Bebeklik (0-2 Yaş)

0

İnsan, sosyal bir varlıktır. İnsan için tek başına yaşamanın bir anlamı yoktur. Bir aileye, gruba, topluma ve ülkeye ait ol­mak insan için vazgeçilmez sosyal bir ihtiyaçtır. Bu sebeple bebekte diğer alanlara kıyasla sosyal gelişme daha hızlıdır. İnsanla diğer nesneler arasındaki farkı 3. aydan itibaren an­lamaya başlar. Gözlen insanı ve objeleri izleyebilecek, kulak­ları sesleri ayırabilecek kadar gelişmiş durumdadır. Başını in­san sesinin geldiği yöne çevirir, gülümsemeye gülümseme ile cevap verir. Anne ve babasının varlığından haberdar olduğu­nu ve bundan mutluluk duyduğunu gülücüklerle, çıkardığı seslerle, tekmelemelerle, el ve kol hareketleriyle belli eder.

Özetle bebek 3. aydan itibaren sosyal bir varlık olduğunu belli eder. Anne babasıyla ve diğer aile üyeleriyle birlikte iken mutlu, tek başına kaldığı zaman mutsuz ve huzursuz olur. Gülümseme ve azarlama arasındaki farkı algılar, değişik tepkide bulunur. 4. ayda diğer bebeklerle ilgilenmeye, onlara gü­lümsemeye, ağladıkları zaman hüzünlenmeye (empati yap­maya) başlar. İlk zamanlar dokunma şeklinde başlayan arka­daşlık ilişkileri 6. aydan itibaren saç ve burun çekme gibi sal­dırgan bir tutum almaya başlar. Dokuzuncu aydan itibaren başkalarının ses ve davranışlarını taklit eder, oyuncağa İlgi gösterir. Ancak oyuncağını bir başka çocukla paylaşamaz. Kendi oyuncağını vermediği gibi, yanındaki çocuğun oyunca­ğına da sahip olmak ister. Arkadaşının elinden oyuncağını al­maya çalışırken ağlar ve öfkelenir.

Çocuğun sosyalleşmesinde anne-çocuk beraberliği çok önemlidir. Bu beraberlik her iki tarafı da mutlu ediyorsa, ço­cuk sevmeyi ve başkalarına güvenmeyi öğrenir. Sevgi ve gü­ven duygusu ancak çocukluk döneminde yaşanarak öğrenilir, sonradan verilmesi oldukça zordur.Annenin bebeğini iste­mesi, annelik rolünü benimsemesi çok önemlidir. Annenin bu isteği iç salgı bezlerinde “prolaktin hormonu” üretimini hız­landırır. Prolaktin, memelere süt salgılama işini üstlendiği gi­bi, çocuk sahibi kadına sevgi, şefkat, fedakarlık, bebeğim arama ve özleme olarak isimlendirdiğimiz “annelik duygula­rı” da kazandırır. Çocukla anne arasındaki duygusal iletişim daha ana rahminde iken başlar, doğumdan sonra devam eder.

Doktorlar, anne sütünde besleyici ve koruyucu maddeler olduğunu söyler, bu doğrudur. Ancak anne sütünü besleyici kılan bir başka özellik daha var ki, o da psikolojiktir. Anne­nin sıcak kucağında ve şefkatli kollarında meme emen bir be­bek kendisini mutlu ve güvende hisseder. Araştırmalar, an­nenin bebeğini emzirdiği sırada sinirli ve sert davranması halinde çocuğun sinirli, geçimsiz ve saldırgan bir kişilik kazan­masına yol açtığını gösteriyor.

Eklemek İstedikleriniz