Kalp Hastalığı Kanısı Veren Belirtiler

1

Göğsün sol yarısında duyulan bütün sıkın­tılar ve ağrılar muhakkak kalp hastalığının be­lirtisi değildir. Kalp hastalığı sanılan bir çok ağ­rının kalple ilgisi yoktur. Çarpıntı veya kalbin kuvvetle çarpması, göğsün sol tarafında kunt ağrılar ve duyarlık, sol memenin çevresinde şid­detli bıçaklanır gibi ağrılar, baş dönmesi, bayıl­ma ve halsizlik bu çeşit belirtilerden bir kaç ta­nesine örnektir. Kalp hastasında böyle belirtiler olabilir, fakat bunların hepsinin kalpteki hasta­lıktan doğması nadirdir. Bu belirtiler sinirsel şi­kayetler olarak kabul edilmektedir. Çoğunlukla büyük bedensel ve ruhsal baskı, yorgunluk altın­da yaşayan çok sinirli, çok duyarlı, yüksek ge­rilimli kimselerde, sağlık durumları hakkında en­dişeli olanlarda görülür. Aileden birinde veya bir tanıdıkta kalp hastalığı teşhis edildiği zaman böyle kimseler dikkatlerini kalplerine yöneltir­ler. Veya kalbinden hasta olan birisinin bir kalp nöbetinden öldüğünün duyulması bu kimselerde kuşku ve endişe yaratabilir. Bir defa dikkat kal­bin üzerine çekildikten sonra göğüs üzerinde evvelce hiç duyulmayan bir çok belirtiler, şikayetler ortaya çıkar.

Kuvvetli kalp atışlarına neden olan kaçak vurular, sol göğüste ve sol meme çevresinde duyarlık, kalp üzerinde şiddetli, bıçaklanır gibi ağ­rılar ve sıkıntılar ve benzeri şikâyetler korku ya­ratır. Bu küçük şikayetleri dinleyen ve büyüten kimseler kalplerinde hiç bir şey olmadığı halde kendilerini hasta kabul ederler. Böyle endişeli duruma düşen kişilerin çoğu doktorlara koşarlar ve sıkı muayeneden sonra kendilerinde bir şey bulunmadığı, üzüntülerine neden olmadığı söy­lenir. Bunların ihtiyaç duydukları çok defa ken­dilerine güvence sağlamaktan ibarettir. Bu yapıl­dıktan sonra onlar normal hayatlarına dönerler. Üzülerek söylemek gerekir ki, böyle kimselerin hepsi doktora gitmezler. Kendilerinde önemli bir kalp hastalığı bulunacak diye korkarlar. Bazıla­rı ise kendilerini normal bulan ve en doğrusunu söyleyen doktorlarına da inanmazlar. Bu sonun­cu grupta olanlar endişe ve korkularını terk ede­mediklerinden yalnız kendileri üzülmekle kal­mazlar, çevrelerindeki kimselerin mutlulukları­na, huzurlarına gölge düşürürler. Kendini hasta sanan kimsenin doktora güven duyması ve en önemlisi kalp hastalığı hakkında bilgisini arttırmasıyla çoğu kez olumlu sonuçlar almak müm­kün olmaktadır.

Kalp hastalıkları belirti verirler veya vermeyebilirler. Belirtiler de kalp yönünden önemli olabilir veya olmayabilir. Kalbe yakın organ ya da dokular incinir veya hastalanırsa sol göğüste ağrı meydana getirebilirler. Sindirim yollarında­ki bozukluklar, plörezi (zatülcenp), belkemiği romatizması, sinir iltihapları, zorlama ve yırtılan kaslar, göğüs kafesi civarındaki zedelenmeler ve akciğer hastalıkları zaman zaman kalp rahatsız­lığı sanılmaktadır.

İnsanı kolaylıkla yanıltabilen bu halleri bil­mek gerekir. Hastanın kendine kalp hastalığı teş­hisini koymadan önce kalp hakkında yeteri ka­dar bilgili olup olmadığını kendisine sormalıdır. Hiç bir zaman doktor kadar, hele kalp uzmanı kadar bilgisi olamayacağına da inanmalıdır. Kal­binin hasta olduğu kanısında olan kimsenin ya­pacağı ilk iş hemen bir kalp uzmanına görün­mek, doktorun dediklerine inanmak olmalıdır. Olmayan bir hastalığın doğurduğu maluliyet (sa­katlık) kadar büyük bir cinayet yoktur.

Kalp hastalığı kalıtsal değildir. Vücut yapısı­na ve yaşam koşullarına bağlı bir hastalıktır. Anne, baba, kardeşte olan kalp hastalığının, kar­deşine veya çocuğuna da geçeceğine mutlak gö­züyle bakılmamalıdır.

Kendinde kalp hastalığı saptanan kimselerin hastalığı önemsemeyerek, kendinde böyle hasta­lık olamayacağını ileri sürmeleri, uyarılara uy­mamaları yanlıştır.

Kalp hastalığı varsa hastalık oluşum yeri­ne ve derecesine göre önemlidir. Küçük bir pıh­tının vereceği zararı önlemesi mümkünken önem­sememek ve kalbini ağır yüke sokmağa devam etmek ölüm nedeni olabilir.

Kalp hastası olmayanlar gibi kalp hastası olanlar da korkmamalıdır. Bilinçli önlemlerle, hastalığın etkinliğini azaltmak gerekir.