Baş Ağrısı ve Migrenin Nedenleri
Posted on 06. Mar, 2009 by admin in BAŞ AĞRILARI VE MİGREN
Bu bölümde, baş ağrılarının yaygın ve nadir görülen nedenlerinden bazıları ana hatlarıyla ele alınacak. Bu bölümü okumadan önce şunu bilmeniz gerekiyor: Yazının bu bölümü baş ağrınızın sebebi hakkında kendi kendinize bir teşhis koymanızı sağlamak amacını gütmez. Bunu yalnızca doktorunuz yapabilir. Alışılmadık belirtilerle karşı karşıyaysanız, şiddetli veya 24 saatten fazla süren ağrılarınız oluyorsa, kesinlikle doktorunuza başvurun. Bu bölümün amacı, sadece bilgi vermektir, teşhis doktorların işidir.
Bir noktaya daha değinmek gerekiyor: Bu bölümü okurken tıp öğrencisi sendromu denilen durumu gözden kaçırmayın. Bu, birtakım hastalıklar hakkında bir şeyler okuyan veya araştırma yapan kişilerin, söz konusu rahatsızlıkların kendilerinde de bulunduğuna inanmaya başlamaları şeklinde tezahür eden psikolojik bir durumdur. Yalnızca kaygılı ya da hastalık hastası olan kişileri değil, herkesi etkileyebilir. İnsanlar bir konu hakkında daha fazla bilgi edindikleri zaman, hayal güçlerinin etkisine daha açık hale gelirler. (Bu, insanların korku filmi izledikten sonra çoğu kez içine girdikleri ruh haline benzer: Yukarı katta ya da dolabın içinde davetsiz bir misafir bulunduğuna dair endişeye kapılırlar!)
Tıp öğrencileri yukarıda tarif ettiğimiz olguyu sık sık yaşarlar. Şeker hastalığının aşırı susuzluk hissi yarattığını öğrenince çok susamaya başlayan, kireçlenme gibi hastalıkları inceledikten sonra eklemlerinden ses geldiğini duyan tıp öğrencileri vardır. Bir konuyu öğrenmek, o hususta daha bilinçli olmamızı sağlar, fakat bazen de aşırı bilinçli hale geliriz. Bundan kaçınmanın en iyi yolu, bundan sonra yazdıklarımı okumadan önce, yaşadığınız bütün belirtileri bir yere not etmenizdir. Lütfen bunu şimdi, okumaya devam etmeden önce yapın. Yeniden okumaya döndüğünüzde, listenizde olmayan bazı belirtilere rastlamak sizi rahatlatacaktır.
Baş ağrılarının nedenlerine gelince; hemen hemen her şey baş ağrısına yol açabilir (buna karşın migrenin nedenleri biraz daha sınırlıdır). Beden veya baş bölgesiyle ilgili herhangi bir problemin dışında, bazı gıdaları tüketmek bazılarınıysa yeterince alamamak, uyku düzensizliği, stres, gürültü, ışıklandırma, çevre kirliliği, aşırı çalışma,, yorgunluk ve daha pek çok başka etken baş ağrısına yol açabilir.
Birincil Tetikleyiciler
- Alkol Almak
Bazı toplumlarda, baş ağrılarının çoğunun “bir önceki gece” yüzünden meydana geldiği iddia edilir. Alkol tüketimi vücudu zehirler ve çoğu kimse için bunun sonucu ertesi gün çekilen baş ağrısı olur. Akşamdan kalma olmaktan dolayı çekilen baş ağrısı, beyni çevreleyen zarların iltihaplanmasına yol açar. Beyin ağrımaz, çünkü bu imkânsızdır. Ama beyni çevreleyen zar kesesi, zehirlenmeye tepki verebilecek çok sayıda sinir hücresine sahiptir.
Akşamdan kalma halinden sakınmanın en iyi yolu, alkol almamak ve bol bol su içmektir. Ancak su içerken acele etmemek gerekir, zira bir buçuk litre su içtikten hemen sonra uykuya dalmak da tavsiye edilmez. Henüz alkolü bırakamayanlar için en iyisi, alınan alkole eşit miktarda su içmektir. Bu aynı zamanda alkol tüketimim de azaltacaktır. Ne de olsa, iki misli sıvı almak daha zor olacaktır! Şunu unutmayın ki, içmeniz gereken şey sudur; kola, kahve vs. değil. Çünkü bunlarda bulunan kafein, daha fazla idrara çıkmanıza yol açar. Alkol de aynı etkiyi gösterir, böylece gece boyunca yavaş yavaş sıvı kaybedersiniz. Bunun sonucunda giderek daha fazla dehidrasyon2 meydana gelir ve bunun belirtilerinden biri de baş ağrısıdır.
-Uyku Bozuklukları
İnsana “gereken” uyku miktarı, hassas bir denge üzerindedir ve kişiden kişiye değişir. Şunu biliyoruz ki çok fazla veya çok az uyumak sağlık için son derece zararlı olabilir. Çoğu kimse günde yedi-sekiz saat civarında uyur, fakat yaş ilerledikçe uyku alışkanlıkları da değişir. Çoğu insanın zaman zaman “uykusunu alamadığı” olur ancak düzenli olarak çok fazla ya da çok az uyuyanlar, hemen hemen her sabah baş ağrısıyla uyanırlar.
Böyle bir durumda, düşünülecek ilk ihtimal, depresyondur. Çünkü ruhsal çöküntü, uyku düzenini bozduğu gibi, baş ağrısına da neden olabilir. Olağandışı uyku seyri, bilhassa fazla uyumak, depresyon belirtilerinden biridir. Kendinizi çok mutsuz hissediyorsanız, çok fazla uyuyorsanız ve giderek başak insanlarla daha az zaman geçirmeye başladıysanız, doktorunuza danışmanız gerekmektedir.
Uyku düzensizliğinin nedenlerinden biri de uyku apnesidir. Bu rahatsızlık, uyuyan kişinin solunumunun durmasıyla kendini gösterir. Uyku apnesi olan kişi, gece boyunca birçok defa uyanır ve sabah kendini yorgun hisseder. Kendisi bunun farkında olmasa da, gece boyunca oksijen açlığı çektiği için sabahlan yorgun kalkar. Sabahları sık sık yorgun uyanıyorsanız ve başınız da ağrıyorsa, küçük bir olasılık da olsa uyku apnesi ihtimali üzerinde durmakta fayda vardır.
Uykuyla ilgili bir diğer baş ağrısı nedeni de, uyku sırasında dişleri gıcırdatmak ve çeneyi kenetlemektir. Uykunuzda dişlerinizi sıkıp gıcırdatıyorsanız yalnızca dişlerinizi aşındırmakla kalmaz, aynı zamanda çene kaslarınızı da haddinden fazla çalıştırmış olursunuz. Bu da gün içinde baş ağrısına yol açabilir.
Stres
Stres, günümüzde hemen herkesin hayatında kendini hissettiren bir olgu. Bazı toplumlarda kişilerarası çatışmalar (tartışma ve uyuşmazlıklar) ve iş hayatı, strese sebep olurken; bazılarında ise stresin sebebi, kişinin hayatından endişe duyması bile olabilir (siyasi anlamda tehlikeli bir ortamda veya yaşamı tehdit eden olaylarla karşılaşma riski taşıyan yerlerde bulunmak gibi). Günlük hayatta yaşanan küçük zorluklar ve huzursuzluklar dahi strese neden olur. Banka önünde kuyruğa girmek veya sıkışan trafiğin açılmasını beklemek, komşularımızla gereksiz tartışmalara girmek, arabamızda tamir gerektiren küçük bir arızanın olması, lokantada sipariş ettiğimiz yemeğin yanlış gelmesi… Bütün bunlar, gün içinde biriken küçük stres etmenleridir. Stres, endişe ve üzüntü ile bağlantılıdır. Bunların üçü de, baş ağrısının ortaya çıkmasına neden olur. Nitekim, boyundaki kasların gerilmesi sonucunda oluşan gerilim tipi baş ağrılarına “stres baş ağrıları” da denir. Stresli olduğumuzda genellikle kaslarımız da gerilir, kasları gevşetme amacıyla yapılan masajın iyileştirici etki göstermesi bundandır.
Sağlık psikologları uzun yıllar boyunca stres olgusunu incelediler, çünkü stres hem bedene hem de zihne önemli ölçüde zarar veren ve çok yaygın görülen bir baş ağrısı tetikleyicisidir. Bir benzetme yapmak gerekirse, bir tıp doktoru için kanser ve kalp hastalıkları neyse, bir sağlık psikologu için de stres odur. Uzun vadede stres, bağışıklık sistemini zayıflatıcı bir etki gösterebilir. Nitekim, sağlık psikolojisinin sikonöroimmünoloji3 adı verilen bir dalı bu türden etkileri inceler. Çünkü stresli bir kişi hastalanmaya, özellikle de nezle, grip gibi hastalıklara yakalanmaya çok daha meyillidir. Tabii bu bir kısır döngüye de dönüşebilir: Stres hastalığa neden olur, hastalık strese… Ve bu böyle devam edip gider.
Hayatınızdaki stres kaynaklarını teşhis etmeniz ve stresinizi azaltmak için gevşeme egzersizleri yapmanız yerinde olacaktır. Baş ağalarınıza stresin yol açtığını veya şiddetlendirdiğini düşünüyorsanız, daha fazla gevşeyip rahatlamaya çalışın. Çok yoğun çalışıyorsanız, temponuzu biraz yavaşlatmaya ve çalışma saatlerinizi azaltıp dinlenme zamanınızı arttırmaya gayret edin. Bazen bunu unut-sak bile, sağlığımız işten daha önemlidir.
YARARLI NOTLAR
Bir uyanda bulunalım: Rahatlamak için alkol veya bağımlılık yapan maddelerden medet umanlar başlarına gelecek yeni sorunlara zemin hazırlarlar. Stresten kurtulmak için başka yöntemler bulmak şarttır.
Araştırma Özeti: Hafta Sonu Baş Ağrısı : Psikologlar ve doktorlar “hafta sonu baş ağrısı” denilen durumla özellikle ilgilenirler. Adından da anlaşılacağı gibi bu. hafta sonlarında o ilaya çıkan bir baş ağrısıdır, Çoğu insan çalışmaya ara verip dinlenip eğlenebileceği narla sonunun gelişini iple çeker. Dolasıyla bu zaman dilimini bas ağrısı çekerek geçirmek insanın bütün keyfini kaçırır, Peki, bu ağrının nedeni nedir?
Torelli, Cologno ve Manzoni (1999) adlı üç uzman hafta sonu baş ağrısı sendromunu araştırdı. Uzmanlar bu olguyu açıklamak üzere, iki grup insanın yaşam biçimini ve çalışma hayatını mercek altına aldılar, hafta sonu baş ağrısı çeken 31 kişilik bir grupla, farklı türden baş ağrıları olan 19 kişilik başka bir grubu karşılaştırdılar. Hayat tarzı ve çalışma alanları açısından bu iki grup arasında farklılıklar olabileceği hesaba katıldı ve katılımcı gruplara, sekiz haftalık bir süre boyunca günlük tutturuldu. Araştırmacılar, hafta sonu baş ağrısından şikâyet edenlerin, hafta boyunca diğer zamanlarda da baş ağrısı çektiklerini, takas hafta sonu ağrıları onlardan boş vakitlerini çaldığı için bunu daha kötü, şiddetli veya moral bozucu olarak değerlendirdiklerini gördüler. Araştırmadan çıkan bir sonuç da, kimi alışkanlıkların beş ağrısını tetiklediği idi. Bireyler, cuma akşam; bulun işlerinin bitirip işyerinden çıkmak yerine, yoğunlukları ötürü hafta sonuna iş bırakıyor, dolayısıyla tatil günlerini endişeyle karşılıyorlardı. İşleri yakalarını hiç bırakmadığı için sıkıntı duyuyorlardı. Kendilerini bol bol dinlenip eğlenebilecekleri bir hafta sonu hayaline kaptırmışken, son anda plan değişiyor ve hafta sonu çalışmak zorunda kalıyorlardı.
Bir şeyin gerçekleşmesini aşırı derecede istemek, zaten kendiliğinden endişe verici ve şiddetli bir stresördür. Bu da baş ağrısına yol açabilir. Söz konusu durum, bir davranış kalıbı haline gelirse, kişi, her hafta sonunda baş ağrısı çekeceğinden endişelenmeye başlar. Tabii, ağrı konusunda endişelenmek de ağrıya neden olabilir. Son olarak araştırmacılar, hafta sonlarında artan baş ağrılarının daha çok erkeklerde görüldüğünü ortaya koydular. Bu da, erkeklerin işlerini yürütme yöntemlerinin ve işe verdikleri tepkilerin, hafta sonu baş ağrılarına yol açtığını gösterdi.
Göz Yorgunluğu
İhtiyacınız olduğu halde gözlük kullanmıyorsanız ya da kullandığınız gözlüğün numarası size uygun değilse baş ağrıları çekebilirsiniz. Yeterince sağlıklı olmadıkları ve gözlük gibi takviye güçlerinden yoksun kaldıkları halde, size dünyayı daha net göstermeye çalışan göz kaslarınız, gerilip zorlandığı için baş ağrısına yol açabilir. Ayrıca baş ağrısı, gözünüz dışında yüzünüzdeki ve kafanızdaki başka kasların gerilmesi sonucunda da ortaya çıkabilir. Bir şeyi görmek için zorlanan birini düşünün; gösterdiği çaba bütün yüzüne yansır. Kişi bunu günler, haftalar, aylar, hatta birçok vakada olduğu gibi yıllar boyunca yaparsa, kaslara binen yük, kronik baş ağrısına yol açabilir. Bu ağrı, şakaklarda veya alında da hissedilebilir. Baş ağrısında göz yorgunluğu ihtimalini ortadan kaldırmak için, düzenli olarak gözlerinizi kontrol ettirmelisiniz.
YARARLI NOTLAR!
Optisyenler genellikle iki yılda bir göz kontrolü yapılmasını tavsiye ederler, fakat görme gücünüzde bir değişiklik olduğunu fark ederseniz, gözlerinize bir hafta önce bakılmış olsa bile göz doktorunuza baş vurun.
Çoğu kişi görüş alanında “yüzen cisimcikler” görür. Mouches volontes de denilen bu cisimcikler, görüş alanımızı boydan boya kat eden küçük karanlık lekelerdir. Bu lekeler, özellikle parlak gökyüzüne, beyaz badana yapılmış bir duvara baktığımızda veya kitap okuduğumuzda görülebilir. Birçoğumuz bunları hiç fark etmeyiz. Ara sıra ortaya çıkıp dikkatimizi dağıtan bu lekeler, bazılarımız için, sürekli kendini gösteren ve can sıkan bir olaya dönüşür. Bu yüzen cisimciklerin farkında olan kişiler genellikle bunların ilerleyişini izlemek için gözlerini kırpıştırıp dururlar. Bu da göz yorgunluğuna ve baş ağrısına yol açabilir. Maalesef, yüzen cisimciklerin bir tedavisi yoktur. Ama renkli gözlük camı kullanarak parlak tonların etkisini azaltabilirsiniz. Böylece yüzen cisimciklerin gözünüze daha az çarpmasını sağlarsınız.
Hatalı İlaç Kullanımı
Doktorlar giderek daha fazla oranda hatalı ilaç kullanımından kaynaklanan baş ağrısı teşhis ediyorlar. Bu aslında epeyce ironik bir baş ağrısı türü, çünkü insanların baş ağrılarına karşı ilaç alması sonucunda ortaya çıkıyor! Bütün ilaçların yan etkilere sahip olduğunu, dolayısıyla sağlık sorunlarına yol açabileceklerini unutmamamız gerekiyor. Baş ağrılarınız için düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız, bu ilaç tedavisinin kendisi daha fazla baş ağrısına neden olabilir. Bu durum çoğu kez, migreni için ilaç alan insanlarda görülür. Migrenliler, düzenli ilaç kullandıkları zaman, migren ataklarına ek olarak, her gün veya gün aşırı, başka türden baş ağrıları çekebilirler. İlacı kesince genellikle bu gündelik baş ağrılarından kurtulurlar ama migren nöbetlerinin sıklığı, yeniden doktorun ilaç vermesinden önceki düzeye döner. Şüphesiz ki hiçbir doktor, hayatınızı ağrı kesiciler yoluyla zorlaştırmak istemez. Dolayısıyla baş ağrılarınızın böyle bir seyir izlediğini fark ederseniz lütfen doktorunuza bildirin. Muhtemelen doktorunuz ilaç tedavisini kesecek ve size en uygun tedavi yöntemi bulunana kadar farklı tedavi biçimleri, başka ilaçlar veya dozajlar deneyecektir.
Dikkate alınması gereken başka bir şey de, bazı ağrı kesicilerin bağımlılık yarattığıdır. Düzenli olarak aldığınız bir ağrı kesici varsa, bir süre sonra bunu bırakmanız gerekebilir. Ancak ilaç bırakma sonrası görülen semptomlardan biri de, baş ağrısıdır. Bu nedenle, ilacı bıraktığınız birkaç saat veya gün boyunca baş ağrısı çekebilirsiniz. Tabi-i, başka bir ağrı kesici almak ağrınızı dindirir, ama bu amaca ters düşen bir davranıştır. Uzun süredir düzenli olarak ağrı kesici kullanıyorsanız, özellikle de kodein içeren ilaçlar alıyorsanız ve bu konuda endişeleriniz varsa, mutlaka doktorunuzla konuşun.
Yüksek Tansiyon
Kan basıncı yüksek olan kişiler sık sık baş ağrısı çekerler. Aslında bu, yüksek tansiyon hastası olduğunuzun az sayıdaki belirtilerinden biridir. Geçmek bilmeyen bütün baş ağrıları için doktora başvurmak gerekir. Doktorunuz, baş ağrılarından bahsettiğinizde muhtemelen tansiyonunuzu ölçecektir.
Çoğu kimsenin başından birkaç kez postural yüksek tansiyon vakası geçmiştir. Bu, temel olarak, eğildiğiniz zaman kafanızdaki basıncın geçici olarak artmasıdır. Aynı zamanda, görüş alanında parıldayan ışıklar şeklinde kendini gösteren görsel bir bozukluk da meydana gelebilir. Genellikle vücudun duruş şekli değiştirildiğinde tansiyon da düşer. Fakat bu durum sürekli başınıza geliyorsa doktorunuza danışmanızda fayda vardır.
Dişlerle İlgili Sorunlar
Dişlerle ilgili problemler de baş ağrısına neden olabilir. Çürüyen veya kökünde apse oluşan dişlerden kaynaklanan ağrılar olabilir. Bazı durumlarda da düzgün çıkmayan dişler birbirinin üzerine binerek baskı yapar ve ağrıya yol açar. Çoğu kez diş ağrısıyla baş ağrısını ayırt edebiliriz, ama bazen bu ikisi birbirine karışır. “Yansıyan ağrı” denilen ağrı türü, bir yerdeki problemin başka bir yerde ağrıya neden olmasıyla ortaya çıkar.
Kronik baş ağrılarının çok seyrek görülen ve bazı kişilerce tartışılır bulunan bir sebebi de cıva zehirlenmesi olabilir. Bilindiği gibi, diş tedavisinde dolgu malzemesi olarak kullanılan maddelerden biri cıvadır. Yemek yerken dolgunun aşınması sonucunda, her ısırışta çok küçük bir miktarda da olsa cıva salınır, bu da soluma yoluyla vücuda geçebilir. Alınan cıvanın tamamı vücudu terk etmez. Bir kısmı vücutta kalır ve zamanla birikebilir. Bu da, özellikle cıvaya hassasiyeti olan kişilerde baş ağrısına yol açabilir. Dişlerinizin hemen hemen hepsinde cıvalı dolgu bulunuyorsa, (bu, şekerli gıdalar tüketen ve dişlerine gereken özeni göstermeyen yaşlı kimselerde sık görülen bir durumdur) böyle bir sorunun ortaya çıkma ihtimali artar. Bu, daha önce de bahsedildiği gibi, çok seyrek rastlanan bir sağlık sorunudur ve bütün diğer olasılıklar elendikten sonra incelenmelidir. Şunu da belirtmek gerekir ki, birçok ülkede diş dolgularından kaynaklanan cıva zehirlenmesi, resmi kurumlar tarafından ciddi bir sağlık riski olarak değerlendirilmemektedir.
YARARLI NOTLAR! Baş ağrılarının dişle ilgili sorunlardan kaynaklanabileceğini unutmayın ve düzenli olarak diş doktorunuza görünün.
Kulak İltihaplanması
Kulak ağrısı da baş ağrısıyla karıştırılabilir. Kulak ağrısı genellikle enfeksiyon nedeniyle ortaya çıkar. Enfeksiyon, antibiyotikler veya kolayca uygulanabilen başka tedavilerle nispeten sorunsuz bir biçimde iyileştirilir. Bazı durumlarda doktor, baş ağrısı olan bir hastayı, kulak burun boğaz uzmanına sevk edebilir. Geçmeyen inatçı baş ağrılarınız varsa, doktora görünmeyi ihmal etmeyin.
Sinüzit
Sinüzit, burun ve alındaki kemiklerin içinde bulunan sinüs denilen boşluklarda meydana gelen bir enfeksiyondur. Bu da, baş ağrısına benzeyen bir ağrıya neden olur ve migrenle karıştırılabilir. Sinüziti olan hastalarda, hapşırma, burun akıntısı, yüzün üst bölümünde kızarıklık ve hassasiyet, yüksek ateş gibi başka belirtilerin de görülmesi muhtemeldir. Baş eğildiğinde, örneğin yerden bir şey almak için eğilindiğinde ağrının şiddeti artacaktır. Sinüzitin en etkin tedavisi antibiyotiktir, fakat bu maalesef migrenin etkisini azaltmaz.
Endişe
Kaygı strese, stres de baş ağrısına yol açar. Ayrıca, baş ağrınızın neden kaynaklandığı düşünüp endişelenmeniz bir kısır döngüye dönüşerek daha fazla ve daha şiddetli baş ağrılarını tetikleyebilir. İşte bu nedenle, baş ağrılarınız ve nedenleri üzerine düşünüp durmak yerine, vakit, kaybetmeden doktora başvurun. Bu kitabı okuyor olmanız gerçeği bile, şimdiden sorunu çözmek adına olumlu adımlar attığınızı gösteriyor. Ümit ediyorum ki okuduklarınız, yaşadığınız endişeyi azaltır.
Fazla Güç Harcama
Fazla güç harcayıp vücudu zorlamak, baş ağrısına neden olabilir. Arada sırada yoğun enerji harcamaktan kaynaklanan baş ağrıları çekmek oldukça normaldir. Ancak bu sık sık başınıza geliyorsa, ağrı şiddetliyse veya parıldayan ışıklar, görüşün bulanıklaşması, garip tatlar almak gibi başka belirtiler de ağrıya eşlik ediyorsa bir sorun haline gelir. Hapşırmak, öksürmek, ağır yük kaldırmak vs. hep vücudu zorlar ve kafadaki basıncı arttırır, dolayıyla baş ağrısı ortaya çıkar. Kabızlık gibi bağırsak problemleri yaşayanların bazen tuvaletteyken her zamankinden daha fazla gayret sarf etmeleri gerekir, bu da kafadaki kan damarlarına fazladan basınç yapar.
Hapşırık veya öksürüğü engelleyemezsiniz, ama egzersiz yaparken veya ağırlık kaldırırken daha dikkatli olmak elinizdedir. Tuvalette dışarı çıkma konusunda güçlük çekiyorsanız da, doktorunuz müshil gibi laksatif etkili ilaçlar kullanmanızı tavsiye edebilir. Geçmeyen kabızlık durumlarında doktora danışmayı ihmal etmeyin. Bu türden sorunlar, çoğunlukla sağlıksız beslenmenin sonucudur. Doktorunuz beslenme biçiminizi değiştirip sindirim sisteminizi (dolayısıyla tüm vücudunuzu) daha sağlıklı hale getirecek önerilerde bulunacaktır. ,
Gürültü Kirliliği
Eğer bir pop konserinde veya aşırı gürültülü bir mekânda bulunduysanız ve hoparlörlere haddinden fazla yaklaştıysanız, orayı kulaklarınızda çınlama ve baş ağrısıyla terk etmiş olmanız mümkündür. Aşırı gürültü, baş ağrısına sebep olabilir.
Günümüzde, birçok farklı kaynaktan gelen gürültülere maruz kalmaktayız. Belki müzik dinlerken sesini fazla açıyorsunuz. Belki gürültülü makinelerle çalışıyor ya da çok işlek bir caddede oturuyorsunuz. Belki çocuklarınız evde çok gürültü yapıyor. Belki eşiniz çok yüksek sesle konuşuyor… Bu ihtimallerin, bazıları size saçma görünebilir, ama unutmayın ki bunlar kısa ya da uzun vadede baş ağrısına yol açabilir. Eşinize biraz daha sessiz konuşmasını söylemek belki size zor gelebilir ama işyerinizde gürültülü makinelerle çalışıyorsanız kesinlikle işvereninizden koruyucu önlemler almasını talep etmelisiniz. Kulaklık kullanmak bile, sorunu bir ölçüde bertaraf edebilir.
Işık Kirliliği
Herhangi bir ışık türü, baş ağrısı nedeni olabilir. Çok uzun süre maruz kalırsanız, doğal güneş ışığı bile ağrıyı tetikleyebilir. Bununla birlikte, yapay ışığın baş ağrısını daha çok arttırdığı bilinmektedir.
Bizleri yapay ışığa uzun süreli olarak maruz bırakan iki ana kaynak vardır: Televizyon ve bilgisayar ekranı ile flüoresan ışığı. Çok televizyon seyretmek, bilgisayarla fazla haşır neşir olmak veya çok çalışmak, işte ya da evde yapay ışıklara, dışarıda neon lambalarına maruz kalmak ışık kirliliğinden kaynaklanan baş ağrılarına yol açabilir, migren atağını tetikleyebilir. Çalışan insanlar, günün büyük bir bölümünü bilgisayar başında ve flüoresan lambalarının altında geçirmektedirler. Bu şartlarda, sorun çıkma potansiyeli daha büyüktür. Titreşen ışıklar ise daha büyük bir problemdir. Titreşen ışıkların, sara teşhisi konmamış kişilerde bile sara nöbetine yol açtığına dair bilgiler vardır. Bu nedenle titremeye başlayan bir flüoresan lambasını kesinlikle kullanmamak gerekir. Böylesi bir durum işyerinizde karşınıza çıkarsa, hemen ilgililere bildirin. Titreşen ışıktan kaynaklanan sara nöbeti oldukça nadir rastlanan bir durumdur, ama ihtimal dahilindedir.
Nevralji
Nevralji, yüzdeki özel bir sinirden kaynaklanan bir ağrıdır; tam anlamıyla baş ağrısıyla aynı biçimde seyretmese de, bazı kişiler bunun bir baş ağrısı olduğunu düşünebilir. Bazıları da diş ağrısıyla karıştırabilir. Çok şiddetlidir ve çoğunlukla yüze rüzgâr çarpması veya başı yastığa koymak gibi durumlar tarafından tetiklenir. Nevraljisi olan kişiler genellikle yüzlerinin bir kenarında, çoğunlukla da yanaklarının üst kısmında “şimşek gibi” bir acı hissederler. Nevralji, küme baş ağrısıyla da karıştırılabilir.
İkincil Tetikleyiciler
Rakım Değişikliği
Dağlık bölgelerde yaşamayanlar ya da sürekli olarak yüksek rakımlı yerlere seyahat etmeyenler için, baş ağrıları üzerinde rakım değişikliği etkeni çok ender ortaya çıkacak bir neden olarak görülebilir. Oysa dağlık bölgelerde yaşayan birçok insan, ayrıca turistler ve dağ sporcuları yüksek irtifadan kaynaklanan problemler yaşarlar. Birçok kişi yüksek rakımın rahatsız edici etkilerinden haberdardır, fakat irtifa değişikliği nedeniyle ortaya çıkan yoğun baş ağrısı ya da migren size tandık gelmeyebilir. Aşağıdaki hikâye, yüksek rakımda neler olabileceğini en iyi şekilde gösteriyor:
“Yüksek irtifa hastalığını, şiddetli baş ağrısı şeklinde, Peru’da And Dağları’nda yaşadım. Daha önce hiç yüksek rakımda bulunmamış biri olduğum halde, yüksek irtifa hastalığından etkilenip etkilenmeyeceğimi, ya da ne şekilde etkileneceğimi bilmeksizin, bol su içmek, şeker emmek gibi tavsiye edilen önlemleri almıştım. Ancak irtifa değişikliğinden daha az etkilenmenin en iyi yöntemi, kademeli olarak yeni ortama alışmak, başka bir deyişle birkaç gün süresince yavaş yavaş yükseğe çıkmaktır. Ne yazık ki bunu yapma olanağım yoktu.
4800 metreye ulaştığımızda hafifçe başım dönmeye başladı ki bu, oksijen azlığı hesaba katılınca zaten olması beklenen bir şeydi. Yüksek irtifa hastalığını yaşamayacağımdan emindim artık. Fakat öğleyin şehre ulaştıktan kısa bir süre sonra, inatçı bir ağrı saplandı kafama. Öğleden sonra ve bütün akşam boyunca giderek şiddetini arttırdı. Baş ağrısına karşı genellikle hangi ilacı kullanıyorsam ondan almam tavsiye edildi; ben de ibuprofen aldım fakat hiçbir etkisi olmadı. Akşam yemeği sırasında başımın zonklaması öyle bir hale geldi ki midem de bulanmaya başladı. Aynı zamanda başım son derece hassaslaşmıştı. Kafamı hareket ettirmek ya da attığım her adımda başım zonkladığı için yürümek rahatsızlık veriyordu. Sabah ağrının geçmiş olacağını umarak erkenden yattım.
Uyandığımda başım daha da çok ağrıyordu. Kafamı hafifçe bile hareket ettiremiyordum. Keskin bir acı ve hemen ardından uzun süren zonklamalar hissediyordum. Sanki kafam tamamen çürümüş de, birisi çürüklere bastırıyor gibiydi. Doğal ışık da yapay ışık da büyük bir acı veriyordu, bu yüzden kısa bir süre için bile aydınlığa tahammül edemiyordum. En korkuncu da, cisimlerin içbükey ya da dışbükey olarak hafifçe çarpılmış gibi görmeye başlamamdı, bir çeşit görme bozukluğu baş göstermişti. Ağrı kesiciler hâlâ işe yaramıyordu. Yavaşça ve acı içinde ayağa kalkmayı başardım, ama kahvaltı edemedim, çünkü ağzıma attıklarımı çiğnemek ve yutmak kafamda çok şiddetli bir acıya yol açıyordu. Ayrıca o kadarlık bir hareket bile ani ve keskin ağrıyı başlatabileceği için konuşmakta zorlanıyordum.
İşin en can sıkıcı tarafı, daha ne kadar kötüleşeceğimi kestirememekti. Soroche denilen hafif yükseklik hastalığında belirtilerin oldukça kısa sürede kaybolması gerektiğini biliyordum. Ancak belirtilerin ortadan kalkmaması ya da ağırlaşması durumunda, mümkün olan en kısa sürede daha alçak bir irtifaya inmem gerekiyordu. “Normal” sınırda sayılabilecek ağrının ne kadar şiddetli olabileceği veya ne kadar sürede geçeceği konusunda bir fikrim de yoktu.
Tur otobüsüne biner binmez uykuya dalmaya çalıştım, fakat yol asfalt değildi; derin çukurlara giriyor, tıngırtılar arasında ilerliyorduk. Sanki beynim kafatasımın içinde şangırdayıp duruyordu. Mola için durduğumuzda otobüsten inemedim, hatta parlak ışıktan dolayı gözlerimi bile açamadım. Artık rehberimiz ve otobüsün şoförü de endişelenmeye başlamıştı, yöre yerlilerinin soroche ile mücadele etmek için kullandıkları bir bitkinin yaprağını çiğnememi önerdiler. Bana, yanağımın içine koyup .belirli aralıklarla çiğnemem için küçük bir reçine parçasına sarılı bir tomar yaprak verdiler. Yaprağın tadı son derece kötüydü ama gerçekten de hiç beklemediğim şekilde ağrıyı azalttı Tamamen dinmiş olmasa da ağrım gerçekten azalmış gibiydi. Ayrıca görüşüm netleşmişti, ışığa karşı hassasiyetim de azalmıştı.
Yolculuk boyunca yaprakları çiğneyip durdum. Ağrı her halükarda kendiliğinden geçer miydi bilemiyorum, ama bu bitkinin hatırı sayılır bir etkisi olduğunu düşünüyorum. O gece 2300 metreye indik. Bu yükseklikte birkaç saat geçirdikten sonra ağrı tamamen yok oldu. Neyse ki tur boyunca tekrar yüksek rakıma döndüğümüz halde, ağrı bir daha kendini göstermedi. Yine de her ihtimale karşı yanımda o yapraklardan bulundurdum.” Amelia, 33
Böyle durumlarda yapılması gereken en önemli şey, kendinize dikkat etmek ve uygun tavsiyeleri dinlemektir. Yüksek irtifa hastalığını tamamıyla engellemenin yolu yoktur, ancak dikkatli ve tedbirli hareket ederseniz etkilerini azaltabilirsiniz. Eğer migreniniz varsa, lütfen, yüksek irtifada yolculuk yapmanın migren atağım tetiklemesinin kuvvetle muhtemel olduğunu unutmayın. Dünyayı gezip görmek isteseniz bile, sağlık nedenlerinden dolayı bazı yerlerin sizin sınırlarınızın dışında kalabileceğini kabul etmelisiniz.
Beslenme İle İlgili Nedenler
Bazı gıdaları tüketmek, bazılarını da tüketmemek baş ağrısına yol açabilir. Bununla birlikte, yiyeceklerden kaynaklanan baş ağrıları daha seyrek görülen durumlar arasında sayılır. Yiyecekler kimyasal maddelerden oluşur tıpkı bizim vücudumuzda da çeşitli kimyasallar olduğu gibi. Ve kimi insanlar bazı kimyasal maddelere karşı hassasiyet gösterirler. Bazıları da alerjiktir. Hassasiyet göstermekle alerjik olmak aynı şey değildir, ama aradaki farkların inceliklerini burada açıklamaya gerek yok. Alerjinin bağışıklık sisteminin verdiği bir tepki olduğunu, buna karşılık bir şeye karşı hassasiyetin alerji olmayabileceğini söylemekle yerinelim.
Baş ağrısına yol açan yiyecekler içinde en yaygın olanlardan ikisi,, çikolata ve peynirdir. Peynir, tiramin adıyla bilinen ve baş ağrısına yol açtığı düşünülen bir madde içerir. Tiramin, kan damarlarına etki eden ve damarların çapının değişmesine neden olan bir kimyasal maddedir ve özellikle migrene doğrudan etki eder. Eğer peynir yemenin migren ataklarınızı tetiklediğini düşünüyorsanız, tiramin içermeyen süzme peyniri deneyin.
Not : Tiramin içeren gıdalardan biri olan peynir, ağrıyı tetikleyebilir.
Peynirde bulunan tiramin, aminler olarak bilinen kimyasal maddeler grubuna dâhildir. Aminler, birçok gıdada bulunan doğal maddelerdir, ancak bazı kişiler, özellikle fazla miktarda tükettikleri zaman, amin içeren gıdalara karşı hassasiyet gösterebilirler. Örneğin çikolata birkaç amin içerir. Gerçi çikolata migreni tetikleyebilirse de, kimi zaman, daha zor teşhis edilebilen başka nedenler için bir günah keçisi haline getirilmektedir. Bir psikolog olarak, insanların algılarının gerçeklerden epeyce bağımsız olduğunu biliyorum. Nitekim migren atağından çikolatayı sorumlu tutan kişilere de sık sık rastlarız. Oysa migren nöbetinden hemen önce genellikle insanın canı çikolata ister, çünkü o sırada vücuttaki kan şekeri düzeyi normalden daha düşüktür. Birçok insanda, ilk akla gelen şeker kaynaklarından biri olan çikolataya yönelir. Daha sonra migren etkisini gösterir ve insanlar çikolatanın migrene neden olduğunu varsayarlar. Aslında bu gibi durumlarda “rastlantı faktörü” dediğimiz şeyin devreye girmiş olması da mümkündür.
Şimdi kafa karışıklığına yol açan bir örnek daha verelim: Kadınlar âdet döngüleriyle bağlantılı migren nöbetleri geçirebilirler. Bildiğiniz gibi, çikolata türü şekerli gıdaları şiddetle arzu etmek, âdet öncesinde çok sık görülen bir belirtidir ve bu da kan şekeri düzeyinin düşüşüyle ilgilidir. Bu durumda bir kadının, çikolatayı, aslında âdet dönemi ile ilişkili bir ağrı yaşadığı halde, migrene yol açan bir etken olarak tanımlaması mümkündür.
Baş ağrıları ve migren için diğer bir potansiyel tetikleyici de kafeindir. Çay, kahve, kolalı içecekler, çikolata gibi yaygın olarak tüketilen ürünlerde bulunduğundan ötürü, fazla miktarda kafein almamız mümkündür. Gün boyu çay veya kahve tüketirsek, akşam da bir şişe kafeinli meşrubat içip biraz çikolata yersek günlük kafein dozunu aşmış olmamız muhtemeldir. Böyle bir beslenme düzeni, bize baş ağrısının yanı sıra sindirim sistemiyle ilgili sorunlar da çıkarabilir. Yapılacak en iyi şey, bunlardan tamamen uzak durmaktır. Kimileri, kafeini alınmış içecekleri tercih etmemizi önerseler de, bu, sorunu tamamen ortadan kaldırmaz. Kafein, kahve ve benzeri içeceklerde bulunan bir grup maddeden yalnızca biridir. Üreticiler kahvenin içinden kafeini çıkarsalar bile, kafeinin “kuzenleri” yine ürünün içinde kalmış olacak ve aynı etkiyi gösterebilecektir. Bununla birlikte, “kuzenler” dediğimiz maddeler kafeine nispeten daha zayıftır. Eğer başınızın ağrısı bu maddelerden kaynaklanıyorsa, kafeini alınmış içeceklere geçtiğinizde, sorun tamamen ortadan kalkmasa da, belirtilerde bir azalma olduğunu fark etmeniz muhtemeldir.
Yine bu konunun da kafa karıştırıcı şöyle bir sonucu vardır: Bir anda kafein ve “kuzenlerinden uzaklaşmak da baş ağrısı ve migrene neden olabilir. Bunlar, oldukça etkili ve alışkanlık yapan maddelerdir; birden bıraktığınız takdirde kendinizi sinirli ve dolayısıyla stres içinde hissedebilirsiniz. Bildiğiniz gibi, bu da baş ağrılarınızı tetikleyebilir. Kafeini aniden kesmek yorgunluk hissine de yol açabilir. Çünkü kafein bir uyarıcıdır -bünyenizi uyanık tutarak tetikte olmanızı sağlar. Bu arada, aldığınız kafein miktarını azalttığınız takdirde fazla uyumamaya özen gösterin, çünkü alışılandan fazla uyumak da baş ağrısına neden olabilir.
Nasıl ki bazı maddelerin tüketilmesi migreni tetikleyebiliyorsa, gıdasızlığın da ataklar üzerinde etkili olabileceğini unutmayın. Düzenli yemek, yemiyorsanız veya uzun süreler boyunca aç kalıyorsanız, kan şekerinizin düşmesi ve migren atağına yakalanmanız muhtemeldir. Migrenli bir kişinin öğün atlamamak konusunda hassas davranması önemlidir.
YARARLI NOTLAR
- Çikolatanın migrene sebep olduğundan şüpheleniyorsanız, tatlı ihtiyacınızı şekerlemelerle gidermeye çalışın. Yine de migren ataklarınız ortaya çıkıyorsa, bunun sorumlusu çikolata değil, başka bir şeydir. Doktora görünmeyi ihmal etmeyin.
- Kafeini birden değil; zaman içinde, azaltarak bırakmalısınız. Kafein uyarıcı bir maddedir. Yeni duruma alışması için bedeninize (ve zihninize) zaman tanıyın.
Şeker Hastalığı
Şeker hastalığı, çoğunlukla yüksek tansiyonla birlikte görüldüğü için baş ağrısına neden olabilir. Önceki konularda gördüğümüz gibi, yüksek tansiyon da baş ağrısıyla ilişkili olabilir. Bununla birlikte, migrenliler çoğu zaman şeker hastalığına yakalandıktan sonra baş ağrılarının şiddetinin azaldığını bildirirler. Bunun, değişen kan şekeri düzeyine bağlı olması muhtemeldir. Yine, kilo alan kişilerin de migreni genellikle hafifler veya ortadan kalkar; bu da kan şekerindeki yükselmeden kaynaklanabilir. Ne de olsa insanın kilo almasının nedeni, daha fazla yemek yemesidir. Daha fazla yemek de kan şekeri seviyesini yükseltir. Gördüğünüz gibi, insan bünyesi oldukça karmaşıktır!
Diyabet hastalan aynı zamanda migrenden mustariplerse, şeker hastalığının gerektiği gibi gözetim ve denetim altında yaşamaları migrenleri üzerinde de olumlu etkide bulunur. Aksi halde, migreni en şiddetli haliyle yaşarlar. Şeker hastalığınız varsa doktorunuzun öğütlerini dinlemeniz, yazdığı ilaçlara ve önerdiği hayat tarzına bağlı kalmanız önemlidir.
Hipertiroid
Tiroid bezi aşın çalışan kişilerin migren ataklarında da artış görülebilir. Şeker hastalığında olduğu gibi, tiroid fonksiyonlarını denetim altında tutmak, migrenin etkilerini azaltmada işe yarayabilir. Eğer size hipertiroid teşhisi konduysa, doktorunuza, geçirdiğiniz bütün migren krizlerinden bahsetmeniz gerekir.
Temporal Arterit (Dev Hücreli Arterit/Toplardamar İltihabı)
Bu nispeten yaygın bir baş ağrısı nedenidir, ama sadece 60 yaş üstü kişiler için söz konusudur. Arteritten kaynaklanan baş ağrıları gerilim tipi baş ağrısıyla karıştırılabilir. Temporal arteritte, şakaklardaki atardamarlar gözle görülebilir ve dokunuşa duyarlı hale gelir. Çoğunlukla gözün ve şakağın üzerinde zonklayıcı bir ağrı kendini gösterir. Ağrı, boyunda veya başın arkasında da hissedilebilir. Kafa derisi de hassaslaşabilir; bazen yemeği çiğnemek bile acı verir ve kilo kaybı gerçekleşebilir. Çoğu kimse steroid içeren ilaçlar kullandığı zaman iyileşirse de nadiren tedaviye cevap vermeyen vakalar olabilir. Bu hastalığa yakalananların ilaçlarını düzenli almaları gerekir- tedavi olmamak ciddi sonuçlara yol açabilir. Bunlardan biri, görme kaybıdır ve birdenbire gerçekleşebilir. Yine de vurgulamak gerekir ki, tedavide başarı oranı oldukça yüksektir.
Nadir Görülen Tetikleyiciler
İnsanlar baş ağrısı çektiklerinde, hele de ağrı kesicilerin fayda etmediği ağrıları olduğunda, beyin tümörü, felç ya da bunlar gibi son derece ciddi başka bir durumla karşı karşıya olduklarını düşünerek endişeye kapılırlar, Baş ağrısının beyin tümörünün belirtilerinden biri olduğu doğru olsa da, tümörden kaynaklanan baş ağrıları son derece nadir görülür. Bu bölümü okurken bunu aklınızda tutmanız gerekir.
Karbon Monoksit Zehirlenmesi
Evinizde veya işyerinizdeki gazla çalışan cihazlar (ısıtma sistemleri ve ocaklar), son derece zehirli ama kokusuz bir madde olan karbon monoksit salarlar. Düzenli olarak yüksek düzeyde karbon monoksite maruz kalmak öldürücüdür. Normalde bu cihazların dumanını ortamdan uzaklaştıran hava borusu tehlikeyi ortadan kaldırır. Ancak kimi durumlarda arızalı ocaklardan, ısıtma aygıtlarından ve şofbenlerden büyük miktarlarda karbon monoksit yayılabilir. Fazla miktarda karbon monoksite maruz kalırsanız, grip belirtilerine benzer şekilde, geçmeyen baş ağrıları ve uykusuzluk çekmeniz ve vücudunuzda ağrılar hissetmeniz muhtemeldir. Bunu önlemek için, cihazlarınızı düzenli olarak kontrol ettirmeli ve evinize karbon monoksit detektörleri taktırmaksınız.
Kurşun ve Cıva Zehirlenmeleri
Kimyagerlerin adlandırdığı şekliyle bu “ağır metallerin her ikisi de son derece zehirlidir ve zamanla vücutta birikir. Hepimizin vücudunda eser miktarda kurşun ve cıva vardır, ama insanlar bu maddelere düzenli olarak maruz kalırlarsa kendilerini çok hasta hissetmeye başlarlar. Hatta aşırı miktarda kurşun ya da cıvaya maruz kalmak ölüme bile yol açabilir.
İşyerinizde bu maddelerle haşır neşir oluyorsanız mutlaka çok iyi korunuyor olmanız gerekir. Alınan önlemlere dair herhangi bir şüpheniz varsa, mutlaka çalıştığınız kurumun ilgililerinin dikkatini bu konuya çekmelisiniz.
Kurşun veya cıvayla ilgili bir işiniz yoksa bu türden bir baş ağrısına yakalanmanız son derece olasılık dışıdır. Bununla birlikte, bazı eski madenî kalıpların kurşundan yapıldığını ve eski boyaların kurşun ihtiva ettiğini aklınızda bulundurun. Günümüzde üretilen boyalar bu açıdan çok daha güvenli olsa da, evinizin geçmişte kurşun bazlı boyalarla boyanmış olabileceğini unutmayın. Çocuklarınızın ince tabakalar halinde pencere denizlik ve pervazlarından, kapılardan vs. dökülen kurumuş boya kırıntılarını yememesine dikkat edin.
YARARLI NOTLAR!
Eski boyaları kazırken ve zımparalarken önlem alın, zira ortaya çıkacak toz yüksek derecede zehirli olabilir.
Bakteriyel ve Viral Enfeksiyon
Menenjite hem bakteriyel, hem de viral enfeksiyon sebep olabilir, ancak daha zararlı olanı bakteriyel menenjittir. En kötü vakalar, çok hızlı ilerleyip ölüme neden olur.
Not : Ateşli hastalıklarla birlikte görülen uzun süreli baş ağrısının üzerinde durmak gerekir.
Fakat bu nadir görülen bir durumdur ve genelde iyileşme oranı oldukça yüksektir. Menenjit hastalığı çok seyrek görülse de, belirli dönemlerde “salgınların ortaya çıkması, özellikle de basında bunun sansasyon konusu yapılması, insanlarda endişe uyandırabilir. Belirtiler arasında baş ağrısının yanısıra, yüksek,ateş, boyun tutulması, kusma,,ışığa aşın duyarlılık ve üzerine bastırıldığında kaybolmayan pembe veya mor renkli döküntüler görülür. Menenjit genellikle çocukları ve gençleri etkilese de herkesin başına gelebilir. Tekrar belirtelim, menenjit son derece nadir görülen bir hastalıktır, ancak yine de yukarıda saydığımız belirtileri gösterenlerin derhal doktora başvurması gerekir. Ayrıca unutmayın M, migrenin önemli belirtilerinden biri fotofobidir (ışığa tahammülsüzlük). Yalnızca.şiddetli baş ağrıları çekiyor ve karanlıkta kalmak istiyorsanız, çok büyük bir ihtimalle bunun menenjitle bir ilgisi yoktur; migren nöbeti geçiriyorsunuzdur.
İyi Huylu Tümörler
Bunlar, beyinde yer alan ve yayılmayacak olan doku kitleleridir. Büyüme ihtimalleri yok gibidir. İyi huylu tümörleri temizlemek için cerrahi müdahaleye başvurulabilir. Ancak bazen doktorlar, hasta için önemli bir sorun teşkil etmeyeceğine ikna olmuşlarsa, tümöre müdahale etmeyebilirler de.
Habis Tümörler
Bunlar da beyindeki kitlelerdir, ancak büyüyüp yayılmaları muhtemeldir. Çoğu kimse bütün tümörlere kanser dese de, aslında bilimsel olarak, bunların bir kısım iyi huyludur. Kötü huylu tümörler, hızla çoğalıp başka hücrelere yayılırlar. Uç durumlarda vücudun başka bölgelerine doğru yol alıp orada da yayılmaya devam ederler.
Çektiğiniz baş ağrısının beyin tümörüne bağlı olma ihtimali oldukça düşüktür. Özellikle de gösterdiğiniz tek belirti sadece baş ağrısı ise. Beyninde tümör bulunan hastaların çoğu daha başka belirtilerle doktora giderler. Körlük, diğer görsel bozukluklar, uyuşukluk veya felç, sözcükleri unutma veya düzgün telâffuz edememe, kusma, bayılma, gerçeklik algısında bozulmalar bunların arasındadır. Çok nadiren baş ağrısı tek belirti olarak kendini gösterir. Diğer semptomlardan bazılarına sahip olsanız bile, sadece migren olma olasılığınız vardır. Unutmayın ki migren de görmeyi ve konuşmayı etkileyebilir, sindirimle ilgili rahatsızlıklar yaratabilir, hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Dolayısıyla, bu bölümü okurken en kötü ihtimalleri aklınıza getirmeyin. Bu arada, habis beyin tümörü görülen kişiler, çoğunlukla çocuklar veya yaşlılardır. Bu kitabı okuyan sizlerin, eri düşük risk grubunda yer alma ihtimaliniz kuvvetlidir.
Beyin tümörü belirtileriyle migren belirtileri arasındaki farkı bilmek istiyorsanız şunları aklınızda bulundurmalısınız: Birincisi, tümöre bağlı baş ağrıları, yukarıda sayılan belirtilerinden bazıları gerçekleştikten sonra ortaya çıkar. İkincisi, migrende, konuşma problemleri veya görme bozuklukları gibi durumlar baş ağrısıyla aynı zaman diliminde gerçekleşir. Beyin tümöründe ise, görsel bir bozukluk tamamen tek başına yaşanabilir veya kişi görünüşte belli bir neden yokken kusabilir. Yine de, lütfen unutmayın ki, insanlar birçok nedenden dolayı istifra ederler ve bunların büyük çoğunluğu beyin tümörüyle bağlantılı değildir.
Habis tümörlerin söz konusu olduğu nadir durumlarda, tümör ilk safhalarındaysa ve yayılmadıysa doktorlar cerrahi müdahaleye başvurabilirler. Eğer tümör yayıldıysa {metastaz) radyoterapi ve kemoterapi olası tedavi yöntemleridir.
Travma ve Kanama
Öncelikle travma kelimesini açıklamak gerekir. Doktorlar bu terimi, meydana gelen bedensel bir kaza anlamında kullanırlar. Kafanızı bir yere çarpmanız veya ayak parmağınızı taşa vurmanız travma örnekleridir. Ekmek dilimlerken parmağınızı keserseniz, bu da bir travmadır. Bu anlamıyla travma, “yaralanma” nın tıp dilindeki karşılığıdır. (Doktorlar bu terimi, “psikolojik yaralanma” anlamında da kullanırlar).
Kafa yaralanmaları oldukça sık yaşansa da, bunların sadece bir kısmı ciddi durumlardır. Çoğumuz otomobile binerken ya da inerken veya buna benzer bir hareket sırasında kafamızı bir yere çarpıp incitmişizdir, hatta belki sonrasında baş ağrısı çektiğimiz de olmuştur. Bu beklenmedik bir şey değildir, ama ağrı şiddetliyse, alışılmamış belirtilere sahipse veya bir günden fazla sürerse doktora başvurmak gerekir. Kafaya alınan darbe, kişinin bilincini kaybetmesine neden olduysa mutlaka bir doktora gösterilmelidir. Çoğu kez önemli bir durum oluşmaz, ama yine de incelemekte fayda vardır.
Başa alman her darbe, ciddi sonuçlara yol açmaz. Ancak, çarpmanın sonucunda başka yaralanmalar ortaya çıkabilir. Kafatası çatlayabilir veya kırılabilir. Bu da iç kanamaya yol açabilir veya kafadaki basıncın artmasına neden olabilir. Bunların her ikisi de beyne kalıcı zarar verebileceği için, kafadaki kanama ve basınç artışı derhal incelenmelidir. İki durumun da kısa vadede baş ağrısına neden olması muhtemeldir, ancak genellikle ışık çakmaları, bulanık veya çift görme, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, uyuşma, konuşma güçlüğü gibi nörolojik belirtilerle birlikte görülür. Kanamanın, dıştaki kemiğe herhangi bir zarar gelmeden gerçekleşmesi de mümkündür. Bu nedenle, bitmek bilmeyen bir baş ağrısının eşlik ettiği bütün önemli darbeler tetkik edilmelidir.
Doktorların hemoraj diye andığı kanamaları ortaya çıkaran nedenlerden başta geleni yüksek tansiyondur. Yüksek tansiyonu olan bir kişinin damarlarındaki ince veya zayıf noktalar yüksek basınç anında patlayabilir. Subaraknoid kanama durumunda olan da budur. Yaşlandıkça daha çok rastlanan bir durum olmakla beraber, yine de seyrek görülür. En uç durumda, insanın başına çok ani ve şiddetli bir ağrı girer. Sanki top güllesi isabet etmiş gibi olur. Boyunda sertleşme de hemen görülen bir başka belirtidir. Kişi bilincini bile kaybedebilir. Daha sonraki sonuçlan inme ile benzerlik gösterir; kişi konuşamayabilir, felç geçirebilir vs.
Elbette ki, herhangi bir kaza beyin kanamasına yol açabilir, hatta kardiyovasküler sisteminde zafiyet bulunmayan tamamen sağlıklı kimselerde bile. Bu nedenle, bütün büyük ve alışılmamış türden kazalar bir doktor tarafından incelenmelidir.
Kaynağı Tanımlanamayan Baş Ağrıları
Bazen doktorlar, hastalarının baş ağrısının nedenini bir türlü bulamaz. Bunun nedeni ya bütün olasılıkların gözden geçirilmemiş olmasıdır ki bu uzak bir ihtimaldir. Ya da ağrı, psikolojik kökenlidir. Doktorlar gerçekçi davranarak sorunun yalnızca olası nedenlerini araştırırlar. Doktorunuzun, bütün tehlikeli ya da hayati risk arz eden durumları eledikten sonra muayeneyi kesmesi sizi şaşırtmasın. Ondan sonra artık kendi başınızasınızdır. Birçok kişi için özellikle baş ağrısı ya da migreni gerçekten psikolojik olan kişiler için doktora görünmek, genellikle sıkıntıyı hafifletir, hatta bazen kalıcı bir şekilde ortadan kaldırır.
Unutmayın ki baş ağrılarının binlerce nedenleri vardır. Bu yazıda bunların en çok rastlanılanlarını ele aldık. Ağrıların çok büyük bir bölümü zararsızdır. Yine de, olağandışı belirtileri, inatçı veya şiddetli baş ağrılarını tetkik ettirmekte fayda vardır.
Özet
• Migren ve baş ağrısının yüzlerce nedeni vardır.
• Baş ağrılarının çoğu, tehlikeli veya ciddi bir tıbbi sorunun alameti değildir.
• Geçmek bilmeyen şiddetli ağrılar için her zaman doktora danışmak gerekir.



Leave a reply