Eğitimde Cezanın Yeri

Posted on 14. Ara, 2008 by admin in ÇOCUK GELİŞİMİ

Çocuk eğitimde cezanın yeri ve ölçüsü psikologlar tarafın­dan hep tartışıla gelmiştir. Bütün bilimlerde olduğu gibi, eği­tim bilimlerinde de ilk çağdan başlamak üzere deneme ve araştırmalar yoluyla gelişmeler kaydedilmiş, bu gelişmelere paralel çeşitli eğitim anlayışları ortaya çıkmıştır. Yıllar önce Amerika’da bir oyuncakçı vitrininde görülen ve “Anne Baba’ lara Öğütler” başlığını taşıyan alaycı bir yazı, her on senede bir eğitim anlayışının nasıl değiştiğini ve günümüz Amerika’sında çocuğa bakış açısının ne hale geldiğini göstermekte­dir.

1910: Çocukları döverek eğitin, dayak cennetten çıkmadır.

1920: Çocukları sevdiği şeylerden yoksun bırakarak eği­tin.

1930: Çocukları fazla sıkmadan eğitin, yaramazlıklarını görmezden gelin.

1940: Çocukları ikna ederek eğitin, kuralların sebebini açıklayın.

1950: Çocukları sevgi ve hoşgörü ile eğitin.

1960: Çocukları sevgi ile dövün.

1970: Çocuklara bağımsızlık verin, rekabete hazırlayın.

1990: Çocuklar mı, hepsinin canı cehenneme!

Amerikan toplumunda paylaşma yoktur, rekabete, kişisel başarıya ve özgürlüğe önem verilir. Annelerin çoğu çalıştığı için bebekler kreşlerde, bakıcı elinde ve ana okullarında bü­yür. Bu yüzden gençlerde aileye bağlılık yoktur, kendilerim anne babaya karşı borçlu hissetmezler. 18 yaşma gelince baba evinden ayrılır, kendi hayatlarını yaşarlar. Gençler arasın­da eğlence, nikâhsız beraberlik, alkol ve uyuşturucu kullanı­mı çok yaygındır. Kiliseye, soyluluğa ve asalete dudak büker­ler. Yaşlılardan, kimsesiz çocuklardan, işsizlerden, evsizler­den toplum değil devlet sorumludur. İyi vatandaş, çalışmak­tan, vergisini vermekten ve kanunlara uymaktan sorumlu­dur.

Bugün Amerika’da çocuk eğitimi konusunda ortaya çıkan tablodan yöneticiler ve eğitim psikolojisi uzmanları memnun değildir. Çalışan annelere uzun süreli doğum izni, part time (yarım gün) çalışma fırsatı, hazineden çocuk aylığı gibi özen­dirici yardımlar yapılarak anne-çocuk beraberliği sağlanmaya çalışılmaktadır. Okullar ve sosyal eğitim kurumları çocuk hakları, anne baba sorumluluğunu, eşler arası sadakat, işbirliği ve yardım­laşma, aileyi bir arada tutmada dinin önemi gibi konulara ge­niş yer vermekte, geleneksel aile modelini yeniden tesis etme­ye çalışmaktadır.

Bizde çeviri yoluyla yayımlanan çocuk eğitimi ve psikolo­jisi kitaplarında Amerikan eğitim sisteminin izleri vardır. Eği­timde hoşgörü ve serbestliğe aşırı vurgu yapılarak baskı ve aşırı disiplinin kişilik özgürlüğüne aykırı olduğu anlatılır. Bü­yüklere saygı, anne babaya itaat, geleneklere bağlılık, zayıfı koruma, işbirliği ve yardımlaşma konularına pek yer veril­mez. Modern eğitim prensipleri olarak sunulan bu görüşler birçok okumuş anne babayı etkilemekte, çocuklarını bu ki­taplara göre yetiştirmeye çalışmaktadırlar. Bunları söylerken, Amerikan eğitim sistemini tümüyle dışladığımız anlaşılma­sın. Bizim geleneksel çocuk yetiştirme modelimizde yanlışlar olduğu kadar, Amerikan eğitim sisteminin de kendi içinde doğruları vardır. Biz, geleneksel çocuk yetiştirmedeki yanlış­larımızın yerine modern eğitimdeki doğruları koymayı teklif ediyoruz.

Bir toplumun hayata bakış açısı ve yaşam biçimi o toplu­mun eğitim sistemi hakkında önemli bilgiler verir. Okumuş anne babalar, çocuk eğitirken ne kadar modern eğitim uygu­lamaya çalışırlarsa çalışsınlar, kendi anne ve babalarından al­dıkları geleneksel eğitimin tesirinden tamamen kurtulamaz­lar. Bir başka açıdan baktığımızda, bu okumuş anne babalar tarafından modern eğitim prensipleriyle yetiştirilen çocuklar, toplumun geneli tarafından taktir edilmek şöyle dursun, ya­dırganacak ve kabul görmeyecektir. Ailede modem eğitim an­layışı ile eğitilmiş, özgürlüğüne düşkün, istediğine “evet” is­temediğine “hayır” deme hakkı olan, düşüncelerini ve duygu­larını rahatça ifade edebilen, bağımsız hareket etmeye alış­mış, girişimci ve katılımcı çocuklar, toplumun geneli tarafın­dan yadırganacak, “saygısız, şımarık, kendini beğenmiş” ola­rak değerlendirilecektir. Bu çocuklar, okulda da aynı sıkıntıyı yaşarlar. Çünkü geleneksel eğitim modelimizde öğretmen ders anlatırken söze karışmak, öğretmenin yanlışını çıkar­mak, sağa sola dönmek, pencereden bakmak, arkadaşıyla ko­nuşmak, yaramazlık yapmak, not tutmamak, sınıfa geç gir­mek arzu edilmeyen ve çoğu kez cezalandırılan davranışlar­dır.

Çocuk eğitimi bilgi, tutarlılık ve disiplin isteyen bir konu­dur. Çocuk eğitimi hakkında çeviri kitapları okuyarak ya da anne babadan gördüğümüz gibi geleneksel eğitim modelini uygulayarak iyi bir eğitim veremeyiz. Amerika ve Avrupa eğitim sistemleri tümüyle hatalıdır diyemeyiz. Geleneksel eği­tim sistemimizin tümüyle doğru olduğunu iddia etmek de gerçekçi bir davranış olmaz. İkisinin de doğruları ve yanlışla­rı vardır. Önemli olan modern eğitim sistemindeki doğrularla, bizi biz yapan geleneklerimiz içindeki doğruları bulup, belki üzerinde bazı değişiklikler yaparak zamanımıza uyarlamak­tır. Çağımız bilim ve teknoloji çağı. Televizyon, bilgisayar ve internet gibi kitle iletişim araçları günlük hayatımıza girdi. Bunların çocuklar üzerindeki olumlu veya olumsuz etkilerini göz ardı edemeyiz.

Ailelerde ve okullarda uygulanan geleneksel eğitim siste­mimizi incelediğimiz zaman çocuk eğitiminde ortak prensip­ler olmadığını, her yörenin ve her ailenin farklı tutumlar ser­gilediğini görüyoruz. Türkiye genelinde, çocuk eğitirken 5 de­ğişik tutum uygulandığını söyleyebiliriz. Bunlar sırasıyla; aşırı baskıya dayanan otoriter tutum, aşırı serbestliğe dayana çocuk merkezli tutum, dengesiz, tutarsız ve sorumsuz tutum, aşırı koruyucu tutum ve sevgiye dayalı, güven verici, hoşgörülü tutumdur.

Burada en ideali “sevgiye dayalı, güven verici, hoş görülü tutum”dur. “Peki, bu tutumda ceza var mı?” diye sorarsanız, cevabımız “evet”tir. İsterseniz önce bu tutumun ne olduğunu anlatalım, sonra ceza konusunu tartışırız.

Leave a reply