Kalp Kapakçıklarında Bozukluklar (Üfürümler)

2

Üfürümler önemlerine, nedenlerine, zamana ve kuvvetlerine göre büyük değişiklikler göste­rirler. Bazı üfürümler kalp hastalığı ile hiç ilgili değildirler ve klinik anlamları yoktur.

a) Normal Kalp Sesleri

Bir çocuğun veya göğüs kafesi ince yapılı bir erişkinin kalbi üzerine elinizi’ korsanız bir itiş, bir vuruş duyarsınız. Eğer aynı yere kulağınızı koyarsanız «Lub – Dub» niteliğinde ikili bir ses duyarsınız. Elle duyulan vuruş kasılan kalbin çı­kardığı sesin ele iletilmesidir. Kulakla duyulan «Lub-Dub» sesleri ise kalp kapakçıklarının kapanma seslerinin göğüs kafesinden kulağa geç­mesiyle işitilir.

Her karıncığın bir giriş bir de çıkış kapakçı­ğı vardır. Karıncıklar kasıldıkları zaman giriş kapakçıkları kapanır, çıkış kapakçıkları ise açı­lır. Birinci kalp sesi olan «Lub» giriş kapakçıkla­rının kuvvetle kapanmasından ileri gelir. İkin­ci kalp sesi olan «Dub» ise karıncık kasılmasının sonunda ortaya çıkar ve çıkış kapakçıklarının ka­panmalarının sonucudur. Bunlar da aort ve pul-moner damarın kapakçıklarıdır. Bu kapakçıklar karıncıkların kasılmasından sonra kanın boşalan kalbe geri dönmesini önlerler. «Lub» la «Dub» arasındaki zaman kalp vuruşunun kasılma yahut ta sistolik dönemini oluşturur. «Dub» ile «Lutekrar kanla dolma yahut ta diyastolik dönemidir. Bu dönemler şöylece gösterilebilir:

Normal bir kalp atışında gevşeme dönemi, kasılma döneminden uzundur. Kalp vuruşları hızlanırsa diyastolik dönem (yani gevşeme döne­mi) kısalır. Başka bir deyimle kalp kasma din­lenme için ve yeniden kanla dolması için daha az zaman kalır.

b) Kalp Kapakçıkları

Normal kapakçıkların ağızları kan akımın geriye dönmesine karşı gelecek surette ayarlan­mış ceplere benzetilebilirler. Kan karıncıklara girmek veya karıncıklardan çıkmak üzere akar­ken bunlar büzülüp açılırlar. Eğer kan gerisin geriye akmağa kalkarsa bu kapakçıklar delikleri kapatırlar. Daha fazla geriye akış eğilimi delik­leri daha sıkı kapamağa yarar ve hiç bir akıntı olmaz. Normal bir kalpte bu biçimdeki ayarlama sayesinde kanın yalnız ve daima ileriye doğru ak­ması sağlanmıştır.

Kapakçıklar ince, düz, esnek yaprakçıklardan oluşur. Kanın kalbe girmesi veya kalbden çıkması için büzüldükleri zaman ne kanın geçi­şinden ne de bu büzülmeden dolayı hiç bir ses çıkmaz. Fakat romatizma hastalığı veya doku bo­zucu (dejeneratif) değişiklikler dolayısıyla eğer bu yaprakçıklar kalınlaşırsa, bu takdirde kanın kapakçıkların arasından geçişi sessiz olmaz. Ka­nın akışı, hızlı akan bir dere suyunun taşlar et­rafında husule getirdiği girdaplar ve kabartılar (alçalıp yükselmeler) gibi düzensizlikler oluştu­rur ki bunların sonucu üfürümler dediğimiz ses­ler meydana gelir. Kapak yaprakçıklarında yara izlerinin (nedbeler) bulunuşu onların iyice kapanmalarını engeller,, öyle ki kan geriye akmaya başlar.

c) Üfürümler

Bir doktor bir hastanın kalbini dinlerken stetoskop denilen bir araç kullanır, bu araçla kalp seslerini inceler ve kapakçıkların ayrı ayrı ça­lışmalarını değerlendirir. Bir kapakçığın çalış­masını dinlerken düzenli bir «Lub-Dub, Lub-Dub» sesi duyarsa bu supabın normal çalıştığına hükmeder. Fakat düzenli bir «Lub-Dub» yerine bir «Fıssh-Dub», «Lub-Dub-Fıssh, «Fıssh-Fıssh», yahutta «Fıssh» ların başka düzenlemelerini işitirse üfürüm yapan bir kalp hastalığı olduğunu anlar.

– Önemsiz üfürümler:

Önemsiz üfürümlerin nedenini belirlemek çok defa güçtür. Yatan bir hastanın ayağa kal­dırılmasıyla üfürüm kaybolabilir. Ya da solunu­mun değişik aşamaları (nefes alma veya nefes verme), kalp sesinin niteliğini değiştirebilir. Bu gibi önemsiz sesler fizyolojik veya işlevsel (fonk-siyonel-vazifevî) üfürümler olarak kabul edil­mektedirler. Bunlar kalp hastalığını gösteren ciddİ üfürümlerden daha sık duyulurlar ve ancak yanlış yorumlandıkları, kapakçıkların zedelen­miş olduğu izlenimini verdikleri durumlarda önem kazanırlar.

– Önemli üfürümler

Doğuştan kalp hastalıkları: Bu türden has­talıklarda kalp boşlukları ve büyük damarlar arasında anormal açıklıklar; oransızlıklar vardır. Bu bozukluklar belirgin üfürümlere yol açar.

Romatizma: Romatizmayı oluşturan mikrop­lar kalp kapakçıklarında da bozukluklar yapar­lar. Kapakçıklarda oluşan yara iyileşirken, yara izi bırakır. Bu da kapakçıkları gerer. Böylece kapakçıklar görevlerini yapamaz. (Kapakçık ye­tersizliği). Daha ileri hastalıklarda ise yara izi kapakçıkları kalınlaştırır. Böylece kapakçıların bulunduğu yerde darlık oluşur. Kapakçıkların ye­tersizliği de darlığı da değişik üfürümlere yol açarlar.

– Frengi(Sifilis)

Frengi hastalığında da mikroplar özellikle aort kapakçığına yerleşerek bu kapakçığın ye­tersiz kapanmasına yol açar. Böylece kalbin din­lenme döneminde yetersiz kapak yüzünden bir miktar kan kalbe geri döner. Bu geri dönen kan ürürüme yol açar.

Organik (uzvî) üfürümlerin hepsi de aynı önemde değildirler. Üfürümler kendi başlarına hiç bir zaman önemli değildirler, çünkü bunlar yalnızca seslerden ibarettir. Bu sesi oluşturan neden, (supapların bozukluğu ve saire), o da kalp kasının kasılmasını zarara soktuğu oranda önem kazanır. Eğer bir çıkış deliği normalden küçük ise (darlık) ya da kan boş bir karıncık veya ku­lakçığa geri döner ve tekrar pompalanması ge­rekirse, (kapakçık yetersizliği) bu durumda kalp kası daha çok çalışmaya zorlanır.

Kalp seslerinin ve üfürümlerinin doğru ola­rak değerlendirilmesi deney gerektirir. Çoğun­lukla doğru bir tanı ancak bir çok durumlarda tekrar tekrar dinledikten sonra mümkündür. Bu çok önemli bir noktadır, zira bir hasta için kal­bindeki önemsiz bir sesten dolayı normal yaşan­tısında kısıntı yapmak kadar feci bir şey yoktur.