Çocuk Neden Ders Çalışmaz?

0
cocuk-ders

Aslında anne baba ile okul çocuğunun en büyük çatışma alanı yüksek not beklentisidir. Çocuk yeterince ders çalışma­yıp düşük not aldığı zaman anne baba üzülür. Üzülmekle kalmaz, ders çalışma programını takibe alır, başına dikilip zorla ders çalıştırır. Zorla ders çalışmak kadar çocuğun canı­nı sıkan bir şey yoktur. Bunları anne babalara anlattığımız zaman, “ama hocam biz başına dikilmezsek ders çalışmıyor” derler. Çocuğa sorsanız, “annem babam zorladığı için canım ders çalışmak istemiyor” der. Biz buna psikolojide “kısır dön­gü” diyoruz. Kısır döngüde, gidilen yol yanlış olduğu için, dö­nüp dolaşıp aynı yere gelinir, problem çözülmüş olmaz.

Problemin çözülmesi için ya anne baba ya da çocuk yolu­nu değiştirmek zorundadır. En kolay çözüm, anne babanın yolunu yani yaklaşım tarzını değiştirmesidir. Bu nasıl ola­cak? Anne baba çocuğu karşısına alıp şöyle diyecek: “Biz bir aileyiz. Her aile üyesinin, yani senin, benim, babanın sorum­luluklar var. Sorumluluk demek üzerine düşen görevleri yap­mak demektir. Ben anne olarak ev işlerinden sorumluyum, yemeğinizi pişiriyorum, çamaşırınızı yıkıyorum. Evde akşa­ma kadar otursam, yemeğinizi pişirmesem, ne olur? Görevi­mi yapmamış olurum. Akşam eve gelince bana kızarsınız. Baban da çalışıp para kazanıyor, evimizin geçimini sağlıyor. Baban iş yerine gidince bir kenarda tembel tembel otursa, ak­şama kadar hiç çalışmasa veya sadece bir-iki saat çalışsa ne olur? Görevini tam yapmamış olur. Sen de okula gidiyorsun, yani öğrencisin. Senin de öğrenci olarak sorumluluğun var. Okula niçin gidiyorsun? Öğretmeninden (öğretmenlerinden) bir şeyler öğrenmek için. Eğer sınıfta tembel tembel otursan, Öğretmenini dinlemesen, tahtaya yazdığı şeyleri defterine geçirmezsen görevini yapmamış olursun. Eve gelince verdiği ödevleri yapmazsan, çalışmanızı istediği konuyu çalışmazsan yine görevini yapmamış olursun. Ben ve baban üzerimize dü­şen görevleri elimizden geldiğince yerine getirmeye çalışıyo­ruz. Sen de üzerine düşen-görevleri yapıp sorumluluğunu ye­rine getireceksin. Baban veya sen ev işlerine karışsanız, yani tepeme dikilip “haydi yemeğini pişirsene” deseniz, buna çok canım sıkılır. Sanırım derslerine karışmamız, “haydi ödevini yapsana” dememiz de senin canını sıkıyordun Bundan sonra derslerine karışıp canını sıkmayacağız. Haydi bakalım göster kendini. Yardıma ihtiyacın olursa, bizden yardım isteyebilir­sin. Alışmadığın için ilk günlerde bu biraz zor olacak, ama sen akıllı bir çocuksun, elinden geleni yaparsan başarırsın.”

Yukarıda verilen konuşma bir örnektir, ezberlemeniz ve aynı cümleleri kullanmanız gerekmez. Önemli olan çocuğa sorumluluğunu hatırlatmaktır. Eğer çocuk adına sorumluluğu siz üstlenir, okula ödevini yapmadan gidince “bak yine öde­vini yapmadan gidiyorsun” diye siz endişe ederseniz, zayıf aldığı zaman siz üzülür, iyi aldığı zaman siz sevinirseniz; ço­cuk kendisi için değil sizin için çalışmış olacaktır. Taktir alan bir öğrencim karnesini ve taktir belgesini alırken hiç sevinmemişti. “Sevinsene kızım, bak taktir alıyorsun” dediğim za­man verdiği cevap çok manidardı: “Neden sevineyim hocam, annem sevinsin!.. Taktir belgesini arkadaşlarına gösterip “bak kızım taktir aldı” diye hava atacak.”

Eklemek İstedikleriniz