Öfke
Posted on 11. Oca, 2009 by admin in ÇOCUKTA PSİKOLOJİK GELİŞİM
Öfke, kişinin varlığını koruma isteğinden doğan saldırgan bir heyecan ve krizdir.
Öfke, çoğunlukla isteğimizin oluşmasına dışımızda bir irâdenin veya gücün engel olmasından kaynaklanır. Örneğin sözlerini dinlemeyen çocuklarına anne-babanın öfkelenmesi, açılmayan bir kutuya, çakılmayan bir çiviye karşı olan öfkemiz, hep isteğimizin dirence maruz kalmasından ileri gelmiştir. Nitekim inatçı birinin bizi daha çok öfkelendirmesi, isteğimize karşı koymasındandır.
Kişiliğimize yönelik maddî ve manevî bir saldırı da bizi öfkelendirir ki, öfkenin bu çeşidi doğrudan doğruya varlığı koruma içgüdüsüne dayalıdır. Tahlil edildiği zaman yine isteğin, savunma isteğinin bir saldırıyla karşılaşmasından doğduğu görülür.
Bunun gibi istenmeyen bir olayın hatırlanması da öfkeye neden olabilir. Bir düşmanı görmek, hatta ondan söz edildiğini bile duymak bazen öfkeyi davet edebilir. Kediyle köpeğin birbirleri karşısında öfkelenmeleri de bu tür bir öfkedir.
Öfke Biçimleri ve Dereceleri
Ribot’ya göre öfkede başlıca üç tür ayrım mümkündür:
a) Hayvani; yani saldırı
b) Duygusal veya danışıklı saldırı
c) Amaçlı veya belirsiz saldırı
Birinci türe etçil bir hayvanın avına saldırısı olarak örnek verilebilir. Bu öfke doğrudan doğruya avlanma ve hayat mücadelesi ihtiyacına, varlığın devam ettirilmesi isteğine dayanır. Bu tür öfkenin hazzı azdır. Yalnızca hayvanlarda değil, insanlarda da hatta eğitimli olanlarda bile bu tür öfkeye rastlamak mümkündür.
Duygusal öfke özellikle insanlara ait olup düşünce biçiminin bunda önemli payı vardır. Düşmanına rastlayan bir köpekte danışıklı saldırının durumu açık bir şekilde görülür. Bu tür öfkede baskı altına almak; üstün bir güce sahip olma isteğinin ve rakibinin acısından zevk almanın etkisi vardır.
Öfkenin amaçsal biçimi uygarlaşmış olanıdır ki; kin, hiddet, kızgınlık, kıskançlık, nefret gibi biçimlerde ortaya çıkar. Saldırı isteği bunda akıl ve muhakemenin etkisiyle yönünü değiştirmiş ve gizlenmiş olur. Ancak tahrip etme isteği bu kez öfkelenen kişinin aleyhine dönerek kendisine zarar verir. Dudaklarını ısırması ve tırnaklarını yemesi bunun sonucudur.
Öfke, güçlü veya zayıf olanlara ait olma itibariyle de ayrılabilir. Güçlü insanların öfkesi gerçek bir öfkedir ki, bağırmayla ve şiddetli hareketlerle kendini gösterir. Zayıfların öfkesi daha çok olumsuz şekilde, inatçılık, terslik yapmak, surat asmak ve kendi kendini yemek şeklinde görülür. Fiziksel ve manevî olarak güçsüz olan varlığın, dışa sarfedecek gücü az olduğu için, bu gücü adetâ kendi içine sarfetme durumudur. İtiraz etme tepkisi (L’esprit de contradiction) güçsüz insanların öfkesidir.
Öfke, basit bir gücenmeden, kudurma derecesinde bir aşırı öfkeye ve taşkınlığa kadar birçok derecelerde tecelli eder. Derecelerdeki bu öfkelenme içgüdüsü, heyecanı doğuran nedenlerin yapısına, kişinin içgüdü yeteneğine ve akıl ve muhakemesine tabi olup olmama hususundaki gücüne göre oluşur.
Öfkenin hastalık olan şekilleri de vardır. Normal nedenler yokken veya sürekli bir şekilde ortaya çıkan öfke hastalıktır. Saralı çılgınlıkta görülen öfke, bu tür bir öfkedir, çok şiddetli olduğu halde hafızada hiçbir iz bırakmaz. Aynı şekilde sarhoşlarda, alkoliklerde, histerilerde ve ruhsal bozukluğu olanlarda hastalık biçimindeki öfkelere rastlanır.
Organik Belirtileri
Öfke sırasında organik görevler az veya çok oranda bozulmaya ve sarsıntıya uğrar. Kaslar canlanır, kalp atışları hızlanır, damarlar genişler, yüz kızarır, gözler parlar, solunum sıklaşır, burun delikleri açılır, kaşlar çatılır, çenedeki sinir yanaklara doğru yükselir, yumruklar ve dişler sıkılır, tükrük bezlerinin salgısı artar ki, hiddetten köpürmek deyimi bu durumun ifadesidir.
Tabi ki hayvanî şekildeki öfkelenmede, kudurma dediğimiz derecedeki aşın taşkınlıklarda bu belirtiler daha bariz ve adetâ korkunç olur.
Çocukta Öfke
Çocukta öfke heyecanı korkudan sonra belirmeye başlar. Normal şekilde olduğu gibi, anormal bir şekilde de bulunabilir.
Çocuğun normal öfkeleri ilk zamanlarda tamamen hayvanı bir şekilde ise de, güçsüzlüğü nedeniyle dengeli görünür, zararlı olmaz. Yani saldırgan bir şekle girmeyip, bağırmak, tepinmek peklinde belirir. Sonraları daha hırçın ve zararlı bir şekil alabilir. Düşünsel biçimdeki öfke ise çocukta en son görülmeye başlar.
Çocuğun öfkelenmesinin nedeni, hemen her zaman isteğinin karşılanmamasıdır. Çocuk birşeyi isteyip de uzandığı ve eline geçirmek üzere bulunduğu sırada engel olunduğunda öfkesinin belirtisini görürüz.
2,5-3 yaşlarına doğru çocuğun öfkesi çoğu kez küsme şeklindedir. İstediği birşeyi babasının vermediğini gören çocuğun, bir süre sonra aynı şey kendisine verilmiş olsa da reddettiğine şahit oluruz. Bu küsme durumunda bir çeşit gizli intikam ve hınç vardır. Yani kızgınlığın boşalmayıp içeride hapsedilmiş olduğu görülür.
Kızgınlığın küsme şeklindeki belirtisi çocuklara özgü değildir. Minnetle karın doyurmaktansa aç kalmaya razı olan yoksul bir insanın durumu; ayrılığının acısıyla memnun görünüp, kavuşmak istemeyen aşık birinin durumu hep bu hapsedilmiş öfkeden doğan küskünlük belirtisidir.
Öfke, yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da kendine sahip olmak ve hareketlerini kendisi belirleme gücünü ortadan kaldırır; merhamet ve adalet duygusunun kaybolmasına, zekânın bulanmasına ve bir alışkanlık haline dönüşürse, çocuğun kinci, intikamcı bir huy edinmesine neden olur.
Eğitim Yöntemleri
1) Çocukta öfke belirtilerini önlemeye çalışınız. Özellikle öfkenin bir alışkanlık haline gelmesinin önüne geçiniz. Ancak parlamasını tamamen yoketmeye çalışmayınız. Çünkü parlama, tepkisini ortaya koyma yeteneği, varlığın temel doğası ve kişiliğin ifadesidir.
2) Çocukta bunalım oluşmasına neden olacak hareketlerden kaçınınız. Özellikle de önemli bir neden yokken çocuğu kışkırtmaktan çekininiz. Ama öfke krizi meydana gelince sakin ve ölçülü hareket ederek isteklerinizi haklı ve anlaşılır bir şekilde belirtiniz. Çocuğun öfkesiyle kesinlikle alay etmeyiniz. Ceza vermekten mümkün olduğunca kaçınmakla birlikte, eğer ceza gerekliyse adil ve dengeli olunuz. Özellikle çocuğun öfkesine karşı siz de öfkeyle karşılık vermekten kesinlikle kaçınınız.
3) Hastalık olan öfke belirtilerinde doktora başvurunuz. Çocuğun anlamsız taşkınlıkları güçsüzlükten kaynaklanıyorsa beslenmesine dikkat ediniz. Hayatını düzene sokunuz ama isteklerine müdahale etmeyiniz. Banyo, friksiyon ve jimnastik yapması ve açık yerlerde oyun oynaması, hastalık öfkeleri için yararlı olabilir.
Çocuğun hastalık öfkesi yaratılışındaki şiddetten kaynaklanıyorsa, kalorisi düşük gıdalarla, sindirimi kolay sebzelerle beslenmesine özen gösteriniz. Açık havada uzun yürüyüşler, tuzlu suyla yapılan banyolar krizleri kesintiye uğratır. Çocuğun yüzünü soğuk suyla yıkamak, şiddetli krizlerde boynunu ve omuzlarını bir havluyla sardıktan sonra yüzüne su fışkırtmak iyi gelir. Bu durumlarda çocuğun öfke krizlerine dayakla veya fiziksel cezalarla karşılık vermekten şiddetle kaçınılmalıdır. Öfke eğer bencillikten kaynaklanıyorsa, bencilliğiyle mücadele ediniz. Çocuğa huzur ve sükûn telkin ederek, onurunu okşaymız. Öfke krizi sırasında ne hale geldiğini kendisine aynada seyrettiriniz. Anlamsız öfkenin insana yakışmayacağını ve kendisine hakim olmanın en büyük şeref olduğunu çocuğa örneklerle anlatmaya çalışınız.
Küçük yaşlardan itibaren her arzusunun yerine getirildiğini gören çocuklar, arzularının yerine getirilmediği zamanlarda hırçınlık göstermeye başlarlar. Arzularını hırçınlık krizleriyle yaptırabildiklerini anlayan çocuklarda hırçınlık ve huysuzluk zamanla bir alışkanlık haline gelir. Genellikle nazla ve şımartılarak yetiştirilmiş çocukların hırçın ve huysuz olmalarının nedeni budur. Buna göre çocukların bazen uygun olmayan isteklerine karşı koymak gerekir.


Leave a reply