Kalp Hastalıklarında Tedavi İlkeleri
Posted on 13. Ara, 2008 by admin in KALP HASTALIKLARINDA TEDAVİ İLKELERİ
Birden başlayan, acil sorunu olan kalp hastalıklarının tedavisi ve bakimi ile yerleşmiş, süregelen kalp hastalıklarının tedavi ve bakımı birbirinden farklıdır.
Acil sorunu olan kalp hastalıklarının tedavisi zorunlu olarak bir hekimin denetiminde, gerekirse bir hastanede yapılabilir. Hastalığın cinsine, derecesine göre ayaktan izlenmesi, hastaneye yatırılması ya da yoğun bakım birimine alınması gerekebilir. Bu koşullarda hasta ve hasta yakınlarının hekimin göstereceği önlemler, yöntemlere uyması gerekecektir.
Yerleşmiş, süregelen kalp hastalarında ise temel sorun hastalığın ilerlemesini önlemek,’ yaşamı tehdit eder bir düzeye gelinmemesine çalışmak olacaktır. Bu tür hastalıklarda, temel sorumluluk hastanın kendisine ve hasta yakınlarına düşmektedir. Hekim yalnızca bir yol ve yön göstericidir. Hasta hekimin sürekli gözetiminde olmadığından, önerilere uyması özellikle önem kazanmaktadır. Süregelen kalp hastalıklarında geriye dönüş hemen hemen olanaksızdır. Bu nedenle önerilen davranış kısıtlamaları, özel yemek listeleri, titizlik uygulanmalıdır. Aşırı heyecanı önlemek oldukça önemlidir. Bu yöntemlerin uygulanmasıyla hastalığın ilerlemesi önlenebilir.
a — Romatizmal Kalp Hastalığı
Romatizmadan ileri gelen kalp hastalığının tedavisi romatizma hastalığının erken döneminde yapılacak tedavi ile iyileştirilmesi; süreğenleştikten sonra neden olduğu kapakçık bozukluğuna ve bunun sonucu oluşan kalp hastalığına özen gösterilmesiyle yapılır. İvegen romatizma hastalığının başlangıcında oynak yerleri iltihaplı, kızarık, şiş ve ağrılıdır. Hasta ateşlidir. Bu sırada en iyi tedavi hastaya penisilin ve aspirin türü ilaçlar vermek ve hastanın yatakta sıkı bir dinlenmesini sağlamaktır. Ateş ve ağrı geçtikten sonra hasta çok defa eski etkin yaşamına dönmek ister. Ama buna izin vermek akıllıca’ bir hareket değildir. Çünkü bunlar hastalığın en basit belirtileridir. Çok defa kalp de hastalığa katılmıştır. Çoğunlukla hastalık, enfeksiyon vücut da için için yanarken ve bütün dış belirtiler kaybolmuş gibi göründüğü zaman kalp kapakçıklarını yaralamaya devam eder. Sinsi olarak ilerleyen bu hastalığın gidişini izlemek güçtür. Ama basit bazı kan testleri vardır ki hastalığın devam edip etmediğini gösterdiğinden bu amaçla çok kullanılırlar. Sedimnetasyon, ASD, CRP gibi testler romatizma hastalığının gidişi hakkında birer yol göstericidir. Romatizma hastalığa yakalananlar içinde, kalp kapakçıklarının etkilenme şansı ortalama 25 yaşma dek çok yüksektir. Bu nedenle erken dönemde aspirin türü ilaçlar yanında yüksek dozda penisilin türü ilaçlar verilmekte, erken dönemden sonra da 20-30 günde bir yapılan uzun etkili penisin şırıngaları 25. yaşma dek sürdürülmektedir. Ayrıca erken dönemde, yatakta dinlenme, iyi beslenme çok önemlidir. Ama buna izin vermek akıllıca bir hareket değildir, çünkü bunlar hastalığın ilk belirtileridir. Çok defa kalpte hastalığa katılmıştır. Çoğunlukla hastalık, enfeksiyon vücutta için için yanarken ve bütün dış belirtiler kaybolmuş gibi göründüğü zaman kapakçıkları yaralamağa devam eder Sinsi olarak ilerleyen bu hastalığın gidişini izlemek güçtür. Ama basit bazı testler vardır ki hastalığın devam edip etmediğini gösterdiklerinden bu amaçla çok kullanılırlar. Sedimentation, ASO, CRP gibi testler romatizma hastalığının gidişi hakkında birer yol göstericidirler. Romatizma hastalığına yakalananlar içinde kalp kapakçıklarının etkilenme şansı ortalama 25 yaşma dek çok yüksektir. Bu nedenle erken dönemde aspirin türü ilaçlar yanında giderek artırılan dozda penisilin türü ilaçlar da verilmekte; erken dönem tedavisinden sonra da 20-30 günde bir yapılan uzun etkili penisilin şırıngaları 25 yaşma dek sürdürülmektedir. Ayrıca erken dönemde yatakta dinlenme, iyi beslenme ve endişesiz, bir yaşam çok önemlidir.
Erken dönem geçtikten sonra, hasta yakınlarının ve doktorunun çabaları nöbetlerin yinelemesini önlemeye ye zarar görmüş olabilecek kalbi, gereksiz yere yormamaya dönük olmalıdır. Eğer kalp kapakçıklarının birisi veya daha fazlası yaralanmışsa bu hususlara titizlikle önem verilmelidir. Arada sırada boğaz ağrıları, soğuk algınlıkları veya solunum yollarının diğer çeşitli hastalıkları yinelemelere neden olabildiklerinden, hastalar bu hallere düşmemeye ellerinden geleni yapmalıdırlar. İyi yiyecek, bol uyku, sıcak giyecekler ve soğuğa karşı korunmak yinelemeleri önlemeye karşı en etkin çareler, bilinen ve sağlanabilecek en iyi güvencedir. Soğuk, rutubetli ve nezlenin bol olduğu mevsimlerde kalabalıklara karışmamak doğru olur. Eğer solunum yollarında bir enfeksiyon başlarsa, ateşin sürdüğü günlerde yatakta istirahat etmek gerekir ve yineleyen bir romatizma olmadığını garantiye bağlamak için hastanın doktoruna görünmesi ve danışması da yerinde ve çok yararlı olabilir.
Romatizma hastalığının yinelemesi tehlikesinin azaldığı yaz aylarında iltihaplı bademciklerin aldırılması tavsiye edilmektedir. Yalnız bademciklerin aldırılması kendi başına yinelemelerin önlenmesi için bir güvence değildir, fakat yararlı bir sağlık önlemidir. Romatizma hastalığının bademcikli kimselerde bademciksiz olanlardan daha çok görüldüğü ispatlanmış olduğundan boğaz iltihaplarını önlemek amacıyla sağlam bademciklerin aldırılması tavsiye olunma-maktadır. Sulfonamid cinsinden ilaçların korunmada kullanılmasına öğüt verilmişse de bunların da bazı tehlikeleri olduğundan gelişi güzel kullanılmaları doğru değildir. Romatizma nöbetlerini kolaylaştıran diğer faktörler arasında ameliyatlar, ağır yaralanmalar ve ifrat derecede güneş yanmaları sayılabilir. Beş sene geçtikten sonra yineleme kural olarak görülmezse de daha uzun bir süreden sonra bile tekrarladığına rastlanmıştır.
Hasta kalbin fazla çalıştırılması doğru olmamakla beraber, büsbütün çalışmasını önlemekte doğru değildir. Bu iki yolun arasını bulmak en iyi hareket şeklidir. Hastanın en büyük yararı böyle yaşamaktadır. Romatizma hastalığı geçiren ve kalplerinde üfürümler bulunan pek çok hasta normal yaşantılarını sürdürebilirler, fakat çalışma güçleri kapakçıklardaki yara izlerinin derecesine bağlıdır. Takip edilecek yolu gösterecek ve faydalı ve doğru nasihatlerde bulunacak olan kişi hastayı muayene eden ve kalpteki bozukluğun cinsi ile derecesini bilen doktordur. O halde, romatizma hastalığı geçiren veya geçirmekte olan bütün hastaların bu konuda iyi yetişmiş ve tecrübeli bir doktor seçip onun öğüt ve öğretilerine uymaları ve yaşantılarını ona göre sürdürmeleri gerektiğini söylemek en isabetli düşünüştür.
b — Koroner Kalp Hastalığı
Koroner kalp hastalığının nedeni dar koroner arterlerden kalp kasma giden kanın yetersiz hale gelmesi olduğundan tedavi kalp adalesinin kana olan ihtiyacını ayarlamak, yani kalp kasını besleyen kanın miktarını yeterince arttırmaktan ibarettir. Diğer bir deyimle eğer kalp kendisinden beklenen işi görmek için gerekli olan kana sahip olamazsa kan miktarı arttırılmalıdır, aksi takdirde kalp mevcut kanın yettiği oranda iş yapmaya zorunlu olur. Dar, sert damarlardan geçen kanın miktarını arttırmak genellikle zordur, fakat bu durumlarda gerekli olan kan miktarı nitrogliserin, aminofilin ve benzeri ilaçlarla arttırılabilir.
c — Angina Pectoris (Hunnaki Sadır)
Nitrogliserin Angina Pectoris’in tedavisinde belki de en iyi ve faydalı ilaçtır. Kalp kasını besleyen kan damarları, (koroner arterleri) daralmış olan bir kimse kendini zorladığı zaman göğsünün iman kemiği (sternum) altına rastlayan bölgesinde ağrı başlar. Bu ağrı kalp kasının gereksinmesi olan oksijenin yeteri kadar sağlanamamasının sonucudur. Bu halde hastanın dili altına bir nitrogliserin (trinitrine caffeine) tableti yerleştirilir ve kalbin her tarafındaki küçük damarlar genişler. Bundan hemen sonra gerekli oksijen sağlandığından ağrı da yatışır. İlacın etkisi ancak 15-20 dakika sürdüğünden ilaç yalnız ağrıyı gidermek için ve yahut ta tecrübe ile ağrı doğuracağı bilinen bir işi yapmadan önce ağrıyı önlemek için alınır. Nitrogliserin alındıktan sonra çoğunlukla baş ağrısı görülür, bazen bu o kadar kuvvetli olabilir ki hastanın nöbet halinde bile ilaç alma cesaretini kırar. Eğer üç tablet alındıktan sonra göğüsteki şiddetli ağrı halâ devam ederse, derhal bir doktora müracaat olunmalıdır. Çünkü bir koroner tromboz, enfarktüs belirtisi olabilir. Bu faydalı ilaç alışkanlık yapmaz. Uyutan ve uyuşturucu bir madde de değildir ve ağrıyı, sebebini ortadan kaldırmak suretiyle, giderir. Bununla beraber, Angina Pectoris dışındaki hallerde her türlü ağrıya karşı kullanılmaktan sakınılmalıdır, bu suretle kullanılması doğru değildir.
d — Koroner Tromboz
Aminofilin ismindeki ilaç da nitrogliserine benzer bir şekilde, ondan daha az fakat daha uzun süreli etki yapar. Araştırmalar göstermiştir ki bu ilaç sayesinde koroner trombozdan sonra kalp cidarı daha çabuk iyileşmekte, şifa bulmaktadır. Arada sırada mide şikayetlerine yol açar, bu nokta önemle göz önünde tutulmalıdır. Alınacak damar genişletici etkisi daha uzun olan bir ilaç da sodyum nitrit içeren ilaçtır.
Angina Pektoris ve Enfarktüs için yegâne ilâçlar nitratlar değildir. Günümüzde kısa etkili ve uzun etkili nitratlar yapılmıştır, örneğin İsor-dil. Bunlardan 5 mgr. lı olanları anî tesir için dil altında, tıpkı nitrogliserin hapları gibi emilir. 10 mgr lık olanları ise uzun tesirli olup günde üç defa yarımşar veya birer tablet alınır, içilir. Bir de sinir sistemi üzerine etkili ilâçlar vardır. Bunlara BETA BLOKER denmektedir. En çok kullanılanı İndural ise de pek çok çeşitleri vardır. Yine tedavi maksadıyla kan kolesterini ile trigli-seritlerin seviyesini düşürmek için ATROMİD-S kullanılmıştır. Fakat bu kanama yaptığından kontrollü kullanılması gerekmektedir.
Özetlersek koroner damarların daralması ve spazmı Angina Pektoris’e, bu damarların tıkanması (thronmbus – pıhtı ile) da Enfarktüse sebebiyet verir. Angina Pektoris geçicidir. Genellikle gündüzleri gelir ve hasta dinlenirse geçer. Bundan dolayı bu hale ‘Vitrin hastalığı’ adı da verilmektedir. Enfarktüs ise daha ziyade geceleri ve yatakta iken gelir. Kalıcıdır. Fakat tedavi edilirse geçer ve hasta tamamıyla iyileşebilir. Sonra da daha önce belirtilen öğütlere uymak şartıyla hasta normal ve faal yaşantısını sürdürür.
Damarların tıkanmalarında en büyük rolü oynayan kolesterin ile benzeri maddelere tekrar değinmekte yarar vardır. Bazılarınca bir cins yağ olarak kabul edilen kolesterol bütün bünyesiyle yağ terkibinde olmamakla beraber yağlarla ilişkisi vardır. Yağdan çok parafin yapı ve görünümünde olup plazmada kanın sulu kısmı erimez. C27 H45 OH terkibindedir. Vücutta bu maddeyi en çok karaciğer üretirse de diğer organ hücrelerinde de ve bilhassa beyinde de üretilmektedir. Kanda çok miktarda bulunduğu zaman damarların iç tabakasında birikir, atheroma’ların oluşmasına yardım eder. Dışarıdan alınan yiyeceklerden en çok sakatatta bulunur. Şöyle ki:
60 gr.böbrekte 300 mgr.
60 gr. beyinde 300 mgr.
60 gr. tavuk ve hindide 65 mgr.
Yumurtadaki oranı da yüksektir, beyindekine yakındır. Bilhassa yumurtanın sarısında çok yoğunlaşmıştır.
Trigliserit – Son zamanlarda önem kazanan diğer bir madde de Trigliserittir. Bu da yağlı bir maddedir. Kolesterin gibi fazlası tehlikelidir. Kanda ideal seviyesi 100-150 mgr. arasındadır. Çoğalması genellikle kolesterol ile paralel giderse de bazen yalnız basma da artabilir. Bu iki maddenin seks hormonlarının üretiminde rol oynadıklarını hatırlatmak gerekir. Bu itibarla bunların çok düşük seviyelere indirilmeleri doğru değildir.
Koroner arter hastalığı olan kimselerde tütünün zararlı olup olmadığı halâ tartışma konusudur. Fakat zararlı olma ihtimali bulunduğuna göre içmemek daha doğrudur. Nikotine duyarlı olan kimseler hiç bir suretle tütün kullanmamalıdırlar. Diğerlerinde zararlı olduğu kesinlikle. ispat edilmemiştir. Bu söylenenler genellikle gerçek olduğundan koroner kalp hastalığı olan bütün hastalar için izlenecek en doğru yol tütün kullanmayı tümüyle terk etmeleridir.
e — Frengiden İleri Gelen Kalp Hastalığı
Frengiden dolayı aorta’nın hastalanmaması için en iyi çare daha önceden frenginin tedavi edilmesidir. Yani frenginin erken tanısı ile gerektiği gibi tedavisi bu hastalığın yapacağı yan etkileri önler ve kalp hastalığı başlamış bile olsa olumlu bir tedavi ile bunun ilerlemesi önlenebilir. Bugün elimizdeki bilgi sayesinde kalbin frengiden ileri gelen bu tip hastalığı artık tedavi edilebilmektedir ve ilerlemesi durdurulabilmektedir. Frengi ve yol açtığı başka hastalıkların tedavisinde temel ilaç penisilin türü antibiyotiklerdir.
f — Diğer Kalp Hastalıkları Tipleri
Tiroid bezinin anormal biçimde çalışması neticesi ileri gelen kalp hastalığı sebebi ortadan kaldırmakla tedavi edilir, yani tiroid hastalığını ortadan kaldırmakla. Bu başarıldıktan sonra daha başka tedaviye çok defa gerek kalmaz. Bazen ilerlemiş kalp yetersizliğinin de ayrıca tedavisi gerekebilir.
g — Kalp Yetmezliği (Birikinti Yapan Kalp Hastalığı)
«Kalp yetmezliği» deyimi hastalar arasında korku saçan bir anlam taşımaktadır. Bu söz hastaların aklına birdenbire ölüm ya da süreğen sakatlık sorununu getirmektedir. Oysa olay mutlaka buna dönüşecek demek değildir. Bu deyimle çok defa kalbin gerilim, zorlanma altında kaldığı anlatılmağa çalışılmaktadır. Kalp kası kendisine dönen kanın hepsini pompalamaya yeteni emektedir. Bunun sonucu olarak kanın bir kısmı geriye dönerek kalbin arka taraflarında kalan organlarda, dokularda birikir. Örneğin, sol karıncık küçük dolaşım yoluyla kendisine gelen kanın hepsini ileriye doğru pompalayamaz, bunun sonucu akciğerlerde birikme (congestion, rükûdet) meydana gelir. Hafif işlerden sonra bile hastada nefes darlığı olur ve solunum güçlüğünden dolayı sırt üstü yatarak uyuyamaz olur. Bu hale «sol kalp yetmezliği» denir. Sağ kalp de pompalama yetersizliği olursa bacaklar ve karın (karaciğer) şişer ve hasta en ufak bir işten sonra çok yorgunluk duyar. Kalbin bütün yedeği yitirilince tam kalp yetmezliği başlar. O halde tedavi kalp kasını daha etkili yapmaya ve kendinden beklenen işi azaltmağa yöneltilmelidir. Kalp yetmezliğinin tedavisinde digitalin denilen ilâç ile buna benzeyenler kullanılır. Aynı zamanda dinlenme ve uygun bir diyetin uygulanması da zorunludur.
h — Digitalin
Kalp yetmezliğinde yararlı olan bütün ilâçlar arasında, 150 yılı aşkın bir zamandan beri hekimlikte kullanılmakta olan digital en iyisidir. Ne yazık ki çok defa kötüye kullanılmaktadır. Örneğin, hastalarca kalp hastalığından ileri geldiği kabul edilen göğüs ağrısı ve sıkıntısını gidermek maksadıyla sık sık alınmaktadır. Bundan da daha çok, digitale ihtiyaç var sanısıyla veya kalplerini kuvvetlendirmek maksadıyla hastalar tarafından kullanılmaktadır. Bu koşullar ve kuşkular altında çok kıymetli olan bu ilâç suiistimal edilmektedir. Kalp yetmezliğine girmiş bir hastada gereği gibi ve yeteri kadar kullanıldığı zaman kalp kasını tekrar etkili olmaya ve kendisine gelen kanı hızla yani zamanında ileriye pompalamaya güç kazandırabilir ve böylece vücuttaki birikintiyi önleyip rahatlığa kavuşturabilir. Ancak bir doktorun öğüt verdiği biçimde ve düzenli alınmalıdır. Kalbe etkili olabilmesi için vücut bu ilâçla doyurulmalı, yani «digitalise» edilmelidir. Bununla anlatılmak ve sağlanması istenen şudur: Vücudun bu hale getirilmesi için önce büyükçe bir miktar alınmalı ve ondan sonra vücut da tahrip edilip çıkarılan miktar kadarı tekrar, her gün ve devamlı olarak alınmalıdır. Günlerce ihmal edilip arada bir yani düzensiz alındığı zaman vücudun doygunluğu düşer ve etkili bir kalp çalışması artık sürdürülemez olur. Digitale’e ihtiyacı olan bütün hastalar için faydalı olan öğüt doktorun anlatacağı biçimde ilâcı düzenli almak, bir tek defa kaçırmamak ve gerekirse kullanmaya hayat boyunca devam etmekten ibarettir. Buna idame tedavisi (Maintenance Treatment) denilmektedir.
Hastalar kendilerini iyi hissettikleri zaman çoğunlukla tedaviyi terkederler ve gerekçe olarakta düzeldiklerini söylerler. Bu büyük bir hatadır. Çünkü kalp yetmezliği geri döner. Digitalin ihtiyaç görüldüğü andan itibaren alınmalı ve doktor kesmek için bir neden görmezse devam olunmalıdır. Arada sırada hastalar fazla miktarda digitalin alırlar ki böyle zamanlarda bulantı, kusma, görmede bulanıklık, ileri derecede halsizlik hissi ve hastanın genel durumunda bozukluk görülür. Devamlı ve düzenli digitalin alan bir hastada bu saydığımız belirtilerden biri veya hepsi birden görülürse ilâcın hemen kesilmesi ve hastanın doktorunu görmesi gerekir.
II — Dinlenme
Bir kalp etkili olarak çalışmaz olduğu ve kendisinden beklenen işi başaramadığı zaman belirli yeni uygulamaların yapılması zorunlu olur. Gerektiği zaman kilo vermek, bedensel çalışmayı azaltmak, bol ve ağır yemek yemekten kaçınmak doğru olur. Bu konuda özellikle bedensel çalışmanın azaltılmasının özellikle önemi vardır.
Kalp yetmezliği olan hasta kalbi yeniden etkili oluncaya dek yatağında sessiz ve sakin kalmalıdır. Yani huzur içinde rahat etmeli ve bakımı esirgenmemelidir. Başlıca amaç kalbin çalışmasını yavaşlatmak, her karıncıktan dakikada pompalanacak kan miktarını 4-5 litreye düşürmektir. Bununla birlikte yalnız yatakta oluşu her halde istirahat ettiği anlamını taşımaz. Yatağında sık sık dönen, ikide birde yanındaki elektrik düğmesini çeviren, radyosunu açıp kapan ve bunlara benzer ufak ve lüzumsuz bir sürü işlerle uğraşan bir hasta kendisi için gerekli olan dinlenmeyi sağlayamaz. Bazı kimseler, günde bir kaç saat yatakları, yanındaki bir koltukta oturtulurlarsa, daha iyi dinlenmiş olurlar. Günde bir defa tuvalete gitmesine izin vermek bazı hallerde altına sürgü sürmekten daha az güç isteyen bir hareket olabilir Merdiven çıkma ve nedensiz uzun boylu yürümelerden de sakınılmalıdır. Kalp yetmezliğinde kalbin istirahata sokulması kaçınılmaz önem taşır ve ona bedensel veya sinirsel yorgunluklar, yükleyebilecek her türlü hareketten kaçınılmalıdır.
III — Diyet
Son buluşlar kalp hastalıkları uzmanlarını kalp yetmezliğine yakalanan hastalar hakkında diyet bakımından büyük değişiklikler ve ayarlamalar yapmaya zorlamıştır. Eskiden vücuda giren sıvı sınırlandırıldığı sürece besleyici her türlü yiyeceğin alınabileceği hususunda genel bir kanı vardı. Bugün ise durum değişmiştir. Kalp yetmezliği olan hastaların az tuzlu bir perhiz, yani yeni deyimle «asit kül», yahut «nötrkül» bırakan bir diyetle beslenmelerinin çok daha iyi ve yararlı olacağı kanısı kesinlik kazanmıştır. (Diyet listelerine baknız). Bütün böyle hallerde başlangıçta tuzu kısılmış bir diyet pek nahoştur, fakat hasta diyetine çabuk alışır ve kendisine rahatlık sağladığı için bu rejimde kalmasını kendisi ister ve memnunluk gösterir. Sıvının sınırlandırılması artık gerekli değildir. Eskiden duyulan ileri derecede susuzluk artık kalmamıştır ve biriken suyu atmak için ilâçlara duyulan ihtiyaç azalmıştır.
Kalp hastasının genel besi hali normal bir düzeyde tutulmalıdır. Vitamin, protein, karbonhidrat ve yağ ihtiyacı normal insanlarınkinden esas olarak farklı olmamalıdır, fakat toplam miktar şişmanlamayı önleyecek tarzda ayarlanmalıdır. Şişman olanlar günlük kalori ihtiyaçlarını 1200 kaloriyi geçmeyecek oranda ayarlamalıdırlar ve bu miktar ağırlıkları normale gelinceye kadar sürdürülmelidir. Yatakta olan veya yarı yatalak durumdaki hastalarda bu miktar 1800 kaloriyi geçmemeli, hafif iş yapmaya müsaade edilen hastalarda da miktar 2400 kaloriye kadar çıkarılmalıdır.



Leave a reply