Kahve Yorgunluk İçin Çözüm Müdür?

Posted on 05. Oca, 2009 by admin in YORGUNLUK

Kahve kafein içeren bir içecektir. Kola cinsi meşrubat­lar ve çay da kafein içermektedir. Kafein kristal yapısında, hafif acı ve sinir sistemini uyarıcı bir maddedir. Normal miktarlarda alındığında sorun yaratmayan bu madde aşırı tüketildiğinde huzursuzluk, sinirlilik, çarpıntı, uykusuzluk gibi belirtilerle rahatsızlık doğurabilmektedir. Kafein yük­sek miktarlarda alındığında geçici olarak zihinsel etkinlik­leri arttırmakta, algılamayı yükseltmekte ve yorgunluk his­sini geciktirebilmektedir. Bu nedenle Uluslararası Olimpi­yat Komitesi Sağlık Komisyonu tarafından doping olarak tanımlanmaktadır. Ancak uzun süre yüksek dozlarda kafein alımına yol açan kahve içimi bu geçici etki yerine zararlı olabilecek uyku bozuklukları, solunum ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları, sinirlilik ve bazı ruhsal sorunlara yol açabil­mektedir.

Kafein sinir sistemini uyararak bir süre için uyanıklılık sağlamaktadır. Ancak hemen ardından uyarımda bir düşüş yaşanmakta ve uyanıklık durumu yerini uyaranlara cevap vermede yetersizliğe bırakmaktadır. Asıl sorun, kafeinle yavaş bir şekilde (kronik) bir bakıma zehirlenmektir. Ka­fein, organizmamız dinlenme ihtiyacı duyduğu halde uya­rıcı bir etki yapmakta ve enerji oluşumunu kamçılamakta­dır. Sinir sistemi biraz da olsa dinlenmek istemesine karşın kafein tarafından çalışır tutulmaktadır. Organizma böyle bir uyarılmışlık durumunun devamında gerekli karbonhid­ratları ise karaciğerden serbestleştirmekte ve enerji ihtiya­cını karşılamaktadır. Kafein alımının ardından hissedilen enerjik durum bu yükselen kan şekerine bağlıdır. Aynı etki bir meyve yiyerek de elde edilebilmektedir, kafein ile uya­rıma gerek yoktur. Sabahları uyanmak amacıyla içilen çay ya da kahvenin aslında geçici bir uyanıklık verdiğini, bir süre sonra tekrar içme isteği duymamızdan anlıyoruz: Bu durumda karaciğerden açığa çıkan şeker tekrar hücre içine alınmıştır ve etki geçmiştir. Organizma kandırılmaya çalı­şılmış, ancak başarılı olunamamıştır. Doğal dengesine uy­gun davranarak, açığa çıkarılan karbonhidratı geri almıştır.

Yapılan yanlışlardan birisi de, çay saati veya kahve mo­lası olarak isimlendirilen uygulamalardır. Yüklenen orga­nizmanın dinlenmeye ve yenilenmeye ihtiyaç duyduğu bir anda ona uyarıcı vererek bunu geçiştirmek, sorunu sadece ertelemek anlamına gelecektir. Bu tür molalarda ya da ara öğünlerde meyve suyu, meyve ve/veya kepekli ürünler tüketilmesi önerilmektedir. Kola cinsi meşrubatlar da bu aralarda sıkça içilmektedir. Kolalı meşrubatların içindeki şeker rafine olduğundan çok hızla kanı terk edecek ve insülin tarafından hücre içine alınarak içim sonrasındaki iyilik hissi yerini yoksunluğa, eksikliğe bırakacaktır. Böylece kişi tekrar kafein ve şeker isteği duyacaktır. Ana babalar çocukların kahve içmelerine izin vermediği halde kolalı meşrubat içmelerine izin vermektedirler. Oysa bu şekilde alman kafein, kahve ve çay ile alman miktarların çok daha üzerinde olabilmektedir. Özellikle genç ve çocukların ko­lalı içeceklerden uzak durmaları, doğal susuzluk giderici sıvıları tüketmeleri önerilmektedir.

Çay ve kahvedeki kafein doğal haliyle bulunmaktadır. Oysa kolalı meşrubatlardaki kafein sentetiktir ve içilen sı­vıya eklenerek sunulmaktadır. Ayrıca soğutularak içilen sıvılardaki kafeinin emilimi yüksek miktarlarda olmakta ve organizmaya daha fazla alınmaktadırlar. Öte yandan kolalı içeceklerde fosforik (veya karbonik) asit ve boyar maddeler bulunmaktadır. Çocukların uyarıcıya kesinlikle ihtiyaçları yoktur. Doğal uyarılmışlık durumları en uygun düzeydedir. Ek bir uyarıcı etkisi çeşitli ruhsal sorunlara yol açabilmek­tedir. Kafeini azaltılmış (dekafeine) kahvelerin çeşitli kim­yasal işlemlerden geçtikten sonra piyasaya verildiğini biliyo­ruz. Bu işlemlerin tümü organizmaya ek, yabancı ve sente­tik olan bazı maddelerin alımı anlamına gelmektedir. Kafeinsiz içim beklerken vücut bazı başka yabancı maddelerin etkisi altında kalmaktadır. Ayrıca kafeinsiz kahvenin bir miktar da olsa kafein içerdiği bilinmektedir.

“KAHVE YORGUNLUĞU AZALTMAZ, MASKELER.”

Leave a reply