Raynaud Hastalığı
Posted on 08. Şub, 2009 by admin in DAMAR TIKANIKLIKLARI VE BUNLARIN NEDEN OLDUĞU HASTALIK VE RAHATSIZLIKLAR
Yazımızın baş tarafında soğuğa karşı aşırı duyarlıktan dolayı ellerle ayakların ince arterlerinde ikide bir spazm görülmesine Raynaud finomeni denildiğini söylemiştik. Tekrarlayan bu olay sonucu yerleşir ve bu sefer gerçekten hastalık halini alır. Bu döneme girilince artık durumdan Raynaud Hastalığı diye bahsetmek gerekir. Önemine ve sık sık görülmesi nedeniyle biraz daha açıklamada bulunmayı uygun buldum. Soğuk iklimlerde, soğuk mevsimlerde görülür ve ağır vakalarda kangrene neden olur. Genellikle vücudun uç kısımlarında görülür, iki taraflı ve simetriktir. Damarlarda organik bir bozukluk ve normalden daha çabuk ve kolaylıkla spazma uğraması temel nedendir. İlk nöbet erginlik çağının ilk yaşlarında görülür. Bununla birlikte yaş sınırı kesin değildir, her yaşta görülebilir. Daha çok kadınlarda görülür, kalıtımla ilgili olduğu kabul edilmektedir. Soğuk, belli başlı etkendir. Nöbetlerden önce mide-barsak bozukluklarına rastlanılabilmektedir. Bu olay şüphesiz arterlerle bunların daha ince kolları olan arteriyollerde husule gelmektedir. Göz yuvarlağının en iç tabakası olan retina’da da görülmüştür. Hafif soğuklar bile hassas kimselerde hastalığa yol açabildiği halde normal kimselerde hiç dokunmayabilir.
Raynaud hastalığı damarlarda diğer bazı hastalıklarla birlikte de bulunabilir. Bunlar arasında nöbet halinde gelen ve geçen hemoglobinüri (hemoglobinin idrarla çıkması), eryhthromelagia (parmak uçlarında yanma, ağrı, kızarıklık), skleroderma (deride sertleşme, kalınlaşma); ve Anjiyonörotik ödem (deri altında ani şişmeler).
Hastalığın belirtileri de şöyledir: Nöbetler ani olarak başlar. En çok ellerle ayakları tutar. Çok soğukta kalındığı zaman bütün vücutta hissedilen üşüme vardır. İki taraflı ve karşılıklıdır. Kış haricinde, diğer mevsimlerde nadirdir. Sık sık tekrarlar, yılda bir düzenli olarak görülür. Nöbetlerden önce insan kendini rahatsız hisseder, bilhassa mide – barsak bozuklukları görülür.
En çok görüldüğü yerler de sıra ile aşağıdaki gibidir:
1) Kollar, parmaklar öncelikle ve bilhassa işaret parmağı; nadiren bileğe kadar yayılabilir. Arada sırada da alt kolda görülebilir.
2) Bacaklar. Önce ayak parmakları, nadiren topukların üst kısmı.
3) Kulaklar.
4) Burun. Nadiren dil ve kalçalar gibi yağdan zengin bölgeler.
Hastalık şiddetine göre 3 dereceye ayrılır:
a) Hafif nöbetler: Spazmdan ileri gelen akrocyanosis (parmak uçlarında morarma, üşüme ve ağrı) vardır. Nabız durmuştur, sonra kan hücumu ve normale dönüş olur. Kendini beyaz, mavi ve kırmızı renklerle gösteren bütün bu safhalar, bazen bütün renkler aynı zamanda, değişik parmaklarda veya aynı parmağın muhtelif kısımlarında görülebildiği gibi, bazen ödemdi kısımlar da vardır. Üşütme püstülleri, fiskeleri bu safhanın en belirgin şeklini teşkil eder.
b) Orta derecede nöbetler: Tutulan kısım devamlı mavi kalır, nabız yoktur. Sonra kangren ve doku harabiyeti görülür, örneğin bir parmağın ucu yok olabilir. Ağrı dayanılmaz şiddettedir.
c) Ağır nöbetler: Büyükçe bir alan tutulmuştur. Örneğin, iki el ve iki ayak birden. Nöbetler çoğunlukla yineleyici niteliktedir. Sonunda doku harabiyeti görülür.
Baygınlık – Senkop (Syncope): Bu hal değişik sebeplerden dolayı beynin kansız kalmasından ileri gelir; hem hasta için hem de etrafındakiler için telaş uyandıran bir olaydır. İnsan geçici bir süre için şuurunu kaybeder ve çok defa yere düşer. Şuur kaybı kısa, bir kaç saniye veya dakika sürer, sonra insan kendine gelir, açılır. Çok nadir olarak bir saate kadar da sürdüğü durumlar olmuştur. Beyin çok nazik, çok önemli ve her an çalışma halinde olan bir organdır. Vücudun bütün organlarını idare eder, onların eşgüdümünü sağlar. Vücudun bütün fonksiyonlarının uyum içinde sürmesini düzenler. İyi beslenmesi gerekir, en küçük kansızlık hallerinde sarsılır. Başka bir deyimle kansızlığa karşı en erken cevap veren organdır. Bu organın kansız kalmasına neden olan belli başlı durumlar:
1) Kalp hastalıkları
2) Kansızlık
3) Tansiyon değişiklikleri
4) Fazla tütün ve alkol alışkanlığı.
Bunlardan başka ikinci derecede olmakla birlikte beyinde kansızlık doğuracak etmenler de vardır. Bunları kısaca sıralamak gerekirse aşağıda gösterildiği gibi bir sıraya sokmak mümkündür:
a) Yeni geçirilmiş bir hastalık
b) Açlık
c) Heyecanlar, (özellikle birden olanlar)
d) Büyük ağrılara karşı tepki sonucu
e) Uzun süre .ayakta hareketsiz kalma. Askerlikte uzun süren tekmil verme sırasında ve bir de günümüzde hayatımıza yeni giren kuyruklarda bekleme esnasında.
f) Karın ve baş üzerine rastlayan darbelerde, yük damarların baskı altında kalması (sıkı ve yüksek yakalı gömlek giyildiği hallerde)
g) Çok sıcak banyolardan sonra
h) Uzun süre yattıktan sonra birden bire kalkışlarda
i) Karın ve baş üzerine rastlayan darbelerle.
Bayılan bir kimse hemen düz bir yere sırt üstü, yastıksız hatta başı biraz aşağı olarak yatırılmalıdır. Yüzüne avuç içleri ile vurulur, sert kokulu ilâçlar ve kuvvetli limon kolonyası koklatılır.


Leave a reply