Nasıl Kilo Verilir?

0
kilo 2

Ağzınıza layık Türk mutfağı yerine günlük koşuşturma için­de özellikle çalışanlar son yıllarda, yurtdışından gelen olumsuz­luklardan biri olan, “hızlı yemek” denen kemik kazıntısı, sağlıksız ve kilo yapan yiyeceklere yöneldiler. Bu beslenme alışkanlı­ğı son yıllarda şişmanlık sorununu daha öne çıkardı. Fakat ön­ce, “Şişman olduğunuzu nereden biliyorsunuz?” diye sorabili­riz. Olmanız gereken kilonun yüzde 20 üstündeyseniz, o halde çok şişmansınız.

İnsanlar yaşlandıkça kilo alma eğilimindedirler, ama her yaşta kadınlar erkeklerden daha fazla kilo alırlar. Çok seyrek durumlar dışında, yakabileceğinizden daha fazla kalori aldığı­nız için şişmanlarsınız. Kilo almanın başka bir açıklaması yok­tur ve bu fazlalıkları verip istediğiniz kiloda kalabilmek için vü­cudunuz için gerekli olan enerjiden daha azını sağlayacak kadar besin almalısınız.

Metabolizma

Her bireyin metabolizması kendine özgüdür ve besin gerek­sinimlerinizi belirler. Kuşkusuz, kimi insanlar öbürlerinden çok az besine gerek duyarlar. Siz de bunlardan biriyseniz ve normal ya da normalden fazla miktarda yerseniz, mutlaka kilo alırsınız. Ne yazık ki metabolizmanız değiştirilemez. Eğer düşükse, işta­hınızı frenlemeniz gerekir. Ama, yüksek metabolizmaya sahip şanslı kişilerdenseniz, hiç kilo almadan istediğiniz kadar yiyebi­lirsiniz. Ama dikkat edin. Metabolizmanız nasıl olursa olsun, yaşlanıp hareketleriniz kısıtlandıkça daha az besine gereksini­miniz olacaktır. 65 yaşında almanız gereken kalori miktarı 25 yaşında aldığınızın yüzde 80′i olmalıdır.

Kalıtım ve çevre

Genellikle bazı ailelerde şişmanlığa eğilim vardır, ama bu­nun kalıtımla geçen bir bozukluk nedeniyle mi, yoksa çocukken edinilmiş zararlı alışkanlıklar sonucunda mı oluştuğu kesin ola­rak söylenemez. Kuşkusuz, ruhsal durumunuz da aşırı yemeye neden olabileceği için kilonuzu etkiler. Bunalım, sıkıntı gibi du­rumlarda yemek yemek bir teselli gibi görünür, oysa bu bir kı­sırdöngü yaratır.

Özellikle menopozda bazı kadınlar kendilerine tarafsız bir gözle bakamaz, ancak çevrenin kabul edip kusursuz bulduğu de­ğerlere uymak isterler. Bu ikilik, aşırı yeme, aşırı kilo artışı ve ba-


şansız rejimlere neden olur. İnce olmanın çekici olduğuna körü körüne inandırılmışsanız, hiçbir zaman yemek yeme konusunda sağlıklı, dengeli bir tutuma sahip olamazsınız. Kilo vermek için rejim yapmanın gerekliliğine önce inanmalısınız. Bir kere inandı­nız mı, rejim yapmak kolaylaşır. Düşmemeniz gereken bir başka tuzak da, bütün sorunlarınızın şişmanlığınızdan kaynaklandığı ve zayıfladığınız anda bunların yok olacağı düşüncesidir. Buna inanmak saflıktır ve size ancak mutsuzluk getirir.

Zayıflama rejimleri

Son yıllarda Türkiye’de kadın dergilerinde, günlük gazete­lerde, televizyonlarda, her yerde binbir çeşit zayıflama diyetleri bulabilirsiniz. Rejimlerin sayısı kişisel zevkler kadar çoktur ve hiçbiri kendiliğinden başarılı olamaz. Başarılı olmak için rejime sadık kalmanız ve kilo verdikten sonra eski kötü alışkanlıklara dönmemeniz gerekir. Bu rejimlerin birçok öğesi vardır, ama en önemlisi kendi iradenizdir. Herhangi bir rejime başlamadan ön­ce, çok pahalı olmamasına, günlük yaşamınızı aksatmamasına ve çok fazla sıkı olmamasına dikkat edin. Kalorileri kısıtlayan bütün rejimler başarılı olacaktır.

İnsan gereğinden çok fazla zayıflayabilir mi?

Evet, özellikle kişi zayıflamak için kendini bilerek aç bırakırsa, ki o zaman bu duruma ‘anoreksia nervosa’ denir. Bu terim zayıf­lamanın ruhsal bir bozukluk sonucu olduğunu belirtir. Bunların çoğunun temelinde, genellikle aile çevresinde var olan bir gerilim­den ileri gelen ciddi ruhsal bozuklukları vardır. Ancak, çoğunluk­la bu hastalığın gerçek nedeni, ergenlik döneminde edinilen olumsuz cinsel deneyimlerdir. Bu durum en sık ergenlik çağında görülür ve hasta 30 kg’ye kadar düşebilir. Genellikle 45 kg’nin al­tına inince âdet kanamaları kesilir, deride aşırı tüylenme olur.

‘Bulumla nervosa’ en sık 20-30 yaşlarındaki kadınlarda rast­lanan bir başka yemek yeme bozukluğudur. Bu durumda olan­lar yiyeceklerden tiksindiklerini, ama yine de kendilerini ye­mekten alamadıklarını belirtirler. Ne var ki, yemek yedikten sonra kendilerini o kadar suçlu hissederler ki, yediklerinden kurtulmak için ya kusarlar ya da müshil alırlar. Önce aşırı bir yeme nöbeti, sonra kendini zorlayarak kusma, ardından uzun süren bir açlık dönemi çok sık rastlanan bir yeme modelidir.

Yiyeceklerin “yanlış kullanımı” hastalıkların nedeni değil, bu durumlarda görülen bir belirtidir. Bu yüzden, bozukluğu ya­ratan ruhsal rahatsızlığa, gerilime yönelik bir tedavi uygulan­malıdır. Mutlaka psikiyatrik tedavi yapılmalıdır.

Kilo vermenin en iyi yolu nedir?

Önce kendi hekiminiz ve diyetisyeninizle nasıl bir diyet uy­gulayacağınızı kendi sağlık koşullan içinde kararlaştırmalısınız. Bütün kitaplar genel bilgi verir. Sizin için en iyi yol size uyan yoldur. Kolayca uyup yaşamlarını eskisi gibi sürdürebilecekleri yeni bir yemek düzeni bulmadan hiç kimse kilo veremez. Eğer yanlış bir beslenme düzeniniz ve alışkanlıklarınız varsa, ne ka­dar güç olursa olsun onları değiştirmelisiniz. Bu alışkanlıkları değiştirmek ve yenilerine bağlı kalmak için iradenizden başka hiçbir silahınız olmayacaktır. Size uyup sorun çıkarmayacak bir rejime bağlı kalmak bile zordur. Çikolatadan vazgeçemiyorsanız rejimden tamamen çıkarmayın. Sık ve az yemeye alışmışsanız, uzun süre aç kalmanızı gerektirecek bir rejim yapmayın. Sebze yemeği severseniz, bol miktarda hayvansal protein içeren yüksek proteinli rejimlerden kaçının. Atıştırmaktan hoşlanıyor­sanız, ona göre bir rejim bulun. Ancak, unutmayın ki, bir rejim ancak aldığınız kalorileri azaltırsanız başarılı olur. Şimdi diğer önemli bir soru:

Verdiğim kiloları almayı nasıl engelleyebilirim?

Bir zamanlar şişmanken kilo vermiş ve ideal kilosunda kal­mayı başarmış hangi kadınla konuşursanız, verilen kiloların ye­niden alınmaması için çaba göstermek gerektiği sonucuna varır­sınız. Her şeyden önce kendi bedeninizi tanıyıp gereken hare­ketliliği göstermeli veya gereken hareketleri yapmalısınız.

Hareketlilik egzersizleri

Vücudun bütün bölgelerini gevşetmek için yapılan egzersiz­lerdir. Bu egzersizlerin birçok çeşidi vardır. Hiçbirinin öbürün­den üstünlüğü yoktur. Eklemlerinizi ve kaslarınızı mümkün ol­duğu kadar çok çalıştıran her tür egzersiz yararlıdır.

Güçlendirme egzersizleri

Bu tip egzersizlere daima en kolayından başlamalısınız. Kol ve omuz kaslarınızı güçlendirmek için duvara dönük ve ayakta durarak ellerinizle duvarı itebilirsiniz. Daha sonra bunları masa üzerinde, ardından sandalyenin kenarlarını iterek, sonunda kas­larınızın iyice güçlendiğini hissederseniz yerde yatarken yapabi­lirsiniz. Aynı biçimde bacak ve karın kaslarınızı güçlendirmek için yapılan düz bacak kaldırma egzersizlerine sandalyede otu­rurken başlayıp daha sonra yerde yatarak oturup kalkmayı de­neyebilir, en sonunda topuklarınızı bir sandalyeye dayayıp o po­zisyonda oturup kalkabilirsiniz. Bacak kasları için yapacağınız diz bükme hareketlerine bir sandalyenin arkasına tutunarak eği­lip kalkmaya başlayın. Bir sürede sandalyesiz çöküp kalktıktan sonra diz çökmüş durumdan sıçrayarak ayağa kalkmaya çalışın.

Ne yaparsanız yapın, hoşunuza giden ve ev yaşantınızı faz­la bozmayan bir egzersiz türü seçin. Egzersiz yaparken, daha önce anlatıldığı gibi nabzınızı sayın. Birkaç hafta sonra, sürekli egzersiz yapabiliyorsanız, egzersizlerin süresini ya da zorluk derecesini artırarak, nabzınızı hızlandırın.

Egzersiz kuralları

Sağlıklı olup olmadığınızı öğrenmeden hiçbir egzersiz prog­ramına başlamayın. Eğer herhangi bir kuşkunuz varsa doktoru­nuza danışın. Hoşunuza giden hareketler, egzersizler seçin. Böyle yapmazsanız, hiçbir zaman programa bağlı kalamazsınız. Egzersiz bir angarya olmamalıdır; eğer öyle hissediyorsanız, yanlış egzersizleri yapıyorsunuz. Bu sizin için bir ceza da olma­malıdır; eğer öyleyse kendinize çok ağır bir ceza veriyorsunuz. En iyi egzersiz günlük yaşamınıza en iyi uyandır; örneğin köpe­ği gezmeye çıkarmak, işe giderken ya da alışverişe çıkarken bi­siklete binmek, asansöre binmek yerine merdivenlerden çıkmak gibi. Pahalı aletler için dünya kadar para harcamaya gerek yok­tur. Hiç alet kullanmadan egzersiz yapmak da mümkündür.

Dolu mideyle egzersiz yapmayın. Zorlu egzersizlere başla­madan önce birkaç dakika gevşemeye çalışın. Egzersiz sürenizi artırmak konusunda çok hırslı olmayın; yaşınız için uygun olan düzeye yavaş yavaş ulaşmak için daima nabzınızı denetleyin.

Formunuzu bulduktan sonra o durumda kalmak için düzenli (haftada 3-4 kez) egzersiz yapın.

Formunuzu bulduktan sonra formda kalmak kolaydır ve çok az zaman ve çaba gerektirir (haftada 3-4 kez 20 dakika kadar). Her egzersiz seansında en az şunları yapmalısınız:

Beş dakika hareketlilik egzersizleri ya da iki dakika hareket­lilik, üç dakika güçlendirme egzersizleri. 15 dakika bacakları ça­lıştıran zorlu egzersiz (nabzınızı normal sınırlara çıkarana dek). Bu miktar egzersizi herkes yaşamına sığdırabilir.

Egzersiz zararlı olabilir mi?

Evet, bazen olabilir. Bu nedenle genel kural olarak bir uzmanın gözetiminde bu egzersizlere başlamak daha uygun olur. Ancak formdan çok düşükseniz, doktorunuzca izlenmesi gereken bir göğüs ya da kalp hastalığı­nız varsa, bir kemik ya da eklem hastalığınız varsa, bütün bu’ durumlarda ve kondisyonunuz konusunda kuşkunuz varsa doktorunuza danışın. Egzersiz, yaşları ne olursa olsun sağlıklı insanlar için zararlı değildir, tabii acele etmedikleri sürece.

Eklemek İstedikleriniz