Gençler Arasında Yaygın Olarak Görülen Ruh Hali

Posted on 26. Oca, 2009 by admin in RUH SAĞLIĞI

Günümüz toplumlarında gençlerin durumu incelenince or­taya sağlıksız ve dengesiz bir tablo çıkar: Kararsızlık, güvensiz­lik, endişe, sinirlilik, ani tepkiler, coşku, öfke, fevri ve düşüncesiz davranışlar, kolayca sevinip kolayca üzüntüye kapılma, içe kapan­ma, egoistlik…

Gençlik dönemi benlik algısının ön plana çıktığı bir dönem­dir. Genç insan kimi zaman kendisinin hiçbir değeri olmadığı­nı, sıradan bir insan olduğunu, kimi zamansa üstün bir kişilik olduğunu düşünür. En önemli konusu ve düşüncesi kendisidir. Düşünceleri çoğunlukla kendi merkezlidir. Bu dönemde dengeli kişilik anlamına gelen, duygu-düşünce-davranış uyumu verimli biçimde ortaya konamayabilir.

Gençlerin bir kısmı bu dönemde düşler kurar, hayallere da­lar; kendini büyük işler başaran biri, keşifler yapan bir bilim ada­mı, hayran kitleleri olan bir sinema oyuncusu veya sporcu, insan­ların yaşamını kurtaran çok başarılı bir doktor, büyük bir devlet adamı veya star olarak hayal edebilir.

Aileler açısından bakıldığında da durum endişe vericidir: Ebeveynlerin çoğu, çocukları büyüdükçe beliren terslenmelere, kaprislere ve öfke nöbetlerine bir anlam veremezler. Artık çocuk­ları hiçbir şeyi beğenmemekte, arkadaşça yaklaşımlarına bile ters karşılık vermekte, her şeye aşırı ve sert tepki göstermektedir. Bazı anne babalar ise en sempatik yaklaşıma bile sırtını dönen, sert ta­vır gördüğünde ise daha da çıldıran gence nasıl davranacaklarını şaşırır, ne yapmaları gerektiğini bilemezler.

Yeni yetişen gencin kendilerine cephe aldığını hatta öfke duyduğunu hisseden anne babalar bundan tedirgin olurlar. Tüm girişimleri olumsuz sonuçlanır. Bunun devamında genç ile anne baba arasındaki bağlantı kopar ve karşılıklı kavga ve tartışmalar başlar.

Genç insanın söz dinlemeyişleri, asi tavırları anne babayı çaresiz duruma sokar. Kimi zaman öfkeyle kapıyı çarpıp çıkan genç, daha aradan fazla bir zaman geçmeden hiçbir şey olmamış gibi neşesi yerinde olarak eve dönebilir. Annesinden kendisine sevdiği yemeği hazırlamasını isteyip, küçük kardeşine espriler yapabilir. Bunlar elbette ki çok dengeli tavırlar değildir. Odasına kapanıp müziğin sesini sonuna kadar açar. Daha 10 dakika önce kapının önünde ayrıldığı arkadaşıyla telefonda bir saate yakın konuşur. Başka bir zaman televizyon seyrederken ertesi günkü sınavı kendisine hatırlatılınca kendisinin bunu zaten bildiğini ve dersine çalışıp bitirdiğini söyler. Fakat bu uyarıya çok tepkili ol­duğu bellidir.

Annesinden babasından öğrenecek bir şeyi olmadığı kanı­sındadır. Dahası her fırsatta annesini babasını tenkit eder. Onları kendi deyimiyle eski veya geri kafalı bulur, zevkleriyle alay eder. “Bana böyle diyorsunuz ama ona bakılırsa siz de şöyle yapıyorsu­nuz” mantığım sürekli dile getirir. Saygıdan, hürmetten uzak, dü­şüncesizce sözler sarf eder. Kimi zaman da sırf onları kızdırmak ve inat amaçlı sözler ortaya atar. Örneğin, belki yapacağından değildir ama bir yerden sonra okulu bırakacağını, arkadaşlarıyla müzik grubu kuracağım söyler. Veya babasının siyasi görüşlerine muhalif görüşleri savunur, hararetle tartışır* hiç ilgisi olmadığı halde, tutmadığı partiyi tutar gibi görünür. Farklı bir görüşü sa­vunması elbette yanlış değildir, yanlış olan bunu yapma amacıdır. Tamamen terslik yapmak ve inatlaşmak için böyle bir tavra girer.

Bazen gençlerin bu tavırları yalnızca ailelerine yöneliktir. Gencin dışarıda son derece çekingen ve mahcup bir tavır içinde olup, evde bu kadar ters, sinirli ve tepkili olması ebeveyni şaşırtır. Hatta çevrelerinden gençle ilgili olumlu sözler duyduklarında ai­lesinin bu şaşkınlığı daha da artar.

Gençler ebeveynlerine, arkadaşlarının veya tanıdıklarının anne babasını örnek gösterirler, onların tutumundan memnun olmadıklarını söyleyip, yakınırlar. Özellikle eve arkadaşları gel­diğinde böyle bir tavır içine girer, annelerinin veya babalarının yanlarına gelmesine kızarlar. Ebeveynleri arkadaşlarına sevecen bile davransa, gidince hemen onlara çıkışırlar. Bazıları evde is­tenmediklerini düşünür ve bir an önce ayrı bir evde yaşamanın hayalini kurarlar. Kendisinin eleştiriye tahammülü yoktur ama anne babasını acımasızca eleştirir. Onların yaptıkları her şeyi olumsuz algılar ve kısıtlamalarını abartılı değerlendirir. Sürekli haksızlığa uğradığını, kimsenin kendisini anlamadığını düşünür. Bu dönemde arkadaş seçimine karışıldığı takdirde ciddi çatışma­lar yaşanır. Bu anlatılanlardan da anlaşıldığı üzere bu dönemde genelde gençler çok sorunlu bir yapı sergilerler.

12-21 yaşlar arası kabul edilen bu gençlik döneminde ortaya çıkabilecek sorunları şöyle sıralanmaktadır:

§ Tik ve kaygı bozuklukları (Strese bağlı, şiddetlenerek veya hafifleyerek aynı belirtilerle devam edebilir)

§ Korkular, ayrılma kaygısı (Bunlar yetişkinlikte bağımlı ki­şilik, depresyon, panik bozukluk ve obsesif-kompülsif bo­zukluk tabloları şeklinde ortaya çıkabilir)

§ Zeka geriliği veya özel öğrenme bozuklukları gibi rahatsız­lıkların yansımaları ya da belirtileri olarak ortaya çıkabile­cek sorunlar; ketlenme, içe kapanma, donukluk ve yavaşlık

§ Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu veya çeşitli ne­denlere dayalı davranış bozukluğu yaşayan ergenlerde; sal­dırgan davranışlar, öfke kontrolünde sorunlar, antisosyal davranış yapılanması ve suça eğilim

§ Ergenin yaşam düzenini, kalitesini, zamansız, derinden veya sürekli etkileyebilecek olayların olması da sorunlar doğurabilir (Doğal afetler, aileden birisinin vefatı, taşınma, sakatlanma, uzun süreli sağlık sorunları, ekonomik prob­lemler)

§ İçe kapanık ya da saldırgan, lakayt ya da çok hırslı kişilik özelliklerinin öne çıkması, dürtü kontrol sorunları, sosyal ilişkilenmede güçlükler, uyum bozuklukları.

Leave a reply