İlgi Duyma

Posted on 11. Oca, 2009 by admin in ÇOCUKTA PSİKOLOJİK GELİŞİM

Başkasını düşünmenin en basit şekli ilgi duymak (La sympathie) tır. ilgi başlangıçta bilinçsiz ve adeta organik bir haldedir.

Koyun sürüsünde ürküp koşan bir koyunun arkasından diğer koyunların da aynı harekette bulunmaları organik bir taklitten (La synergie) ibaret olduğu gibi; gülen bir insanın bizde gülme isteği uyandırması; uygun adımlarla yanımızdan geçen bir tabu­run bizde de düzgün adımlarla yürüme isteği uyandırması bu tür bir ilgilenmedir.

Çocuk Psikolojisi kitabının “Ruhsal Etkileşim” ve “Taklit” bölümlerinde de belirtildiği gibi, çevremizdeki insanların bizde bilinçsiz olarak kendi durumlarına, hareketlerine ve ruhsal hal­lerine benzer haller uyandırmalarında mutlaka bir yakınlık ve yararlılık olması gerekmez.

Bu organik ve içgüdüsel şekildeki ilgi, bir hazla çağrıştırılmış olursa, o zaman yöneldiği kişiler ve eşyayla bizim aramızda bir ilişki oluşturur ki, bu şekildeki ilgi sevgi dolu ve dostça olur.

Örneğin Ribot’nun verdiği örnekte olduğu gibi; kapısının önündeki kurumuş bir çiçeğe hiçbir dikkat ve ilgi duymaksızın biraz su veren biri, ertesi gün o çiçeğin canlandığına dikkat edince yavaş yavaş ilgi duyar ve bu kez o çiçeğe özenle bakmaya başlar ki, oluşan bu ilgi sevgi dolu ve dostça bir sempati demek­tir. İlgi duymak çeşitli düşünsel örneklerle karşılaşınca, tekrarla­nıp birikince genişler ve gelişir; merhamet, yardımseverlik ve fe­dakârlık gibi şekiller kazanır.

Bir kişiye, bir şeye veya bir kavrama karşı dostça bir ilgi duy­mamız, onda bizim zevklerimize, alışkanlıklarımıza ve idealleri­mize uygun noktaları farketmemizdendir. Bir insanın huzur ve mutluluğu, bizim huzur ve mutluluk hakkındaki düşüncemize uyduğu için bizde istek uyandırır.

Bazı karamsar felsefecilerin söylediği gibi, insan, insanın düş­manı değildir. Rousseau’nun iddia ettiği gibi sosyal hayat, kur­maca ve sanal olmayıp, insanlar için doğal bir olgudur.

Robenson Crusoe hikâyesinde Robenson’un kazaya uğramış bir gemi enkazını karıştırırken, “keşke bir kişi kurtulmuş olsay­dı…” diye feryat etmesi, insanlığın diğer insanlara olan ihtiyacı­nı çok güzel ifade eder.

Okyanus yolculuklarında başka bir gemiye rastlamak yolcu­luk arasında sonsuz sevinç oluşturur. Kendi cinsinden ayrı kal­mak, insanlar için acıların en büyüğüdür.

İnsanın toplumsal doğasından kaynaklanan ve sosyal eğilim­lerin temelini oluşturan ilgi; insanı çevreleyen en yakın gruplar­dan başlayarak, en uzak insan topluluklarına kadar genişler. Ai­le, millet, vatan ve insanlık bağları, ilginin seçimine ve tercihe muhtaç olmayan; dostluk ve aşk ise, seçime ve tercihe dayanan biçimleridir.

Çocukta İlgi Duyma

Çocuk henüz birkaç aylıkken başkasında gördüğü acı ve haz be­lirtilerinin etkisi altında kalır. Karşısındakilerin ağladıklarını veya güldüklerini görmek, çocukta aynı durumların belirmesi için yeterlidir. Demek ki basit ve içgüdüsel şekildeki ilgi, çocuk­ta ilk zamanlardan itibaren vardır.

Ancak çocuklarda çevreye ilişkin fikirler ve örnekler henüz oluşmadığından, organik ilginin, (synergie) içgüdüsel tepkilerin dışında ilgisi belirgin değildir. Bu durum nedeniyle çocuklar kü­çük vahşiler gibidirler. Kimi psikologların çocukluğu “merha­metsiz yaş” saymaları da bundandır.

Doğrusu birçok gözlemler çocuğun duygusuz, hatta zalim ol­duğu kanaatini verir. Hayvanlara eziyet etmekten hoşlandıkları­nı, yaslara duyarsız/kaldıklarını, en yakınlarının hastalıkların­dan ve ölümlerinden bile duygulanmadıklarını görürüz.

Bunların nedenini çocuğun düşünsel sembollerden ve tecrü­belerden henüz yoksun olmasında aramak gerekir. Hayvanın da acı çekebileceğini, hastalığın ve ölümün mahiyetini çocuk idrak etmemiştir. Yoksa çocuğu özellikle bencil ve acımasız kabul et­mek doğru değildir.

Anormal çocuklar arasında tamamen bencil ve acımasız olanlar varsa da, normal çocuklarda insan doğasının iki zıt yö­nü, yani hem kendini hem de başkasını sevme eğilimi aynı za­manda mevcut olur.

Yaklaşık üç yaşına doğru eşyaya ruh izafe etmek (L’animis-me) eğilimiyle birlikte çocukta merhametin de oluşmaya başla­dığı görülür.

Çocukların yaşıtlarıyla birlikte olma eğilimleri başlangıçta

toplantı sonucu ve bilinçsiz bir halde ve oyun veya oyuncakların (etkisiyle ortaya çıkar. Yaşı ilerledikçe sosyal eğilimler ve dayanışına duygusu artar. Nitekim ergenlik döneminde dayanışma duygusu çok güçlü bir şekilde kendini gösterir.

Eğitim Yöntemleri

Bencilliğin normal durumları aşması ve hak sınırına tecavüz et­mesi mümkündür. Bu da her zaman dikkat edilmesini gerektirir. Buna karşılık başkasını düşünme duygusunun aşırı ölçüde olmasından hiçbir tehlike oluşmaz. Ancak başkalarının uğradığı felâ­ketler karşısında duyarlı olmayı sağlar ki, bu da sosyal faaliyeti doğurur. Bununla birlikte eğitimcilere şu tavsiyelerde bulunmak doğru olur:

· Çocuğun bencilliğini sınırlayınız ve başkalarını düşünme duygusunu güçlendiriniz.

· Çocuğun saldırganlığı ve acımasızlığı kendisine ders verici bir ters tepki sağlayacaksa, hareketlerinin normal sonuçlarına katlanmasına karışmayınız. Örneğin karşılık göreceği bir ar­kadaşına veya kendisini korkutacak bir köpeğe karşı saldırı­sını ve zorbalığını engellemeyebilirsiniz. Ancak güçsüzlere karşı saldırganlık gösterdiğinde o zaman bu davranışını bü­yük bir ciddiyetle engellemede gecikmeyiniz.

· İlgi uyandıracak ve tüm başkalarını düşünme eğilimlerinin çocuklarda en köklü bir şekilde ortaya çıkacağı yer aile yuva­sıdır. İlginin okulu, bir ailenin hayatıdır. Çünkü orada bütün menfaatler, üzüntüler ve sevinçler ortaktır. Aile bireyleri ay­nı şeyleri ortak biçimde düşünürler ve benzer eşya ve kişileri aynı şekilde severler.

· Bu nedenle çocukluklarını ve gençliklerini aile ocağında geçirmemiş olanların başkalarını düşünme duyguları çok cılız ve bencillikleri de daha aşın olur. Aile hayatının yatılı okul­lara tercih edilmesinin nedenlerinden biri de budur. Bu du­rumda, anne-babalara ve eğitimcilere şu tavsiyede bulunmak yararlıdır:

· Çocukları mümkün olduğu kadar aile hayatının ortak duygu­larından ve dayanışmasından yararlanmasını sağlayınız ve çocuğun aile hayatından soğuyup uzaklaşmasına meydan vermeyiniz.

· Okul, aileden alınan etkiyi sürdürebilir. Bir öğretmenin etra­fına birikmiş olan birçok çocuğa ortak hatıralar, ortak fikir­ler ve inançlar veren okul, sevgi ve dayanışmayı güçlendirir. Anlaşıp sevgiyle paylaşma yeteneğini oluşturur. Bu nedenle okulda birtakım hazlar ve heyecanlar doğurunuz ki, çocukla­rın sevgi eğilimleri artmış olsun.

· Çocuklara bizzat kendiniz sade ve samimi bir şekilde arkadaş­lık, sevgi ve iyilik gösteriniz. Kalp kalbe karşıdır derler. Siz çocukları severseniz, onlar da sizi seveceklerdir. Öğretmenle öğrencinin karşılıklı samimiyet ve sevgisi, okulun verdiği duygusal eğitim için, en güçlü ve en güvenilir bir dayanak olur.

· Çocukların ilgi duyma eğilimlerinin belirmesine vesileler ha­zırlayınız. Örneğin küçüklerin büyükler tarafından korunma­sını ve her büyük çocuğun küçüklerden birine özel olarak sa­hip çıkmasını sağlayarak sürekli bu ilişkileri izleyiniz. Çocuk­ların kendi aralarında yoksul çocuklara yardım, kuşları ve hayvanları koruma veya spor amaçlı küçük gruplar ve takım­lar kurmalarını teşvik ediniz.

· Tarih, Ahlâk, Sosyal Bilgiler, Türkçe ve hatta Fen dersleri ilişkisiyle; perişanlık, felâket, acı, sefalet, hastalık, düşkünlük ve kimsesizlik durumlarıyla ilgili net fikir uyandıracak örnek­lerden yola çıkarak, çocuklarda başkalarını düşünme duygu­sunu geliştirebilirsiniz.

· Çocukların başkalarını düşünme duygusunu güçlendirme ve ilgilerini arttırmaya çalışırken yapılarının kişisel özelliklerini gözönünde bulundurunuz. Duyarlılıklarının hatalı ve aşırı telkinler altında hassasiyet bozukluğu (sensiblerie) şekline girmesine meydan bırakmayınız.

Leave a reply