Menopozda Beslenme
Posted on 31. Ara, 2008 by admin in MENOPOZ
Menopozda beslenme hem kadınların hem de diyetisyenlerin zorlandığı bir konudur. En çok sorulan soru:
Kilonuz kontrol altında mı? Araştırmalara göre dünya nüfusunun altıda birini şişmanlar oluşturuyor. Türkiye’de de çoğu insanın kilosuna dikkat ettiği pek söylenemez. Kalıtım, yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik gibi nedenlerden kaynaklanan ve![]()
![]()
![]()
modern toplumların sorunu olan şişmanlık, beraberinde birçok sağlık sorununu da getiriyor. Bu sorunlardan en sık rastlanılanlar şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları.
Ben şişman mıyım?
Şişmanlık, çeşitli nedenlerle vücuttaki yağ dokusunun artışına bağlı olarak vücut ağırlığının artmasıdır. Vücuttaki yağ dokusunun yetişkin bireylerde normal değerleri erkeklerde yüzde 18-25, kadınlarda yüzde 25-31 arasındadır. Bu değerler yaşa göre değişmektedir. Bu değerlerin üzerine çıkılırsa, şişmanlık sorunuyla karşılaşılır. Şişman olup olmadığını anlamak için en sık kullanılan formül, beden kitle indeksi (BKİ), ağırlığın boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle bulunur (kg/m)
Ağırlık (kg)
BKİ=
Boy² (m²)
BKİ Durumunuz
18.5 kg/m² nin altında Zayıf
18.5-24.9 kg/m² arasında ise Normal kilolu
25-29.9 kg /m² arasında ise Hafif şişman (fazla kilolu)
30-34.9 kg/m² arasında ise Orta derecede şişman (1. derece)
35-39.9 kg /m² arasında ise Ağır derecede şişman (2. derece)
40 kg/m² üzerinde ise Çok ağır derecede şişman(3. derece)
Özellikle menopoz sırasında kadınlar “Neden kilo alıyorum?” diye sorarlar. Alman ve harcanan enerji, bir terazinin iki kefesi olarak düşünüldüğünde, alman enerjinin harcanandan çok olması, dengenin bozulmasına neden olur ve fazla enerji vücutta yağa dönüşür.
Şişmanlığa sebep olan yanlış alışkanlıklar:
1) Öğünlerin sıklıkla enerjisi yüksek olan cips, çikolata, bisküvi, hamburger, kuruyemiş gibi besinlerden oluşması.
2) Gece geç saatlerde yemek yemek.
3) Öğünlerin atlanması ve öğün saatlerinin düzensiz olması.
4) Kısa zamanda tüketildikleri için bize zaman kazandıran fakat şişmanlatan hazır gıdaların fazla tüketilmesi.
5) Yetersiz hareketlilik.
Şişmanlık yaşamı nasıl etkiler?
1) Çabuk yorulmaya ve çalışma veriminin azalmasına neden olur.
2) Bazı hastalıklara yakalanma riskini artırarak yaşam süresinin ve kalitesinin azalmasına neden olur.
3) Genellikle şişman bireylerde kötü huylu kolesterol (LDL) yüksek, iyi huylu kolesterol (HDL) düşüktür, bu da kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini artırır.
4) Şişmanlık, solunum sistemine ve kan dolaşımına mekanik bir yük getirerek solunumu zorlaştırır, kalbi yorar.
5) Şişman bireylerde şeker hastalığı ve hipertansiyon gibi kronik hastalıklara yakalanma riski daha yüksektir.
6) Şişmanlık, iskelet ve kas sistemi üzerinde ağır yük ve kalça, bacak, omurga eklemlerinde kireçlenmeye neden olabilir.
Sağlıklı zayıflamak istiyorum!
Çevremize bakınca rejim yapmaya uğraşan birçok insana rastlarız. Her şeyden önce sağlıklı bir şekilde zayıflamaya kararlı olmak gerekir.
1) Uygulanan beslenme programı kişinin gereksinimlerini karşılayacak şekilde kişiye özel olarak belirlenmelidir.
2) Yeterli ve dengeli beslenmeyi yaşam biçimi haline getiren beslenme programları başarılıdır. Bu yüzden, uygulanan program, kişiye var olan kötü beslenme alışkanlıkları yerine doğru beslenme alışkanlıkları kazandırmalıdır.
3) Uzun sürede kilo vermeyi sağlayarak verilen kilonun kalıcı olduğu beslenme programları başarılıdır.
4) Bütün bu ayrıntıları sizin için bir diyetisyenin düşünebileceğini unutmayın.
Sağlıklı beslenmenin ilkeleri:
Sağlıklı olabilmek için nasıl sağlıklı beslenmemiz gerektiği üstünde durmalıyız. Gerektiği kadar kalori tüketin. Ne az ne de fazla! Tahıl, sebze, meyve, bakliyat ağırlıklı diyet uygulayın. Çeşitli ve farklı yemeklerden oluşan bir plan yapın. Yağı, doymuş yağları, yani hayvansal yağları sınırlayın. Kolesterollü hayvansal besinlerden kaçının. Tuz kullanımına sınır koyun. Şeker tüketiminizi sıkı takip edin. Fazla şeker kullanmayın, şeker ihtiyacınızı meyvelerle karşılayın. Alkol kullanmayın. Sağlıklı olan boyunuza göre ideal kilonuzu korumaya çalışın.
Doğru beslenirseniz menopozda ve her zaman kendinizi iyi hissedersiniz. Bedensel ve ruhsal gücünüzü korur, geliştirirsiniz. Bu şekilde olumlu, yapıcı, üretken ve başarılı biri olursunuz. Daha az hastalanır, eğer hasta olursanız daha hızlı iyileşirsiniz. Yaşlandırıcı ve uzun süren sağlık sorunlarından (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalığı, osteoporoz-dan) korunur, bunların tedavisini kolaylaştırırsınız. Bağışıklık sistemi güçlenir. Her yaşta formda olursunuz. Daha dengeli ve sağlıklı bir düşünme ve gelişme süreci yaşarsınız. Kesinlikle yaşam kalitenizi yükseltir, hastalıklı günlerinizi azaltırsınız. Daha sağlıklı ve dirençli bir yaşlılığa hazırlanırsınız.
VİTAMİNLER
Ülkemizde bazı insanların lüzumsuz yere fazla vitamin aldığını, birçok insanınsa gereksinimi olduğu halde vitamin kullanmadığını görüyoruz. Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Vitamin sözcüğü Latince “yaşam” anlamındaki “vita”dan gelir. Tıpkı besinler gibi vitaminler de vücutta üretilemediği için, yiyeceklerle dışarıdan alınır ve canlıların yaşam süreçlerinde çok büyük işlevler üstlenir. Bazı hastalıklar,, büyüme,, gebelik, özellikle menopoz ve yaşlılık, gibi durumlarda vitamin gereksinimi artar. Kötü beslenme alışkanlığı ya da zorunluluklar nedeniyle dengeli beslenemeyen kişilerde, vitamin eksikliğine bağlı hastalıklar görülebilir.
Vitamin tabletlerinin ilaç olduğunu unutmayın. Şu vitamin iyi, bu vitamin iyi diye, bakkaldan alır gibi vitamin alınmaz. Kesinlikle hekiminize danışarak bu tür tabletleri kullanın.
A VİTAMİNİ: Süt, yumurta sarısı, karaciğer, tereyağı ve balık gibi hayvansal yiyeceklerde ve marul, havuç, ıspanak gibi sebzelerde bolca bulunur. Cilt, diş ve kemik sağlığı açısından çok önemlidir. Görme işlevinde de doğrudan rol oynar.
D VİTAMİNİ: Bu vitamin, özellikle gelişme çağında çok önemlidir. Büyüme döneminde yeterince D vitamini alınmaması, kemiklerde ağır biçim bozukluklarına yol açan raşitizm hastalığıyla sonuçlanır. D vitamini eksikliğinin erişkinlerdeki sonucu ise, “osteomalazi” denen kemik yumuşamasıdır. Bu vitaminin en zengin doğal kaynakları, balıkyağı, karaciğer, süt ve yumurta sarışıdır.
VİTAMİN B 12: Sağlıklı kan değerleri ve dolaşım sistemi. B kompleks ailesinin en önemli üyelerinden birisi olan B12 vitamini, kan değerleri için büyük önem taşıyan bir vitamindir. Hücre oluşumunda, özellikle de alyuvar hücrelerinin oluşumunda hayati önem taşır. Ayrıca sinirleri çevreleyen koruyucu kılıfın oluşumunu destekler ve diğer B vitaminleri gibi besinlerin enerjiye dönüşmesini sağlar. Özellikle hayvansal kaynaklı besinlerde bulunan vitamin B12, vejetaryenler ve 50 yaşın üzerindeki kişiler için çok önemli takviyedir. Menopozda bu nedenle önem kazanır. 50 yaşın üzerinde, besinlerden vitamin B12 emilimi azalır. Vücutta B12 eksikliği, kalp hastalıkları, depresyon ve alzheimer hastalığı riski gibi önemli sağlık sorunlarına yol açar. Alzheimer hastalarında vitamin B12 eksikliği çok sık görülür. B12′nin önemli görevlerinden birisi de bağışıklık sistemini sağlıklı tutmakta oynadığı roldür. Son dönem çalışmalarında ise folik asit ile vitamin B12′nin kalp rahatsızlıklarına karşı önemli ölçüde koruma sağladığı bulunmuştur. Vitamin B12, folik asit ile beraber kandaki homosistein miktarını düşürerek kalbi korumaktadır.
Kullanım önerisi: Günde 1 kapsül, tercihen yemeklerden sonra.
VİTAMİN C 500 mg: En önemli doğal C vitamini kaynağı kuşburnudur. Formüldeki kuşburnu, doğal bioflavonoidleri sağlar. Bioflavonoidler genel olarak meyve, sebze ve bitkilere renklerini veren güçlü antioksidan maddelerdir. Kuşburnu çok zengin C vitamini kaynağı olarak bilinmektedir. C vitamini bağışıklık sistemi koruyucusu olarak, enfeksiyonlara yakalanma sıklığını ve enfeksiyon süresini azaltmaya yardımcıdır. Akyuvarların aktivitesini artırdığı bilinmektedir. Ayrıca güçlü bir antioksidan olarak vücut dokularını serbest radikallerin zararlarından korur. Bunun yanında özellikle kuşburnu gibi bioflavonoidlerle kombine halde alerjik durumlarda yardımcı olur.
Kullanım önerisi: Günde 1-2 tablet, tercihen yemeklerden sonra.
![]()
![]()
![]()
VİTAMİN E: Kalp sağlığı ve dolaşım sistemi için çok önemlidir. Soya fasulyesi yağından elde edilen ve yağda çözünen, an-tioksidan etkinliğine sahip önemli bir vitamindir. E vitamini, yağların ve kolesterolün serbest radikaller tarafından oluşan toksik, yani zehir niteliğindeki türevlerin oluşumunu engellerler. E vitamini en yüksek korumayı LDL (kötü huylu) kolesterole karşı gösterir.
E vitamini kalp ve damar sistemi için çok önemlidir. Son dönemdeki çalışmalar, günlük 400IU E vitamini takviyesinin, kalp krizini ve kalp hastalıklarından ölme riskini önemli derecede azalttığını göstermiştir. Bunun yanında yapılan düzinelerce araştırma, vücuttaki E vitamini eksikliğinin bazı tümör oluşumlarının gelişme olasılığını artırdığını göstermiştir. Bu, çok önemli bir saptamadır. Her gün alman 400 IU E vitamini, ileride kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltabilir. Yeşil erik, badem gibi birçok meyve E vitamininden zengindir.
Kullanım önerisi: Günde 1 kapsül, tercihen yemeklerden sonra.
Vitamin ve mineral dengesi önemlidir. Vitamin konusunda yapılan araştırmalar vitaminler kadar minerallerin de hayati fonksiyonlar için önemli olduğunu ve ikisi arasındaki dengenin korunması gerektiğini göstermiştir.
MİNERALLER
Demir: Oksijen taşınmasında ve hücre solunumunda çok önemli bir rol oynar. Vücudu kansızlıktan koruyan çok önemli bir mineraldir. Eksikliğinde kan içindeki alyuvarların oksijen taşıma kapasitesi düşer, birçok vücut işlevi bozulur.
İyot: Boynumuzun ön tarafında, bir içsalgı bezi olan tiroid bezi yer alır. Bu bezin hormonu olan ‘tiroksin’in yapımı için iyot gereklidir. İyot yeterli miktarda alınmazsa tiroid bezinde büyüme, yani guatr olur. iyodun genel sağlık, büyüme ve gelişme üzerinde etkisi vardır.
Eksiklik belirtileri: Pul pul dökülen kuru cilt, saçlarda kuruma, kırılma, tırnaklarda kırılma, halsizlik, yorgunluk, guatr, hormon düzensizlikleri, cücelik.
Kalsiyum: Özellikle menopozda önemi artar. Kemiklerin normal oluşum ve gelişimi için gereklidir. Vücuttaki kalsiyumun yüzde 90′ı kemik ve dişlerde bulunur. Vücudunuzda her gün farkında olmadığınız binlerce kılcal kanama olmaktadır. Bu kanamaları durduran pıhtılaşma mekanizmalarının çalışabilmesi için kalsiyum gereklidir. Fizyolojik denge için gerekli minerallerden biridir. Sinir sistemimizin normal fonksiyonu için gereklidir.
Eksiklik belirtileri: Sinir dokularında hassasiyet gelişir. Kasılmalar görülür. Yetişkinlerde kemik erimesi gelişir.
Bakır: Kan, kemiklerin ortasında yer alan kemik iliğinde, demirden yapılır. Bazen besinlerle yeteri kadar demir alınsa bile kansızlık görülebilmektedir. Kemik iliğinde kan üretimi için yalnızca demir bulunması yeterli değildir, bir miktar da bakıra gerek vardır.
Magnezyum: Menopozda alınması önemlidir. Kemik kas, sinir dokusunda ve kan hücrelerinde bulunur. Sinir sisteminde yatıştırıcı etkisi vardır, iskelet kası, kalp kası ve sinir dokusunun normal fonksiyonu için kalsiyum-manganez arasında denge olmalıdır. Çok önemli biyolojik reaksiyonlar için gereklidir.
Eksiklik belirtileri: Magnezyum eksikliğine bağlı olarak kaslarda titreme, amaçsız istemsiz hareketler ve bazı durumlarda kasılma ile seyreden, alkolizme benzeyen bir hastalık görülebilir. Magnezyum hemen tüm hayati fonksiyonlarımız için gerekli bir mineraldir. Yokluğu veya eksikliği halinde kalpten mideye kadar birçok organ olumsuz sinyaller vermeye başlıyor. Bir yığın rahatsızlık ortaya çıkıyor. Bu değerli mineral en çok hububat, sebze, madensuyu ve soya fasulyesinde bulunuyor. Buna karşılık fazla miktarda aldığımız protein, yağ, kalsiyum ve fosfat metabolizmanın magnezyum almasını engelliyor.


Leave a reply