Kaplıca

0

Türkiye’nin dört bir yanındaki kaplıcalar kolesterolden şeke­re, romatizmadan karaciğere, şişmanlıktan kalp ve karaciğere kadar tüm rahatsızlıklara şifa oluyor. Osmanlı zamanında rağ­bet edilen kaplıcalar Atatürk’ün Yalova kaplıcalarını ihya etme­sinden sonra tekrar aranan mekânlar oldu.

Ancak kaplıcada şifa bulmak için hangi kürü, nasıl uygula­yacağınızı bilmeniz şart. Gideceğiniz kaplıcanın hangi hastalık­lara iyi geldiğini de öğrenmeniz gerekir. Menopoz döneminde ortaya çıkan birçok sorun ve hastalığın şifasını kaplıcalarda bu­labilirsiniz.

Ülkemizdeki sağlık kaynağı kaplıcalar eski uygarlıklar dö­neminde keşfedilmiştir. Fethiye Köyceğiz Gölü’nün maden açı­sından zengin çamurunda banyo yapmak asırlar öncesine daya­nır. Romalılar döneminde İzmir Balçova termal kaynaklarının tedavi özelliğinden yararlanılmıştır. Pamukkale’nin zengin ma­den suları civarında antikçağda kurulmuş yerleşim merkezleri herkes tarafından bilinmektedir. Uzmanlar, çok eskiden keşfe­dilen şifa kaynaklarını günümüzde de öneriyor. Ülkemizin dört bir yanındaki modern kaplıcalar pek çok kişinin derdine der­man oluyor. Bugün artık Türkiye’de çok modern konforlu kap­lıca tesisleri inşa edilmiştir. Bunların birçoğu yurtdışından gelen turistleri ağırlamaktadır. Uzmanlar kaplıcalardan doğru yararlanmak için önce doktora gidilmesini tavsiye ediyor. Türki­ye’deki kaplıcalarda şüphesiz menopoz yaş dönemindekilere uygun konforu bulacaksınız. Kaplıcalardaki şifa ise bulunduğu bölgeye göre değişiyor.

Banyo kürleri:

Sıcaklıkları vücut ısısına yakın olan (35-38 derece) maden su­ları ile yapılıyor. Küvet veya havuz gibi bir yere biriktirilen su­ya bütün vücutla girilince “tam banyo”, yarı vücutla girilince de “yarım banyo” oluyor.

Buhar kürü:

Sıcaklıkları vücut ısısının üzerinde olan maden sularının bu­harından yararlanılıyor. Tavan veya zemindeki delikten fışkı­ran suların buharı teneffüs ediliyor.

İçme kürü:

Bazı maden sulan içilebiliyor. Günde kaç defa, ne zaman, ne ölçüde içilmesi gerektiğini doktor belirler.

Çamur kürü:

Maden sularıyla ıslanarak zamanla çamur halini alan kaplıca toprağı vücuda sürülerek uygulanıyor. Bu çamurdaki kimya­sal maddeler cildin gözeneklerinden içeri nüfuz ediyor.

Bazı durumlarda kaplıca sakıncalıdır: Örneğin kontrol edile­meyen kalp ve dolaşım sistemleri yetmezliğinde. Kandaki iltihap faktörlerinin yüksek olması halinde, ağır kansızlıkta. Apse, ilti­hap durumlarında. Eklem romatizmalarının akut dönemlerinde.

Kurallara uymayan şifa da bulamaz:

İlaç tedavisinde olduğu gibi kaplıca tedavisinde de sonuç al­mak için doktorun önereceği küre sadık kalmak gerekiyor. Bu, çok önemlidir. Kaplıca kürleri ortalama bir ile üç hafta (ortala­ma 21 seans) sürüyor. Uygulama şekilleri şöyle sıralanıyor: has­talığın seyrine göre günde bir banyo, gün aşırı bir veya iki gün­de bir banyo yapılıyor. Banyo için en uygun zamanlar 10.00-11.00, öğleden sonra 15.00-17.00 arasında. Banyo süresi yaşa, hastanın durumu ve hastalığın dönemine göre beş dakikadan 50 dakikaya kadar uzayabiliyor. Aç veya tok karnına banyo yapıl­maması şart. Banyodan sonra bir saat dinlenilmesi ve sıcağa çıkılmaması öneriliyor. Banyo kürlerinin dışında içme veya solu­ma kürleri uygulaması da mümkün.

Banyolar:

En çok uygulanan banyo, içinde “sağlık verici” maddeler eri­tilmiş ılık sudur.

Çamur banyosu:

Bu banyo sık kullanılır, çünkü çamurun dinlendirici özellik­leri olduğu ve ısıyı tuttuğu için tüm vücudu saran bir yakı gibi yararı olduğu ve yorgun ve gergin vücudu gevşettiği sanılmak­tadır. Bu tür banyo, özellikle buhar odalarında uzun süre kal­maya dayanamayacak yaşlı kişilerde kullanılmaktadır.

Oturma banyosu:

Bu, karın ve leğen kemiği içindeki bölgelerindeki kas ve or­ganları dinlendirmek için uygulanan özel bir yöntemdir. Bu böl­gelerdeki kan akımını hızlandırdığı ve düzenlediği söylenir.

Adından da anlaşılacağı gibi, oturma banyosu, içinde otura­bileceğiniz küçük bir banyodur. Önce karnın alt bölümü, kalça­lar ve bacaklarınızın üst bölümü sıcak suda, ayaklarınız soğuk suda oturursunuz. Bu bölgedeki kan damarları, deridekiler ke­sinkes, iç organlardakiler de belki genişler, kan akımı düzelir. 10 dakika kadar sonra, soğuk su dolu bir banyoda oturursunuz. Bu da tam tersi etki gösterir. Kan damarlarının büzülerek kanın bu bölgeden çekilmesini sağlar. Bir görüşe göre kanla birlikte za­rarlı maddeler de bu bölgeden çekilmektedir. Böylece karnın alt bölgelerinde kan dolaşımı iyi bir düzeye ulaşır ve bölgedeki da­marlara kan daha fazla dolar, boşalır, temizlemeyi sağlar. Özel­likle basit dölyolu iltihaplarında papatya çaylı ılık oturma ban­yoları öneririz.

Sıcak banyo:

Bütün vücut 38-42 derece sıcaklıktaki suya sokulur. Süre, en çok 20 dakika. Banyodan çıkarken mutlaka el ve ayaklar soğuk duşa tutulmalıdır.

Neye iyi geliyor: sürekli yorgunluk, dolaşım bozukluğu, asa­biyet, kramp.

Sakıncalı olduğu durumlar: yüksek tansiyon.

Soğuk banyo:

Bütün vücut 12-16 derece sıcaklıktaki suya sokulur. Süre, ençok 10-15 saniye. Soğuk banyo, mutlaka sıcak bir ortamda alın­malıdır.

Neye iyi geliyor: aşırı yorgunluk, hormon dengesizliği, aşırı duyarlılık, şiddet eğilimi, asabiyet.

Sakıncalı olduğu durumlar: kalp yetersizliği.

Ayak banyosu:

Soğuk banyo: Ayaklarda sıcaklık hissi duyulana kadar suya ayaklar sokulur.

Neye iyi gelir: şişmanlık, kabızlık, vücut yorgunluğu ve bu­run kanamaları.

Sıcak banyo: Ayaklar 42 derecedeki suya sokulur. Süre: 15-20 dakika.

Neye iyi gelir: böbrek hastalıkları, âdet sancıları, migren, bo­ğaz ağrıları, karın ağrısı.

Sıcak ve soğuk banyo: Ayaklar beş dakika 42 derecedeki su­ya, 10 saniye derecedeki suya sokularak beş kez bir sıcak, bir so­ğuk banyo yapılır.

Neye iyi gelir: dolaşım bozukluğu, migren, uykusuzluk, bal­dırlarda yerleşen selülit.

Giderek sıcaklaşan suda ayak banyosu: Ayaklar, 30 derece­deki suya sokulduktan sonra, kaynar su katılarak, tahammül edilinceye kadar su sıcaklaştırılır.

Neye iyi gelir: Damarlarla ilgili yüksek tansiyon, siyatik, si­nir sistemi ile ilgili tüm bacak ağrıları, bronşit, astım, yetersiz âdet kanamaları (âdetin beklendiği günden üç gün önce alınır­sa, âdet gecikmesini önler).

Bitki Banyoları

Bitkilerin hazırlanışı: Seçilen otlar, makul miktarda su içinde 10 dakika kaynatılır. Süzgeçten geçirilmeden banyoya dökülür ve banyo doluncaya kadar su doldurulur.

Kepek banyosu:

Malzeme: 50 gram buğday kepeği.

Neye iyi geliyor: egzama, sedef hastalığı ve kuru cilt.

Çam banyosu:

Malzeme: 500 gram taze çam yaprağı.

Neye iyi geliyor: eklem iltihapları.

Kekik banyosu:

Malzeme: 200 gram kuru kekik.

Neye iyi geliyor: eklem iltihaplanması, yorgunluk, bronşit ve hazımsızlık.

Masaj:

Çoğu kaplıcanın programında masajın değişmez bir yeri vardır; masajın gerilimi yok ettiği, kan dolaşımını uyardığı ve deri yoluyla toksinlerin atılmasına yardım ettiği ileri sürülür. Yüzyıllardan gelen Türk hamam kültüründe de masaj önemli yer tutar.

Bir şeyi iyice anlamalısınız: Masaj kilo vermenizi, yağlarınızı eritmenizi sağlamaz. İşi yapan masör ya da masöz biraz kilo yi­tirebilir, ama siz yitiremezsiniz. Masaj kasların güçlenip sertleş­mesine de yaramaz. Mutlaka gevşemenizi sağlar, daha önce ol­mayan birkaç ağrının, sızının da ortaya çıkmasına neden olabi­lir. Masaj, yapılan bölgede kan dolaşımının artmasını sağlar, do­kuların beslenmesini düzenler, kaslardaki gerilimi azaltarak duygusal gerilimin de boşalmasını sağlar.

Özellikle masör ya da masöz çok sert hareket ediyorsa, ma­saja alışmak zaman alabilir. Yaptırdığınız ilk iki-üç masaj bazen size çok rahatsız edici gelebilir.

Masaj yöntemleri: Masaj vücuttaki gerilimin boşaltılması ve kan dolaşımının artırılmasının bir yoludur. Sürtünmeyi önle­mek ve masörün ellerinin hareket etmesini kolaylaştırmak için vücuda yağ, talk pudrası ya da krem sürülür. Kullanılan teknik­ler veya masörün vücudunuzda çalışacağı bölgeler kişisel zevk sorunudur; kanın dönüşünü artırmak için her zaman kalbe doğ­ru çalışacaktır. Kullanılan masaj yöntemi ne olursa olsun, hare­ketler hep düzgün ve ritmik olmalıdır; sert hareket olabilir, ama kaba olmamalıdır.

İsveç masajı denilen türde hareketler enerji ve güç katılarak yapılır. Masaj hareketleri özellikle baldırlar, bacakların üst bö­lümleri, sırt gibi geniş kas kütleleri olan bölgelerde uzun veağırdır. Masörünüz elinin kenarıyla vurarak ya da el ayasıyla bastırıp ovarak masaj yapabilir.

Bir Uzakdoğu yöntemi olan Şiatsu (belirli sinirleri uyarmak amacıyla başparmağın vücutta belirli bölgelere bastırılması), ja­kuzi (özel bir küvette ince fıskiyelerin tüm vücuda çarpması) ve nöromüsküler masaj (kaslardaki gerilimi azaltmak için belirli motor bölgeler parmak uçlarıyla bastırılır) gibi masaj yöntemle­ri de vardır.

Isı tedavileri:

Kaplıcalarda ısı tedavilerinin iki tür etkisi olduğu ileri sürü­lür: Birincisi vücut ısısını artırarak vücuttan toksinlerin atılma­sını hızlandırmak, ikincisi vücudun terlemesini sağlamak. Tok­sinlerin deriden ter yolu ile atıldığı sanılmaktadır.

Saunalar ve buhar odaları: Çocukluktan alışık olmayanlar çok dikkat etmelidir. Bunlar en kökten ısı tedavilerindendir ve vücut ısısını birkaç derece artırarak şiddetli terlemeye neden olurlar. Sağlığı yerinde olmayan, kalp ya da akciğer hastalığı olanlarca denenmemelidir. İlk sauna ve buhar odası seansının birkaç dakika sürmesi ve kişinin kendini iyi duymaması halin­de hemen sona erdirilmesi öğütlenmektedir. Saunada, bir havlu üzerinde yatılır, buhar odasında oturulur. Her seanstan sonra soğuk bir duş almanız söylenir; saunada duştan sonra birkaç dakika daha sıcağa dönebilirsiniz. Saunanın sıcaklığı her gün birkaç derece olmak üzere yavaşça artırılmalıdır.

Vücut ısısı arttığı ve derideki kan damarları genişlediği için kalp atım sayısı artar, kalbin yaptığı iş de artar. Bu durum kan akımını artırır. Sauna ya da buhar odasından sonra, soğuk duş yapmak, ardından birkaç dakika dinlenmek kişinin kendisini iyi duymasını sağlar.

Kaplıcaya gitmek kilo vermeme yardımcı olur mu?

Çok fazla kilo vermeyi beklemeyin; hemen, hemen her za­man ancak hafif bir kilo kaybı görülebilir. Bunun nedeni, daha az yiyor olmanızla birlikte, etkinlik düzeyinizin de genelde alış­tığınız normal iş yaşamınızdakinden daha düşük olmasıdır. Za­manın çoğu dinlenmeyle geçer, kaplıca bahçesinde küçük gezintiler yapılabilir, ama gerçekten enerji harcamanıza neden olacak bir etkinlik yoktur. Bu yüzden de, daha az kalori alsanız bile, daha az kalori harcarsınız. Sıcak banyolarına, saunalara, buhar banyolarına ya da terlemeye bağlı olarak yitirilen kilolar, sıvı almaya başlanır başlanmaz geri alınır, çünkü vücut, sıvı dengesini, terlemeyle yitirdiği tüm sıvıyı tutarak yeniden kurar.

Kaplıcalar, hastaların şifa bulmasında yararlı olur mu?

Kaplıcalarda, özgün hastalıklar için özgün olarak düzenledi­ği öne sürülen çeşitli tedaviler bulunmakla birlikte, yalnızca kaplıcaya gitmenin var olan tıbbi durumlarında kökten değişik­likler yapacağını uman

çoğu kişi, hayal kırıklığına uğrayacaktır. Artrit için balmumu banyoları, astım için solunum tedavisi ve sindirim sorunları için kalınbağırsak yıkanması ve oturma ban­yoları kullanılır ve tüm bu sorunlarda düzelme görülebilir, ama bu düzelmenin uygulanan özgün tedaviler sonucu olması ge­rekmez. Gerçekten de çoğu kaplıca, kullanılan ilaçları kaplıca süresinde de almayı önermektedir. Öte yandan, yaşam biçimin­deki kimi genel değişiklikler eğer ciddiye alınır ve düzenli yapı­lırsa, sorunlarda düzelmeye ve olasılıklar alışılmış tıbbi tedavi­lerin daha düşük dozlara inmesine yol açarlar.

Eklemek İstedikleriniz

İlgili Başlıklar