Kalbin Hastalanması

0

İnsan vücudunun güneşi, yasanımın hareket merkezi olan kalbin her hangi bir nedenle hastalanması, herkesi tedirgin eder. Bütün dikkatlerin odak noktası olur. Hatta yaşamın sona geldi sa­nılır.

Kalp, damar ve kan üçlüsü olarak çalışır. Bu üçlüye DOLAŞIM SİSTEMİ denir. Dolaşım Sisteminin yapısı ve çalışma tarzı hakkında yete­ri kadar bilgi sahibi olmayanlar, kalbin küçük bir rahatsızlığı karşısında telâş ve tedirginliğe ka­pılabilir.

Kalp hastalığı bir çok nedene bağlı olarak oluşur. Bu hastalığın önemi tam ve isabetli bir teşhisle belirlenir. Teşhis zamanında yapılmazsa ve önlemleri alınmazsa o zaman sorunlar artar.

Bir kalp hastalığı karşısında ilk önlemler alı­nır; doğru bir teşhis konduktan sonra hastanın tedaviye bilinçli uyumu sağlanırsa hastalık öne­mini yitirir. Hasta sağlıklı yaşamına kavuşur. Esasen sağlıklı yaşam 45-50 yaşından sonra ba­zı kurallara bağımlıdır. Delikanlılık çağı ömür boyu sürdürülemez. Her çağda kendini delikanlı sananlar yanılır. Yaş durumunun gereklerine uyum gerekir. Oysa, bazı kimseler de bu kuralla­ra bir türlü yanaşmaz, illa bir uyarı bekler.

Kalp hastalıkları kadınlarda daha az, erkek­lerde daha çok olmak üzere 45 – 50 yaşları arasın­da görülür. Bu dönemden sonra birçok uyarıla­rıyla kendini gösterirler. Bu uyanları değerlen­direnler ve 45 – 50 yaşın gereklerine, yani bu yaş döneminde vücudun istediği sağlıklı yaşam ku­rallarına uyanlar ömürlerini uzatmış olurlar.

Kalbin hastalanmasından korkmamalı. Kal­bin hastalanmasından daha önemli olan konu, doğru bir teşhis ve bu teşhis doğrultusunda teda­vi yöntemlerinin saptanmasıdır. Bu durumdan da daha önemlisi; hastanın kalbini tanıması, kalp hastalıkları hakkında yeteri kadar bilgisi olması, bilinçli olarak doktorunun tedavi yöntemlerine tam ve sürekli uyum sağlayabilmesidir. Aynı za­manda hastaya yakın olanların da doktorun öne­rileri, tedavi yöntemleri doğrultusunda bilinçli yardımcı olmaları, hastaya yasak kurallar icat etmeden moral vererek ilgisini bilinçli olarak sun­maları gerekir.

Medeniyet hastalığı haline gelen kalp hasta­lıkları, günün birinde az veya çok herkesi etki alanına alacaktır. Çünkü toplumda yaş ortala­ması yükselmekte, yani insan ömrü uzamaktadır. Böylece yaşlanacağından hastalıkların sıklığı o nispette artmaktadır. Aynı zamanda beslenme koşulları, en önemlisi hızlı yaşam, heyecan, gam, kasavet kalbin hastalanması olasılığını çoğalt­maktadır.

Bu durumlarda karşı önlemler olarak kalbi koruyabilmek, kalbin hastalanması hallerinde paniğe kapılmadan bilinçli olarak nasıl davranılması gerektiğini bilmek gerekir.

Bu kitap; doktorun yerini almamak koşuluy­la, kalbin hastalanmasına yol açan nedenleri,”has­talığın türlerini, türlerine göre tedavi yöntemle­rini, sağlıklı yaşam kurallarını halkın anlayabi­leceği biçimde anlatmayı amaçlamaktadır. Bu ki­tabın herkese sağlayacağı yararlar şöyle sırala­nabilir.

a) Kalbi sağlam olanların, sağlıklı yaşamla­rı kalp hastalıklarının etki alanına girmemeleri için önlemler almalarını sağlamak.

b) Kalbi sağlam olduğu halde gereksiz yere kalbinden endişe edenlerin bu kuşkularından kur­tulmaların sağlamak.

c) Yakınları arasında kalp hastası olanların kalp hastalıkları hakkında bilgi edinmelerini, ge­reğinde bilinçli yardım etmelerini, gereksiz ya­saklamalarda bulunmamalarını sağlamak.

d) Kalbi hasta olanların, hastalığın türünü, önemini bilerek doktorun tedavi yöntemlerine sü­rekli uyumlarını, sağlıklarına daha çabuk kavuş­malarını sağlamak.

Kalp yaşlandığı için yükü hafifletileceği yer­de artarsa, kalbin pompaladığı kanı damarlar normal götürüp getiremezse, kalp kapakçıkları .gereği gibi kapanamazsa, kalp kasları kalınlaşır ve büyürse, kan basıncı (tansiyon) sürekli olarak yüksek olursa,akciğer kan birikintisi yaparsa, kalp sinir sistemi sinirlilikten ve üzüntüden sü­rekli etkilenirse, kalp vuruşları çok düzensiz, olursa,” Tiroit bezi (kalkan bezi) görev yapamaz­sa, kalbin iç tabakası, endokard mikroplu has­talıklardan etkilenirse, damarlar genel ve yerel talıklardan etkilenirse damarlar genel ve yerel olarak sertleşirse, romatizma ve diğer ateşli has­talıklar kalbi etkilerse, kalbin doğuştan bozukluklarında, en önemlisi kalbi besleyen damar­lar (Koroner Arterler) sertleşir ve tıkanırsa ve daha bir çok nedenlerden kalp hastalanır.

Görülüyor ki, kalp bir nedenden ötürü hasta­lanmıyor, pek çok nedenleri var. Bunlardan biri diğerinden daha çok veya daha az önemli olabi­lir. Kalbin bir yerinin hastalanma derecesi az ve­ya çok olabilir. Yukarıda saydıklarımızdan bazı­ları bir tedavi ile kısa zamanda iyileşebilir. İşte bu durumların iyice bilinmesi, hastanın tedaviye bilinçli uyum göstermesi önemlidir.

Kalbin bulunduğu yerde ya da çevresinde bir ağrı duyunca; «eyvah kalbim, hayatımın güneşi­ne gölge düştü» denmesine ya da «yaşamımın gü­neşi soldu» denmesine gerek yok. Belki bu ağrı­nın kalple bir ilgisi olmayabilir. Kalple doğrudan ilgisi varsa bile o zaman da aşırı derecede korkulmamalıdır.

Kalp hastalığı birden bire dolu yağar gibi her tarafı yıkıp dökerek gelmez. Nasıl ki, dolu yağı­şının bir mevsimi varsa, bu mevsimde gök gür­ler bulutlar birikir, dolu sonradan başlarsa, kalp hastalıkları da bir yaş çağından sonra, önceden birçok uyarı vererek gelir. Gelince de gitmem di­ye direnmez.

Artık tıp’taki ileri adımlar, tedavi çarelerini en iyi biçimde her geçen gün daha da geliştirmek­te, iyilerini getirmektedir. 20 – 30 sene önce hayal olanların şimdi gerçekleşmesi gibi,, yarınlar nice yeni yöntemler getirecektir.

Nasıl ki, akciğer hastalığı denince önce «ne­si varmış?» deniyor; Akciğer hastalıklarının astma (astım), bronşit, zatürree (pnömoni) ve ve­rem (tüberküloz) gibi pek çok türü varsa ve biri­nin diğerine göre daha çabuk iyileşmesi mümkün­se, kalp hastalığı denince de kalbin nesi olduğu­nu bilmek ve önemine göre zamanında önlem •almak tedavinin temelini oluşturur.

Önlemlerin başında dinlenme gelir (yani kal­bin yükten öncelikle kurtarmak.) Uykuda iken dakikada 4,5 litre kan pompalar. Ağır bir işte, koş­mak, ağır yük taşımak, aşırı heyecan gibi durum­larda kalp bir dakikada 7,9 litre kanı pompalama durumunda kalır. Kalbin atışları çok hızlanır. İş­te bunlar kalbe verilen yüklerdir. Önce bu yük kaldırılmalıdır.

Kalp rahatsızlığı sırasında hastayı pamuk çu­valı taşır gibi apar topar doktora koşturmak za­rarlıdır. Kalbin yükünü azaltarak hastayı rahata kavuşturduktan sonra özenle, sakin bir durumda hastanın doktora ulaştırılması veya doktorun hastaya getirilmesi gerekir. Hasta doktora kavu­şunca, yerinde ve zamanında teşhis, gerekli giri­şimin yapılabilmesi için öncelikle hasta ile hastanın yanında olan yakınlarının hastalığın gelişimi­ni tam olarak doktora anlatması gerekir. Örne­ğin, «Kardiyak histeri» diye bilinen bir sinirlilik (Neurosis) hali vardır ki, kalp tamamen sağlıklı olduğu halde, hasta kalp hastalığı belirtilerini taklit eder. Bu durum bir kalp hastalığı değildir. Hastanın daha önce. geçirdiği kalp hastalığı (angina pectoris, infarktüs) varsa bunu başta söylemek ya da hasta romatizma, difteri, tifüs hastalığı geçirmişse doktora bildirilerek teşhise yardımcı olunmalıdır. Böylece hekimin çabuk ve doğru bir teşhise varmasına, hızla gerekli giri­şimde bulunmasına yardımcı olunur.

Kalp hastalığının nereden geldiği, nasıl oluş­tuğu bilinince hasta doktorun önerilerine bilinç­le uyar. Uyum derecesine göre de tedavi hızlı ve etkili olur. Hasta gerekli kurallara uyarak nor­mal yaşamını sürdürebilir. Ünlü kalp hastalıkları uzmanı Sir William Osler’in dediği gibi «İnsan­lar, geçirdikleri kalp krizi sayesinde normal, ya­şamaya değer hayatlarına kavuşurlar, ömürleri­ni uzatmış olurlar.»

Kalp hastalıkları artıyor mu? Artıyorsa bu­nun nedenleri nelerdir? Modern yaşam ortamı­nın getirdiği koşullar endişe ve kararsızlıklar da­ha rahat ve emniyetli olan eski, sakin, asude ya­şam koşullarının kalkması ile doğan yeni, gürül­tülü, dengesiz, hızlı yaşam biçiminin vücudu ge­rilim altında tutması daha fazla kalp hastalığı görülmesinin nedenleri olsa gerek.

Laboratuar tahlilleri, röntgen ve elektro­kardiyografi gibi yöntemlerin kullanılmasıyla teşhis olanakları gelişmiştir. Şu muhakkak ki teş­his kadar, hastalığın tedavi yöntemlerini hasta­nın da bilmesi ve uygulaması, sürekli uyumu da önemlidir. Hastanın kalp hastalığının türleri ve bunun sonuçlarını bilmesi, bunları soğukkanlı­lıkla karşılaması tedaviyi kolaylaştırır.

Kalp ve damar bozukluklarını içine alan ve genellikle kalp-damar sistemi (Kardiyovasküler sistem) hastalıkları dediğimiz gruptaki kalp ra­hatsızlıkları 45 – 50 yaşlarından sonra başlar. Ka­dınlardan çok erkeklerde görülür. Dejeneratif de­ğişiklikler diye bilinen saç ağarması, görme bo­zukluğu; deri kuruluğu gibi değişiklikleri yaş­lanmaya bağlı olarak normal karşıladığımız gibi; kalbin de yaşlanmasını normal karşılamalıyız. Önemli olan, hastalığın oluşumunu bilmek, dok­torun önerilerine göre tedaviyi uygulamak ya­nında sürekli olarak DİYET (yiyecekler) İLAÇ ve DİNLENME (kalbin yükünü azaltmak), sac ayağı denilen ana kurala uymaktır. Halk dilin­de Tıkınma! (Çok yeme!) Ikınma! fazla yorul­ma!) sıkılma (üzüntüyü bırak) diye özetlenen kural kalp hastalıklarında temel korunma yön­temidir.

Bunlar herkesin kalp hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmasına bağlıdır. Herkes kalbi için bilinçli yaşamak zorundadır. Kalp için gösteri­len özen 45 – 50 yaşlarından sonra daha da arttı­rılmalıdır.

Kâynakça’da gösterilen çoğu yabancı kitap­lardan yararlanmakla birlikte 45 yıllık İç Hasta­lıkları uzmanı olarak ve 20 yıldır kalp hastası olmam nedeniyle de kendi üzerimdeki bul­gu ve uygulamalarımın bir ürünü olarak bildik­lerimi halkın yararına sunmak istedim. Bu bilgi­leri bir kitapta halkın anlayabileceği bir dille anlatmaya çalıştım. Bazı konuları sürekli tekrar­layarak önemini vurgulamayı amaçladım.

Birde kalp hastası olmadığı halde kendini kalp hastası sanan bilinçsiz davranışlarıyla hayatını çekilmez hale sokanlar ve doktordan ka­çanlar görülmektedir. Bunlara söylenecek çok sözler vardır. Bu kusurları özetleyerek kitabın başında vurgulamak için birinci bölüme alarak herkese ders olsun diye uyarı getirmeye çalış­tım.