Kalp Hastalığı Kanısı Veren Belirtiler
Posted on 25. Şub, 2009 by admin in KALP HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Göğsün sol yarısında duyulan bütün sıkıntılar ve ağrılar muhakkak kalp hastalığının belirtisi değildir. Kalp hastalığı sanılan bir çok ağrının kalple ilgisi yoktur. Çarpıntı veya kalbin kuvvetle çarpması, göğsün sol tarafında kunt ağrılar ve duyarlık, sol memenin çevresinde şiddetli bıçaklanır gibi ağrılar, baş dönmesi, bayılma ve halsizlik bu çeşit belirtilerden bir kaç tanesine örnektir. Kalp hastasında böyle belirtiler olabilir, fakat bunların hepsinin kalpteki hastalıktan doğması nadirdir. Bu belirtiler sinirsel şikayetler olarak kabul edilmektedir. Çoğunlukla büyük bedensel ve ruhsal baskı, yorgunluk altında yaşayan çok sinirli, çok duyarlı, yüksek gerilimli kimselerde, sağlık durumları hakkında endişeli olanlarda görülür. Aileden birinde veya bir tanıdıkta kalp hastalığı teşhis edildiği zaman böyle kimseler dikkatlerini kalplerine yöneltirler. Veya kalbinden hasta olan birisinin bir kalp nöbetinden öldüğünün duyulması bu kimselerde kuşku ve endişe yaratabilir. Bir defa dikkat kalbin üzerine çekildikten sonra göğüs üzerinde evvelce hiç duyulmayan bir çok belirtiler, şikayetler ortaya çıkar.
Kuvvetli kalp atışlarına neden olan kaçak vurular, sol göğüste ve sol meme çevresinde duyarlık, kalp üzerinde şiddetli, bıçaklanır gibi ağrılar ve sıkıntılar ve benzeri şikâyetler korku yaratır. Bu küçük şikayetleri dinleyen ve büyüten kimseler kalplerinde hiç bir şey olmadığı halde kendilerini hasta kabul ederler. Böyle endişeli duruma düşen kişilerin çoğu doktorlara koşarlar ve sıkı muayeneden sonra kendilerinde bir şey bulunmadığı, üzüntülerine neden olmadığı söylenir. Bunların ihtiyaç duydukları çok defa kendilerine güvence sağlamaktan ibarettir. Bu yapıldıktan sonra onlar normal hayatlarına dönerler. Üzülerek söylemek gerekir ki, böyle kimselerin hepsi doktora gitmezler. Kendilerinde önemli bir kalp hastalığı bulunacak diye korkarlar. Bazıları ise kendilerini normal bulan ve en doğrusunu söyleyen doktorlarına da inanmazlar. Bu sonuncu grupta olanlar endişe ve korkularını terk edemediklerinden yalnız kendileri üzülmekle kalmazlar, çevrelerindeki kimselerin mutluluklarına, huzurlarına gölge düşürürler. Kendini hasta sanan kimsenin doktora güven duyması ve en önemlisi kalp hastalığı hakkında bilgisini arttırmasıyla çoğu kez olumlu sonuçlar almak mümkün olmaktadır.
Kalp hastalıkları belirti verirler veya vermeyebilirler. Belirtiler de kalp yönünden önemli olabilir veya olmayabilir. Kalbe yakın organ ya da dokular incinir veya hastalanırsa sol göğüste ağrı meydana getirebilirler. Sindirim yollarındaki bozukluklar, plörezi (zatülcenp), belkemiği romatizması, sinir iltihapları, zorlama ve yırtılan kaslar, göğüs kafesi civarındaki zedelenmeler ve akciğer hastalıkları zaman zaman kalp rahatsızlığı sanılmaktadır.
İnsanı kolaylıkla yanıltabilen bu halleri bilmek gerekir. Hastanın kendine kalp hastalığı teşhisini koymadan önce kalp hakkında yeteri kadar bilgili olup olmadığını kendisine sormalıdır. Hiç bir zaman doktor kadar, hele kalp uzmanı kadar bilgisi olamayacağına da inanmalıdır. Kalbinin hasta olduğu kanısında olan kimsenin yapacağı ilk iş hemen bir kalp uzmanına görünmek, doktorun dediklerine inanmak olmalıdır. Olmayan bir hastalığın doğurduğu maluliyet (sakatlık) kadar büyük bir cinayet yoktur.
Kalp hastalığı kalıtsal değildir. Vücut yapısına ve yaşam koşullarına bağlı bir hastalıktır. Anne, baba, kardeşte olan kalp hastalığının, kardeşine veya çocuğuna da geçeceğine mutlak gözüyle bakılmamalıdır.
Kendinde kalp hastalığı saptanan kimselerin hastalığı önemsemeyerek, kendinde böyle hastalık olamayacağını ileri sürmeleri, uyarılara uymamaları yanlıştır.
Kalp hastalığı varsa hastalık oluşum yerine ve derecesine göre önemlidir. Küçük bir pıhtının vereceği zararı önlemesi mümkünken önemsememek ve kalbini ağır yüke sokmağa devam etmek ölüm nedeni olabilir.
Kalp hastası olmayanlar gibi kalp hastası olanlar da korkmamalıdır. Bilinçli önlemlerle, hastalığın etkinliğini azaltmak gerekir.


Leave a reply