çocuk gelişimi

Bebeğin fiziksel gelişiminden bahsederken ağırlık, boy, iskelet ve kas gelişimini birlikte kastetmiş oluyoruz. Fiziksel gelişimin normal seyretmesi için bebeğin temel ihtiyaçların­dan olan uyku, beslenme, ısı ve beden temizliğinin yerine ge­tirilmesi gerekmektedir. Ağırlık Hamileliğin 38-42. haftaları arasında doğan be­bekler normal kabul edilir, daha erken doğan bebekler pre­matüre sayılır. Gününde doğan bir[...]

Bebeklerde ve Çocuklarda Fiziksel Gelişim

zeka

Bir çocuk, zamanı geldiğinde yukarıda saydığımız beyin fonksiyonlarını yerine getirebilmek için yeterli bir zekâ katsa­yısına ulaşmış olmalıdır. Doğumdan hemen sonra bebeklerin bazı temel reflekslere sahip olduğu görülür. Bunların başında emme, yakalama ve gülümseme refleksleri gelir. Bebek yana­ğına dokunan memeyi ve nesneleri dudaklarıyla yakalama ve emme eğilimi gösterir. Eline dokunan nesneleri[...]

Zekâ Nedir, Nasıl Ölçülür?

Her insana, az veya çok, doğuştan verilen bir zekâ potan­siyeli vardır. Bir bebeğin, bu potansiyeli kullanabilmesi için eğitime ve öğretime ihtiyacı vardır. Bir bebek çok yüksek bir zekâ potansiyeline sahip olsa bile, bir öğretmeni olmadan kendi başına konuşmayı, yazmayı ve okumayı öğreneme­mektedir. Potansiyel zekânın kullanılabilmesi için diğer organların ve sistemlerin[...]

Duygusal ve Ruhsal Zekâ

Hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan çeşitli deneylerde telkinin ve engellemelerin yeteneklere ket vurduğu, bir başka deyişle deneğin yapabileceği işleri yapamaz olduğu ortaya çı­karılmıştır. Bildiğiniz gibi büyük balıklar küçük deniz hay­vanlarını yiyerek beslenmektedir. Araştırmacılar bir havuza büyük bir balık ve küçük deniz hayvanları koyarlar. Büyük balık acıktıkça küçükleri yemeye başlar. Havuzu[...]

Öğrenilmiş Acizlik / Öğrenilmiş Çaresizlik

boyama yapan çocuk

Çocuk, 1-3 yılları arasında tam olarak canlı cansız ayırımı yapamaz. Her şeyi kendisine göre yorumlar, yani “ben mer­kezli” bir kişiliğe sahiptir. Kendisi canlı olduğuna göre her şey canlıdır. Oyuncak atıyla canlı imiş gibi konuşur. Varlıkla­rı gruplara ayıramaz. İlişkisiz nesneleri, kavramları ve fikirle­ri bütünleştirir. Her şey arasında her türlü ilişki kurabilir.[...]

Okul Öncesi Dönem (1-6 Yaş)

Türkiye’de ana okulu çalışan annelere hizmet veren bir kurum olarak algılanmaktadır. Çalışan anneler, çocuğu soka­ğa ve eğitimsiz bir bakıcıya bırakmaktansa özel eğitim almış öğretmen ve bakıcıların görev aldığı bir ana okuluna vermeyi tercih ederler. Aslında ana okulunun çocuklara paylaşmayı, işbirliği yapmayı, el becerilerini geliştirmeyi öğretmek ve okula hazırlamak gibi önemli[...]

Anaokulu’nun Amacı

okul çocuğu

Eğitim psikolojisi uzmanları arasında çocuğun okula baş­lama yaşı tartışmalı bir konudur. Kimi uzmanlar kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile çocukların zihinsel olarak erken olgunlaştıklarını, bu sebeple 6 yaşında okula başlayabilecek­lerini ileri sürmektedir. Karşı fikirde olan uzmanlar, zihinsel gelişimin beyin ve sinir hücrelerinin gelişmesine bağlı oldu­ğunu, çocuğun mantıksal düşünmeyi gerektiren sayı, zaman,[...]

Okul çocuğu (6-11 Yaş)

yatılı okul

Çocuğun ruh sağlığı açısından “yatılı okul” konusuna da bir nebze değinmeyi uygun buluyoruz. Çocuklar genellikle ai­lesine en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda, ön ergenliğe rast­layan 12-13 yaşlarında, yatılı okula verilir. Anne babadan ve kardeşlerinden ayrı kalma çocukta bazı uyum ve davranış bo­zukluklarının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Anne baba, çocuğunu yatılı[...]

Yatılı Okul

çocukta dil gelişimi

Bebekte dil gelişimi uzun ve karmaşık bir yol izler. İlk sö­zel iletişimi ağlamadır, üçüncü aya kadar bebeğin ağlamaları sıkıntı ve ihtiyaçtan ziyade, akciğerleri güçlendirmeye ve da­ha çok oksijen almaya yöneliktir. Bir aylık oluncaya kadar ağlamalarda gözyaşı görülmez. Üçüncü aydan itibaren ağla­malar azalır. Sıkıntısını ve isteğini ağlayarak, farklı sesler çıkararak ifade[...]

Çocukta Dil Gelişimi

Seslerin, hecelerin veya kelimelerin söylenmesinde takıl­malar, tekrarlamalar ve uzatmalar biçimindeki sözlü anlatım güçlüğüne kekemelik diyoruz. Çoğu zaman kekemeliğe dil, dudak ve çene gibi konuşma organlarının hareketleri ve be­den hareketleri eşlik eder. Bu hareketler, bir bakıma, güçlük­ten kurtulma çabası olarak yorumlanabilir. Kekeme çocuğun o anda yüz ifadesi de değişir. Genellikle yanaklar[...]

Çocuklarda Kekemelik

Çocuk kelimelerle sadece sözel iletişimde bulunmaz aynı zamanda sevgi, saygı, şefkat, korku, sevinç, öfke, kıskançlık gibi duygularını da dile getirir. Çocuk bir kişi veya durumla (uyaranla) karşılaştığı zaman ya bundan haz duyar veya ra­hatsız olur. Haz duymanın en belirgin göstergesi gülümseme­dir. Yüksek ses, kendini boşlukta hissetme (fiziksel desteğin kaybolması), parlak[...]

Çocukta Duygusal Gelişim

İlk üç yaş çocuğun duygusal gelişimi için çok önemlidir. Sevilen, korunan, ihtiyaçları yerine getirilen bir çocuk anne ve babaya güvenmeyi öğrenir. Önemsenen, duygularını ra­hatça ifade etmesine izin verilen çocuk kendisini değerli his­seder. Bu duygusal gelişim ileri yıllarda başkalarıyla kuraca­ğı ilişkilerin de temelini oluşturur. Anne ve babasıyla karşı­lıklı sevgi ve güvene[...]

Çocukta Güven Duygusu

Çocuk, 4 yaşına kadar yanında olmayan kişilerin ve nes­nelerin “var” olabileceğini bilemez. Uykudan uyanan bir ço­cuk, annesini yanında göremeyince “yok” sayarak ağlamaya başlar. Psikolojide buna “anneden ayrılma endişesi” diyoruz. Çocuk her ihtiyaç duyduğunda annesini yanı başında görün­ce rahatlar ve ağlamaya son verir. Sevilen, korunduğundan emin olan çocukta güven duygusu güçlenir,[...]

Anneden Ayrılma Endişesi

Anne ve babanın herhangi bir olaydan veya hayvandan korkması, onları izleyen çocukta benzer korkuların öğrenil­mesine yol açmaktadır. Korkunun en belirgin karakteristiği, korkuya yol açan olayın veya nesnenin aniden ortaya çıkma­sıdır. Kişi, bu ani değişime aynı hızda uyum sağlayamadığı, kendisini korumaya hazır olmadığı için hayatını tehlikede hisseder ve korkar. Korku, canlı[...]

Çocuklarda Korku

3-4 yaşlarındaki bir çocuğun yaşıtlarıyla itişip kakışması, oyuncağını vermeyen arkadaşının saçından çekmesi, ısırma­sı, isteği yerine gelmeyince ağlayıp tepinmesi saldırganlık olarak yorumlanamaz. Çünkü bu yaşlardaki bir çocuk öfkesi­ni yenmesini bilmez. Saldırganlık aslında doğuştan gelen bir savunma içgüdüsüdür. Karşı taraftan kendisine bir tehlike geleceğini sezdiği zaman, ondan önce saldırarak gözünü kor­kutmaya ve[...]

Çocuklarda Saldırganlık