Rekabet

Posted on 11. Oca, 2009 by admin in ÇOCUKTA PSİKOLOJİK GELİŞİM

Rekabet (L’emulation), kendilerinden aşağı kalmamak ve onla­rı geçmek için, bizimle aynı konumda olanları, aynı düzeyde olanları taklit etme hususundaki eğilime denir. Taklidin insan hayatında ne kadar önemli bir yer tuttuğunu “Çocuk Psikoloji­si” kitabında belirtmiştik. Benlik gelişip de insanda taklit ettiği kişiler gibi olmak, hatta onları geçmek arzusu oluşunca, rekabet meydana gelir.

Rekabet duygusu, hırsı, kıskançlığı, hatta gizli kin duymayı doğurabilir, kibir ve gururu kışkırtabilir. Ama William James’in dediği gibi, “rekabet, insanlık toplumunun siniridir.” Şiddetli eleştirilere uğradığı halde, yine de birçok araştırmacı tarafından savunulan rekabetin, çok önemli bir hareket ve ilerleme faktö­rü olduğunu gösterir.

Kimi felsefecilere göre rekabetin meşru olan şekli, “kendi benliğiyle rekabet (L’auto-emulation) şeklinde olanıdır ki, bire­yin başkalarıyla eşit veya onlardan üstün olma hususundaki ar­zusunu değil; kendi benliğinin önceki veya şu anki durumuna üstün gelmek hususundaki eğilimini ifade eder. Doğal olarak bu şekildeki rekabette, kıskançlık ve kin, gurur ve övünme tehlike­si yoktur.

Çocukta Rekabet

Çocukta rekabet duygusunun uyanması, taklit ve benlik eğilimi­nin belirmesinden sonra ortaya çıkar. Küçük çocuklar da bile ar­kadaşlarından aşağı kalmamak ve onları geçmek arzusunun öne çıktığı görülür. Oyunlarda ve sınıflarda rekabetin ne kadar etki­li bir faaliyet faktörü olduğunu anlatmaya gerek yoktur. Özellikle çocukların iki gruba ayrıldığı oyunlarda bu etki çok belli olur. Olumsuz durumlarda bile çocuklar arasında rekabetin etkisine rastlanır.

Rekabetin okuldaki davranışlara etkisi hakkında birçok incelemeler yapılmıştır. Bu incelemeler sonucunda grup halinde ve aralarında rekabet uyandırılarak çalışmaya sevkedilen, Türk­çe, Hayat Bilgisi, Kompozisyon, Matematik derslerinde ve “dik­kat ve hafıza deneyleri” gibi ruhsal incelemelerde, birlikte faali­yette bulundurulan çocuklardan alınan sonuçlar; tek başına ça­lışmalarda elde edilen sonuçlarla karşılaştırma yapılamayacak kadar daha verimlidir. Rekabet sadece bir faaliyet faktörü ol­makla kalmıyor, aynı zamanda başkasının faaliyetini düşünmek de çocuk için yeni bir faaliyet kaynağı olmaktadır.

İlk gençlik çağında bulunan çocuklarda rekabet daha güçlü bir hareket kaynağıdır. Çeşitli spor karşılaşmalarında gençlerin bazen gösterdikleri üstün gayretler ve başarılar, özellikle arkadaşları arasında öne çıkmak ve farkedilmek arzusundan doğar.

Binet ve Waschide, 12-13 yaşlarındaki 21 çocuk üzerinde yaptıkları dinamometre deneylerinde rekabet dürtüsüyle elde ettikleri basınç miktarının, rekabetsiz elde ettikleri miktarlar­dan 922 kg. daha fazla olduğunu gözlemlemişlerdir.

Eğitim Yöntemleri

1. Eğitim ve öğretimde rekabet duygusundan, ölçülü ve ihtiyat­lı bir şekilde yararlanınız. Ancak çocuğu para ödüllerine kar­şı hırslı bir hale getirecek olan bazı teşvik ve rekabet araçla­rından kesinlikle kaçınınız.

2. Çocuğu teşvik etmek için yalnızca çalışmasının karşılığını değil, sarfettiği gayreti de dikkate alınız. Çünkü çocuk sonu­nun değerli olup olmadığını düşünemeyeceği için, yalnızca harcadığı çabayı düşünür ve bu çabanın takdir edilmemesini haksızlık olarak değerlendirir. Bununla birlikte çok gayret sarfettiği için, bir çocuğun zayıf olan ödevini ve eserini fazla takdir etmek, arkadaşlarının gözünde haksızlık olarak görüleceğinden, öğretmen bu konuda dikkatli olmak durumunda­dır.

3. Çocuk büyüdükçe kendi kendisiyle rekabette bulunmasını, kendini aşmasını sağlayınız. Şimdiki ödevlerini, birkaç ay önce yaptığı ödevlerle karşılaştırması; bu ay aldığı notları, önceki aylarda aldıklarıyla mukayese ederek, sürekli eski du­rumundan ileride olmaya çalışması, çocuk için kendi kendi­siyle rekabet etmesi demektir. On yaşındaki bir çocuk, eğer biraz telkin yapılacak olursa kendi çalışma grafiğini bizzat çizmeyi ve onu sürekli yükseltmeyi başarır.

4. Takdir ve taklit için çocuğa milletinin ve insanlığın iftihar ettiği büyük adamların hayatlarını ve başarılarını anlatınız. Ancak çocuğa anlatılacak üstün insanların hayatları ve nasıl çalışıp başardıkları, yaşının ve idrakinin seviyesine göre uyar­lanmak ve ilgisini çekecek biçimde olmalıdır.

Leave a reply