Ben Astımlı mıyım?

Posted on 21. Ara, 2008 by admin in ASTIM

Astımın belirtileri nelerdir?

Astım, çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Has­talar bunun ‘göğüste tıkanma, sıkışma, nefesin yetmeme­si, nefes nefese kalma’ gibi sözcüklerle ifade ederler. Rast­lanan diğer şikâyetler; öksürük, hırıltılı solunum (nefes alıp verirken hırıltı’, hışırtı, ıslık sesine benzer bir sesin du­yulması) ve zorla çıkarılabilen az miktarda balgamdır. Hastaların tümünde, bu şikâyetlerin hepsi bir arada bulun­mayabilir ve örneğin sadece öksürük veya hırıltı şeklinde belirti verebilir.

Bu şikâyetler mutlaka astım hastalığına mı bağlıdır?

Hayır. Astımın dışında, birçok hastalığın seyri sırasında da benzer yakınmalar olabilir. Nefes darlığı, öksürük ve hı­rıltı gibi şikâyetlerin uzun süredir görülmesi, nöbetler şek­linde ortaya çıkması, tekrarlaması ve bir müddet sonra kendiliğinden veya tedaviyle tamamen düzelmesi, duru­mun bir astım vakası olduğu düşüncesini kuvvetlendirir. Bu yakınmaların, geceleyin bilhassa sabaha doğru, uyku­dan uyandıracak şekilde ortaya çıkması astımın karakte­ristik bir özelliğidir. Nöbetlerin bir önceki bölümde bahse­dilen tetik faktörlerle başladığının öğrenilmesi, teşhise çok yardımcı olur. Örneğin, koşma veya merdiven çıkma sıra­sında ortaya çıkan nefes darlığı; keskin kokular alındığın­da göğüste tıkanma veya öksürük oluşması; sisli, yağışlı havalarda hırıltılı solunum gibi belirtiler, tipik astım işaret­leridir. Sayılan bu şikâyetlerden, birini ya da birkaçını gös­teren ve yakınmaları uzun sürüp tekrarlayan kişilerin, mutlaka konunun uzmanı bir hekim tarafından değerlen­dirilmesi gerekir.

Astımlılarda başka hangi şikâyetler bulunabilir?

Önceki bölümde, astımlılarda alerjik nezle, göz nezlesi ve reflü hastalığına çok sık rastlandığını belirtmiştik. As­tımlıların neredeyse 3/4′ünde alerjik nezle görülür. Bu ba­kımdan, hapşırma, burun akıntısı, burunda kaşıntı ve tıka­nıklık ile geniz akıntısı gibi şikâyetler astıma eşlik edebil­mektedir. Yine alerjik göz nezlesi olan astımlılarda, gözler­de kaşıntı, sulanma, kızarıklık ve yanma (hastalar bunu ‘gözlerimin içine kum kaçmış gibi’ şeklinde tarif ederler) gibi yakınmalar olabilir. Reflü hastalığı olan astımlılarda ise midede yanma, ekşime, şişkinlik, göğsün ön kısmında yanma ve ağza acı su gelmesi gibi şikâyetler görülebilir. Egzama ve kurdeşen gibi alerjik deri hastalığı olan kişiler­de de, ciltte kabarıklık, kızarıklık, kaşıntı, sulanma, kabuk­lanma gibi şikâyetler bulunabilir.

Astımlı hastalar geceleri neden daha kötü olur?

Birçok hastalıkta olduğu gibi, astımlılar da genellikle geceleri kötüleşir. Hastalığın ağırlığına bağlı olarak kimile­ri ayda-yılda bir gece, kimileri ise hemen her gece nefes darlığı veya öksürükle uykudan uyanır. Uyanmalar, özel­likle gecenin ilerleyen saatlerinde ve sabaha karşı meyda­na gelir. Bazı astımlılar da, geceleyin uykudan uyandıran ataklar yaşamasalar bile, sabah uyandıklarında şikâyetle­ri daha belirgin biçimde hissederler. Gece ve sabah kötü­leşmenin nedeni olabilecek pek çok faktör üzerinde duru­lur. Öne sürülen en güçlü neden, vücudun günlük ritmin­de oluşan fizyolojik değişimlerin, astımlılarda daha belirgin hale gelmesidir. Vücutta kortizol hormonunun en düşük düzeye indiği saatler, astımlıları uykudan uyandıran atak­ların en sık yaşandığı zaman dilimidir. Kortizol salınımının en yüksek olduğu’ ikindi vakitlerinde ise, astımlılar en iyi zamanlarını geçirirler. Kortizolun dışında, vücut pozisyo­nuna göre de solunum kalitesi değişir. Yatar vaziyettey­ken, ayakta durma pozisyonuna nispetle akciğer kapasite­sinde azalma olmaktadır. Bu da, hastanın kendisini daha kötü hissetmesine neden olabilir, Ayrıca, yatak odasıyla il­gili faktörler de dikkate alınmalıdır. Yatak çarşafı, yastık kılıfı ve nevresimler, ev tozu akarlarının en yoğun olarak yerleştiği ortamlardır. Astımlıların çoğunda, ev tozu akar­larına karşı yüksek alerjik duyarlılık mevcuttur. Uyku sıra­sında akarlara maruz kalmak şikâyetleri tetikleyebilir. Gündüz işyerinde karşılaşılan kimi alerjenler, gecikmiş tip alerjik reaksiyonu tetikleyebilir. Bu da, gece vakti kişiyi uykudan uyandıracak yakınmalara neden olabilir. Gece ortaya çıkan yakınmalardan, bu sayılanların dışında kalan bazı mekanizmalar da sorumlu olabilir. Hastadan hastaya farklı nedenler söz konusu olabilir. Aynı hastada birden fazla neden bir arada bulunabilir. Belki bilmediğimiz baş­ka sebepler de vardır.

Astım nezle ve griple karıştırılabilir mi?

Astımlıların çoğunda alerjik nezlenin bulunduğunu be­lirtmiştik. Alerjik nezlenin belirtileri, yanlışlıkla grip, soğuk algınlığı, nezle veya sinüzit sanılabilir. İşin ilginç tarafı, nezle ve grip ilaçları içerisinde anti-alerjikler bulunduğu için, bu ilaçlar astımlılara geçici olarak iyi gelebilir. Tedavi kesildikten bir süre sonra, şikâyetler yeniden ortaya çıkar. Hastaların çoğu, astım olduklarını bilmeden, yıllarca nezle ve grip ilaçlarını kullanır dururlar. Böyle sık sık nezle, grip geçirdiğini söyleyen kişilerin çoğunda, araştırıldığı zaman astım teşhis edilir.

Soğuk algınlığı veya grip olunca astım kötüleşir mi?

Astımlı hastalar da herkes gibi nezle, soğuk algınlığı ve gribe yakalanabilirler. Üstelik bu hastalıklar, astımlılarda daha ağır seyredebilir ve astım ataklarını başlatabilir. As­tımlı hastalar bu durumu şöyle ifade ederler: “Grip göğsü­me iniyor, tıkanıyorum.”

Astımım olduğundan şüpheleniyorum, ne yap­malıyım?

Astımlı Olup Olmadığımı Nasıl Anlarım?

Astımın teşhisi zor ve zahmetli değildir. Bu konuda uz­man bir hekime başvurursanız, size, astımınız olup olma­dığını söyleyecektir. Ancak bazı durumlarda astım teşhisi koymak, biraz zaman alabilir ve bir süte hekim takibinde kalmanız gerekebilir.

Astım teşhisi için biyopsi, kan vermek, endoskopi yaptırmak gibi can yakıcı işlemler gerekli mi?

Hayır. Astım teşhisi için canınızı yakacak, sizi zora so­kacak hiçbir işleme gerek yoktur. Hekiminiz sizinle konu­şarak, sizi muayene ederek, solunum fonksiyon testleri yaparak tanı koyabilir.

Astım teşhisi nasıl konulur?

Astım, asıl olarak klinik bulgularla ve hastanın verdiği bilgilerle teşhis edilen bir hastalıktır. Çoğu zaman hasta, yakınmalarını anlatırken adeta astımı olduğunu söyler. Hastasını dikkatle dinleyen, uygun sorularla tamamlayıcı bilgileri alan deneyimli bir hekim, astım teşhisi koymakta zorlanmaz. Ancak teşhisin kesinleştirilmesi ve astımla karışabilen hastalıklardan ayrılması için solunum fonksiyon testleri gibi bazı yöntemler kullanılır.

Teşhiste hastaya düşen sorumluluk nedir?

Hastanın sorumluluğu, rahatsızlığı ile ilgili doğru ve ay­rıntılı bilgi vermek, yaşadığı sorunları açıkça hekimine an­latmak ve onun sorularını cevaplamaktır.

Şikâyetlerinizin neler olduğunu ve ne zaman başladığı­nı, yakınmalarınızı başlatan nedenleri (efor, tozlu ortam, keskin kokular, gribal enfeksiyon vb) ve bunların ortaya çıktığı zaman dilimlerini (mevsim, sabah-akşam), geçmiş­te yaşadığınız sağlık sorunlarını, ailenizde benzer rahatsız­lığa sahip kişilerin olup olmadığım hekiminize söyleyiniz.

Solunum fonksiyon ölçümü zor bir test midir?

Asla. Kişinin yapması gereken, sadece bir ağızlık içeri­sinden derin bir nefes alıp, aldığı nefesi hızlı ve güçlü bir şekilde üflemekten ibarettir. Bu sırada, bilgisayar aracılı­ğıyla hastanın hava yolları fonksiyonları kâğıt üzerine kaydedilir. Anında sonuç veren, hasta için hiçbir zarar ve­ya risk taşımayan, hemen her yerde uygulanabilir bir iş­lemdir bu.

İlaçlı solunum fonksiyon testinin amacı nedir?

Tıpta reversibilite (geri dönüşlülük) testi denilen bu yöntem, hava yollarında saptanan hava akımı kısıtlaması­nın tedaviyle düzelip düzelmediğini göstermeyi amaçlar. Örneğin yapılan testte (SFT), kişinin hava akım hızı düşük bulunursa, yani hava yolu darlığı saptanırsa, bu kişiye testten sonra bronkodilatör (solunum yollarını genişleten) ilaç verilir. Nefes yoluyla verilen tedaviden 20-30 dakika sonra SFT tekrarlanır. Eğer ilaçtan sonra yapılan testte öl­çülen hava akım hızında, ilaçtan önceki değerlere göre belirgin bir düzelme-iyileşme gözlenirse, hastalığın astım ol­ma ihtimali artar. Çünkü astım tedavi ile düzelebilen bir hastalıktır. Oysa astımla kanşabilen diğer hastalıklarda böyle bir iyileşme gözlenmez.

Pefmetre cihazı nedir? Ne işe yarar?

Pefmetre astımın teşhisini, ağırlığının tespitini, tedaviye alınan cevabın değerlendirilmesini ve astım nöbetlerinin şiddetinin ölçülmesini sağlayan basit, ucuz ve kolay kulla­nılabilir bir cihazdır. Her astımlı hastanın bir pefmetresi ol­malı ve hasta bu aleti nasıl kullanacağını hekiminden öğ­renmelidir. Bu cihaz, hipertansiyonu olan hastanın evinde tansiyon aleti bulundurup kendi tansiyonunu ölçüp kontrol edebilmesi gibi; astımlı hastanın da kendi hastalığını izleye­bilmesine imkân verir.

Pefmetre nasıl kullanılır?

Cihazınızı açıp kullanıma hazır hale getirin. Hareketli göstergeyi başlangıç konumuna çekin. Derin bir nefes alıp, dudaklarınızı ağızlığa sıkıca yapıştırın ve tüm gücünüzle aldığınız havayı ağzınızdan, mümkün olabildiğince hızlı biçimde üfleyin. Daha sonra cihazın göstergesinin ulaştığı akım hızını cetvel üzerinden okuyup kaydedin. Bu işlemi üç kez tekrarlayın ve ulaştığınız en yüksek değeri, cihazla birlikte verilen grafik kâğıdı üzerinde uygun yere nokta şeklinde işaretleyin.

Pefmetre ölçümünü nasıl yorumlayabilirim?

Bu amaçla düzenlenen, çeşitli yaş gruplarında boya ve cinsiyete göre normal PEF ölçüm değerlerini gösteren çi­zelge ya da tabloları kullanmanız gerekir. Genellikle, bu tür tablolar cihazla birlikte kutuda bulunmaktadır. Eğer eli­nizde yoksa, bunu hekiminizden isteyebilirsiniz. Kendini­ze ait değeri, çizelgeye göre sizin özelliklerinize isabet eden normal değerle karşılaştırın. Eğer aldığınız sonuç, normal düzeyde veya normalin %80′inden daha düşük değil ise, sorun yok demektir. Bazı pefmetre cihazlarında, hastaya göre olması gereken normal (yeşil), hafif-orta derecede düşük (sarı) ve ağır derecede düşük (kırmızı) değerlerin gözlenmesine yarayacak şekilde düzenlenebilen renkli ha­reketli işaretler mevcuttur. Renk seçiminde, trafik lambala­rından esinlenmiştir. Yeşil bölge güveni, sarı bölge uyarı­yı, kırmızı bölge ise acil durumu ifade eder. Hastanın ölçü­mü yeşil bölgede ise bir şey yapması gerekmez. Sarı böl­gede ise doktoruyla konuşmalıdır. Eğer kırmızı bölgedeyse de acil hekim başvurusu gereklidir.

Pefmetreyle ölçülen değerin anlamı nedir?

Pefmetre bize, zorlu nefes verme sırasında solunum yollarındaki hava akımının ulaştığı en yüksek değeri verir. Eğer solunum yollarında bir daralma söz konusu ise, bu değer düşük çıkar. Daralmanın varlığı yanında, darlığın derecesi hakkında da objektif ve güvenilir bilgi verir. As­tım, kronik bronşit ve solunum yolunda daralma ile seyre­den diğer bazı hastalıklarda değer düşük bulunur.

Pefmetreyle ölçülen değer neye bağlı olarak de­ğişir?

Hava akımının olduğu solunum yolu açıklığının çapının artıp azalmasıyla değişir. Solunum yollarında ortaya çıkan iltihap, kasılma, tıkayıcı balgam gibi faktörlerle akım hızı azalır. Özellikle şikâyetlerin olduğu zamanlarda veya atak­lar sırasında PEF değeri daha belirgin şekilde kısıtlanır.

Pefmetre ölçümlerini ne zaman yapmalıyım?

İlk ölçüm, uykudan uyanır uyanmaz, mümkün olabil­diğince sabahın erken saatlerinde; ikinci ölçüm de akşamü­zeri gün batımı sıralarında yapılmalıdır. Bunun dışında, nefes darlığı, göğüste sıkışma gibi yakınmalar başladığın­da da fazladan ölçüm yapılıp kaydedilmelidir. Yakınma ha­linde yapılan bu ölçüm, sprey türü kurtarıcı ilaç kullanı­mından 20-30 dakika sonra tekrarlanıp kaydedilirse, as­tım teşhisinde çok değerli bir bilgi elde edilmiş olur. Yani, uygulanan ilaçla söz konusu darlığın ne ölçüde düzeldiği (reversibilite, geri dönüş) ortaya konulmuş olur. Bu ölçüm, astımın, hava yolunda darlık yapan diğer hastalıklardan ayrılmasında çok yararlıdır.

Astımlı hastalar pefmetre ölçümlerini her gün yapmalı mıdır?

Hayır. Teşhis aşamasında, tedavinin yeni başladığı ve henüz yeterince iyileşme elde edilemediği dönemlerde ve kriz sırasında bu ölçümler yapılmalıdır. Tedaviyle stabil (kararlı) duruma gelmiş, yakınmaları kaybolmuş hastalar­da ise gereksizdir.

Alerjik deri testleri yaptırmalı mıyım?

Astım, her zaman alerjik bir hastalık değildir. Deri test­leri, astım tanısında değil, sadece derinin alerjik özellikte olup olmadığının tespitinde yararlıdır. Alerjik yanıt, orga­na göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle deri testleriyle el­de edilen bilginin, solunum yolu alerjisine uyarlanması tahmini bir sonuç verir. Astımı olan kişilerin deri testleri negatif bulunabildiği gibi; deri testi pozitif olan kişilerde de astım görülmeyebilir. Bu nedenle, deri testlerinin astım teşhisinde yeri yoktur. Ancak astımı olan kişide tetik fak­törlerin tespit edilip, bunlardan uzaklaşılması açısından faydalı olabilir.

Astım teşhisinde röntgen filmi, kan, balgam tah­lili gerekir mi?

Mutlaka yapılması gerekmez. Ancak diğer hastalıklar­dan ayırma esnasında kimi zaman yapılması gerekebilir.

Erken teşhisin astım için bir önemi var mı?

Astım, her hastada aynı şiddette seyretmez. ‘Hafif, ‘or­ta’ ve ‘ağır’ olabilir. Hastalığın ‘ağır’ düzeyde görüldüğü kişilerde tedaviye cevap vermeyen değişiklikler söz konusudur. Geri dönüşü olmayan bu patolojilerin ortaya çıkma­dan önce teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilmesi açı­sından erken teşhis önemlidir. Ayrıca, tedavi edilebilir bir hastalıktan dolayı kişinin yaşam kalitesinin düşmesi ve nadir de olsa rastladığımız ölümcül nöbetler, hastalığın bir an önce teşhis edilip tedaviye başlanılmasını gerekli kılar.

Astım başka hastalıklarla karışabilir mi?

Evet. Maalesef astımlı hastaların birçoğu, astımlı oldu­ğunu bilmeden yaşamaktadır. Bu kişiler şikâyetlerini önemsemeyerek ya doktora başvurmamakta ya da bazen teşhiste yaşanan karışıklıktan ötürü, hastalıklarını nezle, soğuk algınlığı, sinüzit zannederek uzun süre antibiyotik, öksürük şurubu gibi ilaçlar kullanmaktadırlar.

Bunlar dışında, çoğu zaman sigaraya bağlı olarak olu­şan KOAH, kronik bronşit, bronşektazi, kistik fibrozis, üst solunum yolu darlığına neden olan hastalıklar, bağı­şıklık yetmezlikleri, çocuklarda yabancı cisim aspirasyonları ve hatta bazı hava yolu tümörleri astımla karıştırılabilir. Bundan dolayı, astım teşhisi konunun uzmanı bir he­kim tarafından teyit edilmelidir. Gerek duyulduğunda ayrıcı tanı için testler, filmler ve muayeneler yapılmalıdır.

Leave a reply