Depresyon

Posted on 07. Oca, 2009 by admin in RUH SAĞLIĞI

Günümüzde en yaygın rastlanan psikolojik sorunların başında geldiği belirtilen depresyon derin bir üzüntü, boş­luk hissi, değersizlik duygusu ve kederle birlikte ortaya çı­kan duygusal durumdur. Mutsuzluk doğuran bir olaya veya strese karşı cevap şeklinde izlenebilir. Geçici veya kalıcı olabilir. Kişi kendisini güçsüz, isteksiz, enerjisiz, yorgun ve amaçsız hisseder. Yorgunluk, depresyondaki kişilerin en sık hissettiği durum olabilir. Burada gerçek bir yorgunluktan çok, kişinin iş yapma ve sosyal olaylara katılma isteksizliği rol oynamaktadır. Aslında depresyondaki kişi enerjisini tümüyle tüketmiş değildir. Ancak bazı durumlarda iştah kaybı nedeniyle beslenme yetersizliği oluşmuşsa enerji ve gerekli diğer maddelerin açığına bağlı olarak yorgunluk hissi belirebilir.

Depresyon uzun sürüyorsa ve düşük düzeyde de olsa tekrarlıyorsa kronikleşmiş sayılır. Genellikle iki yıl kadar sürebilir. İştahsızlık, uykusuzluk, ümitsizlik hissi, kendine güven eksikliği duruma eşlik etmektedir. Günlük yaşam bozulmamıştır, ancak zorlanmalar vardır. Ciddi ve kalıcı depresyon, günlük normal etkinliklere karşı ilgisizlik, istek­sizlik ve işlev bozukluğu şeklinde görülebilir. Tekrarlayabi­lir ve bazen intihar düşüncesi oluşabilir. Çoğunlukla suçlu­luk duygusu ağır basmaktadır. Gençlerde ve yaşlılarda gö­rülen depresyon şekilleri daha değişiktir.

Kadınlarda ve ergenlik döneminde erkeklere oranla bi­raz daha sık görülmektedir. Kadınlardaki fizyolojik hormonal değişimler (gebelik ve menstrüasyon gibi) depresyona eğilimi arttırabilir. Geceleri salgılanan hormonların stresle ilişkili olduğu bilinmektedir. Kuzey ülkelerinde yaşanan uzun kış aylarındaki karanlığın da depresyonda etkili oldu­ğu gözlenmiştir. Düşüncelerde karmaşa yaşanması, kendini suçlamak ve yaşama negatif bakış (pesimizm) depresyon için risk oluşturan etkenlerdir. Depresyonun kalıtsal bir özelliği de olduğu bildirilmektedir. Ancak yaşamda karşıla­şılan stres kaynakları depresyonun ortaya çıkışını kolaylaş­tırmaktadır. Depresyon iletişimin bozulmasına, sosyal or­tamlardan uzaklaşmaya ve çevreyle iletişimin kopmasına ve fiziksel etkinliklerin sınırlanmasına yol açmaktadır. Yukarı­da sıralanan durumların peşi sıra yaşanması depresyonluyu bir kısır döngü içine itebilir. Bu kısır döngü, sorunun çö­zümünü zorlaştırabilir. Belirtilerin zamanında fark edilmesi iyileşmede önemlidir. Aşağıda depresyonu tetikleyen bazı temel nedenler sıralanmaktadır:

· Arkadaş veya akraba kayıpları (ölüm veya ayrılık gibi)

· İş ve ev yaşamındaki hayal kırıklıkları

· Uzamış hastalık ve ağrılar (kanser, guatr, sakatlık vb.)

· İlaçlar (sakinleştiriciler, tansiyon düşürücüler, steroidler, kodein, romatizma ilaçları)

· Aşırı alkol kullanımı veya alkol kullanımını bı­rakma (yoksunluk durumu)

· Uyuşturucu kullanımı veya uyuşturucuyu bırakma (yoksunluk durumu)

Harekete katılımın, aktif bir yaşam şeklinin depresyo­nun geriletilmesinde çok yararlı olduğu çeşitli araştırma­larda kanıtlanmıştır. Zamanla ve fiziksel etkinliklere katıl­makla depresyon geriler. Yaşam şeklinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, uyku düzeni sağlanması ve iyi beslenme alış­kanlıkları kazanılması belirtileri azaltacaktır. Meditasyon uygulamalarının yararları görülmektedir. Yaşam gerçekle­rinden kopmadan zorluklarla baş etmeyi öğrenmek için sorunu paylaşacak kişilerin katıldığı grup çalışmaları yapı­labilir.

Hekime başvuruda depresyondaki bireye sorulabilecek sorular ve araştırılacak noktalar şunlardır:

Depresyonun şekli, tipi:

Kendisini depresif olarak tanımlıyor mu? Sorunun far­kında mı?

Depresyon durumu hangi sıklıkla oluşuyor?

Ne kadar sürüyor?

Çok derin bir depresyon durumu var mı?

Depresyon iş ve sosyal yaşamını etkiliyor mu?

Süreçler:

Depresyon durumu ne kadar devam ediyor?

Sürekli mi, yoksa değişken mi?

Depresyonu arttıran, tetikleyen etkenler var mı?

Kişinin yaşam düzeni, iş ortamı nasıl, zorlayıcı mı?

Yaşam stresi yaratan olaylar var mı?

İlişkileri ve özellikleri nelerdir?

Diğer:

İlaç kullanıyor mu?

Alkol kullanıyor mu?

Uyuşturucu kullanıyor mu?

Diğer yakınma ve belirtiler nelerdir? (Uyku, iştah, dik­kat, düşünme vb.)

İntihar durumu:

Daha önce intihar girişimi olmuş mu?

Ne sıklıkla intihar girişimi olmuş?

İntihar eğilimi, planı var mı?

Depresyonun tedavisinde ciddiyetine göre ayrı ayrı yak­laşımlar bulunmaktadır. Genellikle psikoterapi ve rehberlik yardımcı olabilir. İlaç kullanılması gereken durumlarda reçeteli olarak almanlar dışında ilaç kullanılmamalıdır. İlaç aniden kesilmemeli ve hekimin bilgisi dışında değiştirilmemelidir. Ağır durumlarda intihar eğilimi olabileceği düşünülerek dikkatli olunmalıdır. Hasta sosyal olarak des­teklenmeli ve yaşama bağlayacak önlemler alınmalıdır.

Chicago Tıp Merkezine bağlı biyolojik araştırmalar la­boratuarından Dr. Charmane Eastmen’m yaptığı bir araş­tırmada depresyonu bulunan 96 hastaya ışık tedavisi uygu­lamasının olumlu sonuçlar verdiği bildirilmiştir. Özellikle kış aylarında, kapalı havalarda depresyon görülme sıklığı­nın arttığı gözlenmiştir. Bir çok kişi gün boyu evde kalmak, yataktan çıkmamak istiyor, karbonhidrat tüketimini arttırı­yor ve kilo alıyor. Bu durum depresyonu derinleştirebiliyor. Depresyonun tedavisinde gün ışığından yararlanma düşün­cesi çok yeni değildir. Ancak kış depresyonunda kullanımı ayrıntılı olarak araştırılmamıştır. Yukarıda belirtilen araştır­mayla, özellikle sabah (seher vakti) izlenecek güneş ışığının depresyonlularda olumlu etkileri olabileceği sinyalleri veril­mektedir.

“DEPRESYONDAKİ İSTEKSİZLİK VE SOSYAL ORTAMLARDAN UZAK KALMA YORGUNLUKLA BERABER GÖZLENEBİLİR. YORGUNLUK HİSSİNİN ZEMİNİNDEKİ DEPRESYONUN GÖZ ARDI EDİLMEMESİ GEREKİR.”

Leave a reply