Bebekte Zekâ Geriliği ve Sebepleri

3

Sebebi ne olursa olsun, zekâ geriliğinin ilk belirtisi çocuk 3-4 yaşına geldiği hâlde konuşmayı öğrenememesi veya çok yavaş öğrenmesidir. Ancak yürüme ve konuşmanın geç baş­laması tek başına zekâ geriliğinin belirtisi sayılmaz. Bunun yanında söyleneni anlama, tepki verme, tuvalet ihtiyacını kendi başına giderebilme, yemeğini yardımsız yiyebilme gibi sosyal beceriler de geri kalmıştır. Beden gelişimi de yavaştır. Başını dik tutma, emekleme, oturma ve yürüme yaşıtlarına göre geç ve yavaş başlamaktadır.

Bir çocukta zekâ geriliği olup olmadığına anne baba karar veremez, ancak bir çocuk ruh sağlığı merkezinde uzmanlar tarafından yapılan testlerden sonra karar verilebilir. Örneğin, doğuştan sağır olan bir çocuk, zekâsı normal olsa dahi ko­nuşmayı öğrenemez. Yine doğuştan kalça çıkığı veya bir kemik hastalığı olan çocukta yürüme yavaş ve geç olabilir. Ço­cuğa zekâ ölçümü yaptırmadan önce bir çocuk hastalıkları uzmanına muayene ettirmekte fayda vardır.

Zekâ geriliğinin, yukarıda değindiğimiz gibi, birçok nede­ni vardır. Uzmanlar, yakın zamana kadar iki yüzün üzerinde neden tespit etmişlerdir. Burada hepsini sıralamaya gerek yoktur. Ancak okuyucularımıza bilgi vermek maksadıyla bu nedenleri üç grup altında ele alacağız.

Doğum Öncesi Sebepler

Gebelik sırasında annenin aldı­ğı zehirli ilaçlar ve uyuşturucu maddeler ilk sırayı almaktadır. Gebeliğin özellikle ilk üç ayında annenin sağlık durumu çok önemlidir. Başta kızamıkçık olmak üzere annenin geçirdiği ateşli hastalıklar, anne için tehlikeli olmadığı hâlde, karnın­daki bebekte ağır beden bozukluklarına ve zekâ geriliğine yol açabilmektedir. Anne ile babanın kan uyuşmazlığı bebekte ağır sarılık hastalığına yol açmakta, erken tedavi edilmediği zaman bebeğin beyninde hücre yıkımına ve zekâ geriliğine sebep olmaktadır. Tiroit bezi ve diğer iç salgı bezlerindeki bir bozukluk da zekâ geriliğine neden olabilir. Zekâ geriliğinde soya çekimin etkisi fazla görülmemektedir.

Doğumla İlgili Sebepler

Kaza ve tehlike riskini en aza in­dirmek için anneler bebeğini bir doğum evinde veya bir has­tanenin doğum servisinde dünyaya getirmelidir. Evlerde ak­raba ya da komşu kadınlarının yardımıyla gerçekleşen do­ğumlarda arzu edilmeyen durumlar ortaya çıkabilmektedir. Doğumun zor geçmesi hâlinde bebeğin başı incinebilmekte, nefes alması gecikebilmekte, göbek kordonu boyuna dolana­rak nefes almasına engel olabilmektedir. Erken davranıldığı taktirde, bir dakikayı geçmeyen soluk durmaları beyne zarar vermez.

Doğum Sonrası Sebepler

Ağır bir ateşli hastalık geçiren bebeklerde zekâ geriliğine yol açan beyin ve beyin zarı yan­gıları görülebilir. Erken teşhis ve tedavi ile bu risk en aza in­dirilebilir. Küçük yaşlarda geçirilen kazalar sırasında kafanın sert bir cisme çarpması sonucu ortaya çıkan kafatası çatlak­ları ve beyin kanamaları beyin dokusuna zarar vererek zekâ geriliğine yol açabilir.

Sebebi ne olursa olsun, anne babalar çocuklarının geri ze­kâlı olduğunu kabullenmek istemezler. Erken teşhis edilmesi halinde tedavisi mümkün olan sarılık ve ateşli hastalık gibi durumlarda bile hekime gitmek istemeyen, “kendiliğinden geçer” ümidi taşıyan anne babalar vardır. Uzun süre çocuğunun konuşamadığın gören ve telefon ederek bize danışan bir anne, çocuğu tıp fakültesine bağlı bir çocuk ruh sağlığı mer­kezine götürmesini tavsiye ettiğimiz hâlde bunu kabullenmek istemiyor, “Ben de geç konuşmuşum, çocuğumun bir şeyi yok, zamanla açılır değil mi?” diyor, bizden görüşünü onay­lamamızı bekliyordu.

Çoğu anne babalar, yetkili bir hekimin durumu açıklama­sına rağmen, çocuklarının geri zekalı olduğunu kabullenmek istemezler. Gerçeğe gözlerini kapatıp iyimserliklerini devam ettirirler. Çünkü gerçek yaralayıcıdır. Gerçeği göğüslemek ce­saret işidir. Gerçeği kabul etmek anne babaya yerine getiril­mesi zor sorumluluklar yükleyecektir.

Zeka geriliği olan çocuklar konusunda okul yöneticileri ve öğretmenler de en az hekimler kadar anne baba tepkisiyle karşılaşırlar. Orta dereceli zeka geriliği olan 10 yaşındaki bir çocuk, kendi yaşıtı olan normal zekalı bir çocuktan zeka ya­şı olarak 5 yaş daha geridedir. Hafif dereceli zeka geriliği olan 10 yaşındaki bir çocuk, kendi yaşıtı olan normal zekalı bir ço­cuktan zeka yaşı olarak 3 yaş daha geridedir. Sınırda zeka geriliği olan 10 yaşındaki bir çocuk, kendi yaşıtı olan normal zekalı bir çocuktan zeka yaşı olarak 2 yaş daha geridedir.

Yukarıdaki rakamlara göre 6 yaşında sınırda zeka geriliği olan bir çocuk, kendi yaşıtı normal zekalı bir çocuktan 1,5-2 sene geride olacaktır. Bu çocuğu 6 yaşına geldi diye okula göndermek gerçekçi bir davranış olmaz. Ancak ülkemizde okula gitmeye hazır kabul edilen 6 yaş çocukları bir zeka ve yetenek testinden geçirilmemekte, anne baba bile sınırda ze­ka geriliği veya donuk zeka geriliği olan çocuklarını tanıma­makta, kendilerinden 2 yaş ileride olan normal zekalı çocuklarla aynı sene okula göndermektedirler. Aynı sınıfta parlak ve üstün zekalı çocukların da bulunacağını varsaydığımızda durum daha da ciddiyet kazanır.

İlköğretim 1. sınıfa başlayan normal zekalı çocuklar, daha ilk yarı yılın sonunda okumayı öğrenmekte, ikinci yarı yılda yazmaya geçmektedir. Sınırda donuk zeka geriliği (zeka kat­sayısı 70-79) ve donuk zeka geriliği (zeka katsayısı 80-89) olan çocuklar çok yavaş ve geç öğrendikleri için böyle kısa zamanda arkadaşlarına yetişmeleri mümkün değildir. Bütün yedek güçlerini kullansalar bile sınıf ortalamasının gerisinde kalmaktan kurtulamazlar. Bu çocuklar çoğu kez arkadaşları tarafından alaya alınır, “tembel ve aptal” damgası yerler. Okuldaki horlanma yetmiyormuş gibi anne ve babalan tara­fından yeterince çalışmadığı gerekçesi ile baskı görürler.

Zor ve yavaş öğrenen bu çocuklar, ilk sene okuma ve yaz­mayı tam olarak öğrenemedikleri halde, anne ve babanın da ricasıyla, öğretmenler tarafından “üzülmesin, arkadaşların­dan geride kalıp aşağılık duygusuna kapılmasın” diye bir üst sınıf geçirilir. Aslında bu uygulama çocukların faydasına değil zararınadır. Bir üst sınıfta geçtikleri zaman aradaki açık daha da bü­yüyecek, işlerini iyice zorlaşacaktır.

Eklemek İstedikleriniz