Kalp Cerrahisi

0

Koroner cerrahisinin son yıllarda epey iler­leme ve başarılı sonuçlar sağlamasına karşın, iyi bir dahilî tedavi ile de ayni sonuç alınabilmekte­dir. (Anjina pektoris (hunnaki sadır) denilen has­talık çok eskiden beri bilinen bir hastalık olduğu halde son zamanların yeni teknik muayene usul­leriyle daha kolaylıkla ortaya çıkarılabilir hale gelmiştir. Hastalık elektrokardiyografi, ve sineangiografi ile erken olarak meydana çıkarılabilmektedir. Bu iki araçla inceleme hastalığın hem ilâçlarla hem de cerrahî önlemlerle iyileşmesini izlemeye yaramaktadır. Özet olarak iyi bir dahilî tedavi ve cerrahî girişim ile elde edilen iyileşme arasındaki fark pek büyük değildir. Aşağıdaki rakamlar bunu göstermektedir:

Hiç tedavi olmayanlarda yıllık ölüm oranı yüzde 6-7 ,Dahilî tedaviden sonra yıllık ölüm oranı yüzde 3-5 ,Cerrahî tedaviden sonra yıllık ölüm oranı yüzde 2-3’tür.

Görüldüğü gibi ameliyatla hastanın yaşama süresinin uzadığını gösteren büyük bir belirti yoktur. O halde ne çok ümitli, ne de ümitsiz ol­maya henüz zaman erkendir. Yani ameliyat olma şansı olmayanların paniğe kapılmaya, ya da ümit­sizliğe düşmelerine neden yoktur. Akıldan çıkar­mamalıdır ki tıbbî tedavi de az çok cerrahî tedavi kadar sıkışmaları kaldırmada yararlıdır. Ameli­yat ömrü uzatmadığına göre tıbbî tedaviye ken­disini bırakmak ve onun gereklerini yapmak ye­terlidir.

Şu noktayı tekrarlamak ve hatırlatmakta fayda vardır: Ancak tedaviye dirençli has­talarda cerrahî girişim düşünülmeli, diğer hal­lerde iyi bir doktorun aydınlatıcı önerileri ve iz­lemesine tıbbî tedaviye gereğiyle önem verip sa­rılmalıdır.

Tedavinin yanında hastalığın yatışması du­rulması hususunda moral desteği de önemlidir. Burada dinlenmeye de lâyık olduğu önemi ver­mek gerekir. îstirahatın tedavinin yarısı olduğu­nu unutmamakla beraber, ruhsal yapının da sağ­lam olması şarttır. Gerek hastalığın, gerekse has­talıktan önce ve sonraki nöbetler damarlardaki daralma sonucu olduğundan hastaların kendile­rini rahat hissetmeleri, bu halde bulundurulma­ları gerekir. Daralmanın nedeni kesin olarak he­nüz bilinmemektedir. Fakat pek çok gözlemler şiddetli üzüntülerin bu daralmaya yol açabileceğini göstermektedir. Artık bir çoklarımızca bilinmek­tedir ki, sıkıntı, keder, üzüntü bir çok hastalık­ların ya gerçek nedeni, ya da yan nedeni, yar­dımcı nedeni olmaktadır.

Hanginedenleolursaolsun. mide vebarsaklarda gaz oluşmuşsa, şişkinlik varsa gereken önlemler hemen alınmalıdır.

Gaz midede ise hastayı dik oturtunuz, karnı üzerine sıcak tatbik ediniz, onu sakinleştiriniz. Ilık su içerisinde karbonat veriniz. Naneli su yahut ta zencefilli çay içiriniz.

Gaz bağırsaklarda ise, hasta yemeklerden önce ve sonra yarım saat sırt üstü yatırılmalıdır. Yemeklerde su içilmeyecek, fakat yemeklerden sonra ılık su yudumlanacaktır. Gaz çıkartıcı, defedici ilâçlar, yani karminatifler verilebilir. Bağırsaklar yumuşak(mülayim)tutulmalıdır.

Aerophagia: Sinirli kimselerde alışkanlık sonucu, çoğunlukla bilinçsiz olarak hava yutul­ması halidir; genellikle yemeklerde, olur. Bun­dan dolayı yemek yerken yavaş yemeli, yemek esnasında çok konuşmamalı ve ağız mümkün ol­duğu kadar az açılmalıdır. Gaz birikirse yukar­da önerdiğimiz önlemlere başvurulur.

Sindirim Güçlüğü (Dispepsi – Hazımsızlık): Bu hadise bir çok nedenle oluştuğu gibi, kalp hastalığının da doğurduğu bir haldir. Pek çok nedenleri ve şekilleri arasında aşağıdakiler gös­terilebilir:

Asit dispepsisi — Fazla asitten dolayı.

Akut dispepsi— Yiyecek hatalarından olup kısa sürelidir.

Alkolik dispepsi— Fazla alkollü içki içmek­ten dolayı.

Fazla şekerli yiyecekler dispepsisi — Fazla nişastalı gıdalardan dolayı.

Atonik dispepsi — Mide özsuyunun azlığın­dan dolayı.

Safra dispepsisi — Safranın nitelik ve niceli­ğinde eksiklikten dolayı.

Kataral (nezlevî) dispepsi — Mide enflamas» yonu, gastritten dolayı.

Fermentatif dispepsi — Yiyeceklerin kokuş­masından dolayı.

Gastrik dispepsi — Hatalı mide fonksiyonun­dan dolayı.

Hepatik dispepsi — Karaciğer hastalığından dolayı.

Histerik dispepsi — Histerik nöbetlerden do­layı.

İntestinal dispepsi — Pankreas, safra kesesi ve barsak salgılarının hatasından dolayı.

Sinirsel dispepsi — Midede ağrı ve kalpte çar­pıntı ile kendini gösteren dispepsi. En çok rast­lanan cins budur ve sinirsel ve ruhsal gerilimler­le yakından ilgilidir.

Fîetcherism — Yemek yerken yavaş ve iyice çiğneyerek yemeği öneren bir manâsı vardır. Horace Fletcher adındaki bilgin tarafından tav­siye edilmiştir ve lokmanın 25-30 defa çiğnenme­den yutulmaması öngörülen bir alışkanlığın el­de edilmesini ileri sürer.

Kalp cerrahisinden en çok yararlanan has­talıklar daha ziyade koroner damarlardaki has­talıklar, kalp kapakçıklarındaki bozukluklar ve doğuştan olan kalp hastalıklarıdır. Kalbin kendi­ni oluşturan tabakaların ve en önemlisini teşkil eden miyokardın, yani kas tabakasının ameliyatı sonunda o kadar başarılı, olmamıştır. Burada kalp nakli transplantation söz konusudur. Fakat kısa süre sonra şaşılacak derecede başarı sağ­landı. Artık bu sahada ufuk açıldı, geleceğe umut bağlandı. Yeni buluşlar ve ilerlemelerden sonra bu ameliyatlar da artık garanti altına alınmış­tır. Bu, her şeyden evvel bir ekip işidir, ve halen en iyi şekilde Amerika’da başarılmaktadır. En önemli sonuçlar koroner yetmezliklerinde elde edilmektedir. Ameliyata, by-pass=köprüleme ameliyatı adı verilmekte olup bacaktan alman top­lardamar koronerlerin dar kısmının altından ve üstünden sağlam kısımlara dikilmektedir. Başa­rı ekip, cihaz ve ameliyattan sonrası bakıma da­yanmaktadır. Bazen koldan da damar alınabilir.

Kalbin çalışmasını sağlayan uyarıcı sistemde bir bozukluk olursa, kalbin düzenli uyarılması­nı sağlamak amacıyla kalbe elektriksel bir sis­tem bağlanmaktadır. Halk arasında buna «kalp pili» denmektedir. Son gelişmelerle daha kolaylaşan ve sıklaşan bu uygulama bir çok kalp has­tasının temel sorunlarından birini çözmüştür.

Transplantation, kalp nakli de büyük başarı ile sonuçlanmıştır. Hatta iki kalpli yaşayanlar da vardır. Bunlar daha avantajlıdırlar. Çünkü vücut yeni kalbi reddedecek olursa eski kalp bu­rada tıpkı bir batarya gibi şarj olduğundan, böy­le bir hal karşısında, yeniden çalışmaya başla­maktadır, yani toparlanmıştır, ve uzunca bir sü­re hastanın yaşamını sürdürmesine yaramakta­dır. Bunlar da ünlü kalp cerrahı Dr. Christan Bernard ile yaşanmış ve görülmüştür.

Amerika’nın ünlü kalp hastalıkları hastanelerinden biri olan Cleaveland Hastahanesi dok­torlarından ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ki-ser diyor ki:

«İnsanoğlu olağanüstü hizmet getiren ve vücudun en yeni penceresi sayılan Nükleer Man­yetik Rezonans’ aracılığıyla her bir hücrenin ay­rı ölçümüne ulaşılacaktır. Dev bir cihazın, için­deki hastanın tüm dokuları, tüm hücrelerinden geçen radioaktif dalgalar, her şeyi adeta ayna gibi, bilgisayarla tamamen ortaya çıkarmakta­dır.