<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Evimizin Doktoru &#187; KALP,DAMAR ve KAN HASTALIKLARI</title>
	<atom:link href="http://www.evimizindoktoru.com/bolumler/genel-saglik/kalp-ve-damar-hastaliklari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.evimizindoktoru.com</link>
	<description>Sağlık Bilgi Kaynağınız</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Jun 2009 18:20:13 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kalp Cerrahisi</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-cerrahisi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-cerrahisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2009 10:50:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALP HASTALIKLARINDA TEDAVİ İLKELERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3620</guid>
		<description><![CDATA[
Koroner cerrahisinin son yıllarda epey iler­leme ve başarılı sonuçlar sağlamasına karşın, iyi bir dahilî tedavi ile de ayni sonuç alınabilmekte­dir. (Anjina pektoris (hunnaki sadır) denilen has­talık çok eskiden beri bilinen bir hastalık olduğu halde son zamanların yeni teknik muayene usul­leriyle daha kolaylıkla ortaya çıkarılabilir hale gelmiştir. Hastalık elektrokardiyografi, ve sineangiografi ile erken olarak meydana çıkarılabilmektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Koroner cerrahisinin son yıllarda epey iler­leme ve başarılı sonuçlar sağlamasına karşın, iyi bir dahilî tedavi ile de ayni sonuç alınabilmekte­dir. (Anjina pektoris (hunnaki sadır) denilen has­talık çok eskiden beri bilinen bir hastalık olduğu halde son zamanların yeni teknik muayene usul­leriyle daha kolaylıkla ortaya çıkarılabilir hale gelmiştir. Hastalık elektrokardiyografi, ve sineangiografi ile erken olarak meydana çıkarılabilmektedir. Bu iki araçla inceleme hastalığın hem ilâçlarla hem de cerrahî önlemlerle iyileşmesini izlemeye yaramaktadır. Özet olarak iyi bir dahilî tedavi ve cerrahî girişim ile elde edilen iyileşme arasındaki fark pek büyük değildir. Aşağıdaki rakamlar bunu göstermektedir:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Hiç tedavi olmayanlarda yıllık ölüm oranı yüzde 6-7 Dahilî tedaviden sonra yıllık ölüm oranı yüzde 3-5 Cerrahî tedaviden sonra yıllık ölüm oranı yüzde 2-3</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Görüldüğü gibi ameliyatla hastanın yaşama süresinin uzadığını gösteren büyük bir belirti yoktur. O halde ne çok ümitli, ne de ümitsiz ol­maya henüz zaman erkendir. Yani ameliyat olma şansı olmayanların paniğe kapılmaya, ya da ümit­sizliğe düşmelerine neden yoktur. Akıldan çıkar­mamalıdır ki tıbbî tedavi de az çok cerrahî tedavi kadar sıkışmaları kaldırmada yararlıdır. Ameli­yat ömrü uzatmadığına göre tıbbî tedaviye ken­disini bırakmak ve onun gereklerini yapmak ye­terlidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Şu noktayı tekrarlamak ve hatırlatmakta fayda vardır: Ancak tedaviye dirençli has­talarda cerrahî girişim düşünülmeli, diğer hal­lerde iyi bir doktorun aydınlatıcı önerileri ve iz­lemesine tıbbî tedaviye gereğiyle önem verip sa­rılmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Tedavinin yanında hastalığın yatışması du­rulması hususunda moral desteği de önemlidir. Burada dinlenmeye de lâyık olduğu önemi ver­mek gerekir. îstirahatın tedavinin yarısı olduğu­nu unutmamakla beraber, ruhsal yapının da sağ­lam olması şarttır. Gerek hastalığın, gerekse has­talıktan önce ve sonraki nöbetler damarlardaki daralma sonucu olduğundan hastaların kendile­rini rahat hissetmeleri, bu halde bulundurulma­ları gerekir. Daralmanın nedeni kesin olarak he­nüz bilinmemektedir. Fakat pek çok gözlemler şiddetli üzüntülerin bu daralmaya yol açabileceğini göstermektedir. Artık bir çoklarımızca bilinmek­tedir ki, sıkıntı, keder, üzüntü bir çok hastalık­ların ya gerçek nedeni, ya da yan nedeni, yar­dımcı nedeni olmaktadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Hangi<span> </span>nedenle<span> </span>olursa<span> </span>olsun. mide ve<span> </span>barsaklarda gaz oluşmuşsa, şişkinlik varsa gereken önlemler hemen alınmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Gaz midede ise hastayı dik oturtunuz, karnı üzerine sıcak tatbik ediniz, onu sakinleştiriniz. Ilık su içerisinde karbonat veriniz. Naneli su yahut ta zencefilli çay içiriniz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Gaz bağırsaklarda ise, hasta yemeklerden önce ve sonra yarım saat sırt üstü yatırılmalıdır. Yemeklerde su içilmeyecek, fakat yemeklerden sonra ılık su yudumlanacaktır. Gaz çıkartıcı, defedici ilâçlar, yani karminatifler verilebilir. Bağır-saklar yumuşak<span> </span>(mülayim)<span> </span>tutulmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span><strong>Aerophagia:</strong> Sinirli kimselerde alışkanlık sonucu, çoğunlukla bilinçsiz olarak hava yutul­ması halidir; genellikle yemeklerde, olur. Bun­dan dolayı yemek yerken yavaş yemeli, yemek esnasında çok konuşmamalı ve ağız mümkün ol­duğu kadar az açılmalıdır. Gaz birikirse yukar­da önerdiğimiz önlemlere başvurulur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Sindirim Güçlüğü (Dispepsi &#8211; Hazımsızlık):</strong> Bu hadise bir çok nedenle oluştuğu gibi, kalp hastalığının da doğurduğu bir haldir. Pek çok nedenleri ve şekilleri arasında aşağıdakiler gös­terilebilir:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Asit dispepsisi <span> </span>— Fazla asitten dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Akut dispepsi<span> </span>— Yiyecek hatalarından olup kısa sürelidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Alkolik dispepsi<span> </span>— Fazla alkollü içki içmek­ten dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Fazla şekerli yiyecekler dispepsisi <span> </span>— Fazla nişastalı gıdalardan dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Atonik dispepsi <span> </span>— Mide özsuyunun azlığın­dan dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Safra dispepsisi <span> </span>— Safranın nitelik ve niceli­ğinde eksiklikten dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Kataral (nezlevî) dispepsi <span> </span>— Mide enflamas» yonu, gastritten dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Fermentatif dispepsi <span> </span>— Yiyeceklerin kokuş­masından dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Gastrik dispepsi <span> </span>— Hatalı mide fonksiyonun­dan dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hepatik dispepsi <span> </span>— Karaciğer hastalığından dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Histerik dispepsi <span> </span>— Histerik nöbetlerden do­layı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İntestinal dispepsi <span> </span>— Pankreas, safra kesesi ve barsak salgılarının hatasından dolayı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Sinirsel dispepsi <span> </span>— Midede ağrı ve kalpte çar­pıntı ile kendini gösteren dispepsi. En çok rast­lanan cins budur ve sinirsel ve ruhsal gerilimler­le yakından ilgilidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Fîetcherism <span> </span>— Yemek yerken yavaş ve iyice çiğneyerek yemeği öneren bir manâsı vardır. Horace Fletcher adındaki bilgin tarafından tav­siye edilmiştir ve lokmanın 25-30 defa çiğnenme­den yutulmaması öngörülen bir alışkanlığın el­de edilmesini ileri sürer.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kalp cerrahisinden en çok yararlanan has­talıklar daha ziyade koroner damarlardaki has­talıklar, kalp kapakçıklarındaki bozukluklar ve doğuştan olan kalp hastalıklarıdır. Kalbin kendi­ni oluşturan tabakaların ve en önemlisini teşkil eden miyokardın, yani kas tabakasının ameliyatı sonunda o kadar başarılı, olmamıştır. Burada kalp nakli transplantation söz konusudur. Fakat kısa süre sonra şaşılacak derecede başarı sağ­landı. Artık bu sahada ufuk açıldı, geleceğe umut bağlandı. Yeni buluşlar ve ilerlemelerden sonra bu ameliyatlar da artık garanti altına alınmış­tır. Bu, her şeyden evvel bir ekip işidir, ve halen en iyi şekilde Amerika&#8217;da başarılmaktadır. En önemli sonuçlar koroner yetmezliklerinde elde edilmektedir. Ameliyata, by-pass=köprüleme ameliyatı adı verilmekte olup bacaktan alman top­lardamar koronerlerin dar kısmının altından ve üstünden sağlam kısımlara dikilmektedir. Başa­rı ekip, cihaz ve ameliyattan sonrası bakıma da­yanmaktadır. Bazen koldan da damar alınabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kalbin çalışmasını sağlayan uyarıcı sistemde bir bozukluk olursa, kalbin düzenli uyarılması­nı sağlamak amacıyla kalbe elektriksel bir sis­tem bağlanmaktadır. Halk arasında buna «kalp pili» denmektedir. Son gelişmelerle daha kolaylaşan ve sıklaşan bu uygulama bir çok kalp has­tasının temel sorunlarından birini çözmüştür.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Transplantation, kalp nakli de büyük başarı ile sonuçlanmıştır. Hatta iki kalpli yaşayanlar da vardır. Bunlar daha avantajlıdırlar. Çünkü vücut yeni kalbi reddedecek olursa eski kalp bu­rada tıpkı bir batarya gibi şarj olduğundan, böy­le bir hal karşısında, yeniden çalışmaya başla­maktadır, yani toparlanmıştır, ve uzunca bir sü­re hastanın yaşamını sürdürmesine yaramakta­dır. Bunlar da ünlü kalp cerrahı Dr. Christan Bernard ile yaşanmış ve görülmüştür.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Amerika&#8217;nın ünlü kalp hastalıkları hastanelerinden biri olan Cleaveland Hastahanesi dok­torlarından ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ki-ser diyor ki:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">«İnsanoğlu olağanüstü hizmet getiren ve vücudun en yeni penceresi sayılan Nükleer Man­yetik Rezonans&#8217; aracılığıyla her bir hücrenin ay­rı ölçümüne ulaşılacaktır. Dev bir cihazın, için­deki hastanın tüm dokuları, tüm hücrelerinden geçen radioaktif dalgalar, her şeyi adeta ayna gibi, bilgisayarla tamamen ortaya çıkarmakta­dır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-cerrahisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Koroner Kalp Hastalığı</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/koroner-kalp-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/koroner-kalp-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 20:57:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALP HASTALIKLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3615</guid>
		<description><![CDATA[
 Kalbi besleyen koroner damarlardaki sert­leşme, daralma ya da damarların tıkanmasına bağlı olarak oluşan hastalıklara koroner kalp hastalığı denir.
 Koroner damarların çeperleri çeşitli neden­lerle kalınlaşır, daralır veya tıkanabilir.
 Atardamar çeperlerinin orta tabakasının sertleşip kalınlaşmasına Genel damar sertleşme­si ARTERİOSKLEROZ denir.
 Atardamar çeperlerinin iç tabakasının sert­leşip kalınlaşmasına yerel damar sertleşmesi ATEROSKLEROS denir.
 
a. Genel damar sertleşmesi ARTERİOSKLE­ROZ.
Daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span> </span><a href="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2778_directi-green-medical1.jpg"><img class="size-medium wp-image-3617 aligncenter" title="2778_directi-green-medical1" src="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2778_directi-green-medical1.jpg" alt="" width="270" height="279" /></a>Kalbi besleyen koroner damarlardaki sert­leşme, daralma ya da damarların tıkanmasına bağlı olarak oluşan hastalıklara koroner kalp hastalığı denir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Koroner damarların çeperleri çeşitli neden­lerle kalınlaşır, daralır veya tıkanabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-right: 0.5pt; text-align: justify; text-indent: -0.25pt; line-height: 12.7pt;"><span> </span>Atardamar çeperlerinin orta tabakasının sertleşip kalınlaşmasına Genel damar sertleşme­si <strong>ARTERİOSKLEROZ </strong>denir.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-right: 0.25pt; text-align: justify; text-indent: -0.25pt; line-height: 12.7pt;"><span> </span>Atardamar çeperlerinin iç tabakasının sert­leşip kalınlaşmasına yerel damar sertleşmesi <strong>ATEROSKLEROS</strong> denir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 1.9pt 0.25pt 0.0001pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.9pt; line-height: 12.7pt;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 1.9pt 0.25pt 0.0001pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: -0.25pt; line-height: 12.7pt;"><strong>a. Genel damar sertleşmesi ARTERİOSKLE­ROZ.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-left: 0.25pt; text-align: justify; text-indent: 21.1pt; line-height: 12.7pt;">Daha çok doğuştan başlayarak vücudun her dokusu gibi damarlar da yaşla orantılı olarak, yaşlanma olgusu&#8217;na göre değişir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0.25pt 0.0001pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.65pt; line-height: 12.7pt;">Herkeste aynı olmamakla beraber, damarın orta tabakası TUNİCA MEDİA kalınlaşır sertleşir. Bu kalınlaşma ve sertleşme damarların için­de fazla bir daralma yapmamışsa, iç çeperinde birikinti yoksa damarlar normal fizyolojik işle­mini korur. Koroner damarlar bu haliyle kalbin çalışmasını bozmaz. Yaşa göre uyumlu görevini sürdürür.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 1.45pt 1.45pt 0.0001pt 4.8pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.1pt; line-height: 12.7pt;">Bu genel damar sertleşmesine tıp dilinde <strong>ARTERİOSKLEROZ</strong> denilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0.95pt 1.7pt 0.0001pt 3.6pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.6pt; line-height: 12.7pt;">Kalbi besleyen koroner damarların normal­den fazla sertleşmesi bilinirse ve yaşın gereklerine göre hareket edilirse kalp işlevini sürdürür ama eli tetikte bekler misali, kalbi yoracak durumlara sokulursa işte o zaman kalp hastalanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 17.5pt 88.3pt 0.0001pt 0cm; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; line-height: 12.95pt;"><strong>b. Yerel damar sertleşmesi: ATEROSKLEROZ</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 6.95pt 3.35pt 0.0001pt 1.45pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.1pt; line-height: 12.7pt;">Kalbi besleyen atar damarların, koroner da­marların iç tabakasında (Tunica İntima) kanın geçtiği kanalda çeşitli nedenlerle oluşan pıhtı ve kireçlenme sonucu damarın iç çapı daralır. Damarlardan yeterince kan. geçmediği bu haller­de kalp beslenemez. Derecesine göre ANJİNA PEKTORIS veya INFARKTÜS (KORONER TROMBOZ) denilen ve sık rastlanan kalp hastalıklarına sebep olur. Bu yerel damar sertleşmesine tıp di­linde ATEROSKLEROZ denir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0.5pt 4.8pt 0.0001pt 0cm; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.6pt; line-height: 12.7pt;">Genel damar sertleşmesi ile yerel damar sert­leşmesini birbirine karıştırmamak gerekir. Ge­nel damar sertleşmesi yaşlanmayla ilgilidir. Ye­rel damar sertleşmesi her yaşta damar çeperle­rinde Kolesterol (bir tür kandaki yağlı madde ile 3öne kanda bulunan Trigliserid denilen mad­denin)<span> </span>birikim yapmasından oluşur.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-left: 2.15pt; text-align: justify; text-indent: 21.35pt; line-height: 12.5pt;">Protein cinsinden fibrin denen madde de ek­lenince sertleşme olur ve damar oluğunun içi daralır, düzeni bozulur, damar eğri büğrü bir hale gelir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0.7pt 1.2pt 0.0001pt 1.45pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.1pt; line-height: 12.7pt;">Her hangi bir damarın içinde oluşan pıhtı kılcal damarların kollarını, çatal başlarım tıkar­sa buradaki kaslar beslenemez, bu tıkanma bü­yük ve küçüklüğüne göre ayak atardamarların­da olursa ayak TROMBOZ&#8217;u olur. Beyin merke­zini besleyen bir damarı tıkarsa beynin o merke­zini çalışamaz duruma sokar, felç olur. Bu olay böbreklerde, karaciğerde olursa böbrek ve karaciğerin hastalanmasını çok ciddi şekilde etkiler.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 2.15pt 0.0001pt 0.95pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.9pt; line-height: 12.7pt;">En önemlisi bu pıhtı, ve sertleşme kalbi bes­leyen koroner damarlarında olursa aşağıda gö­receğimiz kalp hastalıklarına neden olur.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 18.5pt 0cm 0.0001pt 22.3pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify;"><strong><span style="letter-spacing: -0.45pt;">ANGINA PEKTORİS</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 6.25pt 2.9pt 0.0001pt 0cm; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.35pt; line-height: 12.7pt;">Kalp kasları da çalışırken yani kasılırken enerji tüketir. Bu sırada besinlerin yanması sonucu zehirli, zararlı maddeler oluşur. Normal dolaşım bu zararlı maddeleri dokudan uzaklaştırır. Oysa kalp kaslarının dolaşımını bozan da­mar sertliği, kalp yükünün arttığı durumlarda, dolaşımı tümüyle yetersizleştirir. Zehirli madde­ler birikir. Bu, kalp kasının o bölgesinde bir ağ­rıya yol açar. Merdiven ya da yokuş çıkarken ya da ağır bir iş görürken ortaya çıkan bu ağ­rıya ANGINA PEKTORÎS denir. Angina pektoris ağrısı göğüs kemiğinin ortasında, göğsün sol yanında duyulur. Bazen sırta ya da sol kola da yayılır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 0.05pt;">
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-right: 0.5pt; text-align: justify; text-indent: 22.1pt; line-height: 12.7pt;">Hafif angina Pektoris ağrısı durmakla, ya da işi bırakmakla kısa sürede geçer. Böyle hastalar yolda yürürken ağrıları geldiğinde sıklıkla hemen bir vitrine yaklaşıp, vitrin seyrediyormuş gibi yaparlar. Böyle ağrılarının geç­mesini beklerler. Bu yüzden halk arasında bu hastalığa «vitrin hastalığı» da denir. An­cak daha ağır angina pektorisi olan hasta­lar soluk güçlüğü, şiddetli ağrı duyarlar. Bu hastalar hemen bir yere oturtulmalı. Yaka düğ­meleri açılmalıdır. Rahat ettirilmeli, temiz ha­va almaları sağlanmalıdır. Böylece kalbin yü­künü azaltarak hastalık nöbetinin geçmesi sağ­lanmalıdır. Nöbet bir kaç saniye ile bir kaç da­kika sürer.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-left: 1.7pt; text-align: justify; text-indent: 21.35pt; line-height: 12.7pt;">Sıklıkla angina pektoris ağrısı gelenler he­men bir hekime başvurmalıdır. Hekimin vereceği damar genişletici ilaçları hep yanında bulundur­malıdır. Böyle ilaçlar çoğunlukla dil altında eriyen tabletler halindedir. Nöbet geldiğinde bir tablet dil altında eritilerek, nöbetin çabuk geçmesi sağlanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0.25pt 0.0001pt 1.2pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.1pt; line-height: 12.7pt;">Angina pektoris ağrısı kalp kasının beslen­mesinin bozulduğunun habercisidir. Bu uyarıyı alan hastanın kalp yükünü arttıran işlerden, gi­rişimlerden kaçınması zorunludur. Aşın heye­can da kalp yükünü arttırdığından sakıncalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 18.95pt 42.25pt 0.0001pt 23.3pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; line-height: 12.7pt;"><strong><span style="letter-spacing: -0.15pt;">KALP ENFARKTÜSÜ (INFARCTUS) </span>KORONER TROMBOZ</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-top: 18pt; text-align: justify;"><span> </span>Angina Pectoris durumu tekrarlarsa koro­ner arterlerin dallarının her hangi birinde kan<span> </span>dolaşımı<span> </span>yavaşladığı<span> </span>zaman daralan<span> </span>noktada bir pıhtı teşekkül ederse kalbin o kısmında ki, o yerel bölgesindeki kan dolaşımının tamamıy­la tıkayakabilir. Bu tıkanan yer, <strong>büyük bir arter </strong>dalında ise ciddi neticeler doğurabilir, eğer bu. arter küçük ise fazla endişeye kapılmamalıdır. Koroner arterin veya bir dalının bu suretle tı­kanması olayına KORONER TROMBOZU veya. KALP ENFAKTÜSÜ denir. Daha açık bir ifade ile kalbi besleyen damarlardan birinin pıhtı ile tıkânmasıdır. Enfaktüs kelimesi insanı ürkütmemeli, önemli olan tıkanan arterin büyüklüğü, küçüklüğüdür. Artık enfaktüs medeniyet hasta­lığı haline gelmiş, önleyici tedbirleri belirlenmiş doktorun önerilerine tamamen uymak veya umursamazlık önem kazanmıştır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 2.4pt 0.0001pt 3.1pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.9pt; line-height: 12.7pt;">Doktorun önlemlerine uyum devamlı sağla­nırsa kalp kendi kendini tedavi etmeye hemen başlar. Şöyle ki: Bir koroner arterin, arter dalı­nın tıkanmasından sonra tıkanan artere kom­şu arter dalcıklardan kılcal damarlar teşekkül etmeye başlar normal olarak bu damarcıklar oluşuncaya kadar beslenmesi gereken kalp kas­ları oksijensiz kalır, zehirli ve zararlı maddeler birikir ve hastada şiddetli ağrılar başlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 1.9pt 0.0001pt 4.8pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.65pt; line-height: 12.7pt;">Kanın getireceği besin maddeleri ve oksijen­den mahrum kalan kas kısmı Nekroze olur yani o kas kısımları çalışma kabiliyetlerini yitirir. Bu kı­sımda zamanla hastalık geçtikten sonra bir NEDBE yani yara izi teşekkül eder.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-left: 5.75pt; text-align: justify; text-indent: 20.65pt; line-height: 12.7pt;">Bu Nedbe&#8217;nin oluştuğu noktanın hemen et­rafındaki diğer arter dalcıkları tarafından küçük yeni kılcal damarcıklar oluşmaya başlar. Kal­bin bünyesi daha doğrusu koroner arterlerin yapısı bu yeni kılcal arterlerin oluşmasına Kollateral denen damar teşekkülüne elverişlidir. Bu kılcal arterler zamanla büyür gelişerek tıkanan noktadan sonra hayatiyetini yitiren arter dalı­nın zamanla yerini, yükünü almağa yeterli hale gelirler. Bu halde insanlarda kalbin alarm zilidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 1.9pt 1.9pt 0.0001pt 3.1pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.35pt; line-height: 12.5pt;">Kalp adalesinin ufakta olsa bir kısmının ha­yatiyetini yitirmesi yeniden Kollateral denilen yeni kılcal damarlar teşekkül edinceye kadar kalp zayıflamış olacağından ve kudretinden dü­şeceğinden fazla çalışmaması gerekir. Kalbin her karıncığının pompalayacağı kan miktarı is­tirahat halindeki kadar olmalı, yani dakikada 4.5 litreyi geçmemelidir. Hasta umumiyetle dört beş hafta kadar, yahut ta tam şifa sağlayıncaya ve kalp cidarı tekrar kuvvetleninceye kadar, ya­takta fazla tutmadan yürütmek tavsiye olun­maktadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 2.4pt 4.1pt 0.0001pt 0cm; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.35pt; line-height: 12.7pt;">Zarar gören kalp kısmı damar büyüklüğü oranında olup hastanın durumu bu oranın büyük­lüğüne göre daha fazla önem ve ciddiyet kazanır. Eğer insan bir kroner arterin tıkanıp kan akışı­nın durduğu zaman bir yelek düğmesi, madeni on liralık yahut ta daha büyük bir kısmının çalışa­maz hale geldiğini düşünürse, yeni damarların eskilerinin yerini ve yükünü alıncaya kadar ve eski damar yerinde sağlam sabit bir nedbe te­şekkül edinceye kadar hastanın sakin ve tam istirahat halinde tutulması gerektiği ve önemi anlaşılır. Eğer bu safhada kalp bu ölçüler dışın­da yorulur ve yük altına sokulursa iflas edebilir veya cıvan yırtabilir. Bu durum ve oluşmanın önemini bilmeyenler veya adam sende yine atlat­tım diyenler yanılır. Bu yanılma da hiç affetmez, çok çok dikkatli olmalı doktorun dediklerine tam uymalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-right: 3.6pt; text-align: justify; text-indent: 21.1pt; line-height: 12.7pt;">Çok defa arterioskleroz olayı, yani genel da­mar sertleşmesi o kadar yavaş olmakta ve o ka­dar uzun sürmektedir ki bu esnada arada bir ufak koroner dallarından ufak bir kılcal dal tı­kanabilir fakat bunun etrafındaki damarlardan beslenme görevini üzerlerine almış bulunurlar. Bu ayarlamalar zamanla olduğundan hastalar damarlarının tıkandığının farkına varmazlar. Bu cins koroner damar tıkanmalarına «sessiz tıkan­malar» sakin enfarktüsler denmektedir. Bu gibi insanları bir bakıma talihli saymak, bir bakıma ise talihsiz saymak icap eder. Talihlidirler, zira gereken tedbirleri alma uyarısından, alarm zili­ni duymaktan kurtulmuşlardır. Talihsizlik kötü sona yaklaştırması bakımından çok önemlidir. Bunlar gereklidirler almak fırsatını kaçırırlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 24.5pt 0cm 0.0001pt 23.5pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; line-height: 12.95pt;"><strong>ANGINA PECTORIS ve ENFARKTÜSÜN <span style="letter-spacing: -0.3pt;">OLUŞ NEDENLERİ ve KLİNİK GÖZLEMLER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12.25pt 2.4pt 0.0001pt 3.35pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.9pt; line-height: 13.2pt;">Bu kısımda yapılacak açıklamalar şimdiye kadar verilen bilgileri bazen tekrarlamak ve önemli durumları başka açıdan görmek bakımın­dan ayrıca önem taşır.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-left: 5.05pt; text-align: justify; text-indent: 19.9pt; line-height: 12.7pt;">Klinik gözlemlerle hastalık hakkında bazı özellikler ortaya çıkarılmıştır. Örneğin, koroner trombozun erkeklerde kadınlara kıyasla dört kez daha sık görüldüğü saptanmıştır. Her yaşta görülmekle beraber daha çok kırk veya kırkbeş yaşlarından sonra görülür. Şeker hastalığı veya yüksek damar basıncı bulunmayan kişilerde kırk yaşından önce çok az görülür. Şeker hastalığı, yüksek damar basıncı ve iyi çalışmayan tiroid bezleri koroner damar hastalığı sıklığını arttıran etkenlerdir. Yüksek eğitim gerektiren meslekler­de ağır bedenî iş yapanlardan daha sık görül­mektedir. Bazı aileler enfarktüse kalıtsal bir eği­lim gösterirler.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-top: 1.45pt; text-align: justify; text-indent: 21.35pt; line-height: 12.7pt;">Koroner trombozun yani Enfarktüs&#8217;ün tek­nik açıklamasını kısaca gördükten sonra bazı be­lirtilerini şöyle sıralayabiliriz : Hastalara çok ke­re enfarktüs yatakta gelir. Hastalar ağrı yüzün­den uyanırlar ve böylece rahatsızlık kendini gös­termiş olur. Göğüste ağrı vardır. Bu ağrı sol kol boyunca uzayabilir.<span> </span>Enfarktüsten<span> </span>önce<span> </span>angina pektoris olabilir. Göğüs kemiğinin arkasında ke­mik boyunca bir sıkıntı olur. Fakat hastalar bu belirtileri küçümserler. Yani bu hastalar ilk ha­berci olan bu belirtilere karşı meydan okurlar ve belki önlenebilecek hastalıklarını bilerek veya bil­meyerek ağırlaştırırlar. Angina pektoris, koroner trombozun<span> </span>sürekli<span> </span>ve<span> </span>şiddetli<span> </span>olan<span> </span>ağrısından ayırt edilmelidir. Her iki halde de belirtiler aynı­dır. Göğüs üzerinde sıkıntı ve basınç, bir veya iki kola birden yayılan ağrı, hazımsızlık hissi ve­ya bulantı, yukarıya, boyuna ve çeneye vuran ve mide üzerinde duyulan ağrı. Bütün bunlar bu hastalığın ayrı ayrı kimselerde kendini gösterdi­ği şikâyetler olmakla beraber çok defa başka başka sebeplere yorumlanmaktadırlar. Orta yaş­lı veya orta yaşın üstünde olan, mide şikâyetleri bulunan<span> </span>veya ağır bir iş<span> </span>esnasında göğsünde ağırlık hisseden bir kimse doktoruna görünmeli­dir, çünkü kendisinde dikkat etmesi gereken ko­roner damar hastalığı belirtileri başlamış bulu­nabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 3.6pt 6.25pt 0.0001pt 0cm; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.9pt; line-height: 12.95pt;">Bu hususta takınılacak davranış önemlidir. Çünkü Angina Pectoris&#8217;in ne olduğunu anlarsak, ona neyin neden olduğunu ve ondan nasıl kaçı­nılacağını biliriz. Ağrı ya da sıkıntı koroner da­marların kalp kaslarına yeterince oksijen taşıyamamasından ileri gelmektedir. Durumu önlemek için iki ilke vardır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 5.75pt 0.0001pt 1.2pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.85pt; line-height: 13.45pt;"><!--[if !supportLists]--><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;"><span>1<span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; font-family: &quot;Times New Roman&quot;;"> </span></span></span><!--[endif]-->) Koroner damarların kalp kaslarına ge­rekli olan kanı ve oksijeni sağlayacağı derecede kalbin çalışmasını azaltmak.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 3.1pt 0.0001pt 1.2pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.85pt; line-height: 12.95pt;"><!--[if !supportLists]--><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;"><span>2<span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; font-family: &quot;Times New Roman&quot;;"> </span></span></span><!--[endif]-->) Koroner damarların gücünü, kalp kası­nın gereksinmesini karşılayacak dereceye yükseltmek. Esasta angina pektoris koroner arterle­rin taşıdığı kan miktarı ile kalp kasının belli bir iş karşısında ihtiyaç duyduğu kan ve oksijen arasındaki dengesizliğin sonucudur. Koroner yet­mezliğin veya angina pektoris&#8217;in kontrol edilme­si veya önünün alınması için kan ve oksijen ih­tiyacını azaltmak ya da bunların miktarını ço­ğaltmak gerekmektedir, bu özelliklere dikkat etmek yeter.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-left: 4.8pt; text-align: justify; text-indent: 20.4pt; line-height: 12.7pt;">Kalbin koroner kan ihtiyacını azaltma yolu kalbin yapması gereken işi azaltmaktan geçer. Hasta telâş etmemeli, gelişi güzel merdiven çık­mamalı, gerektiği hallerde yavaş .yavaş çıkmalıdır. Eğer hasta şişman ise, normal kiloya düşmelidir; hafif ve az yemek yemeli, mideyi fazla yormamalıdır, hatta bir öğün azaltmalıdır. Bu suretle hareketle kalbin işi ve yükü bir hayli azalır. Yemekten hemen sonra ağır işten sakın­malıdır, çünkü bu suretle hazım için gereken çabaya ek olarak ikinci bir iş yapılıyor demek­tir. Bundan dolayı bir işin rahatlıkla yapılabil­diği halde üst üste gelen iki iş rahatsızlığa sebep olabilir. Heyecan ve üzüntü fırtınalarından sakınmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 1.2pt 0cm 0.0001pt 1.9pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.1pt; line-height: 12.7pt;">Belirli bazı dış koşullar koroner arterlerin çeperlerini etkilerler. Sigara içmenin ince koro­ner arterler üzerinde spazm yaptığı ve bu damar­cıkların taşıdığı kan miktarını azalttığı kabul edilmektedir. Soğuk hava, özellikle soğuk rüz­gâra karşı yürümek ağrıyı başlatır. Bu ağrı, koroner damarların bu etki altında daralmasından ileri gelmektedir. Başka bir deyimle, Angina Pectoris&#8217;i olan ya da enfarktüs geçirmiş bir kimse soğuk ve esintili havada veya açık bir tepede yokuş yukarı ve aynı zamanda sigara içerek yü­rümekten kaçınmalıdır. Zararına bir hareket olur. Hele ağır bir yemek üzerine bunu yapmayı aklından geçirmemelidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify;"><span> </span>Nitroglycerin Trinitrin tabletleri, amylnitrite kapsülleri, alkol özellikle rakı, viski ve belir­li bazı ilâçların koroner arterleri genişlettikleri ve bu suretle onların çeperleri üzerinde bir gev­şeme ve genişlemeye yol açtıkları kabul edilmek­tedir. Angina Pectoris geçiren hastalar, bir işten sonra bu halin doğabileceğini deneme ile bildik­lerinden bir işten önce dilleri altına bir nitrogly­cerin tableti yerleştirmekle böyle bir nöbeti önleyebilmektedirler. Örneğin, bir kimse iş dönüşü, her ahşam evine giderken bir tepe tırmanmak mecburiyetinde ise, ve bu esnada bir iki defa duraklamak ihtiyacında kalıyorsa, tepeyi tırman­madan önce dilinin altına bir Tirinitrin tableti koymakla bu nöbetleri önleyebilir. Bununla bera­ber, böyle bir kimsenin evini değiştirip tepe olmayan bir semte yerleşmesi daha uygun bir ha­reket olur. Angina Pektoris için tek ilaç nitratlar değil­dir. Günümüzde kısa etkili ve uzun etkili nitrat­lar yapılmıştır, örneğin İsordil. Bunların 5 mg. lık olanları çabuk etki için dil altında, tıpkı nit­rogliserin hapları gibi emilir. 10 mgr. lık olanları ise uzun etkili olup günde üç kez yarımşar ya da birer tablet alınır. Bir de kalbin sinir sistemi üze­rine etkili ilaçlar vardır. Bunlara BETA BLOKER denilmektedir. En çok kullanılanı DÎDERAL ise de pek çok çeşidi vardır. Yine tedavi amacıyla kan kolesterini ile triglisetritlerinin seviyesini dü­şürmek için ATROMİD-S kullanılmıştır. Fakat bu kanama yapabildiğinden kontrollü olarak kulla­nılması gerekir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0.95pt 0.0001pt 1.7pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.9pt; line-height: 12.7pt;">Bu gibi uygulamalarla bir çok kimsenin ya­şantıları daha büyük rahatlık ve huzura kavuş­turulmuştur. Her gün bir veya iki kadeh rakı, konyak veya viski içmekle damarların genişle­mesine yardım edilmiş olur ve eğer hasta bunu istiyorsa kesinlikle engel olmaya çalışmamalıdır. Koroner bir tromboz başladıktan sonra iyileşme­yi çabuklaştırmak için ince kan damarlarını ge­nişleten bu çeşit ilaçlar doktorun tavsiyesine gö­re verilmelidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-left: 1.7pt; text-align: justify; text-indent: 21.1pt; line-height: 12.7pt;">Koroner yetmezliği hakkında verebileceğimiz en öz ve faydalı öğütleri şöylece sıralayabiliriz <sub>: </sub>acelecilik, üzüntü, heyecan, vehimler, sabit fikir­ler, fazla yorulma, şişmanlık, oburluk, fazla siga­ra tiryakiliği frenlenmelidir; bunların ortalaması­nı yapmağa çalışmalı, sigarayı tamamıyla bırak­mayı tercih etmelidir. Bunlardan başka hastalar doktorlarının gösterdikleri yollardan ayrılmama­ya çalışmalıdırlar. Şöyle ki; yemeklerden sonra gereğince dinlenmeli, yemekler az ve sık yenmeli, yemek ağızda tümüyle çiğnenmeli, aşırı sinir­lenmemen kısacası her şeyde ılımlı olmaya özenilmelidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 1.2pt 0.7pt 0.0001pt 0cm; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.1pt; line-height: 12.7pt;">Koroner damar hastalığı teşhisi konduktan sonra bu demek değildir ki, hasta işten elini çe­kecektir. Eğer hasta bir ticaret adamı ise hasta­lığının gereklerini yerine getirerek yine işini ya­pabilir. Bir serbest meslek sahibinin de bürosu­nu kapatması gerekmez. Bununla birlikte hasta­lığının önemini, özelliğini bilmesi ve koronerler-deki bozukluğun derecesine göre gereken yeni koşullara uygun ve koronerlerinin dayanacağı bir yaşantı uygulaması gerekmektedir. Faaliyeti­ni eskisine oranla % 50 azaltmak zorunda kala­bilir. Ama bu kendisini büsbütün yetersiz kabul etmesinden elbette çok daha iyidir. Şu nokta da bilinmelidir ki, enfarktüsün ağrısı geçicidir. Son­suza dek sürmez. Bazen bir ya da iki yıl sürebilirse de çok kez bir kaç ay, bir kaç hafta, hatta bir kaç günde bile geçebilir, durabilir. Enfarktü­se, yakalanan kimsenin her yanı ile hasta olma­dığını kendi yaşındaki pek çok arkadaşlarının bu hastalıktan tümüyle kurtulduklarını bilmesi ve bunu aklından çıkarmaması da önemlidir. Ko­roner damarlardaki sertleşme herkeste vücudu­nun özelliğine, derecesine göre koroner damarlar şebekesindeki dağılımı değişiktir. Benzetme ile bir başkasındaki oluşumla kendi arasında bir bağ kurmamalı doktorunun önerilerine tamamen uymalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-top: 0.7pt; text-align: justify;"><span> </span>İşte bundan dolayıdır ki belirti veren koro­ner hastalığı bulunduğunu bilen kimseler çok de­fa hiç hasta olmayanlardan daha talihlidirler. Çünkü böyle kimseler yeni şartlar altında yaşamayı öğrenmişlerdir. Koronerlerinin karşılayabil­diği etkinliklere alışmışlardır. Bu suretle sağlıklarını kıskandıkları sağlıklı ve dinç görünümlü kimselerden daha uzun ve rahat bir yaşam sü­rebilirler.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 2.15pt 0.0001pt 0.95pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 21.35pt; line-height: 12.7pt;">Gerekli önlemler alınırsa kalp hastalıkları­nın oluşum olasılığı belirgin bir düşüş gösterir. Angina Pektoris ya da kalp kası enfarktüsü ge­çiren hastalar, hastalığın gerektirdiği yiyecekle­ri yiyerek, etkinliklerini azaltarak rahat uyumlu bir yaşama erişebilirler.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0.95pt 0.0001pt 1.7pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.65pt; line-height: 12.7pt;">Genel damar sertliği ile yüksek kan basıncı arasında doğrudan bir ilişki olduğu saptanmıştır. Damar sertliği kan basıncını yükseltir. Yük­seltir. Yüksek kan basıncı damar sertliğinin oluş­ması olasılığını arttırır. Ancak, koroner damar sertliği ile yüksek kan basıncı arasında doğru­dan bir ilişki bulunmamıştır. Bu nedenle yüksek kan basıncı olan kimseler, hastalığın gereğini ye­rine getirmelidirler. Ancak, bu kimselerin koro­ner damar hastalıklarına yakalanmaları korku­su yersizdir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0.7pt 0.0001pt 3.1pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 20.4pt; line-height: 12.7pt;">Koroner damar hastalığına kadınlarda er­keklerden çok daha az rastlanmaktadır. Genellikle kadınlarda yaşlandıktan sonra görülür.</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; margin-left: 2.65pt; text-align: justify; text-indent: 21.85pt; line-height: 12.7pt;">Son zamanlarda kız ve kadınlarda cinsiyet hormonunun çağ değişimine kadar Menopause koruyucu etkisi olduğu da kabul edil­mektedir. Bu çağda kadınlık cinsiyet hormonu azaldığı için bu koruyucu etki kalkmakta ve on­larda da 45 &#8211; 50 yaştan sonra erkeklerdeki oran­da koroner hastalıklara rastlanmaktadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0.25pt 0.0001pt 2.65pt; background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; text-indent: 22.3pt; line-height: 12.7pt;">Damar sertleşmesinin ikinci ve önemli şekli olarak saydığımız<span> </span>ateroskleroz<span> </span>ve<span> </span>bunun<span> </span>da ileri ve ağır şekillerinde aşağıdaki belirtiler gö­rülebilir : kan basıncı yüksekliği, renkte soluktuk, sindirim bozuklukları, yorgunluk, sık idrar etme, erkeklerde prostat büyümesi, miyokardit, tekrar­layan angina pektoris nöbetleri, aort kapakçığın­da ikinci seste sertleşme, kronik bronşit, amfi-zem, baş dönmesi, beyinde kansızlık, Başka yer­lerde trombus teşekkülü, beyin kanaması, baldır ve bacaklarda kramplar, el ve ayaklarda morar­malar. Bunlar, çok görülen belirtiler değildir. Gö­rülse bile yukarıda korunmak için alınması ge­reken önlemlere sıkı sıkıya sarıldığı zaman, bu taktirde bile hastalığı düzeltmek, hiç olmazsa durdurmak, ve ilerlemesini önlemek mümkün­dür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/koroner-kalp-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Kapakçıklarında Bozukluklar (Üfürümler)</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-kapakciklarinda-bozukluklar-ufurumler.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-kapakciklarinda-bozukluklar-ufurumler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2009 21:04:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALP HASTALIKLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3612</guid>
		<description><![CDATA[
Üfürümler önemlerine, nedenlerine, zamana ve kuvvetlerine göre büyük değişiklikler göste­rirler. Bazı üfürümler kalp hastalığı ile hiç ilgili değildirler ve klinik anlamları yoktur.
 
a) Normal Kalp Sesleri
Bir çocuğun veya göğüs kafesi ince yapılı bir erişkinin kalbi üzerine elinizi&#8217; korsanız bir itiş, bir vuruş duyarsınız. Eğer aynı yere kulağınızı koyarsanız «Lub &#8211; Dub» niteliğinde ikili bir ses [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Üfürümler önemlerine, nedenlerine, zamana ve kuvvetlerine göre büyük değişiklikler göste­rirler. Bazı üfürümler kalp hastalığı ile hiç ilgili değildirler ve klinik anlamları yoktur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>a) Normal Kalp Sesleri</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Bir çocuğun veya göğüs kafesi ince yapılı bir erişkinin kalbi üzerine elinizi&#8217; korsanız bir itiş, bir vuruş duyarsınız. Eğer aynı yere kulağınızı koyarsanız «Lub &#8211; Dub» niteliğinde ikili bir ses duyarsınız. Elle duyulan vuruş kasılan kalbin çı­kardığı sesin ele iletilmesidir. Kulakla duyulan «Lub-Dub» sesleri ise kalp kapakçıklarının kapanma seslerinin göğüs kafesinden kulağa geç­mesiyle işitilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Her karıncığın bir giriş bir de çıkış kapakçı­ğı vardır. Karıncıklar kasıldıkları zaman giriş kapakçıkları kapanır, çıkış kapakçıkları ise açı­lır. Birinci kalp sesi olan «Lub» giriş kapakçıkla­rının kuvvetle kapanmasından ileri gelir. İkin­ci kalp sesi olan «Dub» ise karıncık kasılmasının sonunda ortaya çıkar ve çıkış kapakçıklarının ka­panmalarının sonucudur. Bunlar da aort ve pul-moner damarın kapakçıklarıdır. Bu kapakçıklar karıncıkların kasılmasından sonra kanın boşalan kalbe geri dönmesini önlerler. «Lub» la «Dub» arasındaki zaman kalp vuruşunun kasılma yahut ta sistolik dönemini oluşturur. «Dub» ile «Lutekrar kanla dolma yahut ta diyastolik dönemidir. Bu dönemler şöylece gösterilebilir:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Normal bir kalp atışında gevşeme dönemi, kasılma döneminden uzundur. Kalp vuruşları hızlanırsa diyastolik dönem (yani gevşeme döne­mi) kısalır. Başka bir deyimle kalp kasma din­lenme için ve yeniden kanla dolması için daha az zaman kalır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>b) Kalp Kapakçıkları</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Normal kapakçıkların ağızları kan akımın geriye dönmesine karşı gelecek surette ayarlan­mış ceplere benzetilebilirler. Kan karıncıklara girmek veya karıncıklardan çıkmak üzere akar­ken bunlar büzülüp açılırlar. Eğer kan gerisin geriye akmağa kalkarsa bu kapakçıklar delikleri kapatırlar. Daha fazla geriye akış eğilimi delik­leri daha sıkı kapamağa yarar ve hiç bir akıntı olmaz. Normal bir kalpte bu biçimdeki ayarlama sayesinde kanın yalnız ve daima ileriye doğru ak­ması sağlanmıştır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kapakçıklar ince, düz, esnek yaprakçıklardan oluşur. Kanın kalbe girmesi veya kalbden çıkması için büzüldükleri zaman ne kanın geçi­şinden ne de bu büzülmeden dolayı hiç bir ses çıkmaz. Fakat romatizma hastalığı veya doku bo­zucu (dejeneratif) değişiklikler dolayısıyla eğer bu yaprakçıklar kalınlaşırsa, bu takdirde kanın kapakçıkların arasından geçişi sessiz olmaz. Ka­nın akışı, hızlı akan bir dere suyunun taşlar et­rafında husule getirdiği girdaplar ve kabartılar (alçalıp yükselmeler) gibi düzensizlikler oluştu­rur ki bunların sonucu üfürümler dediğimiz ses­ler meydana gelir. Kapak yaprakçıklarında yara izlerinin (nedbeler) bulunuşu onların iyice kapanmalarını engeller,, öyle ki kan geriye akmaya başlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>c) Üfürümler</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Bir doktor bir hastanın kalbini dinlerken stetoskop denilen bir araç kullanır, bu araçla kalp seslerini inceler ve kapakçıkların ayrı ayrı ça­lışmalarını değerlendirir. Bir kapakçığın çalış­masını dinlerken düzenli bir «Lub-Dub, Lub-Dub» sesi duyarsa bu supabın normal çalıştığına hükmeder. Fakat düzenli bir «Lub-Dub» yerine bir «Fıssh-Dub», «Lub-Dub-Fıssh, «Fıssh-Fıssh», yahutta «Fıssh» ların başka düzenlemelerini işitirse üfürüm yapan bir kalp hastalığı olduğunu anlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>- Önemsiz üfürümler:</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Önemsiz üfürümlerin nedenini belirlemek çok defa güçtür. Yatan bir hastanın ayağa kal­dırılmasıyla üfürüm kaybolabilir. Ya da solunu­mun değişik aşamaları (nefes alma veya nefes verme), kalp sesinin niteliğini değiştirebilir. Bu gibi önemsiz sesler fizyolojik veya işlevsel (fonk-siyonel-vazifevî) üfürümler olarak kabul edil­mektedirler. Bunlar kalp hastalığını gösteren ciddİ üfürümlerden daha sık duyulurlar ve ancak yanlış yorumlandıkları, kapakçıkların zedelen­miş olduğu izlenimini verdikleri durumlarda önem kazanırlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>- Önemli üfürümler</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Doğuştan kalp hastalıkları: Bu türden has­talıklarda kalp boşlukları ve büyük damarlar arasında anormal açıklıklar; oransızlıklar vardır. Bu bozukluklar belirgin üfürümlere yol açar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Romatizma: Romatizmayı oluşturan mikrop­lar kalp kapakçıklarında da bozukluklar yapar­lar. Kapakçıklarda oluşan yara iyileşirken, yara izi bırakır. Bu da kapakçıkları gerer. Böylece kapakçıklar görevlerini yapamaz. (Kapakçık ye­tersizliği). Daha ileri hastalıklarda ise yara izi kapakçıkları kalınlaştırır. Böylece kapakçıların bulunduğu yerde darlık oluşur. Kapakçıkların ye­tersizliği de darlığı da değişik üfürümlere yol açarlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>- Frengi<span> </span>(Sifilis)</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Frengi hastalığında da mikroplar özellikle aort kapakçığına yerleşerek bu kapakçığın ye­tersiz kapanmasına yol açar. Böylece kalbin din­lenme döneminde yetersiz kapak yüzünden bir miktar kan kalbe geri döner. Bu geri dönen kan ürürüme yol açar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Organik (uzvî) üfürümlerin hepsi de aynı önemde değildirler. Üfürümler kendi başlarına hiç bir zaman önemli değildirler, çünkü bunlar yalnızca seslerden ibarettir. Bu sesi oluşturan neden, (supapların bozukluğu ve saire), o da kalp kasının kasılmasını zarara soktuğu oranda önem kazanır. Eğer bir çıkış deliği normalden küçük ise (darlık) ya da kan boş bir karıncık veya ku­lakçığa geri döner ve tekrar pompalanması ge­rekirse, (kapakçık yetersizliği) bu durumda kalp kası daha çok çalışmaya zorlanır.</p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;">Kalp seslerinin ve üfürümlerinin doğru ola­rak değerlendirilmesi deney gerektirir. Çoğun­lukla doğru bir tanı ancak bir çok durumlarda tekrar tekrar dinledikten sonra mümkündür. Bu çok önemli bir noktadır, zira bir hasta için kal­bindeki önemsiz bir sesten dolayı normal yaşan­tısında kısıntı yapmak kadar feci bir şey yoktur. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-kapakciklarinda-bozukluklar-ufurumler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Kasının Hastalığı</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-kasinin-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-kasinin-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 20:45:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALP HASTALIKLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3609</guid>
		<description><![CDATA[
Kalbi teşkil eden belli başlı üç kısımdan bi­ri veya birkaçı bozulursa kalp hastalığı var de­mektir. Bu kısımlar şunlardır:
 
1-KORONER ARTERLER (Kalbi bir taç gibi sardıklarından bu isim verilmiştir.)
2-KALP KAPAKÇIKLARI (Kanın bir yönden diğer yöne akmasını sağ­larlar.
3-KALP KASLARI (Kan dolaşımının esasını, kalbin temel gücü­nü oluşturur.)
 
a. Bunlardan ilk ikisini teşkil eden KORO­NER ARTERLERLE KALP KAPAKCIKLARI&#8217; nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Kalbi teşkil eden belli başlı üç kısımdan bi­ri veya birkaçı bozulursa kalp hastalığı var de­mektir. Bu kısımlar şunlardır:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">1-KORONER ARTERLER</span></strong><span style="font-size: 9pt;"> (Kalbi bir taç gibi sardıklarından bu isim verilmiştir.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">2-KALP KAPAKÇIKLARI </span></strong><span style="font-size: 9pt;">(Kanın bir yönden diğer yöne akmasını sağ­larlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">3-KALP KASLARI</span></strong><span style="font-size: 9pt;"> (Kan dolaşımının esasını, kalbin temel gücü­nü oluşturur.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">a.</span></strong><span style="font-size: 9pt;"> Bunlardan ilk ikisini teşkil eden KORO­NER<span> </span>ARTERLERLE<span> </span>KALP<span> </span>KAPAKCIKLARI&#8217; nın hastalanması, bozulması kalp kaslarını etkiledik­leri derecede KALP KASLARI&#8217; nın hastalanması da o derece önem kazanmaktadır. Örneğin;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Koroner arterlerinin sertleşmesi, kalp kasla­rına yeteri kadar oksijen taşımasına engel ola­cak düzeye geldiği zaman önemli olmağa başlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Kalp kapakçıklarının hastalığı da ancak kal­bi daha fazla çalışmağa zorladığı derecede önem kazanır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Koroner arterlerinin sertleşmesi ve kalp ka­pakçıklarının rahatsızlığı çabuk tedavi edilir ön­lenirse, kalp kaslarının bozulması önlenir. İyi­leşmesi de o derecede çabuk olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">b. Kalp Kasları ve Hastalıkları:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Kalp kaslarının hastalanmasına neden olan bunlardan başka etkenler de vardır. Bu etken­lerin neler olduğunu anlayabilmemiz için kal­bin ana bünyesini bir kez daha inceleyelim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kalbin kaslardan oluşan bünyesi üç tabaka­dan teşekkül eder.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">• İÇ TABAKA &#8211; ENDOKARDİYUM (Endocardium)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kapakçıklar bu tabakadan, yani bunun uzan­tı ve kıvrımlarından meydana gelir. İç kısmı kay­pak, düzgün adetâ cilâlı gibidir. Bu zarın ilti­haplı hastalığına Endocarditis denir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">• ORTA TABAKAMİYOKARDIYUM (Myocardium)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Adalelerden oluşmuştur, kalbin esas gücünü ve kuvvetini teşkil eder. Bu kasların iltihaplı hastalığına Myocarditis denir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">• DIŞ TABAKA PERİKARDİYUM (Pericardium)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Bu tabaka göğüs kafesi ve kaburgalardan sonra kalbin korunmasına yardım eder. Kalbin bu dış kısmının iltihaplı hastalığına da Pericaditis denir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Bu üç tabakanın her birinin hastalığı önem­lidir. Hepsi birden hastalanırsa daha büyük önem kazanır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Kalbin hastalığına yol açan ve bilinen has­talıklardan Romatizma, Frengi, Subakut bakteriyel endokarditis (kapakçıkların iltihaplanması) hastalıkları kalbi en çok zedeler. Tifo, Difteri (Kuş Palazı), Tifüs (Lekelihumma) ve diğer bü­yük ateşli hastalıklar da özellikle erken dönem­de kalp kaslarını zedeleyebilirler. Bazı hallerde süreğenleşen ve tekrarlayan hastalıklar kalp kaslarında etkisini sonradan da gösterebilirler. Tıptaki ilerlemeler bu hastalıkları önlediği gibi, hastalık halinde de çabuk tedavi usulleri sayesin­de kalpte etkisini göstermeden geçiştirilmekte­dir. Artık günümüzde eskisi kadar rastlanılmamakta, dolayısıyla de bundan ötürü kalbi zedele­meleri, daha nadir görülmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Kalp kasları, daha doğrusu bütün olarak kal­bin kendisi dıştan bir darbe alırsa kalp kasların­da da derecesine göre zedelenme olabilir. Bu dar­be yüksekten düşüş, araç kazaları .kuvvetli yum­ruk gibi; bunlar bünyevi hastalıklar değildir. Kalp hastalığının bir nedeni olarak görülmemelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">c.<span> </span>Kalbin İç Zarının İltihabı Sabucute Bacterial Endocarditis</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Bu hal kalbin belli başlı bir hastalığı olmayıp daha ziyade diğer kalp hastalıklarının bir yan etkisidir. Kalbin iç zarında daha önceden bir tah­riş olmadan hiç bir zaman kendi kendine oluş­maz. Eğer doğuştan bozukluklar yoksa veya her hangi bir nedenle kalp kapakçıklarında küçük tahrişler, yara izleri oluşmamışsa bakteriye! endokardit olmaz. Daha çok kana karışan mikrop­larla, yani septisemilerde görülür. Kandaki mik­roplar, kalbin supapları üzerinde tahriş olan kı­sımlar varsa bu yuvacıklara yerleşirler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Apseli dişlerin çekiminden veya yüzdeki si­vilce ve çıbanların elle kaşınıp kirletilmesinden sonra, mikroplar kan dolaşımına karışırlar. Nor­mal şartlar altında, vücudun savunma sistemi, akyuvarlar kana karışan bu mikroplarla başa çı­kar. Ancak kalbin iç zarında ve supaplarda yaracıklar varsa, belirli streptokok cinsi mikroplar bu tahriş olmuş noktacıklar üzerine yerleşirler ve oralarda çoğalmaya başlarlar. Bu suretle bura­lara yapışıp kalan bu mikropları vücut kolaylık­la yerinden söküp atamaz. Mikroplar yavaş ya­vaş çoğalırlar supapların, kalp kapakçıklarının daha büyük harabiyetine sebep olurlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Eğer kalp kapakçıkları hasta olan kimseler dişlerini çektirmek zorunda kalırlarsa diş dokto­runa durumu bildirmeli. Doktorun alacağı önlem­lerle olası tehlike önlenmiş olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Bir defa Bakteriyel Endokardit teşhis edildik­ten sonra tedavisi cihetine gidilmeli, hele kalp kapakçıklarındaki, harabiyet, tahriş başlangıç döneminde belirlenmiş ise tedavisi daha kolay­laşır. Doktorun tayin edeceği miktarda ve usu­lüne göre antibiyotikli ilaçlar sayesinde çoğun­lukla hastalık tedavi edilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">d.<span> </span>Kansızlık Nedeniyle Kalp Hastalığı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Kalbin normal vazifesini yapabilmesi için beslenmeye ve oksijene ihtiyacı vardır. Kalbin bu ihtiyacını da kan sağlar. Kan yüzünden kalbin hastalanması iki sebepten olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">1-</span></strong><span style="font-size: 9pt;"> İnsanın vücudundaki kan.miktarı ve nite­liği normal olmasına rağmen kalbi besleyen da­marlarını, koroner arterlerin sertleşmesi yüzün­den yeterli kanı bu damarlar taşıyamazsa kalp kasları zayıf düşer, hastalanır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">2-</span></strong><span style="font-size: 9pt;"> Kalbi besleyen damarlar, koroner arterler normal olmasına rağmen birçok nedenlerden kan kalbi besleyemezse kalp kasları yine zayıf düşer hastalanır. Genellikle bu duruma kansızlık de­nir (anemi).</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Koroner arterlerin sertleşmesi nedenlerinin açıklanması yapılmıştı şimdi de kansızlığın ne­denlerini inceleyelim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Kanın kırmızılığını alyuvarlar denen hücre­ler verir. Alyuvarlarda bulunan hemoglobin ad­lı madde kırmızı renklidir. Hemoglobin akciğer­den dokulara oksijen, dokulardan akciğere kar­bondioksit taşıyarak vücudun enerji düzeyine kat­kıda bulunur. 1 mm3 kanda 4-5 milyon alyuvar vardır. Alyuvarların sayıca azalması, hemoglo­bin miktarındaki düşme, hemoglobin yapısındaki bozukluklar kansızlık adını alır. Hangi nede­ne bağlı olursa olsun, kansızlık vücudun oksijen gereksinmesinin karşılanmasını engeller. Akci­ğerde yetersizlik olmadığı halde, vücut oksijen yetersizliği çeker. Bu durumda kalp de oksijen yetersizliği nedeniyle bozukluk gösterebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">e, Kalbin Büyümesi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Normal bir kalp 250-300 gr. ağırlığındadır. Çok sayıda değişik nedenlerle kalbin pompala­dığı kan vücut için yetersiz duruma gelirse, kalp daha çok çalışarak bu yetersizliği gidermeye uğ­raşır. Ancak yetersizlik nedeni ortadan kalkmaz­sa uzun dönemde kalp kası, önce kalınlaşır, daha sonra gevşer. Yetersizlik nedeniyle kalbin aşırı çalışmasına bağlı olarak kalp büyür. İleri dönem­de kalp kasının gevşemesi sonucu da iyice geniş­ler. Kalp kası kalınlaşıp gelişirken, kalbin koroner damarlarında gelişme olmaz. Böylece kasla­rın artmış olan oksijen ve besin gereksinmesi karşılanamaz duruma gelir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Kalbin büyümesi kalp yetersizliğinin bir so­nucudur. Aşırı çalışma ya da başka nedenler kal­bi büyütmez.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Kalp kaslarının fazla yorulması:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">• Artan damar basıncına karşı kanın pom­palanması (Hipertansiyon).</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">• Pompalanan kanın büyük bir kısmının, bo­zuk kalp kapakçıklarından geri akması, geriye dönüşüdür (Regurgitation).</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Belli başlı bu iki nedenden başka-kalbin bü­yümesine etki yaparak kalp kaslarının zayıflamasına yol açan başka sebepler de genel olarak şunlardır:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Büyük enfeksiyonlar Romatizma, Frengi, Dif­teri, Tüberküloz, Tifüs. Tekrarlayan hastalıklar ve besin eksiklikleri. Siroz ve ağır kan hastalıkla­rı. Damarda, bir yapı bozukluğu. İç salgı bezle­rinde bozukluk. Şeker hastalığı, Ruhsal durum­larda dengesizlik ve dirilik noksanlığı. Metabo­lizma bozuklukları.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Kalbin büyümesine yol açan kalp yetersizli­ği nedeninin bulunması ve iyileştirilmesiyle kalp büyümesinin doğuracağı hastalıklar önlenir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">f.<span> </span>Doğuştan Kalp Kaslarındaki Bozukluklar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Bu çeşit kalp hastalıklarında daha doğma­dan bebeğin kalp yapısında bozukluklar vardır. Bunların önemine göre çocuğun yaşama şansı değişir. Hatta bazı kurallara uyarak yaşamları­nı normal sürdürebilirler. Bu hastalar son geliş­meler buluş ve ilerlemeler sayesinde başarılı ame­liyatlar yapılarak normal hayata da kavuşmak­tadırlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Görülen kalp bozuklukları şöyle özetlenebi­lir : </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">1) Akciğer atardamarında yani akciğerlere kanı sevk eden büyük damarda daralma., </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">2) Aort damarıyla akciğer atardamarınım yer değiş­tirmesi., </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">3) Kulakçıklar arasındaki perdede (Septum) bir açıklık bir deliğin bulunması., </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">4) Karın­cıklar arasındaki perdede de aynı şekilde bir açıklık ya da deliğin bulunması., </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">5) Kalp kapakçıklarındaki bozukluklar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9pt;">Yaş durumuna göre doktorun önerilerine uyum ve gereğinde başarılı ameliyatlarla kalbin bozuklukları kısmen veya tamamen giderilebilir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-kasinin-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Sinir Sistemleri Bozukluklarından Oluşan Kalp Hastalığı</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-sinir-sistemleri-bozukluklarindan-olusan-kalp-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-sinir-sistemleri-bozukluklarindan-olusan-kalp-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 21:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALP HASTALIKLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3606</guid>
		<description><![CDATA[
a) Kalp Vuruşu
Kalbin normal vuruşu, sağ kulakçıkta bulu­nan bir merkez tarafından uyarılmakta ve ayar­lanmaktadır. Buna zaman ölçüsü (Timer) veya ayarlayıcı (Regülatör) denmektedir. Aynı zaman­da kalpteki yerine göre «Sino-Auricular Node» da denir. Yani üst büyük toplardamarın sağ ku­lakçığa girdiği yerde oluşan düğüm olup kalp kasılmalarının derece ve düzenini sağlar. Vücut­taki değişiklikler, heyecanlar, bazı ilâçlar, hasta­lıklar ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>a) Kalp Vuruşu</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kalbin normal vuruşu, sağ kulakçıkta bulu­nan bir merkez tarafından uyarılmakta ve ayar­lanmaktadır. Buna zaman ölçüsü (Timer) veya ayarlayıcı (Regülatör) denmektedir. Aynı zaman­da kalpteki yerine göre «Sino-Auricular Node» da denir. Yani üst büyük toplardamarın sağ ku­lakçığa girdiği yerde oluşan düğüm olup kalp kasılmalarının derece ve düzenini sağlar. Vücut­taki değişiklikler, heyecanlar, bazı ilâçlar, hasta­lıklar ve benzen bir çok etmen bu ayarlama me­kanizmasını ve dolaylı olarak kalp vuruşunu et­kiler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">«Timer» dan düzenli elektrik akımı, çıkar. Ku­lakçığın çeperi üzerinden karıncıkların ikisi ara­sında bulunan özel bir kavşağa gelir. Bu kavşak­tan sinirsel doku niteliğindeki bir yapı duyu de­meti üzerinden geçerek bütün kalp kısımlarına yayılır. Normalde her elektrik dalgası bir kalp vuruşu ile sonuçlanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Gözünüzün önüne dar bir boru ile birleşti­rilmiş iki su deposu getirin. Borunun uzak tara­fında olmak üzere su depolarından birisinin yu­karısına çakıl ile dolu bir kova asılmış olsun. Belli ve<span> </span>ayarlı aralıklarla kovadan birer çakıl düşsün. Suyun üzerinde beliren daireler, dalga­cıklar bütün bu su deposu ile beraber diğer su deposuna da geçer, onların tüm yüzeyini kaplar. Bu olay kalp mekanizmasının işlemesine bir ör­nektir. Suyun üzerindeki daireler kalpteki elekt­rik dalgacıklarına eşit sayılabilirler ve aynı şe­kilde bütün kalp kısımlarına yayılırlar. Bu kü­çük akımlar kulakçıkların kasılmasını sağlarlar, karıncıklar arasındaki belli kavşaktan ve bunun saldığı dallardan geçerek bütün kalbe yayılırlar ve karıncıkların da kasılmasını sağlarlar. Kalbin kasılması bu düzen içinde olmaktadır. Kulakçık­lar, karıncıklar, dinlenme; kulakçıklar, karıncık­lar, tekrar dinlenme ve bu ritmin durmaksızın sürdürülmesini kalbin sinir sistemini teşkil eden duyu denetim sağlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>b) Kaçak Vurular (Ekstrasistoller &#8211; Ectopic Beats)</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Sino-auricular düğüm kalbin normal vuruş­larını başlatır ve düzenli olarak sürdürür. Ama bazı durumlarda bu sinir dalının başka bölgele­rinde de bir vuruş dürtüsü olabilir. Kalp bunun etkisi altında kasılır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Hastalar arada bir böyle bir kaçak vuruş­tan veya vuruş yokluğundan şikâyet eder, (böy­le hallerde bir kaçak vuruşa karşı bir nor­mal vuruş atlar ve sonra gelen vuruş normalden daha kuvvetli atar.) Kaçak vuruştan sonra kal­bin normal kasılması biraz geç olduğundan in­san bu aralığı bir vurunun eksikliği sanabilir. Bu şikayetle doktora başvururlar. Ya da normal kalp vuruşlarının duraklamalar yaptığı ve bu duraklamalardan sonra ki vuruşların çok kuvvetli ol­duğunu söylerler. Bu şikayetler olağandır ve bu vuruşları doğuran mekanizma da olağandır, ya­ni önemli değildir. Böyle acaip hisler kaçak vu­ruların yani zorla, dürtü merkezi dışındaki bir noktadan başlatılan dürtüye kalbin verdiği ya­nıttan ibarettir. Başka bir deyimle kulakçık veya karıncıkta tahrişe elverişli bir nokta böyle bir elektrik akımı doğurabilir ve zamansız bir kalp vuruşuna neden olabilir. Kaçak vuruşlar kendi başlarına zararlı değildirler. Çok sık görülürler. Hemen hemen herkeste arada bir belirsiz zaman­larda oluşabilirler. Umumiyetle bir hastalık gös­termezler. Kalp hastalıklarında da görülebilir­ler, fakat muhakkak hastalığın bir sonucu değil­dirler. Çoğunlukla hassas, sinirli kimselerin şi­kâyetçi oldukları bir olaydır ve bir çok nedenler­den ileri geldikleri kabul edilmektedir. Bunlar arasında çok kahve, çok sigara içmek, fazla ça­lışmak, beslenme, sinirlilik ve kabızlık sayılabi­lir. Kendilerini ciddî kalp hastası sayanların bir çoğunda bütün anormallik böyle zararsız ve nor­mal vuruş ritmine eklenen bu kaçak vuruşlar­dan oluşur. Burada söylenecek son söz bu bulgu­ların gereği gibi değerlendirilmesi, hastaya açık­lanması ve hastaya güven verilmesidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>c) Paroxysmal Tachycardia (Nöbet Halinde Kalp Hızlanması)</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Yukarıda anlatıldığı gibi bazen böyle bir böl­ge bir tek kaçak vuruş doğuracağı yerde bu vu­ruşları dizi halinde doğurur. Bunların başlaması genellikle birden olur. Kalbin hızlı atışı birkaç saniyeden bir kaç saate kadar sürebilir ve başladığı gibi birden durur. Bundan sonra kalp nor­male döner, yani atışları ve düzeni eskiye döner. «Paroxysmal Tachycardia» tabiri kendi başlarına nadiren ciddi olan bu çeşit nöbetlere verilmekte­dir. Bu nöbetler her bakımdan normal olan kalb-lerde de görülür. Bazı kimseler yaşantıları bo­yunca bir çok nöbetler geçirmektedirler. Bu in­sanlar belirli bir takım eylemler sayesinde bun­ları önlemeyi öğrenmişlerdir. Göz yuvarlakları üzerine parmaklarla kuvvetlice basmak, solunu­mu tutmak, sırt üstü yatmak, bir iskemlenin ar­kalığı karma gelmek üzere onun üzerine eğilmek ve bunlara benzer diğer manevraların nöbetleri durdurduğu görülmüştür. Böyle bir nöbet bir sa­at kadar sürerse bir doktorun yardımından fayda­lanmak yerinde olur, kaçınılmaz olur. Bu tür kalp atışları sanki bir atın şahlanması veya bir bebe­ğin huysuzlaşması gibi bir hırçınlaşma nöbeti olup yatıştırılması dikkat ve ilgi ister. Yatıştırılmasında insan kendi kendine yardımcı olabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>d) Auricular Fibrillation</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Burada kulakçıkların ayrı ayrı kas liflerin­den veya bu liflerin teşkil ettikleri kümelerden çıkan dürtüler sonucu düzensiz ve çok sü­ratli vuruları söz konusudur. Kalbin ritmi bü­yük bir düzensizliğe girmiştir, ve her zaman olmamakla&#8217; beraber, çok defa kalp hastalığı ile ilgilidir. Önemi de bu hali doğuran kalp hastalığı­nın niteliğine bağlıdır, yani ağırlığını var olan kalp hastalığından almaktadır. Bu bakımdan ciddiyet­le üzerinde durulması gereklidir. «Auricular Fibrillation» a bir çok isimler verilmiştir, bunlardan biri artık, hemen hemen unutulan «delirium cordis» olup çılgın kalp nöbeti anlamına gelmekte­dir. Kulakçık çeperinin sürekli düzensiz dalgalar halinde kasılmasından ibarettir. Birbirine bağlı su depoları örneğimize dönerek de bir açıklama­sı yapılabilir. Düşünelim ki, çakılların ritmik ve düzenli olarak düşmeleri durmuştur. Bunun ye­rine çaresiz kalmış, ürkütülmüş bir ördek telâş içerisinde yüzmektedir ve aynı istikamette yüz­düğü halde hiç bir defasında aynı yolu takip et­memektedir. İki su deposunu birleştiren boru kar­ma karışık ve arka arkaya gelen pek çok dalga­cıkların bombardımanına maruz kalacaktır. Bu olay ve örnek auricular fibrillation&#8217;da neler ol­duğunu göstermektedir. Kulakçıklar üzerinde dakikada 300 ve daha fazla kasılma doğuran dal­gacıklar olabilir. Bunların dakikada ancak 150 kadarı kulakçıklarla karıncıklar arasındaki kav­şaktan öteye geçip karıncıklarda da kasılma meydana getirmektedir. Bu suretle kalp yalnız düzensiz olmayıp aynı zamanda süratle çarpmak­tadır. Bu anormal ritim doktor tarafından veri­lecek çeşitli ilâçlarla kontrol altına alınıp düzelti­lebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-sinir-sistemleri-bozukluklarindan-olusan-kalp-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Basıncı Bozuklarından Oluşan Kalp Hastalığı</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kan-basinci-bozuklarindan-olusan-kalp-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kan-basinci-bozuklarindan-olusan-kalp-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 20:50:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALP HASTALIKLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3603</guid>
		<description><![CDATA[

a) Normal Kan Basıncı
Kan basıncı ya da tansiyon, kanın damar çe­perine yaptığı basınçtır. Kan basıncını oluşturan etkenler:
1) Kalbin kanı pompalama gücü.,
2) Kanın miktarı.
3) Damarların kan akışına gösterdiği direnç. Kan basıncını oluşturan bu etkenlerdeki düşüş ve yükselişler kan basıncını etkiler. Örne­ğin, kan miktarının azalmasına yol açan aşın su yitimi ya da aşırı kanamalar kan basıncını düşürür. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--[if !mso]><span class="mceItemObject"   classid="clsid:38481807-CA0E-42D2-BF39-B33AF135CC4D" id=ieooui></span><br />
<mce:style><!  st1\:*{behavior:url(#ieooui) } --></p>
<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>a) Normal Kan Basıncı</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kan basıncı ya da tansiyon, kanın damar çe­perine yaptığı basınçtır. Kan basıncını oluşturan etkenler:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">1) Kalbin kanı pompalama gücü.,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">2) Kanın miktarı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">3) Damarların kan akışına gösterdiği direnç. Kan basıncını oluşturan bu etkenlerdeki düşüş ve yükselişler kan basıncını etkiler. Örne­ğin, kan miktarının azalmasına yol açan aşın su yitimi ya da aşırı kanamalar kan basıncını düşürür. Vücuda aşırı su yükselmesi kan mikta­rını arttırarak kan basıncını yükseltir&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kan basıncı ölçülürken iki ölçü verilir. Bun­lardan birincisi kalp gevşemiş durumdayken (di­yastol) damardaki kanın oluşturduğu basınç­tır. Buna küçük tansiyon (diyastolik basınç) de­nir. İkincisi ise kalp kanı damarlara pompaladığı dönemde (sistol) ölçülen basınçtır. Buna da bü­yük kan basıncı (sistolik tansiyon) denir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Kan basıncı 1 mm çapında bir cam boru içinde yükselen cıvanın basıncıyla ölçülerek söy­lenir. Büyük kan basıncı normalde 110 -140 mm cıva basıncı kadardır. Küçük kan basıncı ise 60 -80 mm cıva basıncı arasında normal kabul edilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>b) Kan Basıncı Yüksekliği</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Bu günün olanakları, yüksek kan basınçlı kimselerin bilinçli davranışları, doktorun önerile­rine olumlu uyumları sayesinde yaşantılarını nor­mal sürdürmelerine imkân vermektedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Sizde yüksek kan basıncı varsa bunu düzelt­mek ya da zararsız düzeyde tutmak sizin eliniz­dedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kan basıncı yüksekliğinin korkulacak bir ya­nı yoktur. Çünkü kontrolü, anahtarı sizin eliniz­dedir. Bilinçli, soğukkanlı ve disiplinli hareket edilirse zararı dokunmaz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">İşin en önemli yanı kan basıncı yüksek olup da vücudunun isteklerine, doktorunun dedikleri­ne uyum sağlayan bir kişinin yanında, on kişi­nin bu duruma önemsemeyip ilgisiz kalmasıdır, küçümsemesidir. Böyle kimselerin çoğu yüksel­menin heyecandan ya da sinirden ileri geldiğini, geçici, olduğunu sanırlar. Oysa bunların kendi­lerine bir uyarı olduğunu anlamazlar. Dikkat edi­lirse bunlarda arada sırada bir sancı ve yıpratıcı bir yorgunluk, uzun süren baş ağrısı vardır. Bu gibi kimseler doktora gözüküp başlangıç safha­sındaki çok basit önlemlere uyum sağlayacakları yerde, dost sandıkları kimselerin sigarayı azalt, daha az ye, zayıfla, fakat aç kalma gibi öğütleriyle yetinirler. Bazen da yaşadığımız bu günün hareketli ve heyecan dolu ortamında tansiyonu­nun yükselmesini moda sayanlar da vardır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Hemen hemen herkesin, kan basıncı yüksek olan bir yakını vardır. Önemli olan, onları bilinç­li uyarmak, kendisini de kollamaktır. Bu işin hü­neri durumu bilmek ve zararlı hale gelmesini önlemektir. Bunun için de en iyi çare doktorun önerilerine, dediklerine harfiyen uyum sağlamak­tır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">İnsanın bulunduğu ortamda ilgili olduğu çev­resiyle geçinmek için nasıl ki, iyi ilişkiler kurma­sı gerekiyorsa, aynı şekilde yüksek tansiyonlu insanların da hastalığı ile iyi ilişkiler kurması hastalığını kabul etmesi, iyi arkadaş olması ge­rekir. Kısacası küçük disiplinlere uyanlar, büyük cezalara çarptırılmadıkları gibi; yüksek tansiyon­lu kimse de durumunu kabul edip kendisini disipline sokarak tedavisine önem verirse nor­mal bir hayat sürdürebilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Yüksek tansiyonun oluşum nedenleri pek çoktur. Tedavisine başlanmadan önce hastanın yalnız beyin ve vücut muayeneleri ile yetinilmemelidir, aynı zamanda çevresi, işi, arkadaşları ve aile huzuru araştırılmalıdır. Kısacası iç alemi de incelenmelidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İyi sonuç alınabilmesi için hastanın doktoru­na yardımcı olması öncelikle her şeyi olduğu gibi kabul edip iç huzurunu sağlamak gereklidir. Çok önemli olan aşama çözümlendikten sonra hasta­lığın tedavisi çok kolaylaşmış olur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Yüksek Kan Basıncı Türleri</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kan basıncı yüksekliği büyük kan basıncı­nın ve küçük kan basıncının yüksekliği olmak üzere iki türe ayrılır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Küçük kan basıncı yüksekliği tek başına ola­bileceği gibi, büyük kan basıncıyla birlikte de yükselebilir. Küçük kan basıncı yüksekliğine esansiyel kan basıncı yüksekliği de denir Bu ba­sınçtaki yükseklik daha çok damar direncinin artmasına bağlıdır. Kalıtsal, olarak geçtiği, çev­resel etkenlerden ve sinirsel değişikliklerden et­kilendiği düşünülmektedir. Seyrek rastlanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Büyük kan basıncının yüksekliği ise, daha çok etkenin değişikliğinden etkilenir. Kalbin ça­lışmasını etkileyen sinirsel ya da hormonal et­menler, kan hacmini etkileyen&#8217; karaciğer, böb­rek, damar hastalıkları yükselmeye yol açarlar. Esansiyel kan basıncı yüksekliğine oranla tedavi­si daha kolaydır. Toplumda daha sık rastlanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Nasıl Karar Verilir?</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Tekrar tekrar kontrollü ölçümlerde büyük basınç 160 mm üzerine ve küçük basınç aynı şe­kilde 100 mm. üzerine çıkarsa ve bu düzeyde sü­rekli olursa bu kimselerde yüksek kan basıncı veya hipertansiyon var demektir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Aynı zamanda, devamlı heyecanlı haller ve ortamlar, sinirlilik yaratan tepkiler tiroitlerin işlevindeki artışlar, diyet sorunları ve bunlara ben­zer faktörler de göz önüne alınmalıdır. Ruhsal ya­pının da yüksek tansiyonda büyük rol oynadığa iyice bilinmelidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Hipertansiyon (Yüksek Kan Basıncı) ve Kalp Hastalığı</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Uzun süren yüksek kan basıncı (hipertan­siyon) kalbin daha çok çalışmasına neden olur. Bunun sonucu yorulan kalpte kalp hastalığı baş­layabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Yüksek kan basıncı demek kalbin önüne bir yük çıkarmak, yani kalbi yokuşa sürmek gibi bir hal yaratmaktır. Yani kalbin normalden daha fazla çalışmasını gerektirmektedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Yüksek tansiyonlu bütün hastalarda kalp hastalığı görülmez. Bu nedenle gerekli önemleri, almak önemlidir. İhmal edilip de tansiyon düzeltilmezse devamlı yüksek tansiyondan sonra kalp er geç zarar görür. Yüksek tansiyon normale dü­şürülmelidir. Yüksek tansiyon daha ziyade 40-50 yaşlarından sonra görülmeye başlar, bu dö­nemlerde daha dikkatli olunmasını gerektirir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Damar basıncını arttıran hallerde ince atar damarlar daralır, büzülürler. Eğer belli bir süre­de bu damarlardan ayni miktarda kan geçiyorsa yani normaldeki kadar geçiyorsa bu kanı iten damar kuvvetinin artmış olması gerekir. Damarlardaki daralma az olduğu sürece kanın damara basıncı az olur. Eğer damarlardaki daralma çok ise kanın basıncıda bu durumla orantılı olarak yüksek olur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Diğer bir deyimle kan dolaşımının normal­deki kadar sağlanması için kalpten kanın daha büyük bir kuvvetle pompalanması gerekir. Bu nedenlerle kalp kasları kalınlaşarak büyümeye başlar. Belli bir süre için kalp bu durumda göre­vini normal olarak yapmağa uğraşır. Ama kal­bin bazı kasları o derece büyüktür ki, koroner damarlardaki kan miktarı artık büyüyen kalp kaslarının tümünü beslemeye yetmez olur. Son­ra kalpte bir genişleme başlar, kalp yetmezliği baş gösterir. Bu durumlarda kalp kapakçık­larında da uyumsuzluklar başlar. En çok etkile­nen Mitral, Aaort kapakçıkları olur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kalbin genişlemesiyle kapakçıklarda da bo­zukluklar oluşur. Zamanla Aort kapakçıkları kan pompalandıktan sonra iyice kapanamaz hale ge­lir. Kanın bir kısmı diyastol döneminde geri akar, sol karıncıkta birikme olur. Yani vücudun ihti­yacı olan 4-5 litrelik kanı kalbin gönderebilmesi için, geri akış nedeniyle kalp 5-6 litre kan sevk etmek durumunda kalır, bu yüzden çok yorulur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kalbin asıl yetersizliği bundan sonra başlar. Bütün bunlar göz önünde tutularak yüksek tansi­yonun çabuk düzeltilmesine çalışılmalıdır. Tansi­yonun normale dönüşmesinde başarı sağlanama­dığı taktirde kalbin yetersiz hale girmemesi için önlemler alınmalı ve gecikmeden doktorun önerilerine uyularak kalbin de tedavisine başlanma­lıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Duruma daha da açıklık kazandırmak için günlük iş hayatından bir örnek verelim: Bahçe­deki havuzdan evin çatı katma su basan pompa bir iki yerinden delik olsa motor çalışıp depoya su basmaya başladığı zaman havuzdan çekilen suyun bir kısmı deliklerden geriye dökülür. Ha­vuzdaki suyun tamamını depoya sevk etmek için motorun daha güçlü olması veya daha fazla ça­lışması gerekir. Buna benzer biçimde devamlı yüksek tansiyon karşısında aort odağında geniş­leme, kapakçığında sertleşme olduğundan diyostolik safhada kanın bir kısmının geri akmasından kalp yorulur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Organların aynı verimlilik ve aynı düzeyde çalışması için aynı miktarda kana ihtiyacı var­dır. Bu dönemde böyle bir kalbi taşıyan insan kalbine yardım etmezse yani her günkü çalışma­sını frenlemezse, doktorun önerilerine uymazsa vücudun istediği kanı vermeye çalışan kalbin za­manla verimliliği azalır ve sonunda yetersiz hale düşer. Bu nedenlerle yüksek tansiyonlu hastalar durumlarının önemini kavrayıp kalplerine yar­dımcı olmalıdırlar, gecikme ve ihmalkarlık za­rardan başka bir şey getirmez. Bu tür hastalığın tedavisinde dijitalin kullanılır ve tedavi edicidir. Yeter ki bilinçli olarak alınması ve miktarın iyi ayarlanması gerekir. Sürekli olarak kullanılması gerektiği hallerde daha da dikkatli olmak zorunluluğu vardır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>HİPOTANSİYON</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Düşük Kan Basıncı</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Genellikle Tansiyon denilince akla hep yük­sek kan basıncı gelmektedir. Oysa düşük tansi­yonun da neden olduğu rahatsızlıklar bakımın­dan yüksek tansiyon kadar önemlidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Hipotansiyon kan basmanın normalin altına düşmesidir. Nasıl ki, hipertansiyon, yani yüksek kan basıncı bunun tersini, kan basıncının nor­malin üstüne çıkmasını ifade ediyorsa. Normal bir kişide 40-50 yaşlar arasında tansiyonun üst sınırı 120 -140, alt sınırı ise 60 &#8211; 70  mm cıva basıncı olarak kabul edilmektedir. Diğer bir deyimle tan­siyonun maksiması 12 -14, miniması 6-7 cm civa sütununa tekabül eder.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Büyük kan basıncının 90 mm. ile 80 mm. nin altına düşmesi halinde kan basıncının düşük ol­duğu kabul edilir. Önceden yüksek veya normal kan basıncı olan bir kimsede böyle bir düşüş kay­dedilirse durum ciddiyet kazanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Eğer büyük kan basıncı, küçüğü ile orantılı olarak düşmüş ise ve eğer üst noktası 90 mm. den aşağıya iniyorsa, hasta uyarıcı ilâçlara karşı ya­nıt verir. Yani bu ilâçlardan yararlanıyor de­mektir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Unutulmaması ve ona.göre hareket edilmesi gereken önemli nokta şudur: Büyük kan basıncı 200 mm. ve daha yüksek olan hastalar gözlem, denetleme ve tedavi için yatakta kalmalıdırlar. Ayni şekilde büyük kan basıncı 90 mm. den da­ha aşağı olan hastalar da aynı şekilde ve aynı amaçla yatakta kalmalıdırlar. Bu tıbbın gereği olduğu gibi hastaların da yararları gereğidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Düşük kan basıncı aşağıdaki hallerde görü­lür : Şokta ve kollapsta, kanamalarda, iltihaplar­da, ateşli hallerde, kanserde, kansızlıklarda, nev­rasteni denilen hallerde, Addison hastalığında, diğer zayıf düşürücü, eritici hastalıklarda ve öl­dürücü hallerde.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Düşük kan basıncı toplar damarlarda kan birikimine neden olur ve atardamarlarda kanın dolaşımını yavaşlatır. Vücudun bir çok fonksi­yonlarında olduğu gibi kılcal damarlardaki dola­şım da bozulmuştur. Dokuların beslenmesi ak­samıştır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Düşük kan basıncı en çok genç erişkinlerde görülür. Erkeklerde 45 yaşa kadar bu oran sürek­li olarak düşer. Bu yaştan sonra görülmesi azalır. Kadınlarda hipotansiyondaki bu azalma daha da belirgindir, yani onlar biraz daha şanslıdırlar. Daha önceki satırlarda hipotansiyonun tarifini yapmış olmakla beraber bu noktaya bir daha de­ğinmekte yarar görüyorum. Hakiki hipotansiyo­nun ne suretle ve ne zaman oluştuğunu kesin­likle söylemek mümkün değildir. Bazı doktorla­ra göre 100 mm., diğerlerine göre 110 mm. sisto-lik üst tansiyonun altındakiler düşük olarak ka­bul edilmektedir. Tabiî bu rakamlar erişkinlere göre olan rakamlardır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İki cins düşük kan basıncı vardır:</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"><strong>1) Sürekli </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"><strong>2) Geçici olan.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Sürekli olan hipotansiyon nedir?</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Bir erişkin­de devamlı olarak tansiyonun üst noktası 110 mm. civa basıncından eksik olursa ve buna bir sebep bulunamıyorsa bu cinsine sürekli veya esansiyel hipotansiyon diyoruz. Kolaylıkla yorgunluk hisseden esansiyel tipteki bu hipotansiyonlularda başka şikâyetler görülmemektedir. Bunlarda böbrek ve kalp hastalıkları çok nadir görülür, bu itibarla daha talihli kişilerdir. Daha ileri gitmedi­ği takdirde, yani daha aşağılara düşmediği tak­dirde, bu bakımdan doktorların bir çoğuna göre esansiyel hipotansiyon «ideal kan basıncı düzeyi­dir.» Önemli bir nokta da bu kişilerde damar sertleşmesi nadir olarak oluşur, zira kitabımızın başka bir bölümünde belirttiğimiz gibi damar sertleşmesi çoğunlukla yüksek tansiyonlularda görülmektedir, yani yüksek tansiyon damar sert­liği yapan öğelerin başında gelmektedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Geçici olan hipotansiyon nedir?</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Sebebi bilin­meyen esansiyel hipotansiyonun aksine, bunun oluşmasında bazı nedenler vardır ve bu neden­ler gözden kaçmayacak denli belirgindir. Zaten bu nedenler araya girmeden önce, bu kimselerin kan basınçları normaldir. Tansiyonu düşüren bel­li başlı sebepler şöyle sıralanabilir:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">a) Hemoraji. &#8211; kan kaybı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">b) Darbe şoku &#8211; Bir yara veya şoka götüren beklenmedik bir darbe, şiddetli bir heye­can, korku.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">c) Anestezi &#8211; genel veya yerel.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">d) Tüberküloz &#8211; ilerlemiş şekli.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">e) Kalp damarlarında tıkanıklık veya bunla­ra benzer diğer sebepler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">f) Nörojenik kaynaklı olan hipotansiyon.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Geçici hipotansiyon yüksek ateşli hastalık­larda, kan damarlarında geçici genişleme sonu­cu da görülebilir. Tiroid salgı bezlerinin az çalış­ması hallerinde, kalp kaslarının hastalıklarındaa ve Addison hastalığında da hipotansiyon görülebilir. Bu son hastalık böbreküstü salgı bezlerinin iyi çalışmaması hallerinden ileri gelir ve bunlar­da hipotansiyon ile birlikte ileri derecede halsiz­lik ve deride esmere dönüşen bir renk değişikliği vardır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Düşük kan basıncının insanda genellikle enerji eksikliği ile vücut direnci düşüklüğü yap­tığı kabul edilmektedir. Hasta ilk bakışta zayıf bünyeli olup ince ve soluktur, göğsü dardır, kalbi damla kalp denilen biçimde, yani uzunca ve kü­çüktür ve kanda kalsiyum ve diğer tuzlar azal­mıştır: Çok defa kilosu eksiktir. Büyük kan basın­cı sürekli olarak 110  mm.&#8217;den düşük olanların bir kısmı az çok aynı olan bir grup belirti gösterirler. Yorgunluk, enerji yetersizliği, bezginlik gibi. Bu kişiler çoğunlukla durgundurlar, ve bazıları mide-barsak bozukluklarından şikâyet ederler. Bu kim­seler ince, uzun bünyeli ve fizik bakımdan zayıf olmakla beraber bu bir kural değildir. Genellikle el ve ayakları soğuktur. Daha nadir olmakla be­raber tombul ve şişmanlarda da hipotansiyon gö­rülebilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Bununla beraber, 100 mm. civa basıncının çok altına düşmemek şartıyla, normalin altında tansiyonu olan pek çok kişi normal tansiyonlular kadar sıhhatli ve faaldirler: Bu kimseler devamlı olarak 110 mm. civa basıncı altında seyreden tansiyonlarıyla çetin hayat şartlarını normal ve verimli olarak sürdürebilmektedirler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Orta yaştan sonra, hastalık halinde veya sağ­lık halinde ,düşük damar basınçlı hastalarda ha­yat süresi, yüksek tansiyonlu, hatta normal tan­siyonlu kişilerden daha uzundur. Sizde sürekli damar basıncı düşüklüğü varsa şükretmelisiniz, çünkü daha uzun süre yaşam şansınız artmıştır. Tabiî ki, bu durumda damar basıncı 110 mm. civarında olacaktır. Bu düşük tansiyon noktası hastalığın hemen başladığı noktadır. Daha çok düşecek olursa, bu taktirde kılcal damarlardan iti­len kan yetersiz olmağa başlar, organlarda ve dokularda beslenme bozukluğu görülür. Bu hal halsizlik yaratır. Bu kimseler ince, uzun ve kilo­ca düşüktürler. Genel görünüş ve durumları iyi değildir. Çabuk yorulurlar, sinirlilik ve uykusuz­luk vardır. Dikkatleri dağınıktır ve baş ağrısı çe­kerler. Bazılarının kulaklarında çınlama ve uğul­tu olur. Vücudun çeşitli yerlerinde sinirsel ağrı­lar, bazılarında da karın ağrıları vardır. Bazıla­rında da, vücutlarının çeşitli yerlerinde karınca­lanma, kaşıntı ve uyuşukluk görülebilir. Bu ka­darla da kalmaz. Baş dönmeleri, baygınlık bil­hassa vaziyet değiştirmekle görülür. Parmak uçlarında ve ayaklarda hissizlik ve renk atması, çarpıntı, soğuktan etkilenme ve hazımsızlığa tu­tulma halleri de görülür.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Düşük damar basıncının nedeni araştırılma­lı ve tedavi edilmelidir. Proteinden zengin, tuzlu bir diyet ve yatakta dinlenme gereklidir. Hafif kan basıncı düşüklüğünde temiz hava ve kuv­vetli yiyecekler önerilir. Karına sıkı bir kuşak veya korse tatbik olunabilir, bu suretle karın içindeki kan basıncı arttırılmış olur ve dolayısıyla genel kan dolaşımında da bir düzelme olur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Kan Basıncı Değişikliklerinin Bireysel ve Toplumsal Özellikleri</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>1. Yaş:</strong> Kan basıncı özellikle erginlik yaşla­rında sinirsel ve ruhsal değişikliklerden etkilenerek düşmeye eğilimlidir. Yaşla birlikte kan basıncı da artar. Yaş artışı, damar sertliği, vü­cudun enerji gereksinmesinin azalması, yağ de­polanmasının artması gibi durumlara yol açarak kan basıncında yükselme eğilimini arttırır. Er­ginlik, kadınlarda adetten kesilme, erkeklerde yaş dönümü gibi yaşla ilgili nedenler kan basın­cını etkiler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>2. Irk:</strong> Batılı toplumlarda kan basıncı daha yüksektir. Japonlarda ve Çinlilerde ise kendi yurtlarında düşük, batıya yerleşmiş olanlarda yüksek bulunmuştur. Nedeni bilinmiyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>3. Cinsiyet:</strong> Kan basıncı yüksekliği kadınlar­da ve erkeklerde eşit oranda görülür/Ancak yük­selme kadınlarda daha yavaş gidişlidir. Kötü so­nuçları daha az görülür. Erkeklerde ise hızlı ge­lişir ve hızla başka hastalıklara yol açar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>4. Uyku:</strong> Kan basıncı uyku sırasında düşer. Kan basıncı düşük olanlarda uykuya eğilim art­mıştır. Buna karşılık kan basıncı yüksek olanlar uykusuzluk çekerler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kan-basinci-bozuklarindan-olusan-kalp-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalbin Hastalanması</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kalbin-hastalanmasi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kalbin-hastalanmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 17:26:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALP HAKKINDA GENEL BİLGİLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3600</guid>
		<description><![CDATA[

 İnsan vücudunun güneşi, yasanımın hareket merkezi olan kalbin her hangi bir nedenle hastalanması, herkesi tedirgin eder. Bütün dikkatlerin odak noktası olur. Hatta yaşamın sona geldi sa­nılır.
 Kalp, damar ve kan üçlüsü olarak çalışır. Bu üçlüye DOLAŞIM SİSTEMİ denir. Dolaşım Sisteminin yapısı ve çalışma tarzı hakkında yete­ri kadar bilgi sahibi olmayanlar, kalbin küçük bir rahatsızlığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--[if !mso]><span class="mceItemObject"   classid="clsid:38481807-CA0E-42D2-BF39-B33AF135CC4D" id=ieooui></span><br />
<mce:style><!  st1\:*{behavior:url(#ieooui) } --></p>
<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>İnsan vücudunun güneşi, yasanımın hareket merkezi olan kalbin her hangi bir nedenle hastalanması, herkesi tedirgin eder. Bütün dikkatlerin odak noktası olur. Hatta yaşamın sona geldi sa­nılır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalp, damar ve kan üçlüsü olarak çalışır. Bu üçlüye DOLAŞIM SİSTEMİ denir. Dolaşım Sisteminin yapısı ve çalışma tarzı hakkında yete­ri kadar bilgi sahibi olmayanlar, kalbin küçük bir rahatsızlığı karşısında telâş ve tedirginliğe ka­pılabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalp hastalığı bir çok nedene bağlı olarak oluşur. Bu hastalığın önemi tam ve isabetli bir teşhisle belirlenir. Teşhis zamanında yapılmazsa ve önlemleri alınmazsa o zaman sorunlar artar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Bir kalp hastalığı karşısında ilk önlemler alı­nır; doğru bir teşhis konduktan sonra hastanın tedaviye bilinçli uyumu sağlanırsa hastalık öne­mini yitirir. Hasta sağlıklı yaşamına kavuşur. Esasen sağlıklı yaşam 45-50 yaşından sonra ba­zı kurallara bağımlıdır. Delikanlılık çağı ömür boyu sürdürülemez. Her çağda kendini delikanlı sananlar yanılır. Yaş durumunun gereklerine uyum gerekir. Oysa, bazı kimseler de bu kuralla­ra bir türlü yanaşmaz, illa bir uyarı bekler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalp hastalıkları kadınlarda daha az, erkek­lerde daha çok olmak üzere 45 &#8211; 50 yaşları arasın­da görülür. Bu dönemden sonra birçok uyarıla­rıyla kendini gösterirler. Bu uyanları değerlen­direnler ve 45 &#8211; 50 yaşın gereklerine, yani bu yaş döneminde vücudun istediği sağlıklı yaşam ku­rallarına uyanlar ömürlerini uzatmış olurlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalbin hastalanmasından korkmamalı. Kal­bin hastalanmasından daha önemli olan konu, doğru bir teşhis ve bu teşhis doğrultusunda teda­vi yöntemlerinin saptanmasıdır. Bu durumdan da daha önemlisi; hastanın kalbini tanıması, kalp hastalıkları hakkında yeteri kadar bilgisi olması, bilinçli olarak doktorunun tedavi yöntemlerine tam ve sürekli uyum sağlayabilmesidir. Aynı za­manda hastaya yakın olanların da doktorun öne­rileri, tedavi yöntemleri doğrultusunda bilinçli yardımcı olmaları, hastaya yasak kurallar icat etmeden moral vererek ilgisini bilinçli olarak sun­maları gerekir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Medeniyet hastalığı haline gelen kalp hasta­lıkları, günün birinde az veya çok herkesi etki alanına alacaktır. Çünkü toplumda yaş ortala­ması yükselmekte, yani insan ömrü uzamaktadır. Böylece yaşlanacağından hastalıkların sıklığı o nispette artmaktadır. Aynı zamanda beslenme koşulları, en önemlisi hızlı yaşam, heyecan, gam, kasavet kalbin hastalanması olasılığını çoğalt­maktadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Bu durumlarda karşı önlemler olarak kalbi koruyabilmek, kalbin hastalanması hallerinde paniğe kapılmadan bilinçli olarak nasıl davranılması gerektiğini bilmek gerekir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Bu kitap; doktorun yerini almamak koşuluy­la, kalbin hastalanmasına yol açan nedenleri,&#8221;has­talığın türlerini, türlerine göre tedavi yöntemle­rini, sağlıklı yaşam kurallarını halkın anlayabi­leceği biçimde anlatmayı amaçlamaktadır. Bu ki­tabın herkese sağlayacağı yararlar şöyle sırala­nabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>a) Kalbi sağlam olanların, sağlıklı yaşamla­rı kalp hastalıklarının etki alanına girmemeleri için önlemler almalarını sağlamak.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>b) Kalbi sağlam olduğu halde gereksiz yere kalbinden endişe edenlerin bu kuşkularından kur­tulmaların sağlamak.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>c) Yakınları arasında kalp hastası olanların kalp hastalıkları hakkında bilgi edinmelerini, ge­reğinde bilinçli yardım etmelerini, gereksiz ya­saklamalarda bulunmamalarını sağlamak.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>d) Kalbi hasta olanların, hastalığın türünü, önemini bilerek doktorun tedavi yöntemlerine sü­rekli uyumlarını, sağlıklarına daha çabuk kavuş­malarını sağlamak.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalp yaşlandığı için yükü hafifletileceği yer­de artarsa, kalbin pompaladığı kanı damarlar normal götürüp getiremezse, kalp kapakçıkları .gereği gibi kapanamazsa, kalp kasları kalınlaşır ve büyürse, kan basıncı (tansiyon) sürekli olarak yüksek olursa,<span> </span>akciğer kan birikintisi yaparsa, kalp <span> </span>sinir sistemi sinirlilikten ve üzüntüden sü­rekli etkilenirse, kalp vuruşları çok düzensiz, olursa,&#8221; Tiroit bezi (kalkan bezi) görev yapamaz­sa, kalbin iç tabakası, endokard mikroplu has­talıklardan etkilenirse, damarlar genel ve yerel talıklardan etkilenirse damarlar genel ve yerel olarak sertleşirse, romatizma ve diğer ateşli has­talıklar kalbi etkilerse, kalbin doğuştan bozukluklarında, en önemlisi kalbi besleyen damar­lar (Koroner Arterler) sertleşir ve tıkanırsa ve daha bir çok nedenlerden kalp hastalanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Görülüyor ki, kalp bir nedenden ötürü hasta­lanmıyor, pek çok nedenleri var. Bunlardan biri diğerinden daha çok veya daha az önemli olabi­lir. Kalbin bir yerinin hastalanma derecesi az ve­ya çok olabilir. Yukarıda saydıklarımızdan bazı­ları bir tedavi ile kısa zamanda iyileşebilir. İşte bu durumların iyice bilinmesi, hastanın tedaviye bilinçli uyum göstermesi önemlidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalbin bulunduğu yerde ya da çevresinde bir ağrı duyunca; «eyvah kalbim, hayatımın güneşi­ne gölge düştü» denmesine ya da «yaşamımın gü­neşi soldu» denmesine gerek yok. Belki bu ağrı­nın kalple bir ilgisi olmayabilir. Kalple doğrudan ilgisi varsa bile o zaman da aşırı derecede korkulmamalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalp hastalığı birden bire dolu yağar gibi her tarafı yıkıp dökerek gelmez. Nasıl ki, dolu yağı­şının bir mevsimi varsa, bu mevsimde gök gür­ler bulutlar birikir, dolu sonradan başlarsa, kalp hastalıkları da bir yaş çağından sonra, önceden birçok uyarı vererek gelir. Gelince de gitmem di­ye direnmez.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Artık tıp&#8217;taki ileri adımlar, tedavi çarelerini en iyi biçimde her geçen gün daha da geliştirmek­te, iyilerini getirmektedir. 20 &#8211; 30 sene önce hayal olanların şimdi gerçekleşmesi gibi,, yarınlar nice yeni yöntemler getirecektir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Nasıl ki, akciğer hastalığı denince önce «ne­si varmış?» deniyor; Akciğer hastalıklarının astma (astım), bronşit, zatürree (pnömoni) ve ve­rem (tüberküloz) gibi pek çok türü varsa ve biri­nin diğerine göre daha çabuk iyileşmesi mümkün­se, kalp hastalığı denince de kalbin nesi olduğu­nu bilmek ve önemine göre zamanında önlem •almak tedavinin temelini oluşturur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Önlemlerin başında dinlenme gelir (yani kal­bin yükten öncelikle kurtarmak.) Uykuda iken dakikada 4,5 litre kan pompalar. Ağır bir işte, koş­mak, ağır yük taşımak, aşırı heyecan gibi durum­larda kalp bir dakikada 7,9 litre kanı pompalama durumunda kalır. Kalbin atışları çok hızlanır. İş­te bunlar kalbe verilen yüklerdir. Önce bu yük kaldırılmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalp rahatsızlığı sırasında hastayı pamuk çu­valı taşır gibi apar topar doktora koşturmak za­rarlıdır. Kalbin yükünü azaltarak hastayı rahata kavuşturduktan sonra özenle, sakin bir durumda hastanın doktora ulaştırılması veya doktorun hastaya getirilmesi gerekir. Hasta doktora kavu­şunca, yerinde ve zamanında teşhis, gerekli giri­şimin yapılabilmesi için öncelikle hasta ile hastanın yanında olan yakınlarının hastalığın gelişimi­ni tam olarak doktora anlatması gerekir. Örne­ğin, «Kardiyak histeri» diye bilinen bir sinirlilik (Neurosis) hali vardır ki, kalp tamamen sağlıklı olduğu halde, hasta kalp hastalığı belirtilerini taklit eder. Bu durum bir kalp hastalığı değildir. Hastanın daha önce. geçirdiği kalp hastalığı (angina pectoris, infarktüs) varsa bunu başta söylemek ya da hasta romatizma, difteri, tifüs hastalığı geçirmişse doktora bildirilerek teşhise yardımcı olunmalıdır. Böylece hekimin çabuk ve doğru bir teşhise varmasına, hızla gerekli giri­şimde bulunmasına yardımcı olunur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalp hastalığının nereden geldiği, nasıl oluş­tuğu bilinince hasta doktorun önerilerine bilinç­le uyar. Uyum derecesine göre de tedavi hızlı ve etkili olur. Hasta gerekli kurallara uyarak nor­mal yaşamını sürdürebilir. Ünlü kalp hastalıkları uzmanı Sir William Osler&#8217;in dediği gibi «İnsan­lar, geçirdikleri kalp krizi sayesinde normal, ya­şamaya değer hayatlarına kavuşurlar, ömürleri­ni uzatmış olurlar.»</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalp hastalıkları artıyor mu? Artıyorsa bu­nun nedenleri nelerdir? Modern yaşam ortamı­nın getirdiği koşullar endişe ve kararsızlıklar da­ha rahat ve emniyetli olan eski, sakin, asude ya­şam koşullarının kalkması ile doğan yeni, gürül­tülü, dengesiz, hızlı yaşam biçiminin vücudu ge­rilim altında tutması daha fazla kalp hastalığı görülmesinin nedenleri olsa gerek.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Laboratuar tahlilleri, röntgen ve elektro­kardiyografi gibi yöntemlerin kullanılmasıyla teşhis olanakları gelişmiştir. Şu muhakkak ki teş­his kadar, hastalığın tedavi yöntemlerini hasta­nın da bilmesi ve uygulaması, sürekli uyumu da önemlidir. Hastanın kalp hastalığının türleri ve bunun sonuçlarını bilmesi, bunları soğukkanlı­lıkla karşılaması tedaviyi kolaylaştırır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kalp ve damar bozukluklarını içine alan ve genellikle kalp-damar sistemi (Kardiyovasküler sistem) hastalıkları dediğimiz gruptaki kalp ra­hatsızlıkları 45 &#8211; 50 yaşlarından sonra başlar. Ka­dınlardan çok erkeklerde görülür. Dejeneratif de­ğişiklikler diye bilinen saç ağarması, görme bo­zukluğu; deri kuruluğu gibi değişiklikleri yaş­lanmaya bağlı olarak normal karşıladığımız gibi; kalbin de yaşlanmasını normal karşılamalıyız. Önemli olan, hastalığın oluşumunu bilmek, dok­torun önerilerine göre tedaviyi uygulamak ya­nında sürekli olarak DİYET (yiyecekler) İLAÇ ve DİNLENME (kalbin yükünü azaltmak), sac ayağı denilen ana kurala uymaktır. Halk dilin­de Tıkınma! (Çok yeme!) Ikınma! fazla yorul­ma!) sıkılma (üzüntüyü bırak) diye özetlenen kural kalp hastalıklarında temel korunma yön­temidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bunlar herkesin kalp hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmasına bağlıdır. Herkes kalbi için bilinçli yaşamak zorundadır. Kalp için gösteri­len özen 45 &#8211; 50 yaşlarından sonra daha da arttı­rılmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Kâynakça&#8217;da gösterilen çoğu yabancı kitap­lardan yararlanmakla birlikte 45 yıllık İç Hasta­lıkları uzmanı olarak ve 20 yıldır kalp hastası olmam nedeniyle de kendi üzerimdeki bul­gu ve uygulamalarımın bir ürünü olarak bildik­lerimi halkın yararına sunmak istedim. Bu bilgi­leri bir kitapta halkın anlayabileceği bir dille anlatmaya çalıştım. Bazı konuları sürekli tekrar­layarak önemini vurgulamayı amaçladım.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span>Birde kalp hastası olmadığı halde kendini kalp hastası sanan bilinçsiz davranışlarıyla hayatını çekilmez hale sokanlar ve doktordan ka­çanlar görülmektedir. Bunlara söylenecek çok sözler vardır. Bu kusurları özetleyerek kitabın başında vurgulamak için birinci bölüme alarak herkese ders olsun diye uyarı getirmeye çalış­tım.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kalbin-hastalanmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Hastalığı Kanısı Veren Belirtiler</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-hastaligi-kanisi-veren-belirtiler.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-hastaligi-kanisi-veren-belirtiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 21:02:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALP HAKKINDA GENEL BİLGİLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3594</guid>
		<description><![CDATA[
Göğsün sol yarısında duyulan bütün sıkın­tılar ve ağrılar muhakkak kalp hastalığının be­lirtisi değildir. Kalp hastalığı sanılan bir çok ağ­rının kalple ilgisi yoktur. Çarpıntı veya kalbin kuvvetle çarpması, göğsün sol tarafında kunt ağrılar ve duyarlık, sol memenin çevresinde şid­detli bıçaklanır gibi ağrılar, baş dönmesi, bayıl­ma ve halsizlik bu çeşit belirtilerden bir kaç ta­nesine örnektir. Kalp hastasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Göğsün sol yarısında duyulan bütün sıkın­tılar ve ağrılar muhakkak kalp hastalığının be­lirtisi değildir. Kalp hastalığı sanılan bir çok ağ­rının kalple ilgisi yoktur. Çarpıntı veya kalbin kuvvetle çarpması, göğsün sol tarafında kunt ağrılar ve duyarlık, sol memenin çevresinde şid­detli bıçaklanır gibi ağrılar, baş dönmesi, bayıl­ma ve halsizlik bu çeşit belirtilerden bir kaç ta­nesine örnektir. Kalp hastasında böyle belirtiler olabilir, fakat bunların hepsinin kalpteki hasta­lıktan doğması nadirdir. Bu belirtiler sinirsel şi­kayetler olarak kabul edilmektedir. Çoğunlukla büyük bedensel ve ruhsal baskı, yorgunluk altın­da yaşayan çok sinirli, çok duyarlı, yüksek ge­rilimli kimselerde, sağlık durumları hakkında en­dişeli olanlarda görülür. Aileden birinde veya bir tanıdıkta kalp hastalığı teşhis edildiği zaman böyle kimseler dikkatlerini kalplerine yöneltir­ler. Veya kalbinden hasta olan birisinin bir kalp nöbetinden öldüğünün duyulması bu kimselerde kuşku ve endişe yaratabilir. Bir defa dikkat kal­bin üzerine çekildikten sonra göğüs üzerinde evvelce hiç duyulmayan bir çok belirtiler, şikayetler ortaya çıkar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kuvvetli kalp atışlarına neden olan kaçak vurular, sol göğüste ve sol meme çevresinde duyarlık, kalp üzerinde şiddetli, bıçaklanır gibi ağ­rılar ve sıkıntılar ve benzeri şikâyetler korku ya­ratır. Bu küçük şikayetleri dinleyen ve büyüten kimseler kalplerinde hiç bir şey olmadığı halde kendilerini hasta kabul ederler. Böyle endişeli duruma düşen kişilerin çoğu doktorlara koşarlar ve sıkı muayeneden sonra kendilerinde bir şey bulunmadığı, üzüntülerine neden olmadığı söy­lenir. Bunların ihtiyaç duydukları çok defa ken­dilerine güvence sağlamaktan ibarettir. Bu yapıl­dıktan sonra onlar normal hayatlarına dönerler. Üzülerek söylemek gerekir ki, böyle kimselerin hepsi doktora gitmezler. Kendilerinde önemli bir kalp hastalığı bulunacak diye korkarlar. Bazıla­rı ise kendilerini normal bulan ve en doğrusunu söyleyen doktorlarına da inanmazlar. Bu sonun­cu grupta olanlar endişe ve korkularını terk ede­mediklerinden yalnız kendileri üzülmekle kal­mazlar, çevrelerindeki kimselerin mutlulukları­na, huzurlarına gölge düşürürler. Kendini hasta sanan kimsenin doktora güven duyması ve en önemlisi kalp hastalığı hakkında bilgisini arttırmasıyla çoğu kez olumlu sonuçlar almak müm­kün olmaktadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kalp hastalıkları belirti verirler veya vermeyebilirler. Belirtiler de kalp yönünden önemli olabilir veya olmayabilir. Kalbe yakın organ ya da dokular incinir veya hastalanırsa sol göğüste ağrı meydana getirebilirler. Sindirim yollarında­ki bozukluklar, plörezi (zatülcenp), belkemiği romatizması, sinir iltihapları, zorlama ve yırtılan kaslar, göğüs kafesi civarındaki zedelenmeler ve akciğer hastalıkları zaman zaman kalp rahatsız­lığı sanılmaktadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">İnsanı kolaylıkla yanıltabilen bu halleri bil­mek gerekir. Hastanın kendine kalp hastalığı teş­hisini koymadan önce kalp hakkında yeteri ka­dar bilgili olup olmadığını kendisine sormalıdır. Hiç bir zaman doktor kadar, hele kalp uzmanı kadar bilgisi olamayacağına da inanmalıdır. Kal­binin hasta olduğu kanısında olan kimsenin ya­pacağı ilk iş hemen bir kalp uzmanına görün­mek, doktorun dediklerine inanmak olmalıdır. Olmayan bir hastalığın doğurduğu maluliyet (sa­katlık) kadar büyük bir cinayet yoktur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kalp hastalığı kalıtsal değildir. Vücut yapısı­na ve yaşam koşullarına bağlı bir hastalıktır. Anne, baba, kardeşte olan kalp hastalığının, kar­deşine veya çocuğuna da geçeceğine mutlak gö­züyle bakılmamalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kendinde kalp hastalığı saptanan kimselerin hastalığı önemsemeyerek, kendinde böyle hasta­lık olamayacağını ileri sürmeleri, uyarılara uy­mamaları yanlıştır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kalp hastalığı varsa hastalık oluşum yeri­ne ve derecesine göre önemlidir. Küçük bir pıh­tının vereceği zararı önlemesi mümkünken önem­sememek ve kalbini ağır yüke sokmağa devam etmek ölüm nedeni olabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Kalp hastası olmayanlar gibi kalp hastası olanlar da korkmamalıdır. Bilinçli önlemlerle, hastalığın etkinliğini azaltmak gerekir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-hastaligi-kanisi-veren-belirtiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>152</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanın Enerjiye Dönüşmesi</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kanin-enerjiye-donusmesi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kanin-enerjiye-donusmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2009 21:07:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALBİN DOLAŞIM SİSTEMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3591</guid>
		<description><![CDATA[

 Vücudumuzdaki tüm organlar birbirine ba­kımlı ve yardımcı olarak saatin çarkları gibi bir­birini çalıştırır. Ama, hepsinin çalışması kalbin kusursuz çalışmasına bağlıdır. Kalbin çalıştırdı­ğı her organında sağlıklı olması yeterince bes­lenerek enerji kazanmasına bağlıdır.
 Vücudumuzdaki beyin, kemik, damar, kaslar, deri ve tüm organlardaki hücrelerin beslen­mesi gereklidir. Hücrelerin beslenmesini de kan sağlar.
 Kalp, kanı pompalayarak damarlarla vücu­dumuzun her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--[if !mso]><span class="mceItemObject"   classid="clsid:38481807-CA0E-42D2-BF39-B33AF135CC4D" id=ieooui></span><br />
<mce:style><!  st1\:*{behavior:url(#ieooui) } --></p>
<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Vücudumuzdaki tüm organlar birbirine ba­kımlı ve yardımcı olarak saatin çarkları gibi bir­birini çalıştırır. Ama, hepsinin çalışması kalbin kusursuz çalışmasına bağlıdır. Kalbin çalıştırdı­ğı her organında sağlıklı olması yeterince bes­lenerek enerji kazanmasına bağlıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Vücudumuzdaki beyin, kemik, damar, kaslar, deri ve tüm organlardaki hücrelerin beslen­mesi gereklidir. Hücrelerin beslenmesini de kan sağlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Kalp, kanı pompalayarak damarlarla vücu­dumuzun her zerresine kadar gönderir. Bu sis­tem şöyle çalışır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Temiz kanı; atardamarlar incelerek vücudun her noktasına kadar kılcal atardamarlar vasıta­sıyla taşır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Kirli kanı; kılcal toplardamarlarda kalınlaşarak büyük toplardamarlara kirli kanı taşır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Temiz kanı taşıyan atardamarlar kalpten çıktıktan sonra kollara ayrılır. Gitgide incelerek kılcal atardamar halinde organların hücrelerine dek temiz kanı götürür. Kılcal atardamarlar do­ku içine bir ağ gibi yayılmıştır. Dokudan kirli kanı toplayan kılcal toplardamarlarda aynı doku­yu ağ gibi sarmıştır. Temiz kanı alış, kirli kam veriş bu hücrelerde akan temiz kanın taşıdığı besin maddeleri (proteinler, karbonhidratlar ve yağlar) kılcal atardamarlardan süzülerek organ­larımızı teşkil eden dokuların hücre boşlukları arasına geçer. Temiz kanın besin maddeleri ile birlikte getirdiği oksijen burada besin maddele­rini yakarak hareket ve ısı enerjisi oluşturur. Vücudumuzun sıcaklığı ve hareket enerjimizi bu şekilde kazanmış oluruz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Besin maddelerinin yanmasıyla su, amonyak ve karbondioksit gibi zehirli maddeler de oluşur. Bu zehirli maddeleri kılcal toplardamarlar eme­rek içine alır. Kılcal toplardamarlar (kılcal atar­damarların tersine) gittikçe kolları (çatalları) birleşerek ve kalınlaşarak kirli kanı boşaltım merkezlerine götürür. Vücudumuzdan, günde or­talama 1500 gram idrar, 1000 gram ter ve 500 gram&#8217;da nefes yoluyla buharlaşarak 3000  gram artık su atılmış olur. Kirli kan olarak toplar da­marların kalbe getirdiği karbondioksitli (COs) kirli kan, buradan akciğerlere atardamarlarla getirilir. Akciğer keseciklerinde kanla hava ara­sında gaz alış verişi olur, yani kirli kan temiz kana dönüşür. Oksijen (O2) alınıp karbondioksit (CO2)<span> </span>verilir.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kanin-enerjiye-donusmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Dolaşım Sistemi</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kan-dolasim-sistemi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kan-dolasim-sistemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2009 21:06:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALBİN DOLAŞIM SİSTEMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3588</guid>
		<description><![CDATA[
 Akciğerlerden oksijeni, bağırsaklardan besin maddelerini (proteinler, karbonhidratlar ve yağ­lar) alan temiz kan. atardamarlar yoluyla vücu­dumuzun her yerine götürülmesini; hücrelerde besin maddelerinden hareket ve ısı enerjisi sağ­ladıktan sonra, meydana gelen zehirli maddele­rin zehirsizleştirici organlara (karaciğer, böbrek) taşınmasını, oksijeni azalmış kanın yeniden kal­be dönmesini sağlayan dolaşım sistemine BÜ­YÜK DOLAŞIM denir.
 Kalpte toplanan kirli kanın atardamarlarla akciğerlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Akciğerlerden oksijeni, bağırsaklardan besin maddelerini (proteinler, karbonhidratlar ve yağ­lar) alan temiz kan. atardamarlar yoluyla vücu­dumuzun her yerine götürülmesini; hücrelerde besin maddelerinden hareket ve ısı enerjisi sağ­ladıktan sonra, meydana gelen zehirli maddele­rin zehirsizleştirici organlara (karaciğer, böbrek) taşınmasını, oksijeni azalmış kanın yeniden kal­be dönmesini sağlayan dolaşım sistemine <strong>BÜ­YÜK DOLAŞIM</strong> denir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Kalpte toplanan kirli kanın atardamarlarla akciğerlere gitmesine ve orada karbondioksiti bırakıp oksijen alarak, toplardamarlarla temiz kanın kalbe gelmesine de <strong>KÜÇÜK DOLAŞIM</strong> de­nir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kalbin pompaladığı kan, vücudumuzun en uzak yerlerine örneğin ayak parmaklarına 18 sa­niyede, beyine 8 saniyede, akciğerlere 6 saniyede atardamarlarla gider ve toplardamarlarla tek­rar döner.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kan-dolasim-sistemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalbi Besleyen Damarların Koroner Arterlerin Kan Dolaşım Sistemi</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kalbi-besleyen-damarlarin-koroner-arterlerin-kan-dolasim-sistemi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kalbi-besleyen-damarlarin-koroner-arterlerin-kan-dolasim-sistemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 20:39:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KALBİN DOLAŞIM SİSTEMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3585</guid>
		<description><![CDATA[

 Büyük ve küçük kan dolaşım sistemleri ile tüm organlarımızın beslenmesi ve zehirli maddelerin atılması sağlanır. Bu büyük ve küçük do­laşım sistemini çalıştıran kalbin de enerji kazan­ması ve beslenmesi için kendine özgü bir dola­şım sistemi vardır. Buna da kalbi besleyen da­marların, Koroner atardamarların kan dolaşım sistemi denir. Bu dolaşım sistemindeki küçük bir aksaklık kalbi direkt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--[if !mso]><span class="mceItemObject"   classid="clsid:38481807-CA0E-42D2-BF39-B33AF135CC4D" id=ieooui></span><br />
<mce:style><!  st1\:*{behavior:url(#ieooui) } --></p>
<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Büyük ve küçük kan dolaşım sistemleri ile tüm organlarımızın beslenmesi ve zehirli maddelerin atılması sağlanır. Bu büyük ve küçük do­laşım sistemini çalıştıran kalbin de enerji kazan­ması ve beslenmesi için kendine özgü bir dola­şım sistemi vardır. Buna da kalbi besleyen da­marların, Koroner atardamarların kan dolaşım sistemi denir. Bu dolaşım sistemindeki küçük bir aksaklık kalbi direkt etkileyeceği için daha bü­yük önem taşır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Hiç durmadan çalışan kalp kaslarının oksi­jen ve besin ihtiyacını kalpteki iki koroner da­mar sağlar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Bu koroner damarlar Aort kapakçığının ya­nından ayrılır ve oluşturdukları kılcal damar­larla kalbin kaslarını bir örümcek ağı gibi sara­rak kalbe gerekli olan kanı sağlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Kalbi beslemek için bu kılcal damarların ge­tirdikleri kan miktarı kalbin yapmakta olduğu İşe göre, orantılı olarak değişir. Dinlenme anın­da kalp her iki karıncığından dakikada 4,5 litre kan pompalar. Koroner damarlar da kalp kas­larını besleyebilmek için, bir dakikada 200 cc kan&#8217;a (bir su bardağı dolusu) gereksinme du­yar. Bunun için koroner damarlara 800 cc. (dört su bardağı) kan gelmesi gerekmektedir. Bu değişik durumlarla orantılı olarak kalbin kan pompalayabilmesi için kendinin yeterli beslen­mesi koroner damarların da normal olması, yani koroner damarların esnekliğini koruması, gevşe­yip, gerilerek kalp kaslarına yeterli kanı gön­dermesi gereklidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Kalbin neden bu kadar çok kana ihtiyacı vardır. Kalp kasılıp çalıştığı zaman enerji har­car. Bu enerjinin kaynağı da, koroner damar­ların taşıdığı kandaki besin maddeleri ve oksijendir.<span> </span>Tıpkı,<span> </span>bir<span> </span>aracın<span> </span>motorunun çalışması için benzin ve havaya olan ihtiyacı gibi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Görülüyor ki, yaşamın sürmesi kalbe bağlı. Kalp de birinci derecede kana ve damarlara ba­ğımlı. Kalbin yapısını ve çalışmasını engelleyen durumlar yani kalbin hastalanması geniş biçim­de ele alınmadan KAN ve DAMARLAR hakkın­da biraz daha bilgi edinmemiz gerekecektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kalbi-besleyen-damarlarin-koroner-arterlerin-kan-dolasim-sistemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Hastası Tuzsuz Diyet</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-hastasi-tuzsuz-diyet.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-hastasi-tuzsuz-diyet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 20:37:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİYET GIDA REJİMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3582</guid>
		<description><![CDATA[
ET BALIK VE KÜMES HAYVANLARI
 
Yiyebileceğiniz Yiyecekler
 
Et: Kuzu veya sığır eti
Kümes Hayvanları: Piliç, Ördek veya Hindi
Balık: Taze olmak koşulu ile serbest.
 
Yemeniz Yasak olan Yiyecekler
Et: Tütsülenmiş, kurutulmuş, durmuş ve kon­serve etler, pastırma, jambon, dil, sucuk.
Balık: Ton balığı, karides, istiridye, kurutul­muş balıklar ve her çeşit çirozlar.
 
NİŞASTALI VE TANELİ BESİNLER
 
Yenilecekler:
Patates, pirinç, şehriye, makarna spagetti, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 9pt;">ET BALIK VE KÜMES HAYVANLARI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yiyebileceğiniz Yiyecekler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Et: Kuzu veya sığır eti</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kümes Hayvanları: Piliç, Ördek veya Hindi</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Balık: Taze olmak koşulu ile serbest.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yemeniz Yasak olan Yiyecekler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Et: Tütsülenmiş, kurutulmuş, durmuş ve kon­serve etler, pastırma, jambon, dil, sucuk.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Balık: Ton balığı, karides, istiridye, kurutul­muş balıklar ve her çeşit çirozlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">NİŞASTALI VE TANELİ BESİNLER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yenilecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Patates, pirinç, şehriye, makarna spagetti, irmik, nişasta, yulaf ezmesi, bulgur, kırılmış pi­rinç, tuzsuz leblebi, aşure, patlatılmış mısır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yenmeyecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Fındık, fıstık, patlamış tuzlu mısır gibi her türlü tuzlanarak hazırlanmış nişastalı besinlerle hububatlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">SEBZELER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yenilecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Çiğ olarak yenilen sebzeler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Taze pişirilecek sebzeler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzsuz olarak hazırlanmak koşuluyla, hazır­lanmış sebzelerden;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Enginar, lahana, turp, pazı, kuşkonmaz, ıs­panak, kabak, havuç, sırık fasulyesi, soğan kı­vırcık salatalık, hıyar, marul, ayşekadın fasul­yesi, domates, kereviz, pırasa, yerelması, Fara, patlıcan, bezelye.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yenmeyecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Pancar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Ticari olarak hazırlanmış her çeşit sebze kon­serveleri.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">TATLILAR ve YEMİŞLER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yenilecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tereyağ katılmayan her çeşit tatlılar;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Revani, tulumba tatlısı, baklava, kabak tat­lısı, ekmek kadayıfı, kadayıf, irmik helvası, şam­baba tatlısı, muhallebi, keşkül, kazandibi, tavuk göğsü gibi&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Taze ve konserve yemişler;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Armut, elma, kayısı, böğürtlen, kiraz, incir, üzüm, şeftali, erik, kavun.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Haftada üç kereyi aşmamak koşuluyla ya­rım greyfurt veya bir orta boy portakal veya suları.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tereyağ katılmak suretiyle hazırlanan her cins tatlılarla, tuzlu olarak hazırlanan kurabiye, pasta ve kuru pastalar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">EKMEK ve YAĞLAR</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yenilecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzsuz ekmek ve tuzsuz kepekli bisküviler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Yağlar: Tuzsuz tereyağlar ve onun yerine ge­çebilen bitkisel yağlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yenmeyecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzla hazırlanan her cins ekmekler;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Francala, çavdar ekmeği, kepekli ekmek, sandviç ekmekleri ve benzerleri.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Bisküviler;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Buğday unu, mısır unu ve diğer her çeşit undan tuzlu olarak yapılan her cins biskülerle krik krak, grissmi, etimek ve benzerleri.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">DİĞERLERİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yenilecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Yumurta, bitkisel yağlar (ayçiçeği) şeker, jöle, bal, reçel, şekerlemeler, kremalı pastalarla, yüz­de 4 yağ içeren tatlılar, tuzsuz mayonez, tuzsuz peynirler, lor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yenmeyecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Hazır ve konserve çorbalar, turşular, zeytin, tamyağlı peynirler, taze veya kurutulmuş biber- . ler, kuvvetli mayonez veya salçalar, pekmez ve ağdalı<span> </span>şuruplar,<span> </span>kavurma<span> </span>gibi<span> </span>ağır yiyecekler her cins baharat.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">İÇKİLER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">İçilecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Çay, kahve, meyve suları.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">İçilmeyecekler:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Süt, sodalı kireçli sular, sodalı meyve suları, her cins gazozlarla, kolalı içecekler. Her cins al­kollü içkiler (Bira dahil).</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-hastasi-tuzsuz-diyet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Hastası Az Tuzlu Diyeti</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-hastasi-az-tuzlu-diyeti.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-hastasi-az-tuzlu-diyeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 18:18:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİYET GIDA REJİMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3579</guid>
		<description><![CDATA[
 Yaklaşık 1800 kalori ve 2 gramdan az tuz içermelidir. (Yemekler kesinlikle tuzsuz hazırla­nacak ve sofrada da bir damla bile tuz konma­yacaktır!)
Bir günde yenebilecekler
 
ET VE ET YERİNE GEÇENLER
Bir yumurta
Bir orta porsiyon taze et (sığır, kuzu, dana) veya balık veya kümes hayvanı
Bir küçük porsiyon et, veya bir yumurta, ve­ya 100 gramı aşmamak koşuluyla tuzsuz beyaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Yaklaşık 1800 kalori ve 2 gramdan az tuz içermelidir. (Yemekler kesinlikle tuzsuz hazırla­nacak ve sofrada da bir damla bile tuz konma­yacaktır!)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Bir günde yenebilecekler</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">ET VE ET YERİNE GEÇENLER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Bir yumurta</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Bir orta porsiyon taze et (sığır, kuzu, dana) veya balık veya kümes hayvanı</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Bir küçük porsiyon et, veya bir yumurta, ve­ya 100 gramı aşmamak koşuluyla tuzsuz beyaz peynir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">NİŞASTALI BESİNLER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Patates, pilav veya diğer hamur işleri günde iki orta porsiyonu aşmamak koşuluyla.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">SEBZELER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Enginar, kuşkonmaz, avokadol (hindarmudu), patlıcan, hindiba, semizotu, salata, pazı, be­zelye, kabak, ravend, asma kabağı, tatlı patates, domates.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Havuç, pancar, ıspanak ve kerevizi haftada iki kereden fazla kullanmak uygun değildir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">EKMEK VE YAĞLAR</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzsuz olarak hazırlanmış ekmek, krik-krak, peksimet, grissini ve benzerleri, her öğünde iki­şer dilimi aşmamak üzere. Tuzu alınmış tereyağı ve benzer tuzsuz nebati margarinler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">MEYVELER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kavun dışında kalan bütün meyveler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">HUBUBAT</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzsuz olan her cins hububatlar: Yulaf ez­mesi, pirinç, şehriye, makarna, kırılmış buğday, yulaf dövmesi, mısır ezmesi, bulgur, kırılmış pi­rinç, tuzsuz leblebi, patlatılmış mısır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">DİĞERLERİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Ayçiçek yağı, şeker, jöle, reçel, bal ve diğer şe­kerlemeler, kremalı pastalar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">YEMEKTEN KAÇINILACAK BESİNLER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Konserve ve hazır çorbalar, turşular, zeytin* biber, tuzlu ve tuzsuz mayonezlerle, diğer meze­ler, domates ve biber salçaları, pekmez ve ağdalı şuruplar, süt güllaç, sodalı sular, maden sulan, sodalı çeşme suları, konserve sebzeler, tütsülen­miş, tuzlanmış veya konserve etleri, tuzlama ba­lık, salam, sosis, sucuk, pastırma, yürek, ciğer, lahana cinsleri, karnabahar, Brüksel lahanası, so­ğan, bezelye ve fasulye.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/kalp-hastasi-az-tuzlu-diyeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuzsuz Diyete Bir Örnek</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/tuzsuz-diyete-bir-ornek.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/tuzsuz-diyete-bir-ornek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 12:51:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİYET GIDA REJİMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3576</guid>
		<description><![CDATA[KAHVALTI
Portakal suyu
Yağsız çılbır yumurta
Bir adet tuzsuz ekmekten tost ve tuzsuz yağ
Kahve veya çay
Şeker
Tuzsuz kremalı nişasta
 
ÖĞLE YEMEĞİ
Tavuk suyundan tuzsuz çorba
Tuzsuz kuzu pirzolası
Haşlanmış tuzsuz patates
Doğranmış tuzsuz havuç
Şekerli çay
Tuzsuz ekmek ve üzerine tuzsuz yağ
Kremalı elma tatlısı
 
AKŞAM YEMEĞİ
Bir küçük porsiyon tuzsuz parçalanmış piliç Tuzsuz pilav
Domates salatası
Tuzsuz mayonez
Tuzsuz ekmek ve üzerine tuzsuz yağ
Şeftali
Şekerli çay
 
TUZSUZ EKMEK VEYA PİDE [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--><strong><span style="font-size: 9pt;">KAHVALTI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Portakal suyu</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Yağsız çılbır yumurta</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Bir adet tuzsuz ekmekten tost ve tuzsuz yağ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kahve veya çay</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Şeker</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzsuz kremalı nişasta</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">ÖĞLE YEMEĞİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tavuk suyundan tuzsuz çorba</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzsuz kuzu pirzolası</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Haşlanmış tuzsuz patates</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Doğranmış tuzsuz havuç</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Şekerli çay</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzsuz ekmek ve üzerine tuzsuz yağ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kremalı elma tatlısı</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">AKŞAM YEMEĞİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Bir küçük porsiyon tuzsuz parçalanmış piliç Tuzsuz pilav</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Domates salatası</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzsuz mayonez</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tuzsuz ekmek ve üzerine tuzsuz yağ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Şeftali</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Şekerli çay</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">TUZSUZ EKMEK VEYA PİDE YAPILIŞI </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Malzeme:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Yarım fincan şeker 2 çorba kaşığı tuzsuz yağ İki bardak ılık su 2 iyice çırpılmış yumurta Yarım bardak<span> </span>suda<span> </span>iyice<span> </span>eritilmiş<span> </span>biraz maya.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Yapılışı:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Unun dışında kalan bütün malzemeyi bir ka­ba koyarak iyice karıştırın; sonra iki bardak un ekleyip, sıvı hale gelinceye değin iyice çırpın. Katılaşana kadar un ekleye ekleye yoğurmayı sür­dürün. İyice yoğurun. İstediğiniz şekle getire­rek üç saat kadar yumuşamaya bırakın. (Eğer buzlukta korumak istiyorsanız, yoğurmanız bi­ter bitmez buzluğa atın ve ekmek yapmak iste­diğiniz zamandan yaklaşık beş veya altı saat ön­ce çıkarın ki, kendi kendine hamur haline ge­lebilsin) .</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Ekmeğin çeşnisini değiştirmek isterseniz, içi­ne buğday unu, şeker, yumurta gibi değişik mal­zemeler katabilirsiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Kesinlikle Kabartma Tozu (Baking Powder&gt;, karbonat, karbonatlı bisküvi veya bu tür malze­me ile hazırlanmış ekmek, francala ve benzerle­rini kullanmayınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">ASİT KÜL DİYETİ</span></strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">İstenildiğinde Yenebilecek Besinler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Asit Küllü Besinler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Her çeşit tahılar, ekmek, krakerler, tatlı bis­küviler, arpa şehriye, spagetti ve diğer makar­nalar, hamur işleri ve müsaade edilen az kar­bonhidratlı meyveler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Yumurta çeşitleri</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Et, balık ve kümes hayvanları</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Mısır ve kuşkonmaz</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Erik, kuru erik ve kızılcık</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Yer fıstığı</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Ne Asit Ne de Alakli Küllü Besinler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Mısır nişastası</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Tereyağı, krema ve domuz yağı</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Şeker, bal ve şekerlemeler (çikolata dışında)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Asit ve Alkali Külü Besinler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Kül : Vücutta sindirilen besinlerin kalıntısı olan alkali veya asit maddelerdir. Bunun kanda­ki derecesi çok düşük olup daha çok alkali ni­teliktedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Besinlerdeki madenler kanı nötr tutmağa yardım eder. Mide-barsak yolunda asit olarak ka­lan bazı sebze ve meyveler vücutta yandığı za­man alkali küle dönüşürler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Asit kül bırakan yiyecekler : Bütün tahıl­lar, yumurtalar, etler, balıklar, kızılcık, yerfıs­tığı, kuru erik ve ayva.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Alkali kül bırakan yiyecekler : Meyve ve sebzelerin çoğu, inek sütü, kuru üzüm, badem, kestane, frenk üzümü, kuş üzümü.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"><span> </span>Bunların vücutta asit-baz dengesinde bozuk­luklara ve asidoz aikaloz balerinde dönüşmeğe etkisi olduğundan tek taraflı yiyecekler yerine dengeli yiyecekler seçilmesi daha faydalı olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">Her Öğünde Bir Cinsten Fazla Olmamak Koşuluyla Yenebilecek Besinler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Alkali küllü besinler</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Mısır ve kuşkonmaz dışında kalan tüm seb­zeler</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Erik, kuru erik ve kızılcık dışında kalan tüm meyvelerle, yemişler</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Erik ve kızılcık dışında kalan meyvelerle ya­pılacak her türlü jöleler</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Günde bir bardağı aşmamak koşuluyla süt</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">KESİNLİKLE KAÇINILACAK BESİNLER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kesinlikle kaçınılmasının nedeni bu tür be­sinlerde bulunan yüksek Alkali Kül oranıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 9pt; font-family: Arial;">Ispanak, her türlü baharatlı yeşillik, kuru ka­yısı, kuru fasulye, kuru incir, pekmez, yeşil zey­tin, turp cinsleri</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/tuzsuz-diyete-bir-ornek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Günlük Örnek Yemek Listesi</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/bir-gunluk-ornek-yemek-listesi.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/bir-gunluk-ornek-yemek-listesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 12:43:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİYET GIDA REJİMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=3573</guid>
		<description><![CDATA[
KAHVALTI
Yarım bardak portakal suyu (Erikle de­ğiştirilebilir.)
Bir yumurta
Buğday ekmeğinden tost ve üzerine tuzsuz tereyağı
İstenilen cinsten hububatla yapılmış besinler (Nişasta peltesi)
Krema
Kahve veya çay (şekerli)
 
ÖĞLE YEMEĞİ
Etli sandviç
Kuşkonmaz salatası ve üzerine mayonez
Erik
Süt
 
AKŞAM YEMEĞİ
Çorba
Et
Pilav
Yemeklik kabak
Mısır
Ekmek ve üzerine biraz yağ
Sade kek
Kahve veya çay
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">KAHVALTI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Yarım bardak portakal suyu (Erikle de­ğiştirilebilir.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Bir yumurta</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Buğday ekmeğinden tost ve üzerine tuzsuz tereyağı</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">İstenilen cinsten hububatla yapılmış besinler (Nişasta peltesi)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Krema</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kahve veya çay (şekerli)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">ÖĞLE<span> </span>YEMEĞİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Etli sandviç</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kuşkonmaz salatası ve üzerine mayonez</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Erik</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Süt</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 9pt;">AKŞAM<span> </span>YEMEĞİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Çorba</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Et</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Pilav</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Yemeklik kabak</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Mısır</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Ekmek ve üzerine biraz yağ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Sade kek</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 9pt;">Kahve veya çay</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/bir-gunluk-ornek-yemek-listesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
