir. Zekâ derecelendirilmesi de yine zekâ katsayısına göre yapılır. Zekâ katsayısı, zekâ yaşı takvim yaşına (gerçek yaşına) bölünüp yüz ile çarpılarak elde edilir.

Zekâ yaşı (6)

Zekâ katsayısı == X 1000= 60

Takvim yaşı (10)

Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı çizelgeye göre zekâ katsayısı sıralaması şöyledir:

0-20

Derin zekâ geriliği

20-35

Ağır zekâ geriliği

35-50

Orta dereceli zekâ geriliği

50-70

Hafif dereceli zekâ geriliği

70-79

Sınırda zekâ geriliği

80-89

Donuk zekâ

90-109

Ortalama ya da normal zekâ

110-119

Parlak zekâ

120-129

Üstün zekâ

130 ve üstü

Üstün zekâ ya da deha

Bir çocuğun lise öğrenimini bitirip yüksek tahsil yapabil­mesi için 90-110 arasında bir zekâ katsayısına sahip olması gerekir. Zekâ katsayısı bir kimsenin başarı seviyesini değil, varması mümkün en üst sınırı gösterir. Bir kişinin okulda, iş ve aile hayatında başarılı olması için normal bir zekâya ihti­yacı vardır. Ancak üstün zekâ üstün başarının garantisi de­ğildir. Öğrenme psikolojisi uzmanlarına göre biyolojik temele bağlı 8 zekâ alanı vardır. Bunlara akademik zekâ çeşitleri de diyebiliriz. IQ (zekâ katsayısı) testlerinin gerçekçi olması için sorular bu 8 zekâ çeşidini ölçecek şekilde hazırlanmalıdır. Eğer IQ testi 80 sorudan oluşuyorsa, her zekâ çeşidi için 10 soru hazırlanmış olmalıdır. Bir insanın bu zekâ çeşitlerinden birinde yüksek zekâ katsayısına sahip olması diğer zekâ çe­şitlerinde de yüksek zekâ katsayısına sahip olacağı anlamı çıkmaz. Diğer zekâ çeşitlerinden birinde veya birkaçında nor­mal veya normal üstü zekâ seviyesine sahip olabilir. Bunun tersi de mümkündür. Bir kimsenin bir zekâ çeşidinde düşük zekâ katsayısına sahip olması, onun diğer zekâ çeşitlerinde de düşük zekâ katsayısına sahip olacağı anlamı çıkmaz.

Örneğin, bazı çocuklarda “özel okuma güçlüğü” adı veri­len bir simge algılama bozukluğu vardır. Bu çocukların ku­laktan Öğrenmesi normal olduğu ve konuşmayı zamanında öğrendikleri halde, okumayı ve yazmayı çok yavaş ve geç öğ­renirler. Diğer zekâ çeşitlerinde denenmedikleri için yanlışlık­la geri zekâlı damgası yerler.

Eklemek İstedikleriniz

2 comments

  1. Posted by dogan coban, at Reply

    insanların bazen gün içindeki yaptığı şeyleri unutması zekayla ilgili mi ya da unutkanlıkla mı ilgili bunu öğrenmek istiyorum.teşekür ederim.

  2. Posted by sefa şimşek, at Reply

    görüşümü açıklamakla saygı değer bilim insanlarına ayıp olacak ama ; maalesef zekayı anlamaya çalışan veya bir başkasının zekasını ölçmeye çalışılan metod,canlı,ortam her ne varsa … boşa harcanan zamandır.varsayalım deneğimizin duyu organları gerekli tepkiyi veremiyorsa; bizim sorduğumuz sorularımızada cevap veremeyecektir! İletişim kuramadığımız varlığın zekasını nasıl tespit edeceğiz?