Baş Ağrısı ve Migren Tedavisinde Kullanılan Yöntemler Nelerdir?
Posted on 10. Ara, 2008 by admin in BAŞ AĞRILARI VE MİGREN
Bu bölüm, baş ağrıları ve migren tedavisinde yaygın olarak kullanılan yöntemlere ayrılmıştır. Baş ağrısı veya migreni olan kişiler, bu tedavi yöntemlerinden önemli ölçüde fayda görürler.
Tıbbi ve Fiziksel Yaklaşımlar
Baş ağrısı ve migren tedavilerinin çoğu oldukça basittir; yan etkileri de ya yoktur ya da azdır. Nitekim, tedavide en yaygın kullanılan yöntem, ağrı kesici haplardır. Bazı durumlarda reçeteli ilaçlara başvurmak gerekebilir. Nadir olmakla birlikte, bazı vakalarda beyin damalanndaki tıkanıklıkları ortadan kaldırmak için ameliyat gündeme gelebilir.
Modern Tıp
Baş ağrılarının tıbbi tedavisi içinde en bilinen yöntem analjezi, yani acı veya ağrı hissinin ortadan kaldırılmasıdır. Doktor, önce dikkatini acıyı dindirmeye yöneltir, daha sonra acı veya ağrının nedenlerini ele alır.
Etken maddesine ve etkisini gösterme biçimine göre değişiklik gösteren birçok ağrı kesici ilaç bulunur. Reçetesiz olarak yaygın biçimde satılan üç temel ilaç, aspirin, parasetamol ve ibuprofendir. Bu ilaçlar kısa vadede çok etkili olabilir, ancak ağrılarınız birkaç günden fazla sürüyorsa, ilaç almayı bırakıp doktora görünmelisiniz. Bu önemle üzerinde durulması gereken bir husustur. Çünkü vücudunuz zamanla bu ilaçlara öyle bir alışabilir ki, bıraktığınız zaman başınız ağrıyabilir. Tıpkı her gün çay veya kahve içen birinin bunları kestiği vakit başının ağrıması gibi.
Alerjik bir reaksiyon nedeniyle -saman nezlesi gibi- baş ağrısı çekiyorsanız, doktorunuz antihistaminik ilaçlar almanızı tavsiye edebilir. Bu ilaçlar, bağışıklık sistemini bastırıp vücudunuzun alerji yapan maddeye güçlü bir reaksiyon göstermesini, engellerler (Saman nezlesinde alerjen madde havada uçuşan polenlerdir). Bazı antihistaminikler uyku hali yapabilir, dolayısıyla bu ilaçları aldıktan sonra araç veya makine kullanmamanız gerekir; Herhangi bir ilacı almadan önce prospektüsünü dikkatlice okuyun.
Araştırma Özeti: Doktor-Hasta İlişkileri
Psikologlar hasta ile doktor arasında iletişim eksikliği olabileceğinin farkındadırlar. Yaşam biçimi, yetiştirilme tarzı, kültürel farklılık gibi etkenler doktor ve hasta arasında tanı anlamıyla ortak bir dil yakalanmasını engelleyebilir. Benzer nedenlerin etkisiyle doktorunuzla konuşmaya kalktığınızda siz de bazı kritik bilgilerin hedefe ulaşmadığını düşünebilirsiniz Doktorunuzun size yeterli açıklamalarda bulunmadığından ya de sizi dinlemeyecek kadar meşgul olduğundan şikâyet edebinsiniz,
Psikologlar olarak bizler, hasta doktor ilişkisinin, tedavinin başarısını veya verilen tavsiyelerin uygulanma derecesini etkileyeceğini biliriz. Anne MacGregor (1997) da, Neurology dergisinde, doktorların migrenle ilgili gündeminin hastalardan farklı olabileceğine dikkat çekiyor. Pazı doktorlar hastalığı tedavi etmede çok başarılı olsalar da, hastanın kendisini daha İyi hissetmesini sağlama konusunda o denli etkili olamayabilirler MacGreor da, dergide, doktorlara migrenli hastalarına kulak vermek için vakit ayırmalarını, hastanın migrenini nelerin tetiklediğini anlamalarını ve uyguladıklar; tedaviyi hastanın özelliklerini göz önüne alarak seçmelerini tavsiye ediyor. MacGregor’un doktorlara yaptığı tavsiyelerden yararlanarak, siz de doktorunuzdan yapmasını isteyeceğini şeylerin üstesini çıkarabilirsiniz:
- Doktorunuz, baş ağrılarınız hakkındaki bilgi ve deneyimlerinize kulak vermeli.
- Farkına vardığınız bütün tetikleyici faktörleri sizden öğrenmeli.
- Bütün tavsiyelerinin gerekçelerini net bir şekilde açıklamalı ve size, söylediklerinin anlaşılır olup olmadığını sormalı.
- Size teklif ettiği her tedavi yöntemi hakkında açıklamalar yapmalı, basit bir dille bunların nasıl işe yaradığını izah etmeli.
- Tedavinin sonuçlarını takip etmek adına, sizi tedavinin seyri boyunca düzenli aralıklarla görmeye devam etmeli.
Tamamlayıcı Tedaviler
Baş ağrıları ve migreni iyileştirdiği iddia edilen çok çeşitli tamamlayıcı tedavi yöntemleri vardır. Bu tedavi yöntemleri hakkında bilgilenirken, amacın onları modern tıbbın yerine geçirmek değil, onu tamamlamak olduğunu lütfen aklınızda bulundurun. Tam da bu nedenle, artık “alternatif tıp” terimi yerine “tamamlayıcı tıp” terimini yeğliyoruz. Tamamlayıcı tedavilerden yararlanmaya karar verirseniz, öncelikle doktorunuza danışıp onu durumdan haberdar edin. Ne de olsa, tamamlayıcı tedavileri uygulayan kimselerin büyük bir bölümü tıp eğitimi almamıştır. Tamamlayıcı tedaviler bazı kişiler için son derece yararlı olabilir, ama çare olamayacakları durumlar da vardır. Örneğin, kulak zarınızın delinmesi nedeniyle baş ağrısı çekiyorsanız, fiziksel bir nedene dayalı olan bu rahatsızlığı tamamlayıcı tedavi ile ortadan kaldıramazsınız. Bazen tamamlayıcı tedaviler yalnızca “ağrıyı giderip, temelde yatan nedene dokunmaksızın rahatsızlığın ortadan kalktığı izlenimini verebilirler. Bundan dolayı, başvurduğunuz diğer tedavilerin yanı sıra, doktorunuzun gözetiminde kalmanız doğru olacaktır.
Akupunktur
Giderek daha fazla sayıda doktor hastalarına akupunkturu tavsiye ediyor ve akupunkturun plasebo etkisinin çok ötesinde gerçek bir fayda sağladığını gösteren kanıtlar bulunuyor. Akupunktur, Çin tıbbının bir parçasıdır ama bağımsız bir tedavi yöntemi olarak da kullanılabilir. Çok ince iğnelerin deriye, yaklaşık üç ile altı milimetre arası bir derinliğe batırılmasıyla uygulanır. Misk otları ile, seçilmiş akupunktur noktalarını ısıtarak veya yakarak tedavi etme anlamına gelen ve moxibustion denilen bir işlem de uygulanabilir. Birçok insan akupunkturun aeı vereceğinden endişe duyar, bazı insanlar için öyle de olabilir. Ancak çekilen acı hafiftir ve hastaların çoğu bunun, yararlan göz önüne alındığında ödenen küçük bir bedel olduğunu söyleyecektir. Akupunktur konusunda eğitim veren ciddi kuruluşlar vardır ve bu yöntem artık tıp çevreleri tarafından da ciddiye alınmaktadır.
İğneden tedirgin oluyorsanız, akupresür denilen daha az korkutucu bir alternatif de mevcuttur. Akupresür, akupunkturla aynı temele dayanır, ancak iğne batırmak yerine vücuttaki bazı noktalara masaj yapmak şeklinde uygulanır.
Bir migren atağından hemen önce akupunktur veya akupresür yaptırırsanız bir miktar ferahlamanız muhtemeldir, hatta krizi tamamen atlatmanız bile söz konusu olabilir. Tabii bunu yapmak pek kolay değildir, ne de olsa hayatımızda her an göreve hazır “acil durum akupunkturcuları” diye bir şey yoktur. Acil durumların dışında, akupunkturun genel olarak baş ağrısı ve migren tedavisinde işe yaradığı ispatlanmıştır. Fakat mutlak surette sorunu kalıcı olarak ortadan kaldıracağı iddia edilemez.
Gümüşdüğme, Diğer Otlar ve Bitkiler
Bilimsel adı tanacetum parthenium olan gümüşdüğme bitkisi, migren hastalarının ağrılarını dindirmek için kullandıkları doğal bir ilaç gibidir. Ayçiçeği familyasının üyesi olan gümüşdüğme bitkisi ve yapraklan Eski Yunanlılar tarafından yalnızca migrene değil, aynı zamanda arterit gibi iltihaplı eklem hastalıklarına karşı da ilaç olarak kullanılmıştır. Bu bitki, migrenle ilişkili olan, serotonin denilen maddenin faaliyetini engeller. Kullanılmasının bir sakıncası yoktur; ancak mide bulantısına yol açabilir. Kullanımı kesildiğinde, bir tür geri çekilme etkisi olarak migren ve eklem ağrıları ortaya çıkabilir. Tamamlayıcı tıpta kullanılan ilaçların çoğunda olduğu gibi, gümüşdüğme bitkisi de bazı insanlarda işe yaramaktadır. Tespit edilmiş bir zararlı etkisi olmayan bu bitkiyi baş ağrılarınızı dindirmek için deneyebilirsiniz, ancak yukarıda bahsedilen geri çekilme etkilerinin gerçekleşme olasılığından dolayı birdenbire değil, yavaş yavaş bırakmalısınız.
Baş ağrısı veya migrene iyi gelebilecek başka otlar ve bitki özleri de vardır. Bunlarla ilgileniyorsanız en iyisi bir miktar araştırma yapmaktır, fakat unutmayın ki internet sitelerinin, kitapların ve terapistlerin tavsiyeleri arasında boğulabilirsiniz. Sonuçta neyi deneyeceğinize dair seçimi kendiniz yapmalısınız, ancak bitkilerin içerdiği farklı kimyasal maddeler olabileceği için, yüksek tansiyon ve hamilelik gibi durumlarda veya başka ilaçlar kullanırken bu bitkileri kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışın. Şifalı bitkilerin ne kadar rağbet gördüğü konusunda bir fikir vermek için, baş ağrıları konusunda işe yaradığı iddia edilen bitkilerin küçük bir bölümünü sıralayalım: Arnavutbiberi, erkeçsakalı, nane, biberiye, kava biberi, şakayık, pamuk, ekinezya, yüksükotu, çuhaçiçeği, fesleğen, passiflora bitkisi, adaçayı, keklik üzümü, mercanköşk, kekik ve nane familyasından birkaç çeşit bitki.
Bir tavsiyede daha bulunalım: Aynı anda birden fazla tedavi yöntemini denemeyin. Bilim adamları (ister psikolog olsun, ister kimyager, ister doktor) bir ilacın veya başka bir tedavinin etkilerini incelemek istedikleri zaman sistematik hareket ederler. Her seferinde tek bir ilacı veya tedaviyi sınar ve her birinden sonra bir “toparlanma süresi” verirler. Aynı anda birden fazla tedaviyi denerseniz, arzu edilen etkinin hangisinden kaynaklandığını anlamanız mümkün olmaz.
Araştırma Özeti: Sistematik Derleme
“Sistematik derleme” adı verilen özel bir araştırma türü vardır. Bu yöntemde, araştırmacılar belli bir konuda başarılı bir şekilde yürütülmüş çalışmaları dikkatle gözden geçirir ve sonuçları bir araya toplayarak karara varırlar. Bir bakıma “rakamların gücü”nden yararlanırlar. Vogler, Pirtler ve Ernst (1998) gümüşdüğme otunun migren; önlemedeki etkisi üzerine yapılmış en titiz çalışmaları incelediler, ilaç denemelerinden bahsederken “titiz”likle yapılmış araştırmaların özel bir anlamı vardır.
Bu çalışmalarda bir grup denek, etkisi ölçülen ilacı alır, diğer grup yani “kontrol grubu” almaz. Vogler ve arkadaşlarının araştırmasında bu şekilde yürütülmüş beş çalışma teşhis edildi, Sonuçları inceleyen araştırmacılar, gümüşdüğmenin gerçekten de migren belirtilerini azalttığını kaydettiler. Gümüşdüğme otu kullanan gruptaki kişilerin geçirdikleri nöbet sayısı da, çektikleri acının şiddeti de azalmıştı Ayrıca, mideleri daha az bulanmış ve dona az istifra etmişlerdi Unutmayın ki, bu araştırmaya dahil edilen çalışmalarda bir grup insana gümüşdüğme yerine plasebo verilmişti. Plasebo, vücuda herhangi bit etkisi olamayacak bir maddedir, insanlara tedavi edildiklerini düşündürmek, yani psikolojik bir etki oluşturmak için kullanılır. Böylece psikolojik etkileri, denenen ilacın kendi etkisinden ayırmamızı sağlar Çalışmalarda yer alan hastalar gerçek ilaç mı plasebo mu aldıklarını bilmiyorlardı. Gümüşdüğmeye karşı plasebo örneğinde sonuç, genel olarak gümüşdüğmenin etkili olduğunu göstermiştir. Sonuç şu bakımdan önemlidir; gümüşdüğmenin faydasının yalnızca psikolojik olabileceği, yani yalnızca öyle olacağına inandığınız için işe yaradığı yönündeki iddiayı çürütmektedir. Öyle olsaydı, plasebo verilen gruplarda da ayni etkinin görülmesi gerekirdi.
Refleksoloji
Esas olarak refleksoloji, ayaklara, bazen de ellere masaj uygulanmasıdır. Refleksoloji, ayakların genel olarak beden sağlığını yansıttığı düşüncesini temel alır. Refleksoloji uygulayan kişiler, ayaktaki hangi bölgenin vücudun hangi bölgesine tekabül ettiğini gösteren bir “ayak haritası” ile çalışırlar. Ayağı, vücudun geri kalan kısmına bağlayan yollar olduğu, sağlığa zararlı zehirli maddelerin ayaklarda birikebileceği, bunun da başka bir yerdeki aksaklığa işaret ettiği düşünülür. Uygun yerlere masaj yapmanın, kristalleri parçalayıp sağlığın düzelmesini sağlayabildiği iddia edilir. Bunda gerçeklik payı olabilir de, olmayabilir de. Ancak hiçbir doktor, kişiye ayak masajının iyi gelmeyeceğini, ağrıyı dindirmeye, dolayısıyla stresi azaltmaya katkıda bulunmayacağını iddia etmez. Tamamlayıcı tedaviler konusunda gayet şüpheci olan bazı kimseler dahi, rahatlatıcı bir deneyim olduğu için refleksolojiye para harcarlar. Ayrıca “acil durum” refleksolojisi baş ağrısının önüne geçebilir.
Kişinin kendi ayaklarına masaj yapması veya bir arkadaşına yaptırması mümkündür. Belki bunu binlerce kere yapmış birinin-becerisine sahip olamayabilirsiniz, ama yine de masajdan zarar görmeyeceğiniz gibi kendinizi rahatlamış hissedersiniz. Masajın etkisiyle ağrınızın kötüleşmesi olasılık dışıdır. İşte olsanız bile, çalışma düzeniniz ve ortamınız elveriyorsa, kısa bir ara verip kendi kendinize masaj yapmanız mümkün olabilir.
Psikolojik Yaklaşımlar
Psikologlar baş ağrısı çeken insanların sağlığına birkaç yolla katkıda bulunabilirler. Psikolojinin baş ağrısı ve migrene yaptığı temel katkılardan biri, hastanın ağrı kesiciler ve alışılmış tıbbi tekniklerden yarar görmemesi durumunda ortaya çıkar. Bazen insanın ağrıyla başa çıkabilmesinin tek yolu, psikolojik destekten geçer. Psikologlar, kişinin ağrılarını yeniden ve farklı biçimde değerlendirmesine yardımcı olarak ağrının yaşanma şeklini değiştirebilirler. Bildiğiniz gibi, ağrı endişe yaratır, endişe de ağrı algısını arttırır. Böylece bir fasit daire oluşur ve bunu kırmak için psikologlardan yardım alınabilir.
Ağrıyı Yeniden Tanımlamak
Psikologların ağrılar konusunda insanlara yardımcı olma yollarından biri, “ağrıyı yeniden tanımlama”, denilen bir yöntemdir. Basite indirgemek gerekirse, bu yöntemle kişinin ağrıya karşı farklı bir tutum geliştirmesi sağlanır. Bazı insanların acıya dayanıklılığı çok düşüktür, en hafif kesiklere veya çarpmalara bile aşırı tepki verirler. Ağrının yeniden tanımlanmasından en fazla istifade edecek olanlar da bu kişilerdir. Ağrı eşiği düşük olan kişiler, bir psikologla görüşerek ağrılarına daha normal tepkiler vermeyi öğrenebilir, belki bundan da Önemlisi, “ağrı” konusunda daha ölçülü,ve sakin düşünceler geliştirebilirler. Paniğe kapılmak yerine, ağrıyla başa çıkmayı öğrenip bunu hayatlarının bir parçası olarak kabul ederler.
Ağrıyı yeniden tanımlamak, düşünce ve davranışları değiştirmeyi temel alan bilişsel-davranışçı terapinin bir parçasıdır. Bilişsel terapi, yaşam biçiminiz ve ağrılarınıza karşı tutumunuz üzerindeki değişimlerle ağrılarınızı azaltmaya ya da ağrıya bakışınızı değiştirmeye yarar. Bu nedenle, baş ağrınızın tedavisi sırasında doktorunuz, sürecin bir parçası olarak bir psikologla görüşmenizi önerebilir. Hayat tarzınızda değişiklik yapmanız gerekiyorsa bir klinik psikolog ya da bir sağlık psikologu size yardım edebilir.
Bazen psikolog, baş ağrılarınızın sürüp gitmesinin başka nedenleri olduğunu tespit eder. Baş ağrılarınız, hayatınızdaki sorunlar yüzünden ortaya çıkan iç sıkıntısı ve strese bağlıysa bir danışman psikolog da faydalı olabilir. Hepimiz bazı problemler yaşarız; bunları itiraf etmenin utanılacak bir tarafı yoktur. Kimi zaman, özellikle erkekler, sorunlarım kabullenmekte zorlanırlar, çünkü çoğunlukla kaya gibi sarsılmaz oldukları yönünde bir izlenim vermek isterler. Gelgelelim, hiç kimse kaya değildir. Bazen yanılabileceğinizi ve ancak başka birinin yardımıyla çözülecek sorunlarınız olabileceğini kabul etmek cesaret gerektirir.
Baş ağrılarınıza zihninizi kurcalayan bir şeyin neden olduğundan şüpheleniyorsanız, bunu biriyle, özellikle de sizi dinleyip sorunlarınızı kabullenmenize yardımcı olabilecek bir profesyonelle etraflıca konuşmaya çalışmalısınız.
Bazı kimseler psikolojik danışmanın içeriği konusunda endişe taşırlar. Aslında bu, pek alışılmadık bir şey değildir. Güvenilir bir ortamda biriyle oturur ve hazır olduğunuz zaman yavaş yavaş sorunlarınızdan bahsedersiniz. Konuşmak istemediğiniz herhangi bir şeyi anlatmaya zorlanmanız söz konusu değildir. Üstelik danışman, sizi rahatlatıp sorunlarınız hakkında çekinmeden konuşmanızı sağlamak konusunda eğitim almış bir kişidir. İçini döküp rahatlamak, yalnızca insana kendini daha iyi hissettirmez, aynı zamanda çözüme giden yolun yansı kat edilmiş olur. Canınızı sıkan şeyler hakkında konuşarak neticede onları başka şekilde görmeyi, belki de yerli yerine koymayı öğrenirsiniz. Bunun baş ağrılarınızla pek alakasının olmadığını düşünebilirsiniz, ancak bir sorunun üstesinden gelmek çoğunlukla bir diğerini çözmenizi de kolaylaştırır. Çünkü zihin ve beden birbirinden ayrılabilir şeyler değildir. Zihinsel ve bedensel yapınız beraberce “sizi” oluşturur.
Gevşeme Terapisi
Gevşeme terapisinin gizemli bir tarafı yoktur ama bir insana gevşemeyi öğretmek pek kolay değildir; ancak bu işin eğitimini alan profesyoneller size bu konuda yardım edebilirler. Hiç gevşeyip rahatlamayı isteyip de bunu beceremediğiniz oldu mu? Gerginseniz, gevşemeniz pek kolay değildir. Nitekim bazı insanlar yalnızca uykudayken kendilerini gerçekten gevşemiş hissettiklerini söylerler. Elbette bizzat sizin kendinizi dinlendirmek için yapabileceğiniz şeyler vardır, ama bazen dışarıdan yardım almak da gerekir.
Araştırmalar göstermiştir ki, düzenli olarak gevşeyip rahatlamak, her türlü hastalıkla, ayrıca migren ve diğer baş ağrısı türleri de dâhil olmak üzere ağrı ve acıyla mücadele etmede kişiye yardımcı olmaktadır. Gerilim tipi baş ağrılarınız varsa, tam ve doğru biçimde gevşemek baş ağrılarınızı büyük ölçüde azaltacaktır. Çünkü baş ağrılarınızın asıl nedeni, stres ve gevşeyememektir.
Kendi başınıza gevşemek isterseniz, bu konuda yazılmış kitaplardan istifade edebilir, bazı basit egzersizleri evinizde uygulayabilirsiniz. Gevşemeye çalışmanın bir zararı olmaz; olabilecek en kötü şey, bunu başaramamanızdır! Yine de sizi uyarmış olayım, gevşeyip rahatlamayı başardığınız zaman uykuya dalabilirsiz.
Çok sessiz ve rahat bir yere oturun. Yumuşak bir müzik dinlemek işe yarayabilir (Piyasada doğada kaydedilmiş sesleri içeren birçok gevşeme CD’si bulunmaktadır). Gözlerinizi kapayıp soluk alıp verişinize konsantre olun. Yavaş ve derin bir biçimde nefes alın. Olmayı çok isteyeceğiniz sakin bir yerde olduğunuzu hayal edin. Birçok insan için bu, bir kumsal ya da balık tutabileceği huzur veren bir nehir kıyısı olabilir. Kuşların veya etrafınızdaki suyun sesini hayal edin. Nefes alıp verişinize konsantre olmaya devam edin. Zihninizden sizi kaygılandıran bir şey geçmeye kalkarsa, örneğin işiniz hakkında düşünceler gelirse, çevrenizi, saran doğa seslerini hayal edin. Belki gökyüzünde yavaşça ilerleyen bulutları veya ağır ağır kumsala uzanan dalgaları görebilirsiniz. Buna her gün 10-15 dakika kadar zaman ayırın. Bu yöntemle gevşemeyi öğrenebilirseniz hem psikolojik, hem de fiziksel sağlığınız açısından aşama kaydedersiniz.
Hipnoz
Hipnoz, esas olarak, özel bir gevşeme türüdür. Hipno-terapist farklı bir bilinç durumuna geçmenize yardımcı olur. Ancak hipnotize olduğunuzda olanları hatırlamayabileceğiniz için, güvenebileceğiniz bir hipnoterapistle çalışmanız gerekir. Çoğu kişi hipnotize edilebilir, ancak bu yöntem yalnızca hipnotize edilmeyi isteyenlerde işe yarar. Televizyonda görebileceğiniz türden şov amaçlı hipnotizma seansları sizi yanıltmasın, hipnoz ciddi bir iştir. Baş ağrıları ve migren söz konusu olduğunda, hipnoterapi en çok, kaynağı teşhis edilemeyen’ ağrılarda kullanılan bir yöntemdir. Baş ağrılarınız bir nedene bağlanamıyorsa, stres, kaygı gibi etkenlerden kaynaklanma olasılığı yüksektir. Nedenlerin psikolojik olduğu bu gibi durumlarda psikolojik tedavinin sonuç vermesi beklenebilir.
Tipik bir hipnoz seansında, bir sandalyede oturup terapistin size söylediklerini duyabileceğiniz ve ona cevap verebileceğiniz türden bir uykuya dalarsınız. Terapist, bilinçaltı düzeyinde işe yarayacak birtakım başa çıkma stratejileri sunarak baş ağrılarınızı yenmenize yardımcı olur. Bir konuda ikazda bulunmak isterim: Sorunlarınızı yalnızca bir hipnoterapi seansında çözüp sizi iyileştirebileceğini iddia eden reklam ve ilanlara karşı temkinli olun. Doktorunuzdan size iyi bir hipnoterapist önermesini isteyebilirsiniz.
Araştırma Özeti: Hipnozun Değeri
Bu araştırma, migreni azaltmada hipnozun etkisini ölçmek üzere yapılmıştır. Emmerson ve Trexler (1999) grup hipnozunun (bütün bir hasta grubunun aynı zamanda hipnotize edilmesi) ve hipnotik gevşemenin, migrenin şiddeti, sûresi ve sıklığı ile birlikte ilaç ihtiyacı üzerinde yaradı bir etkisi olup olmadığını incelediler. Hipnozdan önce yaşadıkları migren ağrılarının şiddetini denetlemek amacıyla 12 hafta boyunca izledikleri migren hastası 25 gönüllüyü incele-diler. Hipnozdan sonra da. deneklerin gösterdiği belirtileri takip ettiler. Hipnoz, deneye katılanlarda yalnızca migrenin verdiği ıstırabı ve sıklığını azaltmakla kalmadı, aynı zamanda alınan ilaç miktarını da neredeyse yarı yarıya azalttı. İncelemeye katılan ortalama bir kişinin, hipnozdan önce migreni 54 saat sürerken, 26 saate indi, Buna ek olarak, gönüllüler önceden iki haftada ortalama 3,8 migren krizi geçirirken, bu takam 2,3 oldu. Bu rakamları bir yıla yayarsak, hipnozun migrenlilerin hayatında oldukça büyük bir erki gösterdiğin; görürüz. Normalde her biri, yılda ortalama 5335 saat migren ağrısı çekiyordu.
Bu hesapla söz konusu sürenin yılda 1893 saate düşebileceği düşünülüce, çektikleri ıstırabın yılda 3442 saat, başka bir deyişle 57 gün azalması anlamına gelen bir değişiklikti bu. Tabii, çalışmada yer alan hastalar 12 aylık takibe tabi tutulmadıkları için hipnozun yararlı etkilerinin devam edip etmediğinden emin olamıyoruz. Yine de, en azından tedavinin olma potansiyeli taşıdığını biliyoruz.
Kombinasyon Tedavileri
Ağrılar söz konusu olduğunda en iyi sonuç, tıbbi, tamamlayıcı ve psikolojik tedavilerin bir arada kullanılmasıyla elde edilir. Farklı tedavi yöntemlerinin bir araya gelmesi hem beden hem de zihin üzerinde iyileştirici etki gösterir. Kimi zaman en korkunç migrenlerden mustarip kişiler bile, oldukça kolay bir biçimde “iyileştirilebilir.” Doktorunuz, ağrılarınızın nedenlerini tespit etmek üzere sizinle beraber çalışırken, tamamlayıcı kaynaklardan yardım aramanız ve bir psikologla görüşmeniz gerekli hale gelebilir. Ağrılarınızın nedenlerini anlamak ne kadar güç olursa, farklı tedavilerin bileşimine ihtiyaç duyma olasılığınız o derece artar. Ancak unutmayın ki, tedavide sosyal destek görebilmek de yadsınamayacak kadar önemlidir. Sizinle ilgilenip yardımcı olacak bir aileniz ve arkadaşlarınız varsa, bu şansınızı kullanmaya bakın. Böylesi bir destekten mahrumsanız, bulunduğunuz bölgede -varsa- baş ağrıları ve migrenle ilgili destek gruplarına katılabilirsiniz. Bu tür gruplar sayesinde elde edebileceğiniz bilgi ve yardımı küçümsemeyin. Sırf yalnız olmadığını bilmek bile, birçok insanın kendini daha iyi hissetmesini sağlar.
Plasebo Etkileri Hakkında Bir Not
Bedenin işleyişi üzerinde etkisi olmayan, ancak psikolojik yollarla hastalıkların belirtilerini hafifletebilen madde ya da terapilere plasebo denir. Çoğu kitapta plasebo etkilerinin tamamlayıcı tedaviler arasında sayıldığını görürsünüz, bunun iki nedeni vardır: Birincisi, bu tedavi yöntemlerinden bazıları gerçek anlamda iyileştirici olabilmek için fazla fantastik görünür ve sahiden de birer para tuzağıdır. Bununla birlikte, bazı doktorlar da tamamlayıcı tedavilere karşı fazla olumsuz bir tutuma sahiptir. Giderek artan sayıda araştırma, bunun haksız olabileceğini, kimi durumlarda bu türden tedavilerin son derece gerçek etkilerinin olabileceğini gösterir.
Ancak ister tıbbi, ister psikolojik, isterse tamamlayıcı olsun, bütün tedavi uygulamaları bir plasebo etkisi ile ilişkili olabilir. Her şeyden önce, size bakacak veya sizinle ilgilenecek birilerinin olması kendinizi daha iyi hissetmeniizi sağlar. Bu nedenle, doktorla görüşmenizin de, bir refleksologla veya bitkisel tedavi uzmanıyla görüşmeniz kadar plasebo etkisine yol açması muhtemeldir. Yine de önemli olan, plasebo etkisinin miktarıdır. Bazı tedaviler bütünüyle plasebo gibi görünürken, tıbbi tedavinin yol açacağı plasebo etkisi nadiren dikkate alınır.
Özet
• Elbette tamamlayıcı tedavileri deneyin, ancak önce sinde mutlaka bu konuda doktorunuzla görüşün.
• Seçtiğiniz tedavi yönteminin doğru ve uygun olup olmadığını iyice araştırın. Tamamlayıcı tedavi uygulayan herkes, profesyonel ve dürüst değildir. Ayrıca bu türden uygulamalarda bulunan birçok kişi, yetkili kurumların denetiminde değildir.
• Psikolojik yardım almak, hayatınızın kalitesini büyük ölçüde yükseltebilir. Uygun insanlardan yardım istemek konusunda herhangi bir utanç, kaygı ya da korku duymayın.


Leave a reply