Çocukların Savunma Mekanizmaları

0

Endişe kişiyi, özellikle çocuğu kaygılandıran ve rahatsız eden bir duygudur. Çocuk, kendini rahatsız eden endişe durumundan bilinçli veya bilinçsiz olarak kurtulmak için birta­kım girişimlerde bulunur. Örneğin, işlediği bir suçtan dolayı babası tarafından dövüleceğim anlayan bir çocuk, dayaktan kurtulmak için babanın işten döneceği saatte ya evden kaçar yada erkenden yatağa yatıp uyuyor numarası yapar. Bu, bi­linçli olarak yapılan bir savunmadır. Endişeden kurtulmak için bilinçli bir savunma yapamayan çocuk, şuur altından, bi­linçsiz bir savunma geliştirebilir.

Babasından dayak yiyeceğinden endişe eden ve bundan kaçamayacağını hisseden bir çocuk gerçeği inkâr ederek ba­basının kendisini çok sevdiğini savunabilir ya da babanın üvey baba olduğunu, kendisinin de evlatlık alındığını, gerçek babasının kendisini çok sevdiğini, bir gün üvey babadan kur­tulup gerçek babasına kavuşacağını savunabilir. Birinci sa­vunma bilinçli, ikincisi bilinçsizdir.

Okul öncesi (3-6 yaş) çocuğun endişeden kurtulmak için geliştirdiği başlıca savunma mekanizmaları şunlardır: Gerile­me, inkâr, içe kapanma, yansıtma ve bastırma. Bunlar genel­likle şuur altı tarafından yönlendirilen bilinçsiz mekanizma­lardır.

Gerileme

Çocuk, karşı karşıya olduğu ruhsal çatışma üs­tesinden gelemeyeceği bir seviyeye ulaştığı zaman, kolaylık­la uyum sağlayabileceği ilkel davranışlara geri döner. Örne­ğin, kardeş kıskançlığı çocuğun taşıyamayacağı kadar ağır-laştığı ve ruhsal sağlığını tehdit etmeye başladığı zaman altı­nı ıslatma, tırnak yeme, parmak emme, emekleme gibi bebek­lik davranışları gösterir. Böylece kaybettiği sevgiyi, ilgiyi ve şefkati yeniden kazanma çabasına girer.

İnkâr

Eğer çocuk mutluluğunu tehdit eden endişe verici durumdan kaçamazsa, tehlikeyi yok sayarak unutmaya çalı­şır. Annesi tarafından terk edilen 8 yaşında bir kız çocuğu, arkadaşlarına ve öğretmenine annesinin öldüğünü söylüyor­du ve kendisini de buna inandırmıştı.

İçe Kapanma

İçinde yaşadığı ortama uyum sağlamasını zorlaştıran ve ruh sağlığını bozan bir durumla karşı karşıya kalan bir çocuk, çevre ile ilgisini keserek kendi iç dünyasına sığınır. Orada hayallerle yaşar. Bakım yuvalarına terk edilen kimsesiz çocuklarda içe kapanma sık görülür. Bir köşeye çe­kilir, saatlerce sessiz oturur. Yanına gelen bakıcılara aldırış etmez, onların sorularına cevap vermez.

Yansıtma

Çocuk saldırganlık dürtülerini, nefret ve suçlu­luk gibi şuur altı duygularını başka birine yansıtarak öz gü­venini kazanmaya ve suçlanmaktan kurtulmaya çalışır. Ka­ranlıktan korkan ve odasında yalnız uyumak istemeyen bir çocuk, hayali yaratıklar gördüğünü söyleyerek korkusunu haklı göstermeye çalışır. Annesinden habersiz mutfaktan ku­rabiye çalan bir çocuk, kendisine sorulduğunda “kedi çalmış­tır” ya da “kardeşim çalmıştır” diyebilir. Böyle yaparak hem cezadan hem de suçluluk duygusundan kurtulmuş olacaktır.

Bastırma

Çocuk kendisini rahatsız eden bir gerçeği dü­şünmek istemez. Çünkü düşündüğü zaman kaygısı artmak­tadır. Kaygıdan kurtulmak için gerçeği bilinç altına iterek ha­fızadan silmeye çalışır. Kardeşini kıskanan bir çocuk, kıs­kançlık duygusunun verdiği suçluluktan kurtulmak için sever görünür. Kendisini de buna inandırmaya çalışır. Kardeşini kıskanıp kıskanmadığını soranlara, “hayır, kıskanmıyorum, onu çok seviyorum,” der. Ancak şuur altına ittiği gerçek or­tadan kalkmış değildir, orada sinsice oturmaktadır. Her fır­satta bilince çıkmayı beklemektedir. Savunma mekanizmaları her zaman işe yaramaz. Çocuğun karşılaştığı rahatsız edici durumlardan kurtulabilmesi için kendine ve ailesine güvenmesi gerekir. Güven duygusu, ruh sağlığının “olmazsa olmaz” şartıdır. Kendine güveni olmayan çocuk kaygı verici durumlara yenik düşer. Eğer çocukta hır­sızlık, yalan söyleme, altını ıslatma, tırnak yeme gibi uyum ve davranış bozuklukları varsa, kaygı verici ve ruh sağlığını tehdit edici durumlara yenik düşmüş demektir.