<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Evimizin Doktoru &#187; ASTIM</title>
	<atom:link href="http://www.evimizindoktoru.com/bolumler/genel-saglik/astim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.evimizindoktoru.com</link>
	<description>Sağlık Bilgi Kaynağınız</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Jun 2009 18:20:13 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Astım Nedir ?</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/astim-nedir.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/astim-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2008 13:58:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ASTIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=1971</guid>
		<description><![CDATA[
Astım nasıl bir hastalıktır?
 Astım, nefes aldığımızda atmosfer havasının, asıl solu­num olayının cereyan ettiği alveol denilen hava kesecikle­rine naklini sağlayan iletici hava yollarında daralma, tıka­nıklık ve buna bağlı olarak hava geçişinde zorlukla kendi­ni gösteren bir hastalıktır. Her ne kadar yakınmalar gelip geçici olarak görülse de; astımlı hastaların hava yollarında, mikrobik olmayan sürekli bir iltihaplanma söz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım nasıl bir hastalıktır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, nefes aldığımızda atmosfer havasının, asıl solu­num olayının cereyan ettiği alveol denilen hava kesecikle­rine naklini sağlayan iletici hava yollarında daralma, tıka­nıklık ve buna bağlı olarak hava geçişinde zorlukla kendi­ni gösteren bir hastalıktır. Her ne kadar yakınmalar gelip geçici olarak görülse de; astımlı hastaların hava yollarında, mikrobik olmayan sürekli bir iltihaplanma söz konusudur. Bu iltihaplanma sonucu, hava yollarında aşırı duyarlılık oluşur. Hastalığın bütün bulgu ve belirtileri, bu iltihaplan­ma ve aşırı duyarlılıkla ilişkilidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hava yolu aşırı duyarlılığı ne demektir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlı hastaların hava yollan (bronşlar), çevresel uya­ranlara karşı normal kişilere kıyasla çok daha duyarlıdır. Örneğin havada bulunan aeroalerjenler (ev tozu akarı, küf mantarlan, polen gibi havayla taşınan alerjenler), sigara dumanı, egzoz veya baca gazları, keskin kokular, astımlı bir kişinin hava yollarında daralmaya ve balgam atılması­na neden olur. Astımı olmayan normal kişilerde de benzer tepkiler oluşabilir. Ancak, bunun için aynı maddelerin ha­vadaki yoğunluğunun, astımlı hastalarda duyarlılığı başla­tan miktarın çok çok üzerine ulaşması gereklidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı hastaların hava yollarında neler olmaktadır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlıların hava yollarında sürekli bir iltihap vardır. Ki­mi zaman -örneğin tetikleyici faktörlerle karşılaşmayı taki­ben- hava yollarında daralma ve tıkanma meydana gelir. Hastalar bunu göğüste tıkanma ve sıkışma şeklinde hisse­derler. Bu daralma, bronşları (hava yollarını) çevreleyen düz kaslarda kasılmaya; hava yollarındaki mukus bezlerin­den salgılanan koyu, yapışkan salgıların bronşları doldurup tıkamasına; bronş duvarını döşeyen mukoza adını verdiği­miz örtünün şişerek hava yolunu daraltmasına; uzun vade­de ise hava yolu duyarında kalıcı hasar gelişmesine bağlı­dır. Son neden dışındaki diğer üç durumda, daralma geri dönüşlüdür. Yani tedaviyle tamamen normale döndürülebilir. Oysa, hava yollan duvarlarında hasar oluştuğunda, te­daviye rağmen darlık tamamen ortadan kaldırılamaz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım alerjik bir hastalık mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımla alerji arasında çok yakın bir ilişki söz konusu­dur. Astım, çoğunlukla alerjik zeminde gelişen bir hasta­lıktır. Bilhassa çocuklukta başlayan astım için, bu durum daha belirgindir. Ancak her astımlı hastada aynı zamanda alerji görülmesi mümkün olmayabilir. Kişinin alerjik tabi­atlı (atopik) olması, astım olmasından ayrı bir şeydir. Di­ğer alerjik hastalıklara (alerjik nezle ve sinüzit, alerjik göz nezlesi, egzama ve ürtiker), astımla birlikte çok sık rastla­nır. Fakat kişide bu hastalıklar olsa da astım gelişmeyebi­lir. Yine, astımı olduğu halde, diğer alerjik hastalıklar bu­lunmayabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım kimlerde görülür?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, kadın-erkek herkeste; çocuk-erişkin her yaşta ve dünyanın hemen her yerinde görülen bir hastalıktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım sık rastlanan bir hastalık mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlı hastaların görülme sıklığı, coğrafi bölgelere, ya­şam koşullarına ve sosyo-kültürel özelliklere bağlı olarak toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Toplumda ya­şayanların %10&#8242;undan daha fazlasında astım görüldüğü bildirilen yöreler yanında; %1&#8242;den az sıklıkla rastlandığı bölgeler de söz konusudur. Ülkemiz için de durum aynıdır. Ortalama sıklığın çocuklarda % 2-10; erişkinlerde % 2-5 arasında olduğu bildirilmektedir. Bu rakamlar, ülkemiz koşullarında her 4-5 evden birisinde, astımlı bir hastanın ya­şadığı anlamına gelmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım hangi yaşlarda başlar?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım sıklıkla çocuklar ve genç erişkinlerde rastlanan bir hastalıktır. Bebeklikten itibaren ortaya çıkabildiği gibi; başlangıcı bazen 30, daha nadiren 40 yaşlarına kadar gecikebilmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kimlerde astım ortaya çıkma olasılığı yüksektir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Anne-baba başta olarak ailelerinde astımlı hasta bulu­nanlar, astımın sık görüldüğü coğrafyalarda yaşayanlar, doğumundan itibaren hırıltılı solunum atakları yaşayan bebekler, egzaması olan bebekler, doğup büyüdüğü evde anne-babası veya bir başkası sigara içen bebek-çocuklar, endüstrileşmiş kentlerde yaşayanlar, bazı mesleklerde ve işyerlerinde çalışanlar (bu husus daha sonra detaylandırılacaktır), aşırı,hijyen altında, yapay ve kapalı ortamlarda büyütülen çocuklar ve diğer alerjik hastalıklardan bir veya birkaçına sahip olan kişilerde astım gelişme riski daha faz­ladır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım irsi bir hastalık mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bazı hastalıklar doğrudan genetik geçişlidir. Anne veya babasından ilgili genetik kodunu alan kişilerde, çevresel de­ğişkenler ne olursa olsun, hastalık mutlaka ortaya çıkar. Bazı hastalıklar ise genetik geçişli olmayıp, tamamen çev­resel koşullara bağlı olarak sonradan gelişir. Astım, bu iki grup hastalıktan farklıdır. Hastalığın ortaya çıkmasında, hem genetik yatkınlık hem de çevresel faktörler birlikte rol oynar. Her iki belirleyici de, hastalığın ortaya çıkmasında tek başına yeterli değildir. Yani, astıma elverişli çevresel koşulların varlığında, genetik olarak yatkınlığı olan kişilerde astım ortaya çıkmaktadır. Genetik yatkınlık yoksa, uygun çevresel koşulların varlığı tek başına astıma yol açmaz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı anne veya babanın çocukları astımlı ola­rak mı doğar?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Anne ve babası ya da bunlardan birisi astımlı olan ço­cuklarda hastalığın görülme olasılığı, toplumda görülme sıklığından daha fazladır. Ancak böyle bir çocukta mutla­ka astım gelişecektir denilemez. Toplumda astımlı çocukla­rın oranı, ortalama %5 iken; anne veya babasından biri astımlı olan çocuklar arasında bu oran %40&#8242;lara; anne baba­nın her ikisi de astımlı ise %70&#8242;lere ulaşmaktadır. Ailede astım veya diğer alerjik hastalıklar varsa, doğacak çocuk­ların korunması amacıyla çevresel koşulların uygun şekil­de kontrol edilmesi çok yararlı olacaktır. Astımlı bir anne babanın çocuğunda aynı hastalık görülmeyebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kaç türlü astım vardır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlı hastalar, &#8216;hafif-gelip geçici&#8217;, &#8216;hafif inatçı&#8217;, &#8216;orta&#8217; ve &#8216;ağır&#8217; astım şeklinde dört gruba ayrılır. Her gruptaki hastaların gösterdiği belirtiler ve onlara önerilen tedavi ay­rıdır. Bunlardan başka, &#8216;mevsim astımı&#8217;, &#8216;meslek astımı&#8217;, &#8216;egzersiz astımı&#8217;, &#8216;ilaç astımı&#8217; gibi farklı görünümlere sahip ve hastalığı kontrol altına almak için nispeten farklı yaklaşımlar gerektiren tablolar da söz konusu olabilir. Bu ne­denle, her hastanın durumu öykü, muayene ve testlerle değerlendirilip, hastalığın ağırlığı ve karakteristik özellikle­ri belirlendikten sonra, o kişide hangi tedavinin uygulana­cağına karar verilebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımın ağırlık dereceleri hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Gelip geçici hafif astım, haftada birden az ortaya çıkan gelip geçici yakınmalarla karakterizedir. Bunlar dışında hasta tamamen normaldir. Solunum fonksiyon testleri normal sınırlar içerisindedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hafif inatçı astımda, hastanın yakınmaları haftada bir­den fazla sıklıkla görülür, ama her gün değildir. Ayda iki üç gece uykudan uyandıran yakınmalar olur. Solunum testleri normal sınırlardadır. Ancak, gece gündüz farkı barizleşmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Orta inatçı astımda, hastanın her gün şikâyeti vardır. Ayda dörtten fazla gece şikâyeti olur. Solunum fonksiyon­ları orta derecede bozulmuştur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ağır inatçı astımda ise günün her anında ve hemen her gece yakınmalar vardır. Hasta, günlük aktivitelerini sürdü­remez. Solunum fonksiyonları ileri derecede bozulmuştur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımın alerjik olanı ve olmayanı var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlı hastaların çoğunda alerjik bir zemin bulunmak­tadır. Özellikle, erken yaşta, çocukluk çağında başlayan­lar; diğer alerjik hastalıklardan birisine de sahip olanlar; yakınmaları mevsimsel seyir gösterenler ve aile bireyleri arasında alerjik hastalık Öyküsü bulunanlarda astımın alerjik tabiatlı olma ihtimali yüksektir. Ancak tüm hasta­larda, astım alerjik bir özellik taşımaz. Bu hastalar da astı­mın tipik şikâyet ve belirtilerini taşırlar, ama alerji testleri negatif bulunur. Alerjik olanla, olmayan astımın teşhis ve tedavisi farklılık göstermez. Ancak, tetikleyici faktörlerden korunmada farklılıklar olabilir ki, bu konu ilerleyen sayfa­larda tartışılacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım bulaşıcı bir hastalık mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hayır. Astım bir kişiden diğerine geçmez. Ancak, bazı işyerlerinde çalışan birden çok kişide astım görülebilir. Bu­nun nedeni hastalığın bulaşması değil; işyeri ortamında bazı toz veya gazlara birlikte maruz kalınmasıdır,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım psikolojik bir hastalık mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Maalesef astımlı hastaların önemli bir kısmı, psikiyatri hastası (konversiyon nevrozu) zannedilmektedir. Bu ya­nılgıdan dolayı, hasta yıllarca tedavisiz kalabilmektedir. Eşi ve yakınları da, &#8220;Senin hiçbir şeyin yok, naz yapıyor­sun&#8221; diyerek hastaya inanmayabilir. Oysa astım, psikolo­jik bir hastalık değildir. Ancak psikolojik durum, astımda tetikleyici faktör olarak rol oynayabilir. Yani, astımlı bir hastada neşe veya keder yönündeki aşırı heyecan, gülme ve ağlama krizleri, astım nöbetlerini başlatabilir. Psikolojik destek, her hastalığın seyrinde olduğu gibi astımlı hastala­rın da kendilerini daha iyi hissetmelerine ve tedaviye uyum göstermelerine katkı sağlayabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım kötü bir hastalık mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, zamanında teşhis edilip uygun şekilde tedavi edilmezse, kişiyi zora sokabilir, efor kapasitesini kısıtlaya­bilir, yaşam kalitesini sınırlayabilir, iş-okul günü kayıpla­rına yol açabilir. Acil servis-poliklinik başvurularına, has­tanede yatışlara ve yoğun bakım tedavilerine neden olabi­lir, hatta bazen ağır ataklar sırasında ölümlere yol açabilir. Ancak astım, tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Bugün elimizdeki tedavi yöntemleriyle tamamen kontrol altına alınabilir. Astımlı bir hasta, normal bir kişi gibi aktif bir ya­şam sürdürebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım başka bir hastalığa dönüşür mü?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hayır. Astım diğer hastalıklardan bağımsız, kendine özgü seyri olan bir hastalıktır. Kanser, KOAH gibi bir baş­ka hastalığa dönüşmesi söz konusu değildir. Ancak, astım ve alerjik nezle sıklıkla birlikte görülür. Bazen önce astım şeklinde başlar, sonradan buna alerjik nezle eklenir. Veya aksine, alerjik nezle olarak başlayıp ardından astım belirti­leri de ortaya çıkabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımım zamanla ağırlaşır mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Genellikle tedavi edilmeyen astımın ağırlık derecesi pek değişmez. Yani, hafif başlamışsa hafif; ağır başlamışsa ağır olarak seyreder. Uygun şekilde tedavi edilen astımlı hasta­lar ise ya tümüyle düzelirler ya da hastalıkları hafif düze­ye geriler.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/astim-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Astım Oldum ?</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/neden-astim-oldum.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/neden-astim-oldum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2008 13:56:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ASTIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=1967</guid>
		<description><![CDATA[
 Kişi neden astım olur?
 Kalıtımsal (irsi) olarak astıma yatkınlığı olan bir kişi, astıma neden olan veya bunu kolaylaştıran çevresel faktörlerle karşılaştığında astım hastası olabilir.
 
Astımda irsiyetin rolü nedir?
 Astım, genetik yatkınlığı olan kişilerde ortaya çıkar. Genetik yatkınlığı olmayan kişiler, astım olmazlar. Astı­mın kalıtımsal geçişi, tek bir gene bağlı değildir. Birden çok gen, astıma yatkınlığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span><a href="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/3tmmqsik.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1968" title="3tmmqsik" src="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/3tmmqsik.jpg" alt="" width="202" height="202" /></a><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kişi neden astım olur?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Kalıtımsal (irsi) olarak astıma yatkınlığı olan bir kişi, astıma neden olan veya bunu kolaylaştıran çevresel faktörlerle karşılaştığında astım hastası olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımda irsiyetin rolü nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, genetik yatkınlığı olan kişilerde ortaya çıkar. Genetik yatkınlığı olmayan kişiler, astım olmazlar. Astı­mın kalıtımsal geçişi, tek bir gene bağlı değildir. Birden çok gen, astıma yatkınlığın oluşumundan sorumludur. Şunu da unutmamak gerekir ki, genetik yatkınlığı olan herkes, astım hastası olmaz. Yani astım, genetik yatkınlık ile as­tımdan sorumlu çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bu iki unsurdan herhangi birisi, tek başına astım oluşturamaz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hangi çevresel faktörler astıma yol açmaktadır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astıma neden olan, gelişimine katkıda bulunan veya nöbetleri tetikleyen çeşitli risk faktörleri tanımlanmıştır. Bunların bazıları kaçınılabilir, düzeltilebilir durumlardır. Bunların başında ev tozu akarları, kedi gibi evcil hayvan­lar, hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşereler, küf mantarlan ve polenler (ot, ağaç ve çimen) gelir. Sigara, as­pirin gibi ilaçlar ile bazı işyerlerinde maruz kalman mesle­ki uyarıcılar da astımla sonuçlanan alerjik duyarlılığın ge­lişimine yol açabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ayrıca grip ve soğuk algınlığı gibi mikrobik solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği, iklim değişiklikleri, bazı gıdalar ile bunlara ilave edilen katkı maddeleri de, bilhas­sa erken çocukluk döneminde astım gelişimine etki eder.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu faktörlerin tümü, aynı zamanda astımlı hastalarda nöbetleri başlatan birer tetikleyici olarak da iş görür. Bunların dışında, iklim değişiklikleri (sisli, yağışlı, kapalı hava­lar) , stres, egzersiz gibi değişkenler de astım nöbetlerini tetikleyebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Yine sinüzit, burun polipleri, reflü (mide asidinin yemek borusuna doğru kaçak yapması) gibi bazı durumlar astım­lılarda sık görülmekte ve hastalığın tedavi ve kontrolünü güçleştirmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ev tozu akarları hakkında bilgi verir misiniz?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Akarlar; insan derisi döküntüsüyle beslenen, ev ve ofis gibi ortamlardaki tozda bulunan, gözle görülmeyen, ek­lembacaklılar cinsinden böcekçiklerdir. Ilıman (25°C) ve nemli (%75) iklim koşullarında yaşarlar. Işık almayan, ru­tubetli ve sıcak ev/ofis içi ortamlar yaşamalarına çok uy­gundur. Halı, battaniye, tüylü oyuncaklar, koltuk-kanepe yüzleri, yatak çarşafları, yastık kılıfları ve nevresimler en sık yerleştikleri alanlardır. İklimi soğuk ve kuru olan yer­ler, akarlar için pek elverişli değildir. Ev tozuna karışan dışkıları havada uçuşur. Bunların solunması, astım ve alerjik nezle gibi solunum yolu alerjik hastalıklarının en sık rastlanan nedenidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Meslek ile astım arasında bir ilişki var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Astım, bazen bir meslek hastalığı şeklinde karşı­mıza çıkabilir. Daha ziyade fırıncılarda, kuaförlerde, boya­cılarda, çiftçilerde, kereste ve mobilya işinde, gıda sektö­ründe çalışan kişilerde astıma rastlanmaktadır. Bunların yanı sıra, başka birçok iş kolunda, işyeri ortamında karşı­laşılan kimi maddelere bağlı olarak astım ortaya çıkabilir. Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, tatil zamanla­rında veya işyerinden uzakta geçirilen günlerde azalması, aynı işyerinde birden çok kişide benzer yakınmaların görül­mesi &#8216;meslek astımı&#8217;nı düşündürmelidir. Bu tür bir rahatsız­lığı olan kişilerin meslek değiştirmesi, aynı işyerinde başka bir alanda çalışması ya da maske kullanması gerekebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımın mevsimlerle ilişkisi var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bazı alerjenlerin mevsimle ilişkili olarak ortaya çıktığı veya yoğunluğunun arttığı bilinmektedir. Bazıları ise, her mevsimde sabit olarak bulunur. Mevsimsel alerjenler, daha çok polenlerdir. Havadaki polen yükü, yaşanılan coğrafya­ya, iklim koşullarına ve mevsime bağlı olarak değişiklik gösterir. Ağaç polenleri, genellikle şubat-mart; çim polenle­ri nisan-temmuz aylarında; yabani ot polenleri ise yaz so­nu ve sonbaharda ortaya çıkar. Ağaçlandırılmış, yeşil örtü­nün zengin olduğu alanlarda, bitkilerin tozlaşma mevsim­lerinde, rüzgârlı-lodoslu havalarda polen yükü fazladır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ancak değişen iklim koşullarından -bilhassa nem ve ısı değişikliklerinden- etkilendikleri için, ev tozu akarları ve küf&#8221; mantarı gibi diğer alerjenlerin yoğunluğu da mevsim­lere göre dalgalanma gösterir. Buna bağlı olarak, bazı aler­jik astımlı kişilerde, belirli mevsimlerde yakınmalar artabi­lir. Hatta hastalık sadece bu dönemde ortaya çıkıp sonra tamamen normale dönebilir. Bilhassa tozlaşma mevsimi olan bahar ve yaz aylarında, havanın artan polen yüküne bağlı olarak astımlı hastaların yakınmaları ağırlaşabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ancak kış mevsiminde de, astımlı hastalar için bazı riskler söz konusudur. Soğuk hava ve yağış nedeniyle, hastalar kapalı ortamlarda -evde ve işyerinde- vakit geçi­rirler. Bu da ev içi alerjenlerle (ev tozu akarı, mantar, ha­şarat) ve sigara gibi tetikleyicilerle temas süresinin uzama­sıyla sonuçlanır. Ocak ve soba gibi aygıtlarda kullanılan yakıtların oluşturduğu ev içi hava kirliliği de tetikleyici ola­bilir. Yine kış aylarında salgın yapan grip ve soğuk algın­lığı gibi mikrobik solunum yolu enfeksiyonları, astım atak­larını başlatabilir. Ayrıca, soba ve kaloriferlerin yanmasıy­la bacalardan ortama dağılan dumanda bulunan karbon monoksit, kükürt oksit ve azot oksit gazları da astım kri­zine neden olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Soğuk havalarda nezle, sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının sıklığının artması sonucu, bronşitli has­talar, burun yerine ağızdan nefes alıp vermek zorunda kal­dıklarından, hava yollarının ısı ve nemi düşer ve bunun sonucunda, bilhassa geceleri ataklar ortaya çıkar. Benzer şekilde, soba veya kaloriferin yanmasıyla evin içinde nis­pî nem oranının çok düşmesi, özellikle uyurken ağızdan nefes alıp veren hastaların hava yollarını kurutur ve gece­leri öksürük, nefes darlığı gibi yakınmalara neden olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımın iklimle ilişkisi var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlıların çoğu, yağışlı, sisli ve kapalı havalarda yakınmalarının arttığını söyler. Yüksek nem oranı, bazı as­tımlıları rahatsız edebilir. Nemli ve ılıman iklim koşulların­da, astımın yaygın nedenleri olan ev tozu akarları ve küf mantarları gibi alerjenlerin yoğunluğu artar. Çünkü bunlar, kuru ve sert iklim koşullarında barınamazlar. Ancak, bazı astımlıların kuruluktan rahatsız olmaları da söz konusu­dur. Örneğin; gece boyunca kapalı bir odada yanan soba veya kalorifere bağlı olarak nem oranının azalması, kişinin hava yollarında duyarlılık oluşturabilir. Bu gibi durumlar­da oda içi nemin arttırılması önerilmektedir. Soğuk hava­ya maruz kalmak da, astımlılarda yakınmaları tetikleyebilir. Nitekim egzersiz sırasında ortaya çıkan astım atağının, hızlı ve derin solunum sırasında solunan havanın yeterin­ce ışınlamamasından kaynaklandığı öne sürülmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Sonuç olarak, iklime bağlı etkiler, astımlı hastalarda de­ğişkenlik gösterir. Kişide iklime bağlı herhangi bir etkilen­me olup.olmadığı veya ne yönde bir etkilenme olduğu, her bir hasta için özel olarak araştırılmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımla hava kirliliği arasında bir ilişki var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Atmosfer havası kirliliği de, oda içi hava kirliliği de; normal kişilere kıyasla, astımlıları çok daha fazla etkiler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Atmosfer havasında bulunan kükürt ve azot oksitler, karbon monoksit ve ozon ile diğer gaz ve partiküler kirle­ticiler, astımlı hastalarda atak başlatabilir. Birçok büyük kentte hava kirliliğinin artmasına paralel olarak, astımlıla­rın acil servis başvurularında ve hastaneye yatışlarında ar­tış görülmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Oda içi havada rastlanan kirleticiler daha çok aydınlan­ma, ısınma ve pişirme amacıyla kullanılan yakıtlardan çı­kan gaz ve partiküllerden oluşmaktadır. Bunların arasında en önemlisi sigara dumanıdır. Ancak tüp gaz, doğalgaz, gazyağı, kokulu mumlar, kokulu deterjanlar ve buharlaşan diğer temizlik maddeleri, pişirme sırasında oluşan yemek kokulan, gıdaların yanmasıyla açığa çıkan koku ve duman gibi birçok oda havası kirleticisi sayılabilir. Bunların tümü de astımlılar için tetik faktör olarak rol oynayabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımla efor arasında bir ilişki var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Neredeyse tüm astım hastaları, efor sırasında nefes dar­lığının ortaya çıkmasından yakınırlar. En sık da, merdiven çıkma, yokuş tırmanma ve koşma gibi kişiye efor harcatan durumlar sırasında şikâyetler başlamaktadır. Özellikle so­ğuk ve kirli havalarda egzersiz yapıldığında, kriz geliş­mektedir. Eforun, astımlılar için bir tetik faktör olmasının yanı sıra, astımlılarda ayrıca efor kısıtlılığı da oluşur. Örne­ğin ağır astımlılarda, günlük hayatın rutin işleri sırasında bile (ev içi hareketler), nefes darlığında belirgin artma olur. Bundan dolayı, astımlılarda efor kapasitesi düşüktür. Bazı kişilerde ise, sadece egzersiz sırasında astım tablosu orta­ya çıkmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımın gıdalarla ilişkisi var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Aşırı tuz içeren diyetlerin ağırlıkta olduğu coğrafyalar­da yaşayan insanlarda, astımın daha sık görüldüğü söylenmektedir. Omega-3 balık yağı içeren diyetlerin de, ha­va yollarındaki iltihabı baskılayarak astımdan koruyucu olduğu yönünde görüşler vardır. Bebekte alerjik hastalıkların gelişimini azaltabilmek için, annenin gebelik ve em­zirme döneminde süt, yumurta, et gibi hayvansal protein­lerden arındırılmış bir diyet uygulamasının yararlı olabile­ceği ileri sürülmüştür. Ayrıca &#8216;restoran astımı&#8217; olarak adlandırılan bir durum vardır ki, bu olayı yaşayan astımlı kişiler bazı restoranlarda yemeklere lezzet vermesi için ilave edi­len sodyum metabisülfıt gibi birtakım kimyasallara bağlı olarak krize girmektedirler. Yine hazır gıdalara ilave edilen koruyucu, renk verici veya aromatik katkı maddelerinin alerjik reaksiyonlara neden olduğu bilinmektedir. Bilhassa çocukların tükettiği çiklet, şekerleme ve çikolatalar, bisküvi ve içeceklerin bu maddeleri içerdiği unutulmamalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Grip ile astım arasında bir ilişki var mıdır?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bebeklik, süt çocukluğu dönemi ve ilk 2 yaş içerisinde geçirilen zatürree, grip, bronşiyolit gibi viral1 solunum yo­lu enfeksiyonlarının astım gelişiminden sorumlu olabilece­ği yönünde bilgiler vardır. Ayrıca, astımlı hastaların viral solunum yolu enfeksiyonlarım astımı olmayanlara göre daha ağır geçirdikleri, hastalıklarının daha uzun sürdüğü ve viral enfeksiyonların astım krizlerini tetiklediği bilin­mektedir. Hastalar genellikle bu durumu: &#8220;Önce grip ol­dum. Sonra grip göğsüme indi&#8221; şeklinde tarif ederler. Bu bakımdan astımlı hastaların veya ailesinde astımı olan bi­reyler bulunan bebeklerin grip, soğuk algınlığı gibi viral solunum yolu enfeksiyonlarından korunması gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımın ilaçlarla ilişkisi var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlıların bir kısmında, aspirin başta olmak üzere, bazı ağrı kesicilere ve romatizma ilaçlarına karşı alerjik duyarlılaşma söz konusu olabilir. Zaman içerisinde duyarlılık kazanmış kişiler, bu tür ilaçları kullandıklarında şiddetli astım krizlerine girebilirler. Bu durum, &#8216;aspirine bağlı as­tım&#8217; olarak adlandırılır. Ayrıca kalp hastalıkları, migren, glakom ve hipertansiyon tedavisinde kullanılan bazı ilaç­lar, astımı olan kişilerde şikâyetleri tetikleyebilir. Ameliyat sırasında anestezi (narkoz) amacıyla kullanılan veya ilaç­lı (kontrast) röntgen çekimi sırasında verilen ilaçlar da as­tımı tetikleyebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Tetik faktör ne demektir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hafif ve orta astımlılar, çoğu zaman kendilerini olduk­ça iyi hissederler; hiçbir şikâyetleri yoktur. Oysa bazen du­rup dururken, aniden tıkanır ve çok zor dakikalar, saatler hatta günler geçirirler. Şikâyetlerin yoğun olarak ortaya çıktığı, uzun sürdüğü, tekrarladığı ve hastanın günlük ya­şamını etkilediği bu dönemlere astım nöbeti, atağı, krizi deriz. Bazı hastalarda nöbeti başlatan faktörler belli iken, bazılarında bilinmez. Örneğin, çoğu astımlı koşma, merdiven çıkma gibi efor sarf ettiren eylemler sırasında tıkanır. Sigara, havada bulunan çeşitli tozlar ve gazlar, keskin ko­kular, kalp-tansiyon ve romatizma ilaçlarından bazıları, grip gibi viral hastalıklar, ağlama-gülme gibi duygusal davranışlar ve yağışlı-şimşekli hava gibi birçok durum as­tım nöbetini tetikleyebilir. Oysa astımı olmayan kişilerde, hatta bazı astımlılarda bu faktörler herhangi bir etki yarat­maz. Yani, her astımlı için tetik faktörler aynı değildir. As­tımlılarda tetik faktörlerin tespit edilip, hastaların bunlar­dan uzak tutulması, hastalığın tedavisinde çok önemlidir. Hastaların çoğu, yaşadıklarından yola çıkarak, kendisine dokunan, krizi başlatan bu tür tetik faktörleri tanımlayabil­mektedir. Cilt testleri ve bazı özel kan tetkikleriyle de, bu tetik faktörlerin neler olduğu tespit edilebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hangi bölgeler astım açısından daha fazla risk taşımaktadır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Nemli, bol yağışlı ve ılıman iklimin, zengin bitki örtüsü nedeniyle yukarıda bahsedilen ve astımın birincil nedeni olan ev tozu akarları, polenler ve küf mantarları gibi ha­vayla taşınan alerjenler için çok elverişli koşullar sunması dolayısıyla Karadeniz Bölgesi, astım riskini arttıran bir yö­re olarak görünmektedir. Ayrıca, endüstrinin yoğunlaştığı bölgeler ile hava kirliliğinin yaşandığı kentler de astım için riskli yerleşim yerleridir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kent yaşamının astıma neden olduğu doğru mudur?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Kırsal alanlarda, çiftlik ve köylerde büyüyen çocukların zatürree, verem gibi solunum yolu enfeksiyonlarına yaka­lanma riski yüksek olsa da; astım ve diğer alerjik hastalıklara daha az yakalandıkları bilinmektedir. Kentlerde, özel­likle aşın hijyenik koşullarda, kapalı ortamlarda ve tekno­loji destekli akıllı binalarda yetişen çocuklarda ise, enfeksi­yonlar azalırken, astım ve alerjik hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımın başka hastalıklarla bir ilişkisi var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Astımlılarda, alerjik nezle, alerjik sinüzit, alerjik göz nezlesi, egzama ve kurdeşen, mideden yemek borusuna doğru mide asidi kaçağı (reflü) gibi durumlara sık rast­lanmaktadır. Bu hastalıkların varlığı, astım tedavisini güçleştirebilir. Öncelikle söz konusu hastalıkların uygun şekil­de tedavi edilmesi gerekir ki, astım tedavisinde istenen ba­şarı elde edilebilsin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ayrıca astım kızamık, kızamıkçık, su çiçeği, kabakulak gibi çocukluk çağı hastalıklarını geçiren kişilerde daha az görülmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu hastalıklar hakkında da kısaca bilgi verebilir misiniz?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hastalığın tipine, ağırlığına ve hastanın yaşma, cinsi-, yetine göre değişmekle birlikte, bu hastalıkların sık görü­len bazı belirtilerinden kısaca bahsedelim:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Alerjik sinüzit, burun ve göz nezlesi:</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> Yılın belirli ayla­rında veya tüm yıl boyunca devam eden hapşırma, burun­da kaşıntı, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı görülür. Ge­niz akıntısı, boğazda gıcıklanma, gözlerde yaşarma, kıza­rıklık ve kaşıntı, kulakta dolgunluk, hışırtı ve kaşıntı, baş ve kulak ağrısı, koku alma bozukluğu, tat almama, ses de­ğişmesi olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Egzama ve kurdeşen:</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> Ciltte kaşıntı, kabarıklıklar, kırmı­zı renkli döküntüler, sulanma, kabuklanma, deride kalın­laşma ve renk değişikliği görülebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span><strong>Mide asidinin yemek borusuna kaçağı (Reflü):</strong> Herhan­gi bir belirti vermese bile, öksürük ve astımda kötüleşme­ye neden olur. Mideyle ilişkili şikâyetler ortaya çıkabilir. Bunlar; yanma, ekşime, hazımsızlık, şişkinlik, gaz, ağrı, ağza ekşi veya acı su gelmesi, göğsün ön kısımda yanma ve ağrıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu hastalıkların tedavisi astımı etkiler mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Bu hastalıklar için uygulanan tedavi, astımın dü­zelmesi için uygulanan tedaviye dâhildir ve onu tamamlar. Söz konusu hastalıklar kontrol altına alınmazsa, kullanılan astım ilaçlarından istenilen ölçüde iyileşme elde edilemez.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sigaranın astıma zararı var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Gebeliği sırasında sigara kullanan annelerin çocukların­da ve sigara içilen bir evde yetişen çocuklarda astım görül­me sıklığı belirgin şekilde (2-3 kat) artmaktadır. Yine as­tımlı hastaların çoğunda, sigara dumanıyla karşılaşıldığın­da yakınmalar ortaya çıkmakta veya artmaktadır. Yani si­gara, astım nöbetlerini tetikleyen bir faktördür. Bu neden­le astımlılar sigara içmemeli, sigara içilen kapalı mekânlar­da kalmamalı ve çocuklarda • astım oluşmaması için ev içinde sigara içilmemelidir.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/neden-astim-oldum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben Astımlı mıyım?</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/ben-astimli-miyim.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/ben-astimli-miyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2008 13:53:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ASTIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=1963</guid>
		<description><![CDATA[
Astımın belirtileri nelerdir?
 Astım, çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Has­talar bunun &#8216;göğüste tıkanma, sıkışma, nefesin yetmeme­si, nefes nefese kalma&#8217; gibi sözcüklerle ifade ederler. Rast­lanan diğer şikâyetler; öksürük, hırıltılı solunum (nefes alıp verirken hırıltı&#8217;, hışırtı, ıslık sesine benzer bir sesin du­yulması) ve zorla çıkarılabilen az miktarda balgamdır. Hastaların tümünde, bu şikâyetlerin hepsi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımın belirtileri nelerdir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Has­talar bunun &#8216;göğüste tıkanma, sıkışma, nefesin yetmeme­si, nefes nefese kalma&#8217; gibi sözcüklerle ifade ederler. Rast­lanan diğer şikâyetler; öksürük, hırıltılı solunum (nefes alıp verirken hırıltı&#8217;, hışırtı, ıslık sesine benzer bir sesin du­yulması) ve zorla çıkarılabilen az miktarda balgamdır. Hastaların tümünde, bu şikâyetlerin hepsi bir arada bulun­mayabilir ve örneğin sadece öksürük veya hırıltı şeklinde belirti verebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu şikâyetler mutlaka astım hastalığına mı bağlıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hayır. Astımın dışında, birçok hastalığın seyri sırasında da benzer yakınmalar olabilir. Nefes darlığı, öksürük ve hı­rıltı gibi şikâyetlerin uzun süredir görülmesi, nöbetler şek­linde ortaya çıkması, tekrarlaması ve bir müddet sonra kendiliğinden veya tedaviyle tamamen düzelmesi, duru­mun bir astım vakası olduğu düşüncesini kuvvetlendirir. Bu yakınmaların, geceleyin bilhassa sabaha doğru, uyku­dan uyandıracak şekilde ortaya çıkması astımın karakte­ristik bir özelliğidir. Nöbetlerin bir önceki bölümde bahse­dilen tetik faktörlerle başladığının öğrenilmesi, teşhise çok yardımcı olur. Örneğin, koşma veya merdiven çıkma sıra­sında ortaya çıkan nefes darlığı; keskin kokular alındığın­da göğüste tıkanma veya öksürük oluşması; sisli, yağışlı havalarda hırıltılı solunum gibi belirtiler, tipik astım işaret­leridir. Sayılan bu şikâyetlerden, birini ya da birkaçını gös­teren ve yakınmaları uzun sürüp tekrarlayan kişilerin, mutlaka konunun uzmanı bir hekim tarafından değerlen­dirilmesi gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><strong>Astımlılarda başka hangi şikâyetler bulunabilir?</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Önceki bölümde, astımlılarda alerjik nezle, göz nezlesi ve reflü hastalığına çok sık rastlandığını belirtmiştik. As­tımlıların neredeyse 3/4&#8242;ünde alerjik nezle görülür. Bu ba­kımdan, hapşırma, burun akıntısı, burunda kaşıntı ve tıka­nıklık ile geniz akıntısı gibi şikâyetler astıma eşlik edebil­mektedir. Yine alerjik göz nezlesi olan astımlılarda, gözler­de kaşıntı, sulanma, kızarıklık ve yanma (hastalar bunu &#8216;gözlerimin içine kum kaçmış gibi&#8217; şeklinde tarif ederler) gibi yakınmalar olabilir. Reflü hastalığı olan astımlılarda ise midede yanma, ekşime, şişkinlik, göğsün ön kısmında yanma ve ağza acı su gelmesi gibi şikâyetler görülebilir. Egzama ve kurdeşen gibi alerjik deri hastalığı olan kişiler­de de, ciltte kabarıklık, kızarıklık, kaşıntı, sulanma, kabuk­lanma gibi şikâyetler bulunabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı hastalar geceleri neden daha kötü olur?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Birçok hastalıkta olduğu gibi, astımlılar da genellikle geceleri kötüleşir. Hastalığın ağırlığına bağlı olarak kimile­ri ayda-yılda bir gece, kimileri ise hemen her gece nefes darlığı veya öksürükle uykudan uyanır. Uyanmalar, özel­likle gecenin ilerleyen saatlerinde ve sabaha karşı meyda­na gelir. Bazı astımlılar da, geceleyin uykudan uyandıran ataklar yaşamasalar bile, sabah uyandıklarında şikâyetle­ri daha belirgin biçimde hissederler. Gece ve sabah kötü­leşmenin nedeni olabilecek pek çok faktör üzerinde duru­lur. Öne sürülen en güçlü neden, vücudun günlük ritmin­de oluşan fizyolojik değişimlerin, astımlılarda daha belirgin hale gelmesidir. Vücutta kortizol hormonunun en düşük düzeye indiği saatler, astımlıları uykudan uyandıran atak­ların en sık yaşandığı zaman dilimidir. Kortizol salınımının en yüksek olduğu&#8217; ikindi vakitlerinde ise, astımlılar en iyi zamanlarını geçirirler. Kortizolun dışında, vücut pozisyo­nuna göre de solunum kalitesi değişir. Yatar vaziyettey­ken, ayakta durma pozisyonuna nispetle akciğer kapasite­sinde azalma olmaktadır. Bu da, hastanın kendisini daha kötü hissetmesine neden olabilir, Ayrıca, yatak odasıyla il­gili faktörler de dikkate alınmalıdır. Yatak çarşafı, yastık kılıfı ve nevresimler, ev tozu akarlarının en yoğun olarak yerleştiği ortamlardır. Astımlıların çoğunda, ev tozu akar­larına karşı yüksek alerjik duyarlılık mevcuttur. Uyku sıra­sında akarlara maruz kalmak şikâyetleri tetikleyebilir. Gündüz işyerinde karşılaşılan kimi alerjenler, gecikmiş tip alerjik reaksiyonu tetikleyebilir. Bu da, gece vakti kişiyi uykudan uyandıracak yakınmalara neden olabilir. Gece ortaya çıkan yakınmalardan, bu sayılanların dışında kalan bazı mekanizmalar da sorumlu olabilir. Hastadan hastaya farklı nedenler söz konusu olabilir. Aynı hastada birden fazla neden bir arada bulunabilir. Belki bilmediğimiz baş­ka sebepler de vardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım nezle ve griple karıştırılabilir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlıların çoğunda alerjik nezlenin bulunduğunu be­lirtmiştik. Alerjik nezlenin belirtileri, yanlışlıkla grip, soğuk algınlığı, nezle veya sinüzit sanılabilir. İşin ilginç tarafı, nezle ve grip ilaçları içerisinde anti-alerjikler bulunduğu için, bu ilaçlar astımlılara geçici olarak iyi gelebilir. Tedavi kesildikten bir süre sonra, şikâyetler yeniden ortaya çıkar. Hastaların çoğu, astım olduklarını bilmeden, yıllarca nezle ve grip ilaçlarını kullanır dururlar. Böyle sık sık nezle, grip geçirdiğini söyleyen kişilerin çoğunda, araştırıldığı zaman astım teşhis edilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Soğuk algınlığı veya grip olunca astım kötüleşir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlı hastalar da herkes gibi nezle, soğuk algınlığı ve gribe yakalanabilirler. Üstelik bu hastalıklar, astımlılarda daha ağır seyredebilir ve astım ataklarını başlatabilir. As­tımlı hastalar bu durumu şöyle ifade ederler: &#8220;Grip göğsü­me iniyor, tıkanıyorum.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımım olduğundan şüpheleniyorum, ne yap­malıyım?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı Olup Olmadığımı Nasıl Anlarım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımın teşhisi zor ve zahmetli değildir. Bu konuda uz­man bir hekime başvurursanız, size, astımınız olup olma­dığını söyleyecektir. Ancak bazı durumlarda astım teşhisi koymak, biraz zaman alabilir ve bir süte hekim takibinde kalmanız gerekebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım teşhisi için biyopsi, kan vermek, endoskopi yaptırmak gibi can yakıcı işlemler gerekli mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hayır. Astım teşhisi için canınızı yakacak, sizi zora so­kacak hiçbir işleme gerek yoktur. Hekiminiz sizinle konu­şarak, sizi muayene ederek, solunum fonksiyon testleri yaparak tanı koyabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım teşhisi nasıl konulur?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, asıl olarak klinik bulgularla ve hastanın verdiği bilgilerle teşhis edilen bir hastalıktır. Çoğu zaman hasta, yakınmalarını anlatırken adeta astımı olduğunu söyler. Hastasını dikkatle dinleyen, uygun sorularla tamamlayıcı bilgileri alan deneyimli bir hekim, astım teşhisi koymakta zorlanmaz. Ancak teşhisin kesinleştirilmesi ve astımla karışabilen hastalıklardan ayrılması için solunum fonksiyon testleri gibi bazı yöntemler kullanılır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Teşhiste hastaya düşen sorumluluk nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hastanın sorumluluğu, rahatsızlığı ile ilgili doğru ve ay­rıntılı bilgi vermek, yaşadığı sorunları açıkça hekimine an­latmak ve onun sorularını cevaplamaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Şikâyetlerinizin neler olduğunu ve ne zaman başladığı­nı, yakınmalarınızı başlatan nedenleri (efor, tozlu ortam, keskin kokular, gribal enfeksiyon vb) ve bunların ortaya çıktığı zaman dilimlerini (mevsim, sabah-akşam), geçmiş­te yaşadığınız sağlık sorunlarını, ailenizde benzer rahatsız­lığa sahip kişilerin olup olmadığım hekiminize söyleyiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunum fonksiyon ölçümü zor bir test midir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Asla. Kişinin yapması gereken, sadece bir ağızlık içeri­sinden derin bir nefes alıp, aldığı nefesi hızlı ve güçlü bir şekilde üflemekten ibarettir. Bu sırada, bilgisayar aracılı­ğıyla hastanın hava yolları fonksiyonları kâğıt üzerine kaydedilir. Anında sonuç veren, hasta için hiçbir zarar ve­ya risk taşımayan, hemen her yerde uygulanabilir bir iş­lemdir bu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İlaçlı solunum fonksiyon testinin amacı nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Tıpta reversibilite (geri dönüşlülük) testi denilen bu yöntem, hava yollarında saptanan hava akımı kısıtlaması­nın tedaviyle düzelip düzelmediğini göstermeyi amaçlar. Örneğin yapılan testte (SFT), kişinin hava akım hızı düşük bulunursa, yani hava yolu darlığı saptanırsa, bu kişiye testten sonra bronkodilatör (solunum yollarını genişleten) ilaç verilir. Nefes yoluyla verilen tedaviden 20-30 dakika sonra SFT tekrarlanır. Eğer ilaçtan sonra yapılan testte öl­çülen hava akım hızında, ilaçtan önceki değerlere göre belirgin bir düzelme-iyileşme gözlenirse, hastalığın astım ol­ma ihtimali artar. Çünkü astım tedavi ile düzelebilen bir hastalıktır. Oysa astımla kanşabilen diğer hastalıklarda böyle bir iyileşme gözlenmez.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><a href="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/pefmetre.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1964" title="pefmetre" src="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/pefmetre-150x125.jpg" alt="" width="150" height="125" /></a><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Pefmetre cihazı nedir? Ne işe yarar?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Pefmetre astımın teşhisini, ağırlığının tespitini, tedaviye alınan cevabın değerlendirilmesini ve astım nöbetlerinin şiddetinin ölçülmesini sağlayan basit, ucuz ve kolay kulla­nılabilir bir cihazdır. Her astımlı hastanın bir pefmetresi ol­malı ve hasta bu aleti nasıl kullanacağını hekiminden öğ­renmelidir. Bu cihaz, hipertansiyonu olan hastanın evinde tansiyon aleti bulundurup kendi tansiyonunu ölçüp kontrol edebilmesi gibi; astımlı hastanın da kendi hastalığını izleye­bilmesine imkân verir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Pefmetre nasıl kullanılır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Cihazınızı açıp kullanıma hazır hale getirin. Hareketli göstergeyi başlangıç konumuna çekin. Derin bir nefes alıp, dudaklarınızı ağızlığa sıkıca yapıştırın ve tüm gücünüzle aldığınız havayı ağzınızdan, mümkün olabildiğince hızlı biçimde üfleyin. Daha sonra cihazın göstergesinin ulaştığı akım hızını cetvel üzerinden okuyup kaydedin. Bu işlemi üç kez tekrarlayın ve ulaştığınız en yüksek değeri, cihazla birlikte verilen grafik kâğıdı üzerinde uygun yere nokta şeklinde işaretleyin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Pefmetre ölçümünü nasıl yorumlayabilirim?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu amaçla düzenlenen, çeşitli yaş gruplarında boya ve cinsiyete göre normal PEF ölçüm değerlerini gösteren çi­zelge ya da tabloları kullanmanız gerekir. Genellikle, bu tür tablolar cihazla birlikte kutuda bulunmaktadır. Eğer eli­nizde yoksa, bunu hekiminizden isteyebilirsiniz. Kendini­ze ait değeri, çizelgeye göre sizin özelliklerinize isabet eden normal değerle karşılaştırın. Eğer aldığınız sonuç, normal düzeyde veya normalin %80&#8242;inden daha düşük değil ise, sorun yok demektir. Bazı pefmetre cihazlarında, hastaya göre olması gereken normal (yeşil), hafif-orta derecede düşük (sarı) ve ağır derecede düşük (kırmızı) değerlerin gözlenmesine yarayacak şekilde düzenlenebilen renkli ha­reketli işaretler mevcuttur. Renk seçiminde, trafik lambala­rından esinlenmiştir. Yeşil bölge güveni, sarı bölge uyarı­yı, kırmızı bölge ise acil durumu ifade eder. Hastanın ölçü­mü yeşil bölgede ise bir şey yapması gerekmez. Sarı böl­gede ise doktoruyla konuşmalıdır. Eğer kırmızı bölgedeyse de acil hekim başvurusu gereklidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Pefmetreyle ölçülen değerin anlamı nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Pefmetre bize, zorlu nefes verme sırasında solunum yollarındaki hava akımının ulaştığı en yüksek değeri verir. Eğer solunum yollarında bir daralma söz konusu ise, bu değer düşük çıkar. Daralmanın varlığı yanında, darlığın derecesi hakkında da objektif ve güvenilir bilgi verir. As­tım, kronik bronşit ve solunum yolunda daralma ile seyre­den diğer bazı hastalıklarda değer düşük bulunur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Pefmetreyle ölçülen değer neye bağlı olarak de­ğişir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hava akımının olduğu solunum yolu açıklığının çapının artıp azalmasıyla değişir. Solunum yollarında ortaya çıkan iltihap, kasılma, tıkayıcı balgam gibi faktörlerle akım hızı azalır. Özellikle şikâyetlerin olduğu zamanlarda veya atak­lar sırasında PEF değeri daha belirgin şekilde kısıtlanır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Pefmetre ölçümlerini ne zaman yapmalıyım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>İlk ölçüm, uykudan uyanır uyanmaz, mümkün olabil­diğince sabahın erken saatlerinde; ikinci ölçüm de akşamü­zeri gün batımı sıralarında yapılmalıdır. Bunun dışında, nefes darlığı, göğüste sıkışma gibi yakınmalar başladığın­da da fazladan ölçüm yapılıp kaydedilmelidir. Yakınma ha­linde yapılan bu ölçüm, sprey türü kurtarıcı ilaç kullanı­mından 20-30 dakika sonra tekrarlanıp kaydedilirse, as­tım teşhisinde çok değerli bir bilgi elde edilmiş olur. Yani, uygulanan ilaçla söz konusu darlığın ne ölçüde düzeldiği (reversibilite, geri dönüş) ortaya konulmuş olur. Bu ölçüm, astımın, hava yolunda darlık yapan diğer hastalıklardan ayrılmasında çok yararlıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı hastalar pefmetre ölçümlerini her gün yapmalı mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hayır. Teşhis aşamasında, tedavinin yeni başladığı ve henüz yeterince iyileşme elde edilemediği dönemlerde ve kriz sırasında bu ölçümler yapılmalıdır. Tedaviyle stabil (kararlı) duruma gelmiş, yakınmaları kaybolmuş hastalar­da ise gereksizdir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Alerjik deri testleri yaptırmalı mıyım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, her zaman alerjik bir hastalık değildir. Deri test­leri, astım tanısında değil, sadece derinin alerjik özellikte olup olmadığının tespitinde yararlıdır. Alerjik yanıt, orga­na göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle deri testleriyle el­de edilen bilginin, solunum yolu alerjisine uyarlanması tahmini bir sonuç verir. Astımı olan kişilerin deri testleri negatif bulunabildiği gibi; deri testi pozitif olan kişilerde de astım görülmeyebilir. Bu nedenle, deri testlerinin astım teşhisinde yeri yoktur. Ancak astımı olan kişide tetik fak­törlerin tespit edilip, bunlardan uzaklaşılması açısından faydalı olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım teşhisinde röntgen filmi, kan, balgam tah­lili gerekir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Mutlaka yapılması gerekmez. Ancak diğer hastalıklar­dan ayırma esnasında kimi zaman yapılması gerekebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Erken teşhisin astım için bir önemi var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, her hastada aynı şiddette seyretmez. &#8216;Hafif, &#8216;or­ta&#8217; ve &#8216;ağır&#8217; olabilir. Hastalığın &#8216;ağır&#8217; düzeyde görüldüğü kişilerde tedaviye cevap vermeyen değişiklikler söz konusudur. Geri dönüşü olmayan bu patolojilerin ortaya çıkma­dan önce teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilmesi açı­sından erken teşhis önemlidir. Ayrıca, tedavi edilebilir bir hastalıktan dolayı kişinin yaşam kalitesinin düşmesi ve nadir de olsa rastladığımız ölümcül nöbetler, hastalığın bir an önce teşhis edilip tedaviye başlanılmasını gerekli kılar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım başka hastalıklarla karışabilir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Maalesef astımlı hastaların birçoğu, astımlı oldu­ğunu bilmeden yaşamaktadır. Bu kişiler şikâyetlerini önemsemeyerek ya doktora başvurmamakta ya da bazen teşhiste yaşanan karışıklıktan ötürü, hastalıklarını nezle, soğuk algınlığı, sinüzit zannederek uzun süre antibiyotik, öksürük şurubu gibi ilaçlar kullanmaktadırlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bunlar dışında, çoğu zaman sigaraya bağlı olarak olu­şan KOAH, kronik bronşit, bronşektazi, kistik fibrozis, üst solunum yolu darlığına neden olan hastalıklar, bağı­şıklık yetmezlikleri, çocuklarda yabancı cisim aspirasyonları ve hatta bazı hava yolu tümörleri astımla karıştırılabilir. Bundan dolayı, astım teşhisi konunun uzmanı bir he­kim tarafından teyit edilmelidir. Gerek duyulduğunda ayrıcı tanı için testler, filmler ve muayeneler yapılmalıdır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/ben-astimli-miyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astım Hastalığını Nasıl Yenebilirim ?</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/astim-hastaligini-nasil-yenebilirim.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/astim-hastaligini-nasil-yenebilirim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2008 13:50:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ASTIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=1959</guid>
		<description><![CDATA[

Astım tedavi edilebilir bir hastalık mıdır?
 Evet. Astım tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Astım tedavisi, etkin bir sü­reçtir ve -ağır yapısal değişikliklerin oluştuğu olgular ha­ricinde- hasta, tedaviyle tamamen normal bir yaşam sürer hale gelebilir. Ancak bu durum, ilaç ve ilaç dışı (tetik fak­törlerden kaçınma) tedavi önerilerimize uyumla sağlanabi­lir. Tedavinin kesilmesi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if !mso]><br />
<mce:style><!  v\:* {behavior:url(#default#VML);} o\:* {behavior:url(#default#VML);} w\:* {behavior:url(#default#VML);} .shape {behavior:url(#default#VML);} --></p>
<p><!--[endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <o:shapedefaults v:ext="edit" spidmax="1028" /> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <o:shapelayout v:ext="edit"> <o:idmap v:ext="edit" data="1" /> </o:shapelayout></xml><![endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım tedavi edilebilir bir hastalık mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Astım tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Astım tedavisi, etkin bir sü­reçtir ve -ağır yapısal değişikliklerin oluştuğu olgular ha­ricinde- hasta, tedaviyle tamamen normal bir yaşam sürer hale gelebilir. Ancak bu durum, ilaç ve ilaç dışı (tetik fak­törlerden kaçınma) tedavi önerilerimize uyumla sağlanabi­lir. Tedavinin kesilmesi ve tavsiyelere uyulmaması halin­de, bir süre sonra genellikle şikâyetler yeniden başlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Tedavi ile astımdan kurtulabilir miyim?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Uygun bir tedaviyle astımlıları normal yaşamlarına döndürmek mümkündür. Şikâyetleri çocukluk çağında başlayan astımlıların bir kısmı, erişkin yaşlarda tamamen iyileşebilmektedir. Ancak hastalar genellikle hastalıklarıyla birlikte yaşarlar; kendilerine önerilen tedavi ve tavsiye­lere uydukları sürece de önemli bir sorunları olmaz. Fakat tedavi kesildikten bir süre sonra, şikayetler yeniden orta­ya çıkar. Nasıl ki bir hipertansiyon hastası, tuzsuz diyeti­ne uyup ilaçlarını aksatmaksızın aldıkça tansiyonu yük­selmeden yaşar; ancak diyetine ve ilacına dikkat etmezse problem ortaya çıkarsa, astımlılar için de durum benzerdir. Yani bazı insanlarda tedavi, astımı yok etmeyip baskılar. Düzenli tedavi ile astımı baskı altında tutulan kişi, adeta astımı olmayan biri gibi normal bir hayat sürdürebilir. Bas­kı ortadan kalkarsa yani tedavi kesilirse, er veya geç so­runlar tekrar başlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım tedavim ne kadar sürecek?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu soruya standart bir cevap vermek mümkün değildir. Hastalık kontrol altına alındıktan sonra, tedavi yavaş ya­vaş azaltılır ve bazen tamamen kesilebilir. Kesildikten bir müddet sonra şikâyetler yeniden ortaya çıkarsa, tedaviye tekrar başlanılmalıdır. Uzun yıllar boyunca ya da ömür boyu ilaç kullanmak gerekebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım nasıl tedavi edilir?</span></strong><a href="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/tedavi_yontem.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1960" title="tedavi_yontem" src="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/tedavi_yontem-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım; hasta, hekim ve hasta yakınlarının (anne, baba, eş ve öğretmen gibi) işbirliği ile tedavi edilebilir. Bu işbirli­ği olmaksızın, sadece doğru ilaçların reçete edilmesiyle gerçek bir tedavi uygulanmış olmaz. Tedavi uzun sürelidir. Bu süreçte hasta hekimine güven duymalı, sorunu oldu­ğunda ona kolayca ulaşabilmeli, hekimin tavsiyelerine uy­malı, ilaçlarını usûlüne uygun şekilde kullanmalı ve dü­zenli olarak kontrollerini yaptırmalıdır. Hastanın, mutlaka konunun uzmanı bir hekimin kontrolünde olması gereklidir. &#8216;Hastalık yok, hasta vardır&#8217; özdeyişi, astım için çok ge­çerlidir. Sonuç almak için, astımı bildiği kadar hastasını da tanıyan; hastanın mesleğini, ev ve işyeri koşullarını, almak­ta olduğu tedaviyi, geçmişte yaşadıklarını, önceden gördüğü tedavileri ve bunlara alman cevaplan, hangi ilaçlara hangi dozlarda ne oranda yanıt verdiğini bilen ve hastasının ihti­yacı olduğunda kolayca ulaşabileceği bir hekimin desteğine ihtiyaç vardır. Astımlı hastanın böyle bir hekim tarafından sahiplenilmesi, astım kontrolü için çok önemlidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hasta ve yakınlarının tedavideki işbirliği nasıl sağlanır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu, hekimin hastasını eğitmesiyle elde edilebilir. Hasta, kendi hastalığını tanımalı ve onunla başa çıkmayı öğren­melidir. Hasta eğitimi, sadece hastalık hakkında bilgi ver­mekten ibaret olmayıp, bu durumla baş edebilmek için ge­rekli her türlü bilgi, beceri ve cesarete sahip kılınma süre­cidir. Bu süreç, belirli bir zaman dilimi içinde tamamlanmış olmaz. Aksine hasta ile hekimin her görüşmesinde ilerle­yen, gelişen bir olaydır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı hasta hangi konularda eğitilmelidir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım nasıl bir hastalıktır? Tetik faktörler nelerdir ve bunlardan nasıl korunulur? Kriz anında ne yapılması gere­kir? Hangi ilaçlar, nasıl, hangi aralıklarla ve ne kadar sü­reyle kullanılmalıdır? Ne zaman kontrole girmek gerekir? Hekim ne zaman aranmalıdır? Sprey ilaçları nasıl kullanı­lır? Pefmetre nasıl kullanılır? Hastalığının seyrinde ortaya çıkan iyi veya kötü yöndeki dalgalanmalar nasıl anlaşılır ve buna göre tedavide ne tür değişimler yapılması gerekir? Astımlı hasta hangi işlerde, hangi koşullarda çalışabilir; hangi sporları, nasıl yapabilir?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hasta tüm bu konularda, hem bilgilendirilmeli hem de uygulamalı olarak beceriler edinmelidir. Ayrıca hastalığına rağmen normal bir yaşam sürebileceği, krizleri önleyebile­ceği ve tedavi olabileceği, hastalığı dolayısıyla bireysel amaçlarından vazgeçmemesi gerektiği konularında cesaretlendirilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sadece hastayı eğitmek yeterli midir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hayır. Hasta yakınlarını da eğitmek gerekir. Örneğin astımlı bir çocuğu olan anne babanın eğitilmesi çok önem­lidir. Evde sigara içmemek, ev ortamını çocuğun durumu­na göre düzenlemek gibi görevler onlara düşer. Hatta çocuğun öğretmeni bile bu konuda bilgilendirilmeli, örneğin okulda bir kriz geliştiğinde ilk müdahaleyi nasıl yapacağı­nı bilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı çocuğun öğretmeniyle nasıl işbirliği yapıl­malıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, okul çağındaki çocuklarda sık rastlanan bir has­talıktır. Okullar genellikle, alerjen maruziyetinin yoğun ol­duğu ortamlardır. Astımlı çocuklarda, okul saatlerinde ya­kınmalar ortaya çıkabilir. Hatta krize girenler olabilir. Böy­le bir durumda, çocuğun astım hastası olduğunu, acil du­rumda kullandığı ilacı, bunun nasıl ve hangi dozda alın­ması gerektiğini bilen bir öğretmen ona yardımcı olabilir. Ayrıca, hastalığı kontrol altında değilse, astımlı çocuk kriz­lere bağlı olarak sık sık okula gelemeyecektir. Ya da gece astım atakları nedeniyle uyku kalitesi düşeceğinden, gün­düz okulda uyuklayacak, derslerde dikkati dağılabilecek ve okulda verimliliği azalacaktır. Öğretmen, çocuğun du­rumunu bilirse, okulda karşılaşılan uygunsuz çevresel fak­törlerin kontrolüne yardımcı olabilir. Bu bakımdan, çocu­ğun hastalığı ve bununla ilgili gelişmeler, zaman zaman sınıf öğretmeniyle veya rehber öğretmenle paylaşılmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hasta eğitimi kim tarafından, nasıl ve nerede ve­rilebilir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hekim, her fırsatta hastaya ve yakınlarına eğitim ver­melidir. Bu eğitim her görüşmede tekrarlanmalıdır. Normal muayene sırasında (poliklinik, servis, muayenehane ve sağlık ocaklarında), gerek hasta yükünün fazlalığı, gerek zaman darlığı ve yoğun işler nedeniyle böylesine geniş çap­lı bir eğitimin verilebilmesi pek mümkün değildir. Bu amaç</span><!--[if gte vml 1]><v:line id="_x0000_s1026"  style='position:absolute;left:0;text-align:left;z-index:1;  mso-position-horizontal-relative:margin;mso-position-vertical-relative:text'  from="315.1pt,351.85pt" to="315.1pt,376.55pt" o:allowincell="f"  strokeweight=".25pt"> <w:wrap anchorx="margin" /> </v:line><![endif]--><!--[if !vml]--><span style="position: absolute; z-index: 1; left: 0px; margin-left: 419px; margin-top: 468px; width: 2px; height: 35px;"><img src="file:///C:/DOCUME~1/hp/LOCALS~1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif" alt="" width="2" height="35" /></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">la, ünitemizde 6 yıldır uygulamakta olduğumuz Hasta Okulu benzeri çalışmalara ihtiyaç vardır. Hekimle hastayı ve hasta yakınlarını, teşhis-tedavi telaşı olmaksızın bir ara­ya getiren ve her türlü soruyu cevaplandırma fırsatı veren, interaktif ve yüz yüze bir eğitim modeli, en etkin yöntem­dir. Ayrıca kitap, broşür, afiş, TV ve radyo programlan, ses ve video kasetleri biçimde üretilmiş eğitim araçlarından ya­rarlanmak da mümkündür. Hekim dışında, hemşire vb eği­timli sağlık personeli de, bu tür eğitim çalışmalarına katıla­bilir. Eğitimin, hastaya göre bireyselleştirilmesi gerekir. Hastanın yaşam şekline, sosyo-ekonomik ve kültürel duru­muna göre eğitimin içeriği ve yöntemi modifıye edilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Tedavi ile şikâyetlerimin geçmesi yeterli midir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Her ne kadar hastalar, sadece şikâyetlerinden kurtul­mayı amaçlasalar da, tedaviden amaç bundan ibaret değil­dir. Yakınmaları giderip kişiyi rahatlatan, ancak hastalığı tedavi etmeyen, ilerlemesini durdurmayan, akciğer fonksi­yonlarını normale getirmeyen ve hastayı doğal, aktif yaşa­mına geri döndürmeyen bir tedavi, fayda değil zarar ver­miş olur. Çünkü yakınmaları geçtiği için hasta kendim iyi­leşmiş hisseder ve çare aramayı bırakır. Böylece doğru te­daviye başlamak için zaman kaybetmiş olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım tedavisinde hedefler nelerdir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Tedavide ulaşılmak istenen hedef, astımla ilgili şikâyet­lerin yanında hastalıkla ilgili tüm belirtilerin tamamen or­tadan kalkması ve kişinin normal, sağlıklı ve aktif bir ya­şama döndürülmesidir. Buna göre hedefler şöyle sıralana­bilir: Şikâyetlerin tamamen kaybolması veya mümkün ol­duğunca azalması, gece uykudan uyandıran yakınmaların geçmesi, hastanın astım krizine girmemesi, astım nedeniy­le acil servise başvurmak ve hastaneye yatırılmak zorun­da kalmaması, solunum fonksiyon testlerindeki bozukluk­ların normale dönmesi, hastanın günlük işlerini, mesleki ve sosyal aktivitelerini herhangi bir kısıtlanma olmaksızın yapabilmesi, kullanılan ilaçlara bağlı olarak herhangi bir yan etkinin ortaya çıkmaması ve uygulanan tedavinin beklentileri karşılaması ve hasta memnuniyetidir. Hekim tedaviyi planlarken, tedavi sonucunda varmak istediği noktayı belirlemeli ve bunu hastasıyla paylaşmalıdır. Kontrol vizitelerinde tedavinin amaçlanan yararı sağlayıp sağlamadığına karar vermek için bu gereklidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu saydıklarınız ulaşılabilir hedefler midir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. İyi bir tedaviyle bu hederlere ulaşılabilir. Hastalar daha azma razı olsa bile, biz hekimler astım tedavisinde çı­tayı en yükseğe koymak isteriz. Küresel ve ulusal tanı te­davi rehberlerinde de, astım tedavisinde hedef ve beklen­tiler tanımlanmıştır. Hastanın gereksinim ve taleplerine uygun iyi bir tedavi planlaması ve yakın bir hekim-hasta işbirliği ile bu hederler yakalanabilir. Ne var ki, yapılan ça­lışmalarda çoğu hastada bu hedeflerin yakalanamadığı gö­rülmüştür. Birçok kişi, tedavi alıyor olmasına rağmen, hastalığa bağlı sorunlar yaşamaya devam etmekte ve ya­şam kalitesi kısıtlanmaktadır. Çoğu kez bunun nedeni, alı­nan tedavinin yetersiz olmasıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımım hangi ilaçlarla tedavi edilebilir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Buna ancak hekiminiz karar verebilir. Hatta bu sorunun doğru cevabını bulmak için, hekiminizin sizi muayene edip birkaç kontrolle sonucu gözlemlemesi gerekebilir. Kişi için en uygun tedaviyi bulmak zaman alabilir. İlk muayene ve kontrolde yeterli sonuç alınmayabilir. Astım hastalarının tümü için geçerli olan standart bir reçete yoktur. Her hasta­nın tedavisi kendine özgüdür. Başka bir astımlı hastaya ve­rilen tedavi, sizin için yetersiz, fazla veya zararlı olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım tedavisinde ne tür ilaçlar kullanılır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar iki grupta toplanır. Birinci gruptakiler, yakınmaları gideren, hastayı rahatla­tan, ama hastalığı iyileştirmeyen rahatlatıcı ilaçlardır. Di­ğer grupta ise, alınır alınmaz şikâyetleri düzeltmeyen ama uzun süre kullanıldığında hastalığı iyileştiren kontrol edici ilaçlar vardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Asıl tedavi edici olan, ikinci gruptaki ilaçlardır. Ancak, hastalığı düzeltecek olan bu tür ilaçlarla birlikte, rahatlatıcı ilaçlan da kullanmak gerekebilir. Bilhassa tedavinin başlan­gıç döneminde, bu iki grup ilaç birlikte kullanılırsa, hem has­ta memnuniyeti hem de hastalığın kontrolü mümkün olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Fakat sadece rahatlatıcı ilaçlar kullanılır ve asıl tedavi edici ilaçlar ihmal edilirse hasta şikâyetleri geçtiği için ken­dini iyileşmiş gibi hissederken hastalık ilerlemeye devam eder ve ağır krizler ortaya çıkabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hastanın ilaçların hepsini kullanması gerekir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bazen hastalar, kendilerine verilen ilaçları test edip, alır almaz faydalı olanları &#8220;bu bana yaradı&#8221; deyip kullanmaya devam ederken, etkisini hemen göstermeyen ama aslında tedavi edici olanları, &#8220;bunun bana faydası yok&#8221; diyerek bı­rakabilirler. Oysa bu durumda hasta kendini riske atmış olur. Bu nedenle hastalar, hekimlerine danışmadan kendi başlarına ilaç ekleme veya çıkarma yapmamalıdır. Eğer te­daviyle ilgili sorulan, sorunları, şikâyetleri varsa, bunları hekimlerine iletip halletme yolunu tercih etmeleri gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım hastasının hangi ilaçları kullanması gere­kir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Her hasta için uygulanacak astım tedavisi farklıdır. Bir hastaya verilen ilaçların türü, sayısı, dozu, süresi diğer as­tımlılardan farklı olduğu gibi; aynı hastaya da zaman içeri­sinde hastalığın şiddetine, seyrine, genel duruma ve ilaçlar­dan alman cevaba göre farklı ilaç ve dozajlar verilebilir. Ge­rektiğinde çok sayıda ilaç bir arada kullanılır. Hastalık kon­trol altına alındığında, ilaç sayısı ve/veya dozu kademeli olarak azaltılır. Kriz anında geçici olarak tedavi arttırılır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><!--[if gte vml 1]><v:line id="_x0000_s1027"  style='position:absolute;left:0;text-align:left;z-index:2;  mso-position-horizontal-relative:margin' from="317.05pt,332.15pt" to="317.05pt,394.05pt"  o:allowincell="f" strokeweight=".25pt"> <w:wrap anchorx="margin" /> </v:line><![endif]--><!--[if !vml]--><span style="position: absolute; z-index: 2; left: 0px; margin-left: 422px; margin-top: 442px; width: 2px; height: 84px;"><img src="file:///C:/DOCUME~1/hp/LOCALS~1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif" alt="" width="2" height="84" /></span><!--[endif]--><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı hastanın iyi olduğu günlerde de ilaç al­ması gerekir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlı hastaların en sık yaptıkları hatalardan birisi, sa­dece nefes darlığı çektiklerinde ilaç kullanıp, şikâyetleri ol­madığında ilaç almamaktır. &#8216;İlaçlara bağımlı olmayayım, alışkanlık yapmasın&#8221; gibi endişelerle veya &#8220;Nasıl olsa iyi­yim&#8221; gibi ihmalkârlıkla ilacın düzenli olarak alınmaması sakıncalıdır. Astımlı hasta, iyi de olsa, kötü de olsa, kon­trol edici ilacını aksatmadan düzenli olarak almalıdır. Ha­va yollarındaki iltihap, ancak bu şekilde giden devamlı bir tedaviyle baskılanabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Eğer uzun süreli tedavi sonrasında tam düzelme elde edilirse, hekim hastanın durumuna bakarak ilaçlan azalta­bilir ve zaman içerisinde kademeli olarak ilaç kullanımını kesebilir. Fakat bu durum her astımlı hastada mümkün ol­mayabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kurtarıcı ilaç ne demektir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu terim, astımlı bir hastanın krize girdiğinde veya şi­kâyeti olduğunda kullanması gereken ve birkaç dakika içerisinde etkisini gösterip onu rahatlatan ilaçlar için kulla­nılır. Bunlar genellikle sprey, kuru toz veya nebül for­munda üretilmiş ilaçlardır. Bu tür ilaçlar her astımlı hasta­ya reçete edilmeli ve hastanın cebinde, çantasında, araba­sında, yatak odasında, işyerinde, yazlığında, velhasıl ko­laylıkla ulaşabileceği her yerde bulundurulmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım tedavisi hekimlere göre değişir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bugün elimizde, astımın nasıl tedavi edileceği konu­sunda ulusal ve küresel kılavuzlar mevcuttur. Bu kılavuzların hazırlanma amaçlarından biri, astım tedavisinde he­kimler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmaktır. Ancak şu unutulmamalıdır ki, hastanın nasıl tedavi edileceğine, ancak onu muayene eden hekim karar verir. &#8220;Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır&#8221; sözü gereğince, bu karar kuşkusuz hekimden hekime bazı değişiklikler gösterebilir. Fakat önemli olan, uygulanan tedavinin rehberlerin kapsadığı çerçeve içerisinde kalmasıdır. Bu kılavuzlara uymayan, keyfi, kişisel, kanıta dayanmayan tedavileri kabullenmek mümkün değildir. Maalesef, hastaların önemli bir kısmının almakta oldukları tedavinin, günümüzde geçerli standart­lara uymadığı gözlenmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı komşumun veya kardeşimin ilaçlarını kul­lanabilir miyim?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hayır. Bunu yapmamalısınız. Çünkü astım kişiden kişi­ye farklılık gösterir. Her hastada tetik faktörler, eşlik eden patolojiler ve hastalığın ağırlığı farklıdır. Bunlara bağlı ola­rak, seçilmesi gereken ilaçlar da farklı olabilir. Kullanılma­sı gereken ilaçlar aynı bile olsa, dozlar değişebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bana daha önce astımım için verilen ilaçlan şikâ­yetim olunca yine kullansam olmaz mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bazı hastalarımız uygulanan tedaviyi bir süre sonra kendi inisiyatifleriyle kesmekte ve aradan geçen zaman sonunda yakınmalar kendini gösterince, yine önceki teda­viye başlamaktadırlar. Kuşkusuz, bazen bu yöntem işe ya­rayabilir. Ancak aynı kişide, zaman içerisinde astımı tedavi etmek için kullanılacak ilaçlar ve bunların dozları, önemli ölçüde değişiklik gösterir. Hastanın o anki durumu­na göre, tedaviyi güncelleştirmek gerekebilir. Ayrıca kriz anında tedaviyi yoğunlaştırmak ve normalde kullanılma­yan ilaçları vermek ya da normalde kullanılmakta olan ba­zı ilaçlan kesip, yerine başkalarına başlamak gerekir. Bu nedenle hastalara kendi başlarına karar vermek yerine, hekim desteği almalarını öneriyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kriz sırasında ayrı bir tedavi mi gerekiyor?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Kesinlikle. Hasta astım tedavisi almakta olsa bile, eğer kriz geçiriyorsa, almakta olduğu tedaviden ayrı olarak kriz süresince ve çoğu zaman krizi takip eden günlerde bir sü­re boyunca farklı bir tedavi almak zorundadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sprey ilaçları kullanmak zorunda mıyım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Sprey türü ilaçlar, tüm dünyada astım tedavisinde yay­gın olarak kullanılmaktadır. Bu yolla, ağızdan alma veya enjeksiyona göre daha az miktarda ilaç kullanılarak daha güçlü etki elde edilebilir ve aynı zamanda ilaçların isten­meyen yan etkilerinden kaçınmak mümkün olur. Çünkü sprey şeklinde kullanılan ilaç, sadece hastalığın yerleştiği solunum yollarına ulaşır ve etkisini burada gösterirken, ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilen ilaç, tüm vücuda dağılır ve her yerde, dolayısıyla tesir etmesi istenmeyen organlarda (kalp, böbrek vb) etkili olabilir. Üstelik sprey türü ilaçların etkisi, alındıktan hemen sonra dakikalar için­de başlamakta iken, ağızdan veya enjeksiyon yoluyla ve­rilen ilaçların etkili olması için saatler geçmesi gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım tedavisinde kortizonlu ilaçlar kullanılıyor­muş, bunların zararı yok mu?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Toplumda kortizon korkusu yaygındır. Kortizon bugün tıpta en çok kullanılan ilaçlardan biridir. Zaten vücudumuz­da, ilaç olarak kullandığımız kortizonun etkisine sahip bir hormon (kortizol) doğal olarak salgılanmaktadır ve biz dışarıdan almasak da vücudumuz bunu üretir. Yerinde, uy­gun dozda, hekim kontrolü altında ve doğru zamanlama ile kullanıldığında kortizon çok fazla yan etkiye yol açmaz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Kortizon, astım hastalarına daha çok solunum yoluyla (sprey veya toz halinde) verildiğinden, bu tür istenmeyen etkiler, hemen hiç görülmez ve çok güvenlidir. Ancak, re­çete edilen dozun üzerine çıkılırsa, ilaç usûlüne uygun şe­kilde alınmazsa (kullanım sonrası ağzın çalkalanması gi­bi) , hekim kontrolü olmaksızın kullanılırsa, sprey veya toz türleri yerine, ağızdan alman veya enjekte edilen kortizon türleri tercih edilirse yan etkiler görülebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kortizonsuz astım tedavisi mümkün değil midir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım, hava yollarının mikrobik olmayan süreğen iltihabıyla kendini gösteren bir hastalıktır. Tedavide temel yaklaşım, bu iltihabın baskılanmasıdır. Kortizon, bu yön­de en etkili olan ilaçların başında gelir. Diğer ilaçların etki­si, kortizona kıyasla çok daha zayıftır. Bugünkü tedavi biçimine göre, orta ve ağır astımlıların tedavisinde kortizon kullanılması mutlaka gereklidir. Aksi takdirde, hastalık kontrol altına alınamaz ve hasta riske atılmış olur. Şunu yine vurgulamak gerekir ki, sprey ya da toz formunda ve­rilen kortizon türü ilaçların doğru kullanımında korkulacak yan etkiler, hemen hiç görülmez.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ağızdan alınan hap türü ilaçlarla astım tedavi edilemez mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hafif astımlılar, efor astımı ve polen astımı hastalarının bir kısmı, anti-lökotrien (hava yolu iltihabının gelişiminde aracı rolü üstlenen lökotrien denilen maddelerin etkilerini nötralize eden) ilaçlarla kontrol edilebilmektedir. Özellikle sprey türü ilaçları kullanamayan kişilere hitap eden haplar bu bakımdan hasta uyumunu arttırıcı bir üstünlüğe sahip­tir. Ancak orta ve ağır astımlıların tedavisinde, bu ilaçlar tek başına yeterli olmaz. Gerek olduğunda, kortizonlu ilaç­larla birlikte kullanılabilirler. Nefes yoluyla alman astım ilaçlarının birçoğunun, aynı zamanda ağızdan alınan formları bulunmaktadır. Ancak bunlar, yan etkilerinin da­ha fazla olması ve daha yüksek doz kullanım gerektirme­leri nedeniyle, öncelikli olarak tercih edilmemektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kortizonlu iğnelerin tedavideki yeri nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Kortizon içeren iğne veya haplar, astımlı hastalar tara­fından kötüye kullanıma açık ilaçlardır. Buna bağlı olarak, şişmanlama, kemik erimesi, hipertansiyon, kalp yetmezli­ği, göz tansiyonu, mide ülseri, hormon bozuklukları gibi birçok yan etki görülebilmekte, ayrıca kortizona bağımlılık oluşmaktadır. Bu tür ilaçların, astımlı hastalarca hekim kontrolü haricinde kullanılması doğru değildir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım ilaçlarının yan etkileri nelerdir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hekim kontrolünde, uygun doz ve sürelerde kullanılan ilaçlar pek Önemli yan etkilere yol açmaz. Ancak nadiren çarpıntı, titreme, kas krampları, seste boğuklaşma, ağızda pamukçuk, idrar yapmada güçlük, mide şikâyetleri ve alerjik reaksiyonlar gibi sorunlara rastlanabilir. Sprey türü ilaçlar kullanıldıktan sonra, ağzı bol su ile çalkalayıp gar­gara yapmak ve ağza alman suyu tükürmek önerilir. Has­ta, kalp veya karaciğer hastalığı, yüksek tansiyon gibi ne­denlerle ilaç kullanıyorsa, bunlarla astım ilaçları arasında etkileşim olup olmayacağı hekime danışılmalıdır. Bazen astım tedavisi için kullanılan bir ilaç, öksürük ataklarım tetikleyebilir. Hastalar bunu, &#8220;İlacı alır almaz öksürmeye başlıyorum&#8221; diye tanımlarlar. Böyle bir durumda söz ko­nusu ilaç değiştirilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aşı tedavisinin astımdaki yeri nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi, belirli alerjenlere karşı duyarlılığın rol oynadığı alerjik has­talıkların tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Aşının etki mekanizması, halen kesin olarak bilinmemektedir. Böcek sokmalarına bağlı alerjilerin önlenmesinde ve kısmen aler­jik nezle tedavisinde etkin olduğu bildirilmektedir. Astım tedavisinde kullanımı ise tartışmalıdır. Bazı uzmanlar, uy­gun koşulları karşılayan hastalarda, öncelikli tedavi olma­mak kaydıyla, sınırlı ölçüde denenebileceğini savunurken; diğerleri buna tamamen karşı çıkmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aşı tedavisi ne zaman uygulanmalı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu tedaviye kökten karşı çıkarılan bir yana bırakıp, kullanılabileceğini varsayan görüşlerden alıntı yaparak, immünoterapinin astım hastalığının tedavisindeki yerini açıklamak istiyorum., Immünoterapi uygulaması için bazı koşulların oluşması gerekir:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hastanın, belirli alerjen duyarlılığına bağlı astım hastası olduğu, uygun laboratuar kanıtlarıyla gösterilmiş olma­lıdır. Yapılan alerjik deri testlerinde bazı alerjenlere kar­şı duyarlılığın tespit edilmesi, immünoterapiye başlamak için yeterli değildir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<ul style="margin-top: 0cm;" type="disc">
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hastanın      çok sayıda değil, sadece bir grup alerjene du­yarlı olması gerekir.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu      alerjenlerden kaçınmanın mümkün olamaması duru­munda düşünülmelidir.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hastanın,      dünyanın her yerinde astımı kontrol etmek için uygulanan asıl astım      tedavisini uygun biçimde ve yeterli sürede kullanmış olmasına rağmen,      şikâyetleri­nin devam ediyor olması halinde denenebilir.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hastanın,      hafif astımlı olması durumunda uygulanabilir. Ağır ve orta astımda bu      tedavi sakıncalıdır.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hasta,      5 yaşın altında olduğunda ve ileri yaşlarda orta­ya çıkmış astım      olgularında kullanılmaz.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu      amaçla özel olarak hazırlanmış, ruhsatlı, standart alerjenlerle bu tedavi      uygulanmalıdır.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Mutlaka,      bu işin uzmanı olan kişiler tarafından yapıl­malıdır.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Tedavinin      uygulandığı yerde, gerektiğinde her türlü ha­yata döndürücü acil      müdahalenin yapılabileceği ekip ve donanım hazır olmalıdır. Çünkü,      immünoterapi uygula­ması sırasında ani, ölümcül alerjik reaksiyonlar      gelişebilmektedir.<strong></strong></span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aşı tedavisi konusunda sizin görüşünüz nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu koşullar, bir uzman gözüyle incelendiğinde, pratik olarak asüm tedavisinde immünoterapiye gerek olmadığı açıkûr. Çünkü:</span></p>
<ul style="margin-top: 0cm;" type="disc">
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu      tedavi sadece hafif astımlılara, kontrol edici tedavi­den sonuç      alınamadığı durumlarda önerilmektedir. Oy­sa, bugünkü tedavi seçenekleri      ile hafif derecedeki astım olguları tamamen kontrol altına      alınabilmektedir. Teda­viye rağmen sorunun devam edebileceği ağır      astımlılara ise, immünoterapinin zaten önerilmediği görülmektedir.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Pratikte,      astımlı hastaların hepsinde alerjen duyarlılığı söz konusu değildir.      Üstelik, alerjenlere duyarlılığı olan olgularda da, duyarlılık sadece bir      grup alerjene karşı değil, çoğu zaman birden fazla alerjen grubuna      karşıdır. Bu tip hastalarda, immünoterapi etkin bulunmamıştır.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İmmünoterapi,      riskli bir tedavi şeklidir. Bu tedavi sıra­sında anafılaksi denilen ani ve      şiddetli bir krizle ölen hastalar olduğu bildirilmiştir. Oysa, günümüzde      astım, çok daha güvenli ve etkin ilaçlarla kontrol altına alına­bilmektedir.</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aşı tedavisi konusunda bilinmesi gereken başka şeyler var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi hakkında bilinmesi gereken diğer önemli hususlar şunlardır:</span></p>
<ul style="margin-top: 0cm;" type="disc">
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İlaç,      eczaneden ve eczacıdan alınır. Eczane dışında, el­den temin edilen      maddeleri ilaç olarak kullanmaktan imtina ediniz.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Her      ilacın üzerinde, kutusunda, prospektüsünde onu üreten firmanın adı,      adresi, ruhsat tarihi, üretim tarihi, son kullanma tarihi ve içindeki      madde/maddelerin adı, miktarı, etkileri, yan etkileri yazılı olmalıdır.      İçinde ne olduğu, kimin tarafından, ne zaman üretildiği bilinme­yen mamuller,      değil ilaç, gıda maddesi olarak bile tüke­tilmemelidir.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Yan      etkisi olmayan bir ilaç olmaz. Bırakınız ilaçları, her gün tükettiğimiz      gıda maddeleri bile alınma miktan, şekli ve kullanan kişiye bağlı olarak      istenmeyen etkiler gösterebilir. Eğer, size verilen aşının, her yerde,      herkes tarafından uygulanabileceği ve hiçbir yan etkisinin, teh­likesinin      olmadığı söyleniyorsa, bu açıklama biçiminden bazı şeylerin eksik olduğu      anlamını çıkarabilirsiniz.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İmmünoterapiye      en fazla 3-5 yıl devam edilir. Hasta fayda görmezse 2 yıl içinde      sonlandırılır.</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aşı tedavisinin herhangi bir zararı var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Bu tedavi her yerde, her hekim tarafından uygula­namaz. Hele muayenehanelerde asla uygulanmamalıdır. Ancak gerekli birçok koşula uyan çok az sayıda hastaya, asıl tedavilerden sonra, bütün riskler göz önüne alınarak, bu işin uzmanı olan kişinin denetiminde ve acil durumda yaşa­ma geri döndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım ve ekipmana sahip, hastanın suni solu­num cihazına bağlanabileceği tam teşekküllü bir ünitede de­nenebilir. Çünkü bu tedavi sırasında alerjik reaksiyonlar ile astım krizi gelişebilir ve ölümcül sonuçlar ortaya çıkabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bazı kişiler, aşının zararsız olduğunu ve her yer­de uygulanabileceğini söylemektedirler. Bu yanlış bir bilgi mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu ancak, hastaya aşı adı altında uygulanan solüsyo­nun &#8216;aşı&#8217; içermemesi, kortizon gibi bir ilaç karışımı olmasıyla mümkündür. Gerçek aşı solüsyonları hakkında, böy­le güven ve cesaret vermek mümkün değildir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Arı poleni, bıldırcın yumurtası, hatmi çiçeği vb do­ğal ilaçların tedavideki yeri nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu ilaçların etkili olduğunu gösteren, güvenilir karşılaş­tırmalı bilimsel, çalışmalar yapılmamıştır. Dolayısıyla, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir şey söylemek mümkün değildir. Standart astım tedavisini terk ederek bu tür teda­vilerle yetinmek, ağır astımlıların yaşamını riske edecektir. Ayrıca bıldırcın yumurtasının, alerjik kişilerde reaksiyon oluşturabileceği unutulmamalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hipnoz, akupunktur ve mağara kürü yöntemleri ile astım tedavi edilebilir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bu tür tedavilerin, astımda istenen ölçüde yararlı oldu­ğu bilimsel olarak kanıtlanmış değildir. Bazı faydalı etkiler elde edilse bile, bunun standart astım tedavisinde kullanı­lan ilaçlar yanında çok zayıf kaldığı bilinmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım tedavisinde yenilikler oluyor mu? 20 yıldır aynı ilaçları kullanıyorum, artık değiştirmeli miyim?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım tedavisinde çok hızlı ve önemli değişiklikler ol­maktadır. Son 20 yılda tedavi yaklaşımlarımız büyük ölçü­de değişmiştir. Önceden, astımlı hastalar tedaviye rağmen sık sık acil servise başvurmak zorunda kalır ve hastaneye yatırılırdı. Oysa günümüzde, astıma bağlı acil servis baş­vurularında ve hastaneye yatışlarda belirgin şekilde azal­ma olmuştur. Eğer çok uzun zamandır aynı tedaviyi alı­yorsanız, hekim kontrolünü yaptırmıyorsanız, tedaviye rağmen yakınmalarınız oluyorsa ya da tedaviye bağlı şikâyetleriniz varsa uyguladığınız yöntemin gözden geçirilme­si gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İlaç dışında astım tedavisi için ne yapılmalıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hekiminizin düzenlediği reçeteyi, usûlüne uygun ola­rak ve aksatmadan almanın yanında, hastalığınıza neden olan ve krizleri tetikleyen çevresel faktörlerden de uzak kalmanız gerekir. Bunlara dikkat edilmediğinde, tedaviye rağmen sorun devam edebilir.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/astim-hastaligini-nasil-yenebilirim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astım Kriziyle Nasıl Başa Çıkabilirim ?</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/astim-kriziyle-nasil-basa-cikabilirim.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/astim-kriziyle-nasil-basa-cikabilirim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2008 13:46:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ASTIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=1954</guid>
		<description><![CDATA[
Astımlıların krize girmesi normal midir?
 Kriz, hastanın astımının kontrol altında olmadığını gös­terir. Eğer hasta tedavi almadığı için krize giriyorsa tedavi edilmelidir. Tedavi altında ise, uygulanmakta olan yöntem yetersiz kalmış olabilir; tedavisi gözden geçirilip yeniden düzenlenmelidir. Etkin bir şekilde tedavi edilen astımlı hastanın krize girmemesi gerekir.
 
Tedavi edilmekle olan astımlı hastanın hiç şikâ­yeti olmaz mı?
 Uygun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlıların krize girmesi normal midir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Kriz, hastanın astımının kontrol altında olmadığını gös­terir. Eğer hasta tedavi almadığı için krize giriyorsa tedavi edilmelidir. Tedavi altında ise, uygulanmakta olan yöntem yetersiz kalmış olabilir; tedavisi gözden geçirilip yeniden düzenlenmelidir. Etkin bir şekilde tedavi edilen astımlı hastanın krize girmemesi gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong><a href="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/astimuw41.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1956" title="astimuw41" src="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/astimuw41-213x300.jpg" alt="" width="213" height="300" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Tedavi edilmekle olan astımlı hastanın hiç şikâ­yeti olmaz mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Uygun şekilde tedavi edilmekte olan astımlı hastanın da zaman zaman, bilhassa tetik faktörlerle karşılaştığında yakınmaları olabilir. Ancak, hastanın şikâyetinin olması ile kriz geçirmesi aynı şey değildir. Şikâyetler aynen de­vam ediyor, hasta ilk müdahaleden etkilenmiyor veya kı­sa süre sonra şikâyetler tekrarlanıyor, uzun sürüyor ve ya­şamı olumsuz yönde etkiliyorsa krizden bahsedilebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım krizine girmemek için ne yapmalıyım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>İlerleyen bölümlerde anlatılacak tetik faktörlerden uzak durmalısınız. Daha önceki krizlerinizi başlatan tetik faktörleri biliyorsanız (sigara dumanı, efor, deterjan bu­harı, vernik kokusu, aspirin alımı vb) kendinizi bunlardan korumalısınız. Verilen tedaviyi düzenli olarak kullanmalı, &#8220;Şikâyetim yok&#8221; diyerek kendi başınıza kesmemeli veya aksatmamalısınız. Grip, soğuk algınlığı gibi solunum yolu enfeksiyonlarından kendinizi korumalısınız. Her yıl eylül-kasım ayları arasında, bir doz grip aşısı yaptırmanız fay­dalı olacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Krize girdiğimde ne yapmalıyım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Her astımlı hasta kriz anında ne yapacağını hekimin­den öğrenmelidir. Kriz tedavisinde kullanılan acil rahatlatıcı salbutamol veya terbutalin içeren sprey veya toz for­mundaki ilaçlan, tüm astımlılar daima yanında bulundur­malı ve yakınmaları ortaya çıktığında bu ilaçlardan kullan­malıdırlar. Önerilen; ilk bir saat içinde 20 dk ara ile 2-4 puff bu ilaçlardan solunum yoluyla alınmasıdır. Eğer eli­nizde varsa, spacer (fanus) içerisinden veya daha iyisi nebülizör cihazıyla almak daha etkili olur. Bu ilaçlar alındık­tan hemen sonra, birkaç dakika içerisinde etkisini gösterir ve yakınmalarınız geriler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kriz başladığında hekime ne zaman başvurmalı­yım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Eğer çabuk etkili bronş genişletici ilaçlar olan salbuta­mol veya terbutalin içeren spreylerden yeterli dozda aldık­tan sonra, yakınmalarınız ortadan kalkar ve bir daha tek­rarlanmaz ise, 24-48 saat süreyle her 4-6 saatte bir, bu ilaçları düzenli olarak ikişer puff almaya devam etmelisi­niz. Bu arada doktorunuzu arayarak, almakta olduğunuz tedaviye rağmen bir kriz geçirdiğinizi anlatıp herhangi bir değişiklik yapmak gerekip gerekmediğini sormalısınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Şikâyetleriniz başladıktan sonra, adı geçen ilaçlan yu­karıda önerilen şekilde aldığınız halde düzelme olmaz ve­ya düzelmeyi takiben kısa süre sonra belirtiler yine tekrar­larsa, hekime veya hastaneye başvurmalısınız. Bu durum­da eğer elinizde varsa, hekime ulaşmadan evvel, doktoru­nuzun önceden verdiği kortizonlu tabletlerden, önerdiği dozda almanızda fayda var.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Krizin ağır olduğunu nasıl anlarız?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Şikâyetlerin çok şiddetli olması, uzun sürmesi, hastada morarma görülmesi, nabız sayısının dakikada 120&#8242;den faz­la olması, nabzın düzensizleşmesi, tansiyonun düşmesi (büyük tansiyonun 90, küçük tansiyonun 60 mmHg&#8217;dan düşük ölçülmesi); hastanın nefes darlığı nedeniyle konu­şurken cümleleri tamamlayamayıp kelimeler arasında soluk alıp vermek zorunda kalması, ancak oturur vaziyette nefes alıp yatar pozisyona geçtiğinde tıkanması gibi belirtiler, kri­zin ağır olduğunu gösterir. Bu durumda acil hekim desteği­ne gereksinim var demektir. Yine yakın zamanda ağır nö­bet geçirmiş olmak ve kortizonlu haplar almaktayken krize girmek de ağır kriz olarak değerlendirilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ağır kriz halinde ne yapılmalıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ağır astım krizi geçiren hasta bir taraftan yukarıda tarif edilen, acil-rahatlatıcı ilaçları önerilen dozda (hatta ağır krizde 4-8 puff dozlarda) alırken; diğer taraftan ağızdan alman kortizon haplarına hemen başlamalıdır. Aynı zamanda 112&#8242;den ambulans çağırarak en yakın acil servise başvurmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ağır atakla başvuran hastalar, acil serviste ilk ve acil müdahale yapılıp atak kontrol altına alındıktan sonra, durumlarına göre gerekirse hastaneye yatırılır. Buna gerek duyulmayan hastalar ise, halihazırda uygulanana kıyasla daha yoğun bir tedavi düzenlenerek evlerine gönderilebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>İster hastaneye yahnisin, isterse ayakta tedavi verilsin, atak geçiren astımlı hastaların hepsinin neden krize girdi­ği araştırılmalıdır. Eğer bir tetik faktör söz konusu ise ta­nımlanmalı ve hastanın bundan uzak durması sağlanma­lıdır. Hastanın almakta olduğu tedavi yetersiz ise, yeni ataklara meydan vermeyecek şekilde düzenlenmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Damardan aminocardol ampul yaptırmanın sa­kıncası var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Hastalar arasında sık görülen bu uygulama çok tehlikelidir. Bu ilaç damardan hızlı olarak verildiğinde, tan­siyon düşmesine, kalpte ritim bozukluğuna ve ani ölümle­re yol açabilir. Üstelik, astım krizinde ilk tercih edilmesi ge­reken ya da en etkin olan tedavi biçimi de değildir. Ancak hekim gözetiminde ve diğer öncelikli tedavilere cevap alı­namadığı durumlarda, serum içerisinde yavaş yavaş veri­lebilir. Bu nedenle, kriz anında hastanın kendisi tarafından kullanılması önerilmez.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım krizi tehlikeli midir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astım krizindeki bir hasta, nefes alıp vermekte zorluk çe­ker. Hava açlığına girer. Bu çok zor ve sıkıntı verici bir durumdur. Ayrıca bu durumdaki bir kişi, işini yapamaz, gün­lük aktivitelerini yerine getiremez. Uyuyamaz. îş ve okul günü kayıpları ortaya çıkar. Ağır krizler sırasında ise, eğer gereken müdahale zamanında yapılmazsa hasta kaybedilebilir. Ölümle sonlanabilen bu tür ağır ataklar, tedaviye yanıt vermeyen veya tedavi edilmeyen hastalarda görülür.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/astim-kriziyle-nasil-basa-cikabilirim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astıma Rağmen Aktif Kalmak</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/astima-ragmen-aktif-kalmak.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/astima-ragmen-aktif-kalmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 21:30:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ASTIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=1156</guid>
		<description><![CDATA[
Astım hastasıyım, spor yapabilir miyim?
 Evet. Astımlıların çoğu, egzersiz sırasında nefes darlığı, göğüste tıkanma gibi yakınmalar hissederler. Buna rağ­men, düzenli tedavi gören astımlılar sorun yaşamaksızın spor yapabilir. Dünya olimpiyatlarında yarışmış&#8217; ve derece almış çok sayıda astımlı vardır. Astım ilaçlarının birçoğu doping olarak kabul edilmez ve spor öncesi-efor öncesi alı­nabilir. Ancak doping kapsamına giren bazı astım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><a href="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/kosu.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1157" title="kosu" src="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/kosu-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım hastasıyım, spor yapabilir miyim?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Astımlıların çoğu, egzersiz sırasında nefes darlığı, göğüste tıkanma gibi yakınmalar hissederler. Buna rağ­men, düzenli tedavi gören astımlılar sorun yaşamaksızın spor yapabilir. Dünya olimpiyatlarında yarışmış&#8217; ve derece almış çok sayıda astımlı vardır. Astım ilaçlarının birçoğu doping olarak kabul edilmez ve spor öncesi-efor öncesi alı­nabilir. Ancak doping kapsamına giren bazı astım ilaçlan da vardır. Sporcu iseniz, bunları hekiminizden öğreniniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlı olmak, sizi hareketten, spordan, egzersizden uzak tutmamalıdır. Eğer etkin ve düzenli bir tedavi alıyor­sanız, spor yapabilirsiniz. Ancak soğuk ve kirli havalarda egzersiz yapmaktan kaçınmanız doğru olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ağır efor öncesinde astımlılara hangi ilaçları almalarını tavsiye edersiniz?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Efordan 10-15 dakika önce, salbutamol ve terbutalin gibi sprey/toz türü ilaçların usulüne uygun olarak alınma­sı, çoğu zaman ortaya bir sorun çıkmaması için yeterlidir. Hatta düzenli ve etkin tedavi alan hastalarda buna bile ge­rek kalmayabilir. Ağır egzersiz öncesinde ısınma hareket­lerinin yapılması, egzersiz sırasında burundan nefes alınıp verilmesi sorunları önleyebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlılar için özellikle tavsiye edilen bir spor türü var mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Yüzme sporunun, astımlılar tarafından çok daha iyi tolere edildiği bildirilmektedir. Bazı astımlılar, yüzme havuz­larının suyuna ilave edilen klordan etkilenebilirler. Bu ne­denle denizde yüzmek astımlılar için daha güvenlidir. An­cak, hastaların dalgıçlık yapmasına izin verilmemelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bisiklet, yürüme, jimnastik ve aerobik de astımlılar için önerilen sporlardır. Ancak astımlılar, diğer sporları da ga­yet iyi biçimde yapabilirler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlıyım, gebe kalabilir miyim?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlılar, düzenli tedavi ile normal yaşamlarını sürdü­rebilirler. Hiçbir anormallik yaşamadan evlenebilir, gebe kalabilir ve doğum yapabilirler. Astım hastalarının çocuk­larında da aynı hastalığın görülme ihtimali genel nüfusa göre biraz daha fazla ise de, bazı önlemler alınarak olası­lık azaltılabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Gebelik sırasında astım ilacı kullanabilir miyim?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Gebelik sırasında astımlıların yaklaşık 1/3 &#8216;ünün yakın­malarında azalma, 1/3&#8242;ünün yakınmalarında ise artma olurken, kalan 1/3&#8242;ünde bir değişiklik görülmez. Astım te­davisinde kullanılan ilaçların çoğuna gebelik süresince de devam edilebilir. Bunların anne ve doğacak bebek için za­rarlı bir etkileri yoktur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ancak bazı ilaçların istenmeyen etkileri görülebilir. Bu nedenle gebelik planlandığında, hekiminizle görüşerek te­davinizi yeniden düzenletebilirsiniz. Bu durumda hekimi­nizin verdiği ilaçları, &#8220;Hamileyim&#8221; diyerek almazlık etme­yin. Gebelik sırasında geçirilen ağır astım krizlerinin, anne karnındaki bebekte kalıcı sakatlık ve ölümlere neden ola­bileceğini unutmayın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><a href="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/astim.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1158" title="astim" src="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/astim-286x300.jpg" alt="" width="286" height="300" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı çocuklar için okul ortamı riskli midir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Okulda çok sayıda çocuk bir arada bulunmakta ve ko­şuşturmaktadır. Bu nedenle toz yoğunluğu fazladır. Tebe­şir kullanılan sınıflarda tahtaya yazı yazılması ve temiz­lenmesi sırasında yoğun tebeşir tozu oluşmaktadır. Tebeşir yerine kullanılan keskin kokulu özel kalemler ya da resim dersinde kullanılan çeşitli boya ve incelticiler ile temizlik deterjanları da astımlı çocuklarda sorunlara yol açabilir. Gribal enfeksiyonlar, okul ortamında çocuklar arasında çok kolay yayılmaktadır. Çocuklar, okul tuvaletlerinde si­gara dumanıyla da karşılaşabilirler. Okul kantinlerinde, alerjik katkı maddeleri içeren gıdalar satılabilir. Özellikle eski binalarda eğitim yapılan okullarda fare, hamamböce­ği gibi haşereler bulunabilir. Bütün bu faktörler, astımlılar için risk taşımaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı çocuklar beden eğilimi derslerinden muaf tutulmalı mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Günümüzdeki etkin tedavi yaklaşımları sayesinde, artık buna gerek yoktur. İyi bir tedaviyle çocuğunuz spor da ya­pabilir, beden eğitimi derslerine de girebilir. Tedaviye rağ­men eforla ortaya çıkan yakınmalar hissediyorsa, efor ön­cesinde acil etkili rahatlatıcı sprey/toz türü ilaçlar kullan­mak suretiyle sorun çözülebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlılar aşırı soğuk veya sıcak havalarda ve tok kar­nına spor yapmamalıdır. Efor şiddeti kademeli olarak arttı­rılıp kademeli olarak azaltılmalıdır. Yani aniden ağır spora başlanmamalı ve aniden bırakılmamalıdır. Ancak kriz du­rumlarında, geçici bir süre, ağır eforlardan uzak kalmak gerekli olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım uyku bozukluğu yapar mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Gecenin geç saatlerinde -sabaha yakın zamanlar­da- kişiyi uykudan uyandıracak şekilde nefes darlığı ve öksürük nöbetlerinin görülme ihtimali yüksektir. Ağır astımlılar ise gece boyu, başlarını rahatça yastığa koyup ya­lamazlar. Koltukta, sandalyeye dayanmış oturur halde sa­bahlarlar. Bu durum, kişinin uyku kalitesini çok bozar. Ge­ce boyu dinlenemeyen kişinin, gündüz iş performansı ve sosyal uyumu bundan etkilenir. Çocuksa okul başarısı dü­şebilir. Derste uyuklamalar olabilir. Ayrıca, astımlılarda uykuda solunum durması sendromu denen uyku bozuklu­ğuna normal kişilerden daha sık rastlanmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Yeterli ve kaliteli uyuyamamaktan yakman astımlı has­talara uyku ilacı verilmemelidir. Etkin ve düzenli bir astım tedavisiyle uyku kalitesi normale döndürülebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlıyım, başka bir hastalıktan dolayı ameliyat olmam gerekiyor. Ne yapmalıyım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ameliyat olabilirsiniz. Tedaviyle kontrol altında olan ve stabil (kararlı) seyreden bir astımınız varsa, astımı olmayan kişilerin ameliyatlarına benzer düzeyde risk altındasınızdır. Astıma bağlı bir risk artışı söz konusu değildir. An­cak iyi tedavi edilmeyen ve kontrol altında olmayan as­tımlılarda, ameliyat sırasında ve sonrasında birtakım sorunlar görülebilir. Astımlı bir hastanın ameliyat olması ge­rekiyorsa ve bu aciliyeti olan bir operasyon değilse, ameli­yat öncesinde kişinin astımının bir uzman tarafından de­ğerlendirilmesi gerekir. Bazen ameliyat öncesinde ve sıra­sında, astımlılar için farklı yaklaşımlar tercih edilebilir. Bu nedenle, sizi ameliyat edecek olan cerraha astımınızın ol­duğunu mutlaka söylemelisiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlılar hangi mesleklerde çalışmamalıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>İlk bölümde, astımın bazı iş kollarında çalışan kişilerde daha sık görüldüğüne ve astımın kimi zaman meslekle iliş­kili olduğuna değinmiştik. Eğer bir kişide meslek astımı sap-tanmışsa, doğru yaklaşım, hastanın söz konusu işi bırakıp başka bir işte çalışmasıdır. Ama bu her zaman mümkün ol­mayabilir. Bu durumda, işyerinde astımdan sorumlu etken­le karşılaşmayı azaltacak önlemler alınmalıdır (havalandır­ma, filtrasyon, negatif aspirasyon, maske kullanımı gibi&#8230;). Hastanın etkin ve düzenli bir tedavi alması şarttır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlı bir hastada, mesleğiyle ilgili bir sorun olup olma­dığını açığa çıkaracak ölçüm ve takipler yapılmalıdır. Oto veya duvar boyacılığı, ressamlık, kuaförlük, fırıncılık gibi mesleklerde çalışma ortamında hava yoluyla taşman alerjenlerin; toz, duman veya buhar halinde organik veya inor­ganik maddelerin bulunması, astım açısından risk oluştu­rur. Bu tür meslekler astımlılar için pek uygun değildir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Araba kullanmak astıma zarar verir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Araba kullanmanın astıma direkt bir zararı yoktur. Ancak, arabanın içine egzoz veya oto gaz kaçağı olursa, araba kokusu ve spreyleri kullanılırsa ve arabanın içi kir­li, tozlu ise astımlılara zarar verebilir. Bazı araba paspasları koku yapmakta ve toz tutmaktadır. Bu da atakları tetikleyebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlıların uçakla seyahat etmeleri sakıncalı mı­dır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hayır. Etkin ve düzenli tedavi gören veya tedavisiz ola­rak kontrol altında olan astımlıların, uçakla seyahat etme­lerinde bir sakınca yoktur. Ancak, kriz halinde olan veya sık sık ağır kriz geçiren &#8216;kararsız (unstabil) astımlıların&#8217; uçak yolculuğu sırasında krize girerek, oksijensiz kalmala­rı mümkündür. Çünkü uçakta kabin içi basınç düşük oldu­ğundan oksijen yoğunluğu daha azdır. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/astima-ragmen-aktif-kalmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astım Olmamak, Krize Girmemek İçin Ne Yapmalıyım?</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/astim-olmamak-krize-girmemek-icin-ne-yapmaliyim.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/astim-olmamak-krize-girmemek-icin-ne-yapmaliyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2008 22:13:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ASTIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=917</guid>
		<description><![CDATA[
Astımdan nasıl korunabilirim?
 Genetik yatkınlık, elverişli çevresel faktörlerle bir araya geldiğinde kişide astım gelişmektedir. Kişinin genetik özel­liklerin değiştirilmesi mümkün olmasa da, çevresel faktör­leri kontrol etmek imkân dahilindedir.
 Astımdan korunmada şu üç aşama önemlidir: Doğacak bebeğin astım olma riskini azaltacak önlemler, doğumu ta­kiben çocukta astım gelişmemesi için alınması gereken ön­lemler ve astımlı bir hastada şikâyetlerin ortaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><a href="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/astim-hastalarina-mujde.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1549" title="astim" src="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/astim-hastalarina-mujde.jpg" alt="" width="200" height="140" /></a><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımdan nasıl korunabilirim?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Genetik yatkınlık, elverişli çevresel faktörlerle bir araya geldiğinde kişide astım gelişmektedir. Kişinin genetik özel­liklerin değiştirilmesi mümkün olmasa da, çevresel faktör­leri kontrol etmek imkân dahilindedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımdan korunmada şu üç aşama önemlidir: Doğacak bebeğin astım olma riskini azaltacak önlemler, doğumu ta­kiben çocukta astım gelişmemesi için alınması gereken ön­lemler ve astımlı bir hastada şikâyetlerin ortaya çıkmasını ve krizi engelleyecek önlemler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Anne ve/veya baba astımlı ise doğacak çocuğu astımdan korumak için ne yapılmalıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>İlk ve en önemli tedbir, annenin -kullanıyorsa- gebeli­ğe karar verdikten sonra sigarayı bırakması ve doğumu takiben evin içinde sigara içilmemesidir. Anne adaylarının, gebelikten önceki dönemlerde doğum kontrol ilacı (östrojen içeren tedaviler) kullanmasının astım riskini art­tırdığına dair görüşler vardır. Genç yaştaki (20 yaşın al­tında) annelerin çocuklarında, astımın daha fazla görül­düğü söylenmektedir. Gebelikte yaşanan sorunların, bes­lenme bozukluğunun ve doğum ağırlığının düşük olmasının, bebekte astım görülme sıklığını arttırdığı bilin­mektedir. Normal doğumla dünyaya gelen çocuklara gö­re, sezaryenle doğan çocuklarda daha çok astım görülür. Bu bilgiler göz önüne alınarak, gebeliğin başından itiba­ren sorunsuz bir şekilde geçirilmesi ve uygun zamanda ve. normal yolla sonlandırılması için gereken önlemler alın­malı ve gebe yakın takip altında tutulmalıdır. Tıbbi bir ge­reklilik yoksa, sezaryen tercih edilmemelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bebeklik döneminde, özellikle iki yaşın altındaki ço­cuklarda grip, soğuk algınlığı gibi viral solunum yolu en­feksiyonlarına karşı dikkatli olunmalıdır. Çocuklar bu tür hastalıkların salgın olarak görüldüğü zamanlarda kalaba­lıklardan uzak tutulmalı; yaşadıkları ortam sağlığa uygun ve hijyenik hale getirilmelidir. Doğumu takiben en az 6 ay süreyle bebeğin anne sütüyle beslenmesi çok önemlidir. Anne sütü yerine biberonla beslenen bebeklerin ileride as­tıma ve alerjik hastalıklara yakalanma riski daha fazladır. Bazı çalışmalarda, farklı gıdalara geçişe mutlaka çok kü­çük dozlarda başlanıp, miktarın yavaş yavaş arttırılması alerjik hastalıklardan korunmada yararlı bulunmuştur. Şişman (obez) kişilerde astıma daha sık rastlanmaktadır. Bu nedenle, çocukların aşırı kilolu olmaması için gereken önlemler alınmalıdır. Evde duvardan duvara halı döşeme­lerinden kaçınılmalıdır. Isınma, pişirme, aydınlatma ama­cıyla kullanılan yakıtlardan çıkan gaz ve partiküllerin evin içindeki havayı kirletmemesi için tedbir alınmalıdır. Evde rutubet, küf mantarları, haşarat ve fare gibi alerjenlerle mücadele edilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Anne sütü, astımdan ve diğer alerjik hastalıklardan korur.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bütün bunlara ek olarak vurgulamak gerekir ki, aşırı hijyenik koşullarda ve yüksek teknoloji donanımlı akıllı binalarda büyüyen çocuklarda; köyde, çiftliklerde doğal koşullar içerisinde yetişen çocuklara oranla astıma yaka­lanma riski daha fazladır. Bununla uyumlu bir diğer bilgi de, kızamık, kızamıkçık, suçiçeği, kabakulak gibi çocuk­luk çağı hastalıklarını geçiren kişilerde astımın daha az görüldüğüdür.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı bir kişinin şikâyetlerinin başlamasını ve krize girmesini önlemek için neler yapılmalıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hasta, tetik faktörlerden kaçınmalıdır. Ancak tetik fak­törler hastadan hastaya değişebilir. Örneğin hasta için te­tik faktör, herhangi bir ilaç veya gıda ise, bu kullanılma­malıdır. İşyerinde karşılaşılan bir madde ise, iş değişikliği yapmak veya işyerindeki madde yoğunluğunu azaltacak önlemler (havalandırma, vakumlu aspirasyon, maske kul­lanılması) almak yoluna başvurulmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Polen astımında, kırlara ve ağaçlık alanlara girmekten kaçınılmalıdır. Özellikle duyarlı olunan bahar mevsiminde, polen yükünün arttığı rüzgârlı havalarda mümkün olduğun­ca dışarı çıkılmamalı; çıkarken maske ve gözlük kullanılmalıdır. Dışarıdan eve girildiğinde, elbiseler çıkarılıp duş alın­malıdır. Evin-ofısin pencere ve kapılan kapalı tutulmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Çoğu astımlı ev tozu akarlarına karşı duyarlıdır. Bu du­rumda, ev tozundaki akarları azaltacak önlemler alınmalıdır. Ev/ofis. ortamı sık sık havalandırılmak ve rutubet ön­lenmelidir. Ortamda kullanılmayan eşya bulundurulmamalıdır. Haftada en az bir kere, dip bucak temizlik yapılıp tozlar alınmalıdır. Temizlik esnasında toz kaldırılmamasına dikkat edilmeli, çırpma ve silkeleme işlemleri yapılma­malıdır. Temizlik, ıslak bezle silme şeklinde ve/veya toz kaçırmayan emiş gücü yüksek, vakumlu cihazlarla süpür­me suretiyle gerçekleştirilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evde halı yerine, ahşap veya vinleks türü suni döşeme­lerin kullanılması yerinde olur. Ayrıca alerjen barındırma­yan çarşaf ve kılıfların kullanılması ya da bunların hafta­da bir kez en az 60°C ısıda yıkanması önerilen tedbirler arasındadır. Hasta çocuksa yünlü, tüylü oyuncakların eve sokulmaması, yün battaniye ve yorgan yerine, sentetik dokuma ve kumaşların kullanılması doğru olur. Akarları öldürdüğü söylenen deterjan veya kimyasalların güvenilir­liği konusunda yeterli kanıt yoktur. Bunların kendileri de astımlılara zarar verebilir. Ev içi havayı akarlardan temiz­lediği iddia edilen cihazlar veya nemlendiriciler konusunda da durum benzerdir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evin rutubetli, karanlık, sıcak ve pek sık kullanılmayan köşelerinde küflenme şeklinde çoğalan mantarlar, astıma neden olabilen alerjenler arasındadır. Su sızıntıları ve rutu­bet önlenmeli; evin içinde çamaşır kurutulmamalıdır. Evin içinde saksı bitkileri, akvaryum ve kuş kafesi olmamalıdır. Küflü yüzeyler çamaşır suyuyla silinmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Tüylü ve kürklü hayvanların kılları, dışkıları, idrar ve salyaları alerjenik etkiye sahiptir. Bu bakımdan evde kedi, köpek, kuş gibi hayvanlar barındırılmamalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evde yaşayan hamamböceği, kalorifer böceği gibi ha­şerelerle mücadele edilmelidir. Çünkü bunların da dışkı, salgı ve döküntüleri alerjendir. Haşerelerden korunmak için ev ve ofisler izole edilmeli; çöp ve gıdalar açıkta bıra­kılmamalı, gerekiyorsa kimyasal mücadele yapılmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ayrıca astımı tetiklememek için evde ve işyerinde siga­ra içilmemesi, ocak, soba gibi duman yayan yerlerde aspi­ratör ve baca sistemlerinin fonksiyonel tutulması yoluyla ev içi havanın kirletilmemesi gerekmektedir. Bacasız soba­lar, gaz ocağı ve gazlı ısıtıcılar kullanılmamalıdır. Tüp ve doğal gaz kaçakları önlenmelidir, Parfüm, oda spreyi, bö­cek ve sinek kovucu ilaçlar, buharlaşıp koku yayan deter­jan ve temizlik malzemeleri dikkatsizce tüketilmemelidir. Ülkemizde birçok ev hanımı, çamaşır suyu ile tuz ruhu karışımını inatçı kirleri temizlemek için kullanmaktadır. Bu karışım sırasında ortama yayılan duman, astım nöbetlerini tetikleyebilir. Ayrıca boya ve vernik gibi keskin kokulu maddelerden de kaçınmak gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Kimyasal katkı içeren hazır gıdalardan, şekerleme ve çikolatadan uzak durulmalı; balık içeren diyetler ve evde hazırlanmış doğal gıdalar tercih edilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Sisli ve yağışlı havalar ile aşırı soğuk ve kuru havalar astım ataklarını tetikleyebilir. Özellikle kış mevsiminde, kentlerde baca dumanı ve egzoz gazından kaynaklanan yoğun hava kirliliği olduğunda astımlı hastalarda atak sık­lığı artmaktadır. Bu kişilerin, söz konusu koşullarda müm­kün olduğunca dışarıya çıkmaması uygun olur. Ayrıca ev ve ofislerin kapı ve pencereleri de kapalı tutulmalıdır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Grip, soğuk algınlığı ve sinüzit gibi solunum yolu enfeksiyonları da astım krizine yol açabilir. Bu nedenle, astımlı­ların her yıl eylül-ekim aylarında grip aşısı yaptırmaları, salgın dönemlerinde kalabalığa karışmamaları, hastalığa yakalandığı bilinen kişilerle temas etmemeleri yararlı olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımı olan kişide aynı zamanda reflü, sinüzit, alerjik nezle gibi başka bir hastalık da varsa, bu hastalıkların uygun bir şekilde tedavi edilmesi gerekmektedir. Çünkü, bu tür rahatsızlıklar astım için tetikleyici faktör olabilir. Bu rahatsızlıkların tedavisi, astımın kontrol altına alınabilmesi bakımından gereklidir!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><a href="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/2979854762_c873e9a8af.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1550" title="2979854762_c873e9a8af" src="http://www.evimizindoktoru.com/wp-content/uploads/2008/12/2979854762_c873e9a8af-300x174.jpg" alt="" width="300" height="174" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı bir hastanın bütün bunlara dikkat edebil­mesi mümkün mü? Bu tavsiyeler hastanın yaşamını çok fazla kısıtlamıyor mu?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bir önceki sorunun yanıtında sözü edilen korunma amaçlı önerilere bakıldığında, bütün bunları uygulamanın çok zor olacağı ve kişinin yaşamını sınırlayacağı açıktır. Ancak her astımlının burada sözü edilen önerilere uyması gerekmez. Bunlar genel bilgilerdir. Kişinin duyarlı olduğu alerjenler saptamışsa, sadece bunlardan kaçınmak yeterli olur. Eğer ev tozu akarlarına karşı bir duyarlılık yoksa bu yönde tedbir almak gerekmez. Ya da kedi alerjisi olmayan bir çocuğu kedisinden ayırmak gerekmez. Bundan dolayı, alerjik deri testi yapılarak, kişinin nelere karşı alerjik oldu­ğu saptanmalı ve alman sonuçlara göre kaçınılması gere­ken alerjenler belirlenmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlı hastalara özel süpürgeleri ve temizlik ro­botlarını tavsiye eder misiniz?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bazı ticari şirketler astımlılara yönelik satış stratejileri kapsamında, ürettikleri temizlik cihazlarının ev tozu akarlarını azalttığını iddia etmektedirler. Bunun gerçek olup ol­madığını söylemek için, kendi ürettikleri cihazların diğerle­rine nispetle hasta için belirgin bir fark yarattığını göstere­cek deney sonuçları olması gerekir. Oysa elimizde bunu gösteren bir veri yoktur. Dolayısıyla bu iddiaları doğrula­mak veya yalanlamak bilimsel olarak mümkün değildir. Bizim önerebileceğimiz, emiş gücü yüksek, tozu kapalı bir rezervuara toplayan ve toz kaçağı olmayan cihazların kullanılmasıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Akar öldürücü deterjan veya ilaçların faydası var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Bunlar hakkında da etkili ve yararlı olduklarını gösteren güvenilir kanıtlar yoktur. Bu tür kimyasalların, astımlılarda tetik faktör olma ihtimali de göz önünde tutulmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Alerji hastalan için akar barındırmayan çarşaf ve yatak kılıflarını tavsiye eder misiniz?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ev tozu akarına karşı duyarlılığı kesin olarak saptan­mış, günlük yaşamında ev tozuyla teması halinde şikâyet­leri ortaya çıkan ve tedaviye rağmen hastalığı tam olarak kontrol altına alınamayan astımlılara, bu tür çarşaf ve kı­lıflar önerilmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Peki, ev içi havayı temizleyen cihazlar, havalan­dırma sistemleri ve nem tutucular kullanılmalı mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Ev, ofis, alışveriş merkezi gibi kapalı alanlarda geçirilen .zamanın artması, bu ortamların havasında bulunan alerjen veya irritanlarla karşılaşma olasılığını yükseltmektedir. Bu ortamların sağlıklı havalandırma sistemlerine sahip ol­ması ve klima gibi araçların temizliğinin düzenli olarak ya­pılması gerekmektedir. Bugünkü koşullarda oda havasındaki alerjenleri, toz ve kimyasalları temizleyen, nem mik­tarını dengeleyen cihazlar kullanılabilir. Ancak bu cihazla­rın temizliğinin de usulüne uygun şekilde yapılması gere­kir. Aksi halde, söz konusu cihazın kendisi kirletici hale gelmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aspirin kullanmakta sakınca var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Astımlıların bir kısmında aspirine ve birçok roma­tizma ilacı ile ağrı kesiciye karşı duyarlılık vardır. Bu ilaç­ların alınmasını takiben şiddetli krizler başlayabilir. Ağn kesici almanız gerektiğinde astımda kullanılabilir olanları­nı tercih etmelisiniz. Hangi ilaçların size uygun olduğunu hekiminizden öğrenmelisiniz. Genellikle, astımlılarda parasetamol içeren ağrı kesicilerin kullanımı güvenlidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ağrı kesiciler dışında da kullanılmaması gereken ilaçlar var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Evet. Astımlı hastaların, ağrı kesiciler ve romatizma ilaçları yanında; migren, hipertansiyon ve kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçları almaları da riskli olabilir. Göz tansiyonu olan hastalara verilen damlalar, anestezi (narkoz) ilaçları, röntgen çekimi sırasında kulla­nılan kontrast maddeler de astımlılarda krize neden olabi­lir. Eğer astımlı bir hastanın herhangi bir nedenle ilaç kul­lanması gerekiyorsa, bunu hekimine danışarak almasında yarar vardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Grip aşısının astımdan korunmada yeri var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Astımlılar grip olduklarında bunu çok ağır geçirirler. Üs­telik astımları da kötüleşir, yakınmaları artar ve kriz baş­layabilir. Bu nedenle gripten korunmaları gerekir. Genel önlemlerin (salgın dönemlerinde toplumdan uzak kalma, vücut direncini yüksek tutacak tedbirler alma gibi&#8230;) yanı sıra, her yıl sonbahar aylarında bir doz grip aşısı yaptırma­ları uygun olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Reflüsü olan astım hastalarının nelere dikkat et­mesi gerekir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması demek olan reflü (gastroösefajiyal reflü) hastalığı, mide girişinde­ki kapakçık sisteminin fonksiyonel bozukluğudur. Yaşam tarzına bağlı olarak sık rastlanan bir hastalıktır. Tedavinin yanı sıra, dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: Has­ta uyumasa bile tok karnına yatmamalı, yemeğin üzerin­den en az 2-3 saat geçtikten ve midesi boşaldıktan sonra yatmalıdır. Karnı tok iken dik durmalıdır. Eğilerek, vücudu ikiye katlayarak yapılan işlerden (ayakkabı bağlamak, yerden bir şey almak gibi&#8230;) kaçınmalıdır. Beline sıkı ke­mer takmamak, dar pantolon giymemelidir. Hastanın yat­tığı yatağın başucu, ayakucuna göre en az 20 cm kadar yüksek olmalı ve yatış sırasında baş, yüksek vaziyette tu­tulmalıdır. Ancak bu pozisyon, yüksek yastık kullanmak­la elde edilemez. Döşeğin altına, kademeli olarak başucu-nu yükselten bir destek yerleştirilmelidir. Mideden yemek borusuna kaçağı artıran alkol, sigara, çikolata, çay, kahve, gazlı içecekler, ağır yemekler ve bu yönde etkisi olan bazı ilaçlardan kaçınılmalıdır. Baharatlı, yağlı, kızartmak ye­meklerden uzak durulmalı, tıka basa yenmemek ve akşam yemeği erken saate alınmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlıların beslenmesi nasıl olmalıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Hastada belirli gıdalara karşı alerji söz konusu ise, aler­jik deri testleriyle duyarlılık taşman gıdaları tespit edip bunlardan uzak durmak gerekir. Bunun dışında, astımlıla­rın beslenme konusunda dikkat etmesi gereken genel hu­suslar şunlardır:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Olabildiğince doğal, katkısız, evde ve taze olarak hazır­lanmış ürünler tercih edilmelidir. Fabrikasyon, boya, aroma, koruyucu madde gibi katkılar içeren ürünlerden uzak kalınmaktır. Astımlı çocukların çiklet, çikolata, şekerleme, bisküvi, kraker, gazlı içecekler gibi öncelikle çocuklara hi­tap eden ürünlerden korunması uygun olur. Bunların yeri­ne meyve, evde yapılmış kek ve kurabiyeler, kuru yemiş ve kurutulmuş meyveler tercih edilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aşırı tuz içeren diyetler de astımlılara önerilmez. Balığın bolca tüketilmesi ve bebeklerin anne sütüyle beslenmesi astımdan, korunmada etkilidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlılar nasıl bir evde yaşamalıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Egzoz ve baca dumanının yoğun olduğu mahallelerden uzak kalınmak; iyi havalanan, hava kirliliğinin olmadığı semtlerde, güneş gören evler tercih edilmelidir. Rutubet ve soğuktan kaçınmak gerektiğini unutmayıp bodrum ve çatı katları tercih edilmemelidir. Ev, çatıdan, dış cepheden ve­ya su tesisatından rutubet almamalıdır. Astımlı bir kişi için soba yerine kaloriferle ısıtma daha uygundur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astımlılar evde kedi, köpek gibi hayvanları besle­yemez mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Kedi, köpek alerjenlerine duyarlılığı olan astımlılar, ev­de hayvan beslememelidir. Bu hayvanların tüyleri, dışkı, idrar ve salyaları kuruyup havaya karışır. Astımlılar bu alerjenleri soluduklarında, yakınmalar ve ataklar başlaya­bilir. En iyisi, bu tür evcil hayvanların evin içinde bulundurulmamasıdır. Eğer hasta asla vazgeçmiyorsa, hayvan haftada bir yıkanmalı, tüyleri sık sık taranmak, ama bu iş­lemler astımlı hasta tarafından yapılmamalıdır. Hayvanın girip çıktığı odalarda mümkünse halı, kilim, battaniye türü tüylü eşyalar bulundurulmamalıdır. Hayvan yatak odası­na alınmamalıdır. Ev sık sık emiş gücü yüksek ve toz ka­çırmayan elektrikli süpürgelerle süpürülmeli ve ıslak bezle evdeki toz alınmalıdır. Ancak, bu tedbirlerin riski yeterin­ce azaltmadığım ve asıl olanın evde hayvan bulundurma­mak olduğunu belirtmekte yarar var.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Cep telefonu kullanmak astıma zarar verir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span> </span><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu konuda kesin bir bilgi yoktur. Cep telefonu, bilgisa­yar, televizyon gibi cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaların, sağlığa verebileceği zararlar konusunda çeşitli uyarılar dile getirilmektedir. Cep telefonunu sadece ihtiyaç halinde ve olabildiğince kısa süreli kullanmak, taşırken vücuda temas ettirmemek, konuşurken kulağa uzak tut­mak, yatarken gerekli değilse yatak odası dışında bırak­mak gibi önlemlerin alınması uygun olur. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/astim-olmamak-krize-girmemek-icin-ne-yapmaliyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astım&#8217;da Daha Etkin, Daha Az Riskli Tedavi Nelerdir?</title>
		<link>http://www.evimizindoktoru.com/astimda-daha-etkin-daha-az-riskli-tedavi-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.evimizindoktoru.com/astimda-daha-etkin-daha-az-riskli-tedavi-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2008 22:11:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ASTIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evimizindoktoru.com/?p=912</guid>
		<description><![CDATA[
 

Hap veya iğne şeklinde üretilmiş ilaçlar dururken solunum yoluyla ilaç almaya ne gerek var?
 İlaçlar, vücutta hastalığın yerleştiği doku ve organlara ulaştıktan sonra, reseptör adı verilen kendilerine özel bağ­lanma yerlerine tutunarak etkilerini gösterir. İlaçların etkili olacakları doku veya organlara ulaştırılması iki yolla olur:
 İlk yol, sistemik uygulama dediğimiz ağızdan tablet, draje, kapsül, şurup, süspansiyon, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if !mso]><br />
<mce:style><!  v\:* {behavior:url(#default#VML);} o\:* {behavior:url(#default#VML);} w\:* {behavior:url(#default#VML);} .shape {behavior:url(#default#VML);} --></p>
<p><!--[endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--> <!--[if gte mso 10]><br />
<mce:style><!   /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} --></p>
<p><!--[endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <o:shapedefaults v:ext="edit" spidmax="1027" /> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <o:shapelayout v:ext="edit"> <o:idmap v:ext="edit" data="1" /> </o:shapelayout></xml><![endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hap veya iğne şeklinde üretilmiş ilaçlar dururken solunum yoluyla ilaç almaya ne gerek var?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>İlaçlar, vücutta hastalığın yerleştiği doku ve organlara ulaştıktan sonra, reseptör adı verilen kendilerine özel bağ­lanma yerlerine tutunarak etkilerini gösterir. İlaçların etkili olacakları doku veya organlara ulaştırılması iki yolla olur:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>İlk yol, sistemik uygulama dediğimiz ağızdan tablet, draje, kapsül, şurup, süspansiyon, damla, kas veya damar içine ya da cilt altına enjeksiyon şeklinde verilmek üzere hazırlanmış ilaçları kullanmaya dayalıdır. Bu uygulamala­rın hepsinde, vücuda alman ilaç sonuçta kan dolaşımına karışır. Kan yoluyla bütün vücuda dağılırken, aynı zaman­da hastalığın olduğu doku ve organa da ulaşmış olur. Has­talığın bulunduğu doku ve organda gösterdiği etki, ilacın tedavi edici etkisidir. Ancak sistemik yolla verilen ilaç, kan dolaşımı vasıtasıyla sadece hastalıklı alanlara değil, diğer sağlam doku ve organlara da dağıldığından, vücudun sağ­lam alanlarında da reseptörlere bağlanarak bazı etkiler gösterir. Bunlar yan etki veya ters etki olarak da adlandırılan istenmeyen etkilerdir. İyi bir tedavi için ilacın etkinli­ğinin yüksek, yan etkilerinin ise düşük, hatta hiç olmama­sı beklenir. Astım tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, ağız­dan alındıklarında bir taraftan hava yollarını genişleterek nefes açıcı etki (tedavi edici etki) gösterirken, diğer taraf­tan kalpte çarpıntı, ritim bozukluğu veya kaslarda titreme, seğirme gibi istenmeyen etkilere (yan etki) yol açabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>İlaçların vücutta hastalıklı alanlara ulaştırılmasında kullanılan ikinci yol, topikal uygulama denilen yöntemdir. Bu yöntemde ilaç sadece hastalıklı doku ya da organa tat­bik edilir. İlaç kana karışmadığından, vücudun sağlam alanlarına dağılmaz ve dolayısıyla tedavi edici etki elde edilirken, istenmeyen etkiler engellenmiş olur. Derideki bir hastalığın üzerine toz, merhem, damla gibi formüllerle ilaç tatbik edilmesi topkikal uygulamaya bir örnektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"><span> </span>Topikal uygulamada da bir miktar ilaç uygulama ye­rinden emilerek kana karışabilir. Ancak çoğu zaman emi­len miktar, istenmeyen etkiler oluşturacak düzeyde değil­dir ve fark edilir bir yan etki gözlenmez. İşte solunum yo­luyla ilaç almak da bir çeşit topikal uygulamadır. Böyle­ce astım, kronik bronşit, kistik fıbrozis ve alerjik nezle gi­bi solunum yolu hastalıklarında, ilacın, nefes alma sıra­sında içe çekilen havayla birlikte doğrudan hastalığın yerleştiği alana taşınması mümkün olur. İlaçların bu şe­kilde tatbik edilmesine solunum yoluyla tedavi (inhalasyon tedavisi) diyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunum yoluyla alınan ilaç kullanmanın avan­tajları nelerdir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">1.Yukarıda da anlattığımız gibi, ilaç solunum yoluyla ve­rildiğinde, sadece hastalığın yerleştiği hava yollarında etkisini göstereceği için istenmeyen yan etkiler görül­mez. Yani bu yöntem, ağızdan veya enjeksiyon şeklin­de Üaç almaya göre çok daha güvenlidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">2. Sistemik olarak verilen ilaç, kan dolaşımı yoluyla etkisi­ni gösterir. Dolaşımdaki 5-6 litre kanla sulanan ilacın hastalıklı dokuda etkili olması için, gereken dozdan çok daha fazlasının (bazen onlarca kat) alınması gereklidir. Oysa, solunum yoluyla alman ilaç, yoğunluğu çok azal­madan hastalıklı alana ulaşmaktadır. Dolayısıyla, aynı ilacın ağızdan alınan dozuna eşdeğer bir etki için, nefes yoluyla o ilacın onda hatta yirmide birlik miktarını al­mak yeterli olur. <span> </span>Dolayısıyla solunum yoluyla uygula­nan tedavide, kullanılan ilaç dozu çok daha azdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">3. Ağızdan alman ilacın, hastalığın olduğu alana, örneğin bronşlarımıza ulaşması için önce sindirim sisteminden geçmesi, emilmesi, kan dolaşımına karışması ve daha sonra kandan bronşlarımızdaki hücrelere taşınması gere­kir. Bu işlemlerin tamamlanıp, ilacın tam etkisinin görüle­bilmesi için en az birkaç saat geçmelidir. Oysa solunum yoluyla uygulanan bir ilaç, nefesle içe çekilir çekilmez, hemen hastalıklı dokuya ulaşır ve birkaç dakika içinde et­kisini gösterir. Hasta hemen bir rahatlama (nefesin açıl­ması) hisseder. Kısacası, solunum yoluyla verilen ilaçlar, ağızdan alınanlara göre çok daha çabuk etki gösterir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İşte tüm bu avantajları nedeniyle, solunum yolu hasta­lıklarında nefes yoluyla alman ilaçların kullanılması çok tercih edilen bir tedavi biçimidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><!--[if gte vml 1]><v:line id="_x0000_s1026"  style='position:absolute;left:0;text-align:left;z-index:1;  mso-position-horizontal-relative:margin' from="305.75pt,301.2pt" to="305.75pt,367.7pt"  o:allowincell="f" strokeweight=".25pt"> <w:wrap anchorx="margin" /> </v:line><![endif]--><!--[if !vml]--><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Peki solunum yoluyla ilaç verilmesinin mahzurla­rı yok mudur?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İlaçlar sağlıklı bir kişinin yaşamında gerekli olan doğal ihtiyaç maddelerinden değildir. Her ilacın tedavi edici etki­si yanında, az da olsa istenmeyen etkisi olabilir. Yani, so­lunum yoluyla alınan ilaçlar da aşırı dozda, uygunsuz şe­kilde ve gereksiz yere kullanıldığında bazı yan etkilere ne­den olabilir. Fakat tedavi edici miktar ile zarar verici mik­tar arasındaki fark göz önüne alınarak, uygun dozda kul­lanılan ilaç bir soruna yol açmaz. Ağız yoluyla veya enjek­siyon şeklinde alınan ilaçların yan etkilerinin, aynı ilacın nefes yoluyla alınmasına göre daha fazla olduğunu yuka­rıda söylemiştik.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunum yoluyla ilaç almakta zorlanan hastalar vardır. Ancak aşağıda anlatılacak alternatif yollarla, hemen her hastada böyle bir tedaviyi uygulamak mümkün hale gel­miştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hap veya enjeksiyon şeklindeki ilaçlarla tedavim mümkün değil mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunum yolu hastalıklarında kullanılan bazı ilaçların hap veya enjeksiyon şekilleri yoktur. Eğer bu ilaçlan kul­lanmanız gerekiyorsa, başka bir alternatifiniz olmadığın­dan, mutlaka nefes yoluyla alman tedavi biçimine uyum sağlamalısınız. Diğer bazı ilaçların ise hem nefes yoluyla, hem de ağızdan veya enjeksiyon şeklinde alman biçimleri vardır. Ancak astım, KOAH gibi süreğen bir hastalığınız varsa, muhtemelen bu ilaçları çok uzun süreler (aylar, yıl­lar) boyunca kullanmanız gerekecektir. Yan etkilerin orta­ya çıkmaması için, nefes yoluyla alınan ilaçlara alışmanız sağlığınız açısından çok daha iyidir. Hele yaşlıysanız; kalp, yüksek tansiyon, karaciğer veya böbrek hastası ise­niz; büyüme çağındaysanız; başka ilaçlar da kullanmak-taysanız ya da hastalığınızın şiddetinden ötürü bu ilaçları çok yüksek dozlarda almak zorundaysanız solunum yo­luyla verilen ilaçları tercih etmeniz gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hangi tür ilaçlar solunum yoluyla uygulanabilir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Astım, KOAH (kronik bronşit ve/veya amfızem), kistik fıbrozis, bronşektazi ve alerjik nezle gibi hava yollarımıza yerleşen hastalıkların tedavisinde kullanılan nefes açıcı (bronkodilatör), iltihap giderici (antienflamatuar), antibi­yotik, balgam sulandırıcı (ekspektoran, mukolitik) ilaçlar ve oksijen sıklıkla nefes yoluyla tatbik edilen ilaçlardandır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunum yoluyla ilaç uygulama şekilleri nelerdir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İlacın nefes alma sırasında hava yollarına ulaştırılması için üç farklı teknik kullanılmaktadır:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">1. Ölçülü doz inhalatörler (sprey tipi ilaçlar)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">2. Kuru toz inhalatörler</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">3. Nebülizörler (ilacı buharlaştıran makineler)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu cihazların hepsinde temel fonksiyon, ilacı solunabi­lir aerosol bulutu haline getirmektir. Aerosol, ilaç parçacık­larının bir gaz ortamında süspanse edilmiş şeklidir. Hasta, oluşan aerosol bulutunu nefes alma sırasında akciğerine kadar çekmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunan ilaç akciğerlere mi gider?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Nefes yoluyla içe çekilen ilaç, dudaklardan itibaren ağız içi, yutak, gırtlak, nefes borusu ve akciğerlerimizin içinde yerleşen solunum yollarında (bronşlarda) çökelir. İlacın istenen etkileri, akciğerler içerisindeki hava yollarında çöke-len kısım tarafından oluşturulur. Daha yukarı bölgelerde çökelen kısım ise, yan etkilerden sorumludur. İdeal bir te­davide, akciğerlere ulaşan ilaç miktarı.fazla, üst solunum yollarında çökelen ilaç miktarı ise en az düzeyde olmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hangi cihaz daha fazla ilacı akciğerlere ulaştırır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Yukarıda bahsedilen üç tip teknikle üretilen cihazlar, ay­nı işi görmek üzere tasarlanmıştır. Ancak akciğerlere ulaşa­cak ilaç miktarı, sadece cihazın teknik özelliklerine bağlı de­ğildir. Aynı zamanda ilacın molekül özelliklerine ve hasta­nın solunum şekline bağlı olarak da değişmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Teknik olarak aerosol bulutundaki ilaç partiküllerinin çapının 1-5 mikron arasında olması, partiküllerin suya doymuş olması, ısı derecesi, ilaç molekülünün özellikleri, ilaç dışındaki yardımcı madde içerikleri, hastanın yaşı, ci­hazı kullanım becerisi, soluma şekli ve solunum sırasında oluşturduğu hava akım hızı, akciğerlere ulaşan ilaç mikta­rım belirleyen parametrelerden birkaçıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hangi tip cihaz daha iyidir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hangi cihazın iyi olduğu, sizin hangi cihazdan daha fazla yararlanabildiğinize bağlıdır. Bu ise kişiden kişiye de­ğişir. Cihazla size verilen ilacın özelliklerine ve cihazın ta­sarımına göre de farklılık gösterir. Dolayısıyla bir cihazın diğerlerinden daha iyi veya kötü olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak sizin için önerilen, sizin daha iyi kullanabildiğiniz cihazdan bahsedilebilir ki bu karan da hekiminiz verecektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sprey türü ilaçlar hakkında bilgi verir misiniz?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunum yoluyla ilaç uygulama biçimlerinin, tüm dün­yada en yaygın kullanılan şekli ölçülü doz inhalatörlerdir. Halk arasında sprey türü ilaçlar olarak bilinir. Farklı biçim­leri olsa da, temek mekanizma hepsinde benzerdir. Basınç altında sıkıştırılmış ilaç, itici gaz ve deterjan işlevli madde­leri içeren tüp ile ilacı tüpten çıkarıp hastanın alabilmesine izin veren bir saklayıcı kap ve kapaktan oluşmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İlaç, tüpün iki parmak arasında sıkıştırılmasıyla ağızlık­tan dışarıya doğru belirli bir basınçla püskürtülür. Her sıkış­tırmada, uygulanan basınç ve uygulama süresinden ba­ğımsız olarak, sabit bir miktar ilaç salınır. Hasta, ilaçla bir­likte bulunan diğer maddelere de maruz kalır. Bazı kişiler­de, bu maddelere karşı hava yollarında reaksiyon (öksü­rük, nefes darlığı&#8230;) oluşabilir. İlacın bazı formlarında, ozon tabakasına zararlı kloroflorokarbonlar bulunmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Her püskürtmede tüpten dışarı çıkan ilacın küçük bir kısmı (yaklaşık %10) alt solunum yollarına ulaşır. Çok bü­yük bir kısmı ise, boğaza yapışıp tükürükle yutulur. Bu kı­sım, yan etkilere yol açabilir. Eğer uygulamadan hemen sonra, bol su ile gargara yapılarak dışarıya tükürülürse yan etkiler azaltılabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sprey türü ilaçlar nasıl kullanılmalıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hasta, ağızlıktan püsküren gaz halindeki ilacı, derin ancak yavaş ve uzun süreli bir nefes alma manevrasıyla hava yollarına çekmelidir. İlaçla diğer yardımcı maddelerin karışması için, her kullanım öncesinde tüp iyice çalkalan­malıdır. Hasta dudaklarıyla ağızlığın etrafını sıkıca kavra­mak, püskürtme sırasında dudaklarıyla • ağızlık arasından aerosol dumanının kaçışma izin vermemelidir. Ağızlığın 4-5 cm kadar uzakta tutularak püskürtme yapılması ve has­tanın, bu sırada ağzı açık olarak nefes alır halde bulunma­sı şeklinde de uygulanabilir. Hasta, ilacı, nefes almaya başlar başlamaz püskürtmeli ve bundan önce normal şe­kilde nefesini vermiş olmalıdır. İlacı püskürtme işlemi, ne­fes çekmenin sonuna doğru olursa, akciğerdeki solunum yollarına ulaşan ilaç miktarı azalır. Uygulamada, bazı has­talar tarafından nefes almaya başlanması ile ilacın püskür­tülmesi arasındaki uyum bir türlü sağlanamamaktadır. Ki­mi nefesini verirken, kimi daha nefes almaya başlamadan, kimi de nefes alma işleminin sonuna doğru püskürtmeyi başlattığından, uygulama etkili olmamaktadır. Bir diğer önemli hata da, ilacın basınçla püskürtülmesini takiben boğaza çarpan gazın etkisiyle, refleks olarak kişinin nefes alımını duraklatmasıdır. Bu durumda ilaç, alt solunum yol­larına ulaşamadan boğaza yapışıp kalır. Yani ilaç, nefes almadan değil, nefes almaya başlar başlamaz daha nefesin başındayken gecikmeden püskürtülmek ve püskürtme sı­rasında duraklamadan nefes almaya devam edilmelidir. İlaç içe çekildikten sonra, hemen geri üflenmemek ve ne­fes ortalama 10 saniye kadar (hasta içinden yavaş yavaş 1&#8242;den 10&#8242;a kadar sayarak nefesini geri verir) tutulup, ila­cın solunum yollarında kalması sağlanmalıdır. Sonra nefes ya burun yoluyla veya dudakları büzerek (ıslık çalıyor ve­ya ateşe üflüyor gibi) yavaş ve uzun süreli bir şekilde ge­ri verilmelidir. Bu suretle, nefesi geri verme sırasında da ilacın bronş duvarıyla teması arttırılmış olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İki ya da daha fazla ilaç almak gerekiyorsa, uy­gulamalar arasında beklemem gerekir mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Eğer iki doz ilaç alınacaksa veya nefes .açıcı ilacı taki­ben örneğin iltihap giderici bir başka ilaç kullanılacaksa, arada normal nefes alıp vermek suretiyle birkaç dakika dinlenilmelidir. Aynı anda iki-üç ilacı püskürtüp birlikte içeriye çekmek çok yanlış bir uygulamadır. Bazı ilaçların etkisi, kullanımdan birkaç dakika sonra hemen başlar. Bu tür ilaçların ikinci dozu, ilkinden en az 3-5 dakika sonra alınmalıdır. Çünkü ilk uygulamanın etkisi ortaya çıkıp ha­va yollarında genişleme sağlandığında alman ikinci ilaç, kolayca derindeki hastalıklı bronşlara ulaşabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sprey ilacımın bitmekte olduğunu nasıl anlayabi­lirim?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İlacınızı kapağı kapalı iken su dolu bir kaba bırakınız. Dibe çökerse içi doludur. Yüzeyde kalırsa bitmiştir. Arada ise doz yarılanmıştır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sprey ilaçların nefes alırken kendiliğinden çalışan tiplerinin olduğu doğru mu?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ülkemizde henüz kullanımda olmamakla birlikte, auto-haler denen cihazlarda, tüp içeriği parmaklar arasında sı­kıştırılarak değil, nefes alma sırasındaki negatif basınçla serbestleşmektedir. Bu cihaz, nefes alma ve ilacı serbest­leştirme manevrası arasındaki uyum ihtiyacını ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Kullanımı daha kolaydır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bir türlü becerip sprey ilaçları alamıyorum ne yapmalıyım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sprey ilaçlan kullanmakta zorlanan hastalar için, nefes alma ile ilacı püskürtme arasındaki zamanlama ve koordi­nasyon gereğini ortadan kaldıran yardımcı ara cihazlar (hazneler) geliştirilmiştir.. Bunlar hem kullanımı kolaylaş­tırır, hem ilacın akciğerlere ulaşan etkin dozunu arttırır, hem de yan etkileri azaltırlar. Volumatik, nebuhaler, aerochamber gibi isimlerle adlandırılan bu ara cihazlar saye­sinde her yaştan, eğitim düzeyinden ve kültürden hastaya sprey türü ilaç uygulanabilmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aynca altta anlatılan kuru toz inhalatör ilaç formları da, bu tür sprey ilaçları kullanamayan hastalar için iyi bir al­ternatif olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sprey ilaçların alışkanlık yaptığı, ciğerleri kuruttu­ğu doğru mu?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Hayır. Halk arasında oldukça yaygın olan bu yanlış ka­naat, birçok astımlı hastanın tedaviye uyumunu bozmak­tadır. Bundan dolayı tedavisiz kalan, her gün hastalığın yol açtığı sorunları ve kısıtlamaları yaşamaya devam eden nice astımlı vardır. Sprey türü ilaçların böyle zararlı etkile­ri yoktur. Bilakis hemen yukarıda belirtildiği gibi, bu ilaç­ların yan etkileri, aynı ilaçların ağızdan alman veya enjek­siyon şeklindeki formlarına göre çok daha azdır. Bunlar çok daha güvenli ilaçlardır. Bu ilaçların bağımlılık anla­mında alışkanlık yapması ve ciğerleri kurutması diye bir şey söz konusu değildir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Sprey ilaçlar güvenli mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Evet. Bu ilaçlar tüm dünyada uzun yıllardır, çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Üstelik bebekler, çocuk ve yaşlı­lar, gebeler, kalp, karaciğer ve böbrek hastalan gibi ilaçla­rın yan etkilerine daha duyarlı kişilerde bilhassa sprey ilaç­lar tercih edilmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bazı hastalara yardımcı ara cihazlar veriliyor; bunlar nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bunlar, sprey ilaçların uygulanmasındaki zorluk nede­niyle geliştirilmiş ara cihazlardır. Fanus, hazne, spaser, ae-rochamber, volumatik, nebuhaler gibi isimlerle anılan, farklı dizaynlarda ve büyüklüklerde ara cihazlar vardır. Bunların bir ucunda sprey ilacın ağızlığına uygun, diğer ucunda ise hastanın nefes alması için ağızlık veya yüze uygun maske (çocuklar için) bulunmaktadır. Sprey ilaç, önce hazne içindeki kapalı ortama püskürtülür. Buradan da, hasta tarafından ilacın geciktirilmeden derin, güçlü ama yavaş ve uzun süreli bir soluk alma sırasında akciğer­lere çekilmesi prensibiyle çalışır. İlacı hazne içine püskürt­me ile nefes alma arasında 5 saniyeden daha fazla süre geçmemelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Yardımcı ara cihazların ek faydası var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ara cihazlar, sprey ilacı püskürtme ile nefes alma ma­nevraları arasındaki eşgüdüm ihtiyacını ortadan kaldır­maktadır. Ara cihazlar sayesinde çocuklarda, yaşlılarda ve püskürtme-nefes alma uyumunda güçlük çeken kişilerde sprey ilaç kullanımı mümkün .hale gelir. Üstelik ara cihazlarla akciğerlere ulaşan ilaç miktarı, dolayısıyla da ilacın etkinliği artar. Aynı zamanda ilk püskürtme sırasındaki basınçla boğaza yapışan ve ilacın istenmeyen etkilerinden sorumlu olan kısım da, cihazın iç çeperinde kaldığı için yan etkiler azalmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu cihazların herhangi bir dezavantajı var mı?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">En büyük dezavantajları, fazla yer kaplamaları nede­niyle taşınmalarının pratik olmamasıdır. Bazı hastalar, büyük hacimli ara cihazları diğer insanların yanında kul­lanmaktan sıkılırlar. Ayrıca ilk kullanımda veya yıkama­dan sonra, ilk 20.-30 püskürtmede, ilacın bir kısmı elek­trostatik yüklenme nedeniyle cihazın iç çeperine yapışıp kalmaktadır. Bu da ilaçtan yararlanılan miktarı azaltır. Bu nedenle cihazlar, çok sık yıkanmamak, her yıkamadan sonra iç yüzey antistatik bir bezle silinmelidir. Ya da ilk kullanım öncesi, ilaçtan 20-30 kez püskürtme yapılarak çeperdeki statik yüklenme dengelenebilir. Ancak ikinci durumda, çok miktarda ilaç boşa gitmiş olur. Ara cihazla­rın haftada bir kez sabunlu veya deterjanlı su ile iç yüze­yi sürtülmeden elde veya bulaşık makinesiyle yıkanması mümkündür.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kuru toz inhalatörierin sprey ilaçlardan farkı nedir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kuru toz inhalatörleri, sabit miktarda toz halindeki ila­cın, hastanın nefes alma sırasında solunum kas gücüyle oluşturduğu akım hızıyla içe çekilmesi prensibiyle çalışır. Cihazın farklı tipleri bulunmaktadır. Sprey ilaçlardan farklı olarak -püskürtme ihtiyacı olmadığından- itici gaz içer­mez. Dolayısıyla, itici gazlara bağlı sorunlara yol açmaz. Solunum yoluyla ilaç tedavisinin bu şekli, sprey ilacı kul­lanırken çok önemli olan nefes alma ve ilacı serbestleştir­me manevrası arasındaki eşgüdüm ihtiyacını ortadan kal­dırır. Sprey ilaçlara göre, daha fazla miktarda ilaç akciğer­lere ulaşır. Bu uygulama, hasta uyumunu da arttırır. An­cak sorun, bazı hastaların ilacı hedef dokuya ulaştıracak düzeyde bir hava akım hızına ulaşamamasıdır. Çünkü uzun süreli ve güçlü bir nefes almayı gerektirir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kuru toz inhalatörler kaç çeşittir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kuru toz inhalatörierin tek dozlu (spinhaler, rotahaler, cyclohaler&#8230;) ve çok dozlu tipleri (diskhaler, diskus, turbo-haler, easyhaler&#8230;) vardır. Aralarında bazı teknik avantaj ve dezavantaj farkları söz konusudur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu kuru toz inhalatörierin avantaj ve dezavantaj­ları nelerdir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aerolyzer&#8217;da, hasta kapsül şeklindeki toz ilacı, cihazın haznesine kendisi yerleştirir, kapsülü kırıp derin nefes ala­rak ilacı içine çeker. İşlemden sonra boşalan kapsülü çıka­rıp atar. Eğer kapsül içinde bir miktar ilaç kaldığını görür­se, bunu tekrar alması mümkündür. Hastanın tedaviyi alıp almadığını görmesi, tatmin hissini ve dolayısıyla tedaviye uyumunu arttırmaktadır. Ancak kapsülü yerleştirirken eli terli veya ıslak olursa, toz, kapsüle yapışacağından içe çe­kilemez.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Diskhalerde ise, toz halinde ilaç içeren kapsüller, hasta tarafından cihaza yerleştirilmektedir. Ancak tek kapsül ye­rine, çok sayıda ilaç içeren kapsüller kullanılmakta ve her kullanım sonrasında cihaz bir sonraki uygulamaya hazır hale gelmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Diskus ve turbohaler tipi cihazlarda, hasta ilacı dışarı­dan yerleştirmek durumunda değildir. Cihazın içerisinde kullanım için uygun miktarlarda çok sayıda ilaç mevcut haldedir. Hasta basit bir hareketle sabit miktar ilacı kulla­nıma hazır duruma getirip, ağızlıktan derin nefes alarak içine çeker. İşlem tamamlandıktan sonra, cihaz yeniden yeni kullanım için hazır hale gelir. Bu cihazların kul­lanımı çok daha kolaydır. Diskus üzerinde, içinde kalan kullanıma hazır ilaç sayısını izleyebileceğiniz bir sayı gös­tergesi vardır. Turbohalerde ise ilacın bitmesine yakın için­deki dozun azaldığını ve bittiğini haber veren bir uyarı bö­lümü mevcuttur. Bazı turbohalerlerde de bunun için ra­kamsal gösterge bulunur. Turbohaler tekniği ilaç partikül-lerinin çapını daha çok küçülttüğü için, alınan ilacın akci­ğerlere ulaşan miktan artar. Diskusun kullanımı da, daha az miktarda solunum kas gücüne gereksinim duyar. Dola­yısıyla derin ve güçlü soluk alamayan, ağır tıkanma halin­de veya solunum kas gücü yetersizliği olan hastaların ter­cih edebileceği özelliktedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bazı ilaçları alıp almadığımı fark edemiyorum. Ne yapmalıyım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bazı ilaç partikülleri nefes yoluyla alım için uygun de­ğildir. Bunların derin solunum yollarına ulaştırılabilmesi için, taşıyıcı işlev gören laktoz partikülleri kullanılmakta­dır. Böyle bir ilacı (örneğin diskus) alan hasta, ağzında laktozun tadını hisseder. Bu durum, hastaya tatmin hissi vermesi bakımından avantaj kabul edilebilir. Oysa örneğin turbohaler şeklindeki cihazlarla alman bazı ilaç partikülle­ri, solunum yoluyla kullanım için uygun olduğu için, bu ci­hazda ek bir madde kullanılmamaktadır. Üstelik cihazın laktoz gibi tedavi değeri olmayan, bazen alerjik reaksiyon­lara yol açabilen yabancı bir maddeyi içermemesi aslında bir avantajdır. Fakat bu durumda, hasta ilaç aldığını fark edemeyebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Aerolyzer nasıl kullanılır?</span></strong></p>
<ol style="margin-top: 0cm;" type="1">
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kapağı      çekip çıkarın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İnhalerin      tabanını sıkıca tutup, ağızlığı ok yönünde döndürerek açın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kapsülü      kullanmadan hemen önce ambalajından çıka­rın ve uygun boşluğa yerleştirin.      Bu sırada elleriniz ıs­lak veya terli olmamalı.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ağızlığı      kapalı duruma getirin.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İnhaleri      dik tutup, sadece bir kere yanlardaki mavi düğ­melere sıkıca basın, sonra      bırakın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Nefesinizi      dışarıya boşaltın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ağızlığı      ağzınıza yerleştirip, başınızı hafifçe geriye doğ­ru eğin. Dudaklarınızla      ağızlığın etrafını sıkıca sarın ve tüm gücünüzle derin soluk alın. Bu      sırada kapsülün odacıkta dönmesinin çıkardığı sesi duymalısınız. Eğer bu      sesi duymazsanız, kapsül odacıkta sıkışmış olabilir. Bu durumda inhaleri      açıp kapsülü serbest hale getirin.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İlacı      içinize çektikten sonra, nefesinizi olabildiği kadar tutun. Sonra inhaleri      ağzınızdan alıp, tuttuğunuz nefe­si bırakın. İnhaleri açarak kapsülün      içinde toz kalıp kal­madığını kontrol edin. Eğer toz varsa 6 ilâ 8. işlemleri      tekrarlayın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kullanılmış      kapsülü atıp ağızlığı ve kapağı kapatın.</span></li>
</ol>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Diskus nasıl kullanılır?</span></strong></p>
<ol style="margin-top: 0cm;" type="1">
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Diskusu      açmak için bir elinizle dış kapağı tutarken, di­ğer elinizle başparmak      için tasarlanmış yeri sonuna ka­dar itin.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Diskusu,      ağız kısmı size dönük olarak tutun. Hareket kolunu &#8216;klik&#8217; sesi duyulana      kadar kendinizden uzağa doğru itin. Bu hareket ile bir kullanımlık ilaç      dozu hazır hale gelir. Eğer bu kolu gereksiz yere çevirirseniz ilaç ziyan      olur.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Diskusu      ağzınızdan uzak tutup, önce nefesinizi dışarı verin.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Ağızlığı      dudaklarınızla kavrayın. Ağızlıktan yavaş, de­rin ve uzun süreli bir nefes      alın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Diskusu      ağzınızdan uzaklaştırıp, nefesinizi 10 saniye kadar içinizde tutun.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Nefesinizi      bırakın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Başparmağınızı,      onun için tasarlanmış yere koyup ge­riye, kendinize doğru çekin. &#8216;Klik&#8217;      sesini duyun.</span></li>
</ol>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Turbohaler nasıl kullanılır?</span></strong></p>
<ol style="margin-top: 0cm;" type="1">
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kapağı      döndürerek açın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İnhalatörü      ağız parçası yukarıya gelecek şekilde dik tu­tun. Alttaki renkli bileziği      sonuna kadar döndürdükten sonra, geriye çevirip ilk konumuna getirerek      inhalatöre bir dozluk ilaç dolmasını sağlayın. BU sırada bir &#8216;klik&#8217; sesi      duyacaksınız.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Nefesinizi      verin. Bu esnada turbohaleri kullanmayın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Turbohalerin      ağız kısmını dişlerinizin arasına sokup, dudaklarınızı kapatın ve      ağzınızdan derin ve güçlü bir nefes alın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Nefesinizi      bırakmadan önce, inhalatörü ağzınızdan çı­karın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İkinci      kez uygulamanız gerekiyorsa, 2 ilâ 5. aşamaları tekrarlayın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kapağı      kapatın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kuru      toz inhalerler kullanırken nelere dikkat et­meliyim?</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kuru      toz inhalerlerin içerisine asla nefes vermeyin.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kullanım      haricinde kapağı açık bırakmayın.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İlacı      kullanımdan hemen önce serbest hale getirin.</span></li>
<li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">İnhalerleri      suya düşürmeyin.</span></li>
</ol>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Nebülizör ne demektir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Nebülizör, sıvı haldeki ilacı aerosol bulutu haline getire­rek, hastanın normal nefes alması sırasında ilacın akciğer­lere ulaşmasına izin veren cihazdır. Elektrik, pil veya akü gibi bir güç kaynağı ile sıvı haldeki ilacın içine yerleştiril­diği özel bir hazne ve hastanın yüzüne uygun maske ve­ya ağızlıktan oluşur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Nebülizörlerin avantaj ve dezavantajları nelerdir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bebekler ve bilinci kapalı hastalar gibi, ilaç almak üzere herhangi bir çaba gösteremeyecek durumdaki kişilere, solunum yoluyla tedavi uygulamak için uygundur. Akut astım atağı, KOAH krizleri gibi ağır sorunlarda en uygun ilaç ver­me yoludur. Bu şekilde verilen ilacın etkinliği, diğer tedavi biçimlerinden daha güçlüdür. Nebülizör cihazının dezavan­tajı, fiziksel büyüklüğü nedeniyle taşınma zorluğu, kullanı­mı için elektriğe gereksinim duyulması ve ses çıkarmasıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Kaç çeşit nebülizör vardır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Jet nebülizörler ve ultrasonik nebülizörler şeklinde, iki farklı mekanizmayla çalışan nebülizör tipi vardır. Belirlenen standartlara uygun olmak koşuluyla, bu ikisi arasında çok önemli klinik farklar yoktur. Bu cihazlarda oluşturulan partikül boyutu çok önemlidir. Ancak 1-5 mikron çaplı parti-küller, istenen hedefe ulaşabilmektedir. Oluşan buhardaki partiküllerin ne kadarının bu ölçüye uyduğu bilinmelidir. Bu bakımdan satın alırken, cihazın ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğuna dikkate edilmesi gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Başka bir hastanın nebülizörünü kullanmak sa­kıncalı mıdır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Evet. Her hastanın cihazı kendisine ait olmalıdır. Hiç değilse hazne, maske/ağızlık ve hortum önceden bir baş­kası tarafından kullanılmamalıdır. Aksi takdirde, hastadan hastaya mikrop bulaşma riski çok yüksektir. Maske/ağız­lık ve hazne, her kullanımdan sonra bol suyla; haftada bir iki kez de, iç kısımlara geçirilmeden sabunlu veya deter­janlı suyla elde veya bulaşık makinesinde yıkanmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Nebülizörü sigorta ve diğer kurumlar öder mi?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Cihazı mutlaka kullanmanız gerekiyorsa ve uzman he­kim bu konuda gerekli olan raporu düzenlemişse, sosyal güvenlik kuramları genellikle cihazın bedelini öderler. Bir hasta nebülizör cihazını uzun yıllar kullanılabilir. Ancak hazne ve hortum gibi aksesuarların zaman zaman (üç ay­da bir) değiştirilmesinde yarar vardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunum yoluyla ilaç kullanmayı bir türlü beceremiyorum. Ne yapmalıyım?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Yukarıda uzun uzun anlatıldığı gibi, solunum yoluyla alınan ilaçların çok farklı türleri mevcuttur. Bunlardan bi­risi büyük ihtimalle sizin için uygun olacaktır. Ancak bu konuda iyi bir eğitim almanız gerekir. Kitabımız size bu konuda yardımcı olabilir. Fakat daha iyisi, hekiminizin uy­gulamalı olarak size bu eğitimi vermesidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunum yoluyla kullanılan ilaçların hangi türünü kullanmamı önerirsiniz?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bu konuda her hastaya uyan bir seçenek söz konusu değildir. Öncelikle hastalığınızın tedavisinde kullanılması gereken ilacın hangi uygulama şekillerinin var olduğu, si­zin hangi türü daha iyi kullanabildiğiniz, ilacın maliyeti ve eğer herhangi bir sağlık sigortası kapsamında iseniz kuru­munuzun sunduğu seçenekler gibi birçok faktörle ilişkili olarak, hekiminizle birlikte sizin için en uygun olan türü belirleyebilirsiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Solunum yoluyla alınan ilaçlardan sonra ağız çal­kalamak gerekiyor mu?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 36pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;">Bilhassa, kortizon içeren sprey türü ilaçlardan sonra ağzı çalkalamak önerilir. Bu tür ilaçlan yüksek dozlarda kullanmakta iseniz, bu tedbir daha da önemli hale gelir. İlaç alımından hemen sonra boğazınızda yapışıp kalan kısmı yutmadan, bol suyla ağzınızı çalkalamanız ve boğazı­nızı gargara ile temizleyip ağzınızdaki suyu tükürmeniz ilacın yan etkilerini azaltacaktır. Kortizon içermeyen ilaç­ların yan etkileri daha önemsiz olduğu ve kuru toz inhalatörler veya nebulizörle kullanılan ilaçların alımında boğa­za fazla bir şey yapışıp kalmadığı için, tedavinin bu şekil­lerinde ağız çalkalama çok gerekli değildir. Ancak yapıl­ması durumunda yararlı olur. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evimizindoktoru.com/astimda-daha-etkin-daha-az-riskli-tedavi-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
