Korku
Posted on 11. Oca, 2009 by admin in ÇOCUKTA PSİKOLOJİK GELİŞİM
Kimileri korkuyu, bir hücreye hapsedilmiş firar arzusu şeklinde tanımlarlar. Gerçekten de korkunun en basit şekli kaçmaktır ve bu firar bir engelle karşılaşmazsa sükûn hali geri döner. Kaçışın mümkün olmaması ve tehlikenin kesinleşmesi oranında korkunun şiddeti artar.
Alışılmayan bir durum, meçhul ve esrarengiz olaylar fiziksel acı ve herhangi bir darbe veya saldırı ihtimali, korkunun temel nedenleridir.
Organik Belirtileri
Korkunun başlıca organik belirtileri; çırpınarak titremek, hareketlerde düzensizlik ve güçsüzlük, sesin boğulması, konuşmanın anlaşılmaz olması ve bazen dilin tutulması, iradenin kısmen veya tümüyle ortadan kalkması, tükrük salgısının durması sonucu boğazın kuruması, soğuk terler dökmek, tüylerin dikenleşmesi, boğazın tıkanması, bağırsaklarda salgıların artması, kan dolaşımının değişikliğe uğraması, yüzün solması, solunumun güçleşmesi ve bazen kalbin durması ve ani ölümün meydana gelmesi gibi hallerdir.
Derecesi ve Çeşitleri
Korku, tehlikenin savuşturulmasının mümkün olup olmamasına, yani kaçışın gerçekleşebilme durumuna göre, basit bir heyecandan, çok şiddetli acılara kadar sayısız dereceler gösterebilir. Kaçışın ve savuşturmanın imkansız olduğu ve tehlikeyi karşılamanın zorunlu olduğu anlarda korku bir azap/işkence (L’angois-se) şeklini alır. Korkunun tüm derecelerini tesbit etmek için dilimizdeki kelimeler yeterli değildir. Kuşku, çekinme, sakınma gibi korkular küçük dereceleri; ürperme, dehşet ve işkence gibi durumlar ise korkunun ağır dereceleridir.
Hastalık Korku
Hastalık olan korkulara tıp dilinde fobi (phobie) denilmektedir. Bu tür korkular normal korkulardan üç temel farkla ayrılırlar:
Birincisi: kişiye her zaman musallattır.
İkincisi: karşılaştıkları olaylarla orantısızdırlar.
Üçüncüsü: karşı koymak imkansızdır.
Hatta çoğu zaman fobiye yakalananlar, korkularını mantıksız ve anlamsız buldukları ve onunla mücadele ettikleri halde yine de başarısız olurlar. Psikologlar fobileri beş kısma ayırırlar:
Birinci kısımda olanlar, çeşitli eşyalara dokunmaktan korkanlardır. Bir bıçağa, bir kumaşa veya herhangi bir sıvıya dokunurken kriz geçiren korku hastaları vardır.
İkinci kısımda mekân korkusu yaşayanlar vardır. Bunlar ya ıssız ve geniş alanlardan veya kapalı mekanlardan (asansör, koridor vb.) korkarlar.
Üçüncü kısımda olanlar, yıldırım, gök gürültüsü ve hava akımlarından hastalık derecesinde korkanlardır.
Dördüncü kısımda da canlı varlıklardan hastalık derecesinde korkanlar bulunur. Yılan, fare, örümcek, hamamböceği, köpek gibi hayvanlardan korkanlar olduğu gibi, bitkilerden de korkanlar vardır.
Beşinci kısımda ise yükseklik korkusu yaşayanlar vardır. Bu korkuya yakalananlar ise uçaktan, yüksek apartman veya gökdelenden aşağıya bakmaktan veya oralara çıkmaktan korkarlar.
Çocukta Korku
Korku, çocuğun zaman açısından ilk heyecanıdır. Çocuğun ilk korkuları tecrübelere dayalı değildir ve bilinçsizdir. Kendisine hiç korku telkin edilmemiş olan çocuğun hiç korkmayacağını zannetmek doğru değildir.
Çocuğun bilinçsiz korkularının başlıca nedenleri, yapılan gözlemlere göre karanlık, yenilik, boşluk, yükseklik ve dökülmüş kan olabilir. Karanlıktan korkmak, çocuklarda ilk zamanlarda bilinçsiz bir haldeyken, “öcü, cıs, hapis, dile biber sürmek” gibi telkinlerden ve masalların etkilerinden dolayı bilinçli ve hayâl gücüne dayalı bir hale gelebilir.
Çocukta yeniliğe karşı korku, görünen yeni nesnelerle ve seslerle ilgilidir. Kimi zaman anne veya babasının elbiselerindeki ve şapkalarındaki küçük bir değişiklik çocukta korku uyandırabilir. Yerinin değişmesi, yeni bir yüzle karşılaşması, o zamana kadar duymadığı bir ses işitmesi gibi haller çocuğu korkutabilir.
Boşluktan korkmak, çocuğun kucakta gezdirildiği sırada görülür. Daha sonra yürümeye başlayıp da birkaç kez düştükten sonra boşluk korkusu artık bilinçli bir hal alır. Dökülmüş kandan korkmak başlangıçta bilinçsizken, zamanla bilinçli bir şekle dönüşür.
Bilinçli korku, çocukta yetişkin insanda olduğu gibi yerleşmeye başlar ve fazla heyecanlı olanlarda, özellikle zayıf mizaçlı olan çocuklarda daha çok görülür. Gece uykusu sırasındaki korkular, bazı çocuklarda tam bir hastalık şeklindedir. Çoğu zaman sindirimi zor yiyeceklerin meydana getirdiği sanrı (hallucinati-on) lardan kaynaklanır.
Korkunun çocukta meydana getireceği bozukluklar, yukarıda yetişkin insanlarda görülen bozukluklara ilişkin söylediğimizin aynısıdır ve kimi zaman onlardan daha ağır olur. Rouma, Brüksel hastanelerinde araştırılan kekeme hastalıklarının % 20 oranında şiddetli korkulardan kaynaklandığını kaydetmiştir.
Eğitim Yöntemleri
1) Çocuğu her ne şekilde olursa olsun korkutmaktan kaçınınız. Korku bazen bir düzen ve disiplin aracı olsa bile, hiçbir zaman teşvik edici değildir. Korkuya dayalı terbiye önlemleri tek çare olarak görülmemelidir. Hele çocuğu karanlık yere hapsetmekten, kendisine, cadı, hortlak, öcü gibi korkulan vermekten kesinlikle çekininiz.
2) Çocuğun ilgisini ve dikkatini çekmek amacıyla kendisine korkunç masallar, hayâlini birtakım esrarengiz ve gerçekte olmayan mahlûklar ile dolduracak hikâyeler anlatmaktan, böyle kitaplar okutmaktan ve çizgi film izlettirmekten kaçınınız.
3) Çocuğun korkusu hastalık derecesindeyse sağlığına dikkat ediniz. Beslenmesine özen göstererek, sinir sistemini güçlendirecek tedbirleri uygulayınız. Soğuk su duşları, tuzlu su banyoları ve doktorun tavsiyesine göre kuru veya alkollü friksiyon uygulayınız veya gerektiğinde serum veriniz. Bunlardan başka çocuğu hareketli hatta zorlu oyunlarla oynamasını sağlayınız.
4) Çocuğa anlamsız ve gülünç korkular hakkında düşünceler aşılayınız ve cesaretli olması için örnekler veriniz. Bain’in dediği gibi, “korkuya karşı en büyük çözüm bilgidir.” Geceleyin bir ağacın gölgesi çocukta bir hayalet kanısı uyandırabilir. Doğayı, çevreyi, maddeleri, doğa yasalarını tanımak, korkuyu yenebilmede önemli bir güçtür. Korku hakkında çocuğa telkinde bulunurken, onun korkularıyla alay etmeksizin gururunu kışkırtınız.
5) Çocuğun korkak olmaması için iyi alışkanlık kazanmasını sağlayınız. Karanlık bir odada yalnız başına yatmaya alıştırılmış olan bir çocuk karanlıktan ve yalnızlıktan hiç korkmaz. Geceleyin bahçede oynamaya, karanlık ve ıssız yerlerden geçmeye alıştırılmış olan bir çocuk, bu tür korkulara karşı yabancı kalır.
6) Geceleri uyku sırasındaki korkular sindirim güçlüğünden kaynaklandığı için, bunu önlemek üzere çocuğun midesine özen gösteriniz.
Korku Deneyleri
7 ile 13 yaşlar arasındaki çocuklarda korku hakkında incelemeler yapmak üzere Monroe, şu programı tavsiye eder:
a) Korktuğun şeyler nelerdir? Bunlardan niçin korkuyorsun?
b) Daha küçükken nelerden korkuyordun? Bunlardan o zaman niçin korkuyordun?
c) Korktuğun zaman ne duyarsın? Ne yaparsın? (12 yaşını geçmiş çocuklar için.)
Bu sorulara karşılık alınacak cevaplar yine Monroe’nin yaptığı gibi şu esaslara göre sınıflandırılır:
1-Korkunun normal nedenleri: Karanlık, gökgürültüsü, şimşek, su gibi normal olaylar.
2-Korkunun kişilerden kaynaklanan nedenleri: Sokak serserileri, sarhoşlar, hırsızlar, polis, jandarma ve benzer kişilerle ilgili nedenler.
3-Korkunun hayvanlardan kaynaklanan nedenleri: Yılan, köpek, öküz, at, örümcek, kurbağa, fare, vahşi hayvanlar ve diğer hayvanlar.
4-Korkunun içgüdüsel nedenleri: Yangın, silah sesleri, makine, otomobil vb.
5-Korkunun doğaüstü nedenleri: Ruhlar, hayaletler, hortlaklar, cinler, periler.
6-Bu sınıflandırmaya dahil edilemeyen diğer korku nedenleri.
Bir okulda veya sınıfta korkuyu incelemek için bu sorulara alınacak cevaplardan her seriye dahil olanlar toplanır ve ondan sonra her serinin yüzdeleri alınır.
Monroe’nin bu programa bağlı olarak deney yaptığı 1652 kız ve erkek çocuk, toplam olarak 8854 adet korku nedenleri saymışlardır. Bunlardan 911 tanesi köpeğe, 603′ü vahşi hayvanlara, 597’si inek ve öküze, 527’si ata, 516’sı yılana, 470′i karanlığa 100 tanesi de doğaüstü olaylara aittir.



Leave a reply