Öfke

0
öfke

Öfke, kişinin varlığını koruma isteğinden doğan saldırgan bir heyecan ve krizdir.

Öfke, çoğunlukla isteğimizin oluşmasına dışımızda bir irâde­nin veya gücün engel olmasından kaynaklanır. Örneğin sözleri­ni dinlemeyen çocuklarına anne-babanın öfkelenmesi, açılma­yan bir kutuya, çakılmayan bir çiviye karşı olan öfkemiz, hep is­teğimizin dirence maruz kalmasından ileri gelmiştir. Nitekim inatçı birinin bizi daha çok öfkelendirmesi, isteğimize karşı koymasındandır.

Kişiliğimize yönelik maddî ve manevî bir saldırı da bizi öfke­lendirir ki, öfkenin bu çeşidi doğrudan doğruya varlığı koruma içgüdüsüne dayalıdır. Tahlil edildiği zaman yine isteğin, savun­ma isteğinin bir saldırıyla karşılaşmasından doğduğu görülür.

Bunun gibi istenmeyen bir olayın hatırlanması da öfkeye ne­den olabilir. Bir düşmanı görmek, hatta ondan söz edildiğini bi­le duymak bazen öfkeyi davet edebilir. Kediyle köpeğin birbirle­ri karşısında öfkelenmeleri de bu tür bir öfkedir.

Öfke Biçimleri ve Dereceleri

Ribot’ya göre öfkede başlıca üç tür ayrım mümkündür:

a) Hayvani; yani saldırı

b) Duygusal veya danışıklı saldırı

c) Amaçlı veya belirsiz saldırı

Birinci türe etçil bir hayvanın avına saldırısı olarak örnek verilebilir. Bu öfke doğrudan doğruya avlanma ve hayat müca­delesi ihtiyacına, varlığın devam ettirilmesi isteğine dayanır. Bu tür öfkenin hazzı azdır. Yalnızca hayvanlarda değil, insanlarda da hatta eğitimli olanlarda bile bu tür öfkeye rastlamak mümkün­dür.

Duygusal öfke özellikle insanlara ait olup düşünce biçiminin bunda önemli payı vardır. Düşmanına rastlayan bir köpekte da­nışıklı saldırının durumu açık bir şekilde görülür. Bu tür öfkede baskı altına almak; üstün bir güce sahip olma isteğinin ve raki­binin acısından zevk almanın etkisi vardır.

Öfkenin amaçsal biçimi uygarlaşmış olanıdır ki; kin, hiddet, kızgınlık, kıskançlık, nefret gibi biçimlerde ortaya çıkar. Saldırı isteği bunda akıl ve muhakemenin etkisiyle yönünü değiştirmiş ve gizlenmiş olur. Ancak tahrip etme isteği bu kez öfkelenen ki­şinin aleyhine dönerek kendisine zarar verir. Dudaklarını ısır­ması ve tırnaklarını yemesi bunun sonucudur.

Öfke, güçlü veya zayıf olanlara ait olma itibariyle de ayrıla­bilir. Güçlü insanların öfkesi gerçek bir öfkedir ki, bağırmayla ve şiddetli hareketlerle kendini gösterir. Zayıfların öfkesi daha çok olumsuz şekilde, inatçılık, terslik yapmak, surat asmak ve kendi kendini yemek şeklinde görülür. Fiziksel ve manevî olarak güç­süz olan varlığın, dışa sarfedecek gücü az olduğu için, bu gücü adetâ kendiiçinesarfetmedurumudur.İtiraz etmetepkisi (L’esprit de contradiction) güçsüz insanların öfkesidir.

Öfke, basit bir gücenmeden, kudurma derecesinde bir aşırı öfkeye ve taşkınlığa kadar birçok derecelerde tecelli eder. Dere­celerdeki bu öfkelenme içgüdüsü, heyecanı doğuran nedenlerin yapısına, kişinin içgüdü yeteneğine ve akıl ve muhakemesine tabi olup olmama hususundaki gücüne göre oluşur.

Öfkenin hastalık olan şekilleri de vardır. Normal nedenler yokken veya sürekli bir şekilde ortaya çıkan öfke hastalıktır. Sa­ralı çılgınlıkta görülen öfke, bu tür bir öfkedir, çok şiddetli oldu­ğu halde hafızada hiçbir iz bırakmaz. Aynı şekilde sarhoşlarda, alkoliklerde, histerilerde ve ruhsal bozukluğu olanlarda hastalık biçimindeki öfkelere rastlanır.

Organik Belirtileri

Öfke sırasında organik görevler az veya çok oranda bozulmaya ve sarsıntıya uğrar. Kaslar canlanır, kalp atışları hızlanır, damar­lar genişler, yüz kızarır, gözler parlar, solunum sıklaşır, burun de­likleri açılır, kaşlar çatılır, çenedeki sinir yanaklara doğru yükse­lir, yumruklar ve dişler sıkılır, tükrük bezlerinin salgısı artar ki, hiddetten köpürmek deyimi bu durumun ifadesidir.

Tabi ki hayvanî şekildeki öfkelenmede, kudurma dediğimiz derecedeki aşın taşkınlıklarda bu belirtiler daha bariz ve adetâ korkunç olur.

Çocukta Öfke

Çocukta öfke heyecanı korkudan sonra belirmeye başlar. Nor­mal şekilde olduğu gibi, anormal bir şekilde de bulunabilir.

Çocuğun normal öfkeleri ilk zamanlarda tamamen hayvanı bir şekilde ise de, güçsüzlüğü nedeniyle dengeli görünür, zararlı olmaz. Yani saldırgan bir şekle girmeyip, bağırmak, tepinmek peklinde belirir. Sonraları daha hırçın ve zararlı bir şekil alabilir. Düşünsel biçimdeki öfke ise çocukta en son görülmeye başlar.

Çocuğun öfkelenmesinin nedeni, hemen her zaman isteği­nin karşılanmamasıdır. Çocuk birşeyi isteyip de uzandığı ve eli­ne geçirmek üzere bulunduğu sırada engel olunduğunda öfkesi­nin belirtisini görürüz.

2,5-3 yaşlarına doğru çocuğun öfkesi çoğu kez küsme şeklin­dedir. İstediği birşeyi babasının vermediğini gören çocuğun, bir süre sonra aynı şey kendisine verilmiş olsa da reddettiğine şahit oluruz. Bu küsme durumunda bir çeşit gizli intikam ve hınç var­dır. Yani kızgınlığın boşalmayıp içeride hapsedilmiş olduğu gö­rülür.

Kızgınlığın küsme şeklindeki belirtisi çocuklara özgü değildir. Minnetle karın doyurmaktansa aç kalmaya razı olan yoksul bir insanın durumu; ayrılığının acısıyla memnun görünüp, kavuş­mak istemeyen aşık birinin durumu hep bu hapsedilmiş öfkeden doğan küskünlük belirtisidir.

Öfke, yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da kendine sahip olmak ve hareketlerini kendisi belirleme gücünü ortadan kaldı­rır; merhamet ve adalet duygusunun kaybolmasına, zekânın bu­lanmasına ve bir alışkanlık haline dönüşürse, çocuğun kinci, intikamcı bir huy edinmesine neden olur.

Eğitim Yöntemleri

1) Çocukta öfke belirtilerini önlemeye çalışınız. Özellikle öfke­nin bir alışkanlık haline gelmesinin önüne geçiniz. Ancak parlamasını tamamen yoketmeye çalışmayınız. Çünkü parla­ma, tepkisini ortaya koyma yeteneği, varlığın temel doğası ve kişiliğin ifadesidir.

2) Çocukta bunalım oluşmasına neden olacak hareketlerden ka­çınınız. Özellikle de önemli bir neden yokken çocuğu kış­kırtmaktan çekininiz. Ama öfke krizi meydana gelince sakin ve ölçülü hareket ederek isteklerinizi haklı ve anlaşılır bir şe­kilde belirtiniz. Çocuğun öfkesiyle kesinlikle alay etmeyiniz. Ceza vermekten mümkün olduğunca kaçınmakla birlikte, eğer ceza gerekliyse adil ve dengeli olunuz. Özellikle çocuğun öfkesine karşı siz de öfkeyle karşılık vermekten kesinlikle ka­çınınız.

3) Hastalık olan öfke belirtilerinde doktora başvurunuz. Çocu­ğun anlamsız taşkınlıkları güçsüzlükten kaynaklanıyorsa bes­lenmesine dikkat ediniz. Hayatını düzene sokunuz ama istek­lerine müdahale etmeyiniz. Banyo, friksiyon ve jimnastik yapması ve açık yerlerde oyun oynaması, hastalık öfkeleri için yararlı olabilir.

Çocuğun hastalık öfkesi yaratılışındaki şiddetten kaynakla­nıyorsa, kalorisi düşük gıdalarla, sindirimi kolay sebzelerle beslenmesine özen gösteriniz. Açık havada uzun yürüyüşler, tuzlu suyla yapılan banyolar krizleri kesintiye uğratır. Çocuğun yüzünü soğuk suyla yıkamak, şiddetli krizlerde boynunu ve omuzlarını bir havluyla sardıktan sonra yüzüne su fışkırtmak iyi gelir. Bu durumlarda çocuğun öfke krizlerine dayakla veya fiziksel cezalarla karşılık vermekten şiddetle kaçınılmalıdır. Öfke eğer bencillikten kaynaklanıyorsa, bencilliğiyle müca­dele ediniz. Çocuğa huzur ve sükûn telkin ederek, onurunu okşaymız. Öfke krizi sırasında ne hale geldiğini kendisine ay­nada seyrettiriniz. Anlamsız öfkenin insana yakışmayacağını ve kendisine hakim olmanın en büyük şeref olduğunu çocu­ğa örneklerle anlatmaya çalışınız.

Küçük yaşlardan itibaren her arzusunun yerine getirildiğini gören çocuklar, arzularının yerine getirilmediği zamanlarda hırçınlık göstermeye başlarlar. Arzularını hırçınlık krizleriy­le yaptırabildiklerini anlayan çocuklarda hırçınlık ve huysuz­luk zamanla bir alışkanlık haline gelir. Genellikle nazla ve şı­martılarak yetiştirilmiş çocukların hırçın ve huysuz olmaları­nın nedeni budur. Buna göre çocukların bazen uygun olma­yan isteklerine karşı koymak gerekir.

Eklemek İstedikleriniz