Baş Ağrısı mı Migren mi, Akut mu Kronik mi?

3

Çoğunlukla bir ağrının baş ağrısı mı, migren mi olduğunu anlamak mümkündür. Bu bö­lümde göreceğiniz gibi ikisi arasında ge­nellikle belirgin farklılıklar vardır.

Baş ağrıları arasında hem şiddet hem de tür olarak, baş­ka bir deyişle hem nicelik hem de nitelik olarak farklılıklar bulunur. Bu da benzer türde ama farklı yoğunlukta iki baş ağrısının, iki ayrı kategoride yer alabileceği anlamına gelir. Bununla birlikte, hayattaki birçok şeyde olduğu gibi, bir kategorinin diğeriyle örtüştüğü gri alanlarda kafa karışıklı­ğı yaşanabilir. Karışıklığı daha da arttıracak bir durum da, “baş ağrısı” kategorisinin içinde birçok alt türün bulunma­sıdır. Buna ek olarak, ne kadar zamandır baş ağrısı çekti­ğiniz de, doktorunuzun sizin akut mu, yoksa kronik bir baş ağrısı mağduru mu olduğunuz yolundaki algılamasını etkileyecektir.

Bazı kimseler, aslında öyle olmadığı halde, migrenleri­nin olduğunu söylerler. Benzer şekilde, migreni olan bazı kişiler de sadece “kötü bir baş ağrısından” mustarip olduk­larını düşünürler. Umuyorum ki, bu insanlardan bazıları bu kitabı okuyarak daha net bir görüşe sahip olacaklardır. Bazen neyin yanlış olduğunu bilmek, çözüme giden yolun yansını kat etmek demektir.

Baş ağrılarını net bir biçimde farklı kategorilere ayırmak mümkün değildir. Konunun doğası gereği, bu olanaksız­dır. Normal baş ağrısı için bile birbirinin yerine kullanılabi­len cephalodynia, cephalalgia, encephalalgia gibi kelimeler mevcuttur. Doktorunuzun verdiği raporlara baktığınız za­man, sizin için de bu terimlerden birinin kullanılmış oldu­ğunu görebilirsiniz. Görünüşte birbirinden farklı baş ağrısı türlerinin tanımlarının birbirine benzemesi, kafanızı biraz karıştırsa da endişelenmeyin. Gerçekten de baş ağrıları kıs­men benzerlik gösterdiği için bu durum kaçınılmazdır. Bi­rinin sizden kendinizi birkaç kelime ile tarif etmenizi iste­diğini düşünün. Hangi kelimeleri seçerseniz seçin, bir sürü başka insanı da tasvir eden bir tanım olacaktır, söyledikle­riniz. Baş ağrıları için de durum böyledir.

Öte yandan, baş ağrıları kişiden kişiye o kadar çok farklılık gösterir ki, örneğin “tipik” bir gerilim baş ağrısının özelliklerini ana hatlarıyla çizerken sorun yaşamanız kaçı­nılmazdır. Bununla birlikte, göreceğiniz gibi ağrılarda bazı ortak paydalar bulunur. Göz önüne alınması gereken diğer bir nokta da, bazen bir kişinin aynı anda birden fazla baş ağrısı türünden mustarip olabileceğidir. Doktorlar hem migren, hem de gerilim tipi baş ağrısı çeken hastaların sa­yısının sandığımızdan daha fazla olduğunu söylerler.

Birincil mi, İkincil mi?

Baş ağrıları ve migrenler ile ilgili okuma yaparsanız bü­yük bir ihtimalle “birincil” veya “ikincil” terimlerine rast­larsınız. Doktorunuz da bu terimleri kullanabilir. Çoğu ki­şide -yaklaşık %90 oranında- birincil (asıl, primer) baş ağ­rısı görülür. Bunlar başka herhangi bir tıbbi durumla ilişki­li olmayan bağımsız baş ağrılarıdır. Yani temelde yatan başka bir hastalığın ya da rahatsızlığın belirtisi olmayan baş ağrılarıdır. Buna karşılık ikincil (tali, sekonder) baş ağ­rıları başka sağlık sorunlarıyla ilgilidir ve “başka bir duru­ma bağlı bir belirti” oldukları için “ikincil” olarak adlandırılır. Bu tür baş ağrıları, başka bir fiziksel sorun yaşadığı­nız için ortaya çıkar. Örneğin baş ağrınız yüksek kan ba­sıncının (hipertansiyon) sonucu olabilir veya şeker hasta­ları da aynı nedenle baş ağrısı çekebilir. Başlangıçta dok­tor, çektiğiniz baş ağrısı ya da migrenin başka bir etmene bağlı olup olmadığından emin olamayabilir, bu nedenle di­ğer olasılıkları elemek için çeşitli testlere başvuracaktır.

İnsanlar, birincil ya da ikincil baş ağrıları ile ilgili teşhisi kabullenme konusunda farklı tavırlar sergilerler. Bazı kim­seler için, baş ağrılarının birincil olduğunu öğrenmek rahat­latıcıdır. Altında başka bir nedenin yatmadığını, sinsice pu­suya yatmış bir hastalığa yakalanmadıklarını bilmek onla-n memnun eder. Kimisi için ise bu durum fazla muğlâktır. Kendilerine baş ağrılarının ikincil olduğunun söylenmesini tercih ederler, çünkü o zaman en azından sorunun ne oldu­ğunu bileceklerdir. Doktor belirgin bir neden saptayamadığı zaman, ağrıyla yaşamak onlara zor gelir.

Baş ağrısından ötürü doktora müracaat etmeye karar verdiğinizde, doktor ağrılarınızın birincil ya da ikincil oldu­ğu söylendiği zaman göstereceğiniz muhtemel tepkiler üzerine bir süre düşünün. Ara sıra kendinizle ilgili düşün­celere dalmak kendine düşkünlük sayılmaz; kim olduğu­nuzu daha iyi anlamanıza katkıda bulunur.

Baş Ağrısı mı/Migren mi?

Kesin konuşmak gerekirse, migren de bir baş ağrısı tü­rüdür (hatta “migren baş ağrısı” olarak da kullanılır). An­cak oldukça özel bir tür olması nedeniyle genellikle baş ağrısındân farklı görülür, kendisine ayrı bir isim verilmiştir ve farklı incelemelere tâbi tutulur. Herhalde migrenin ne olduğunu tanımlayarak işe başlamak daha kolay olacaktır, zi­ra “baş: ağrıları” genellikle “migrenin dışında kalanlar” şeklinde tanımlanır.

Migren başın yalnızca bir tarafında görülür (tek taraflı­da) . Birçok insan migren atağının ortaya çıkacağı zamanı bilir. Çünkü atak öncesinde sinirlilik ve alınganlık, aşırı yorgunluk hissi ve belli yiyeceklere karşı iştah gibi belirti­ler görülür. Hatta bazı insanlar migren atağının başlama­sından önce saatlerce, hatta günlerce esneyebilirler. Bu dö­neme “prodrom” (hastalığın ilk belirtisi) adı verilir. Daha sonra, bazı kişiler, tam migrenden önce başlama eğilimi gösteren bir aura deneyimi yaşarlar. Bu aura, çoğu kez görsel bir bozukluk şeklindedir. Aurayı temel alarak migrenlileri ikiye ayırabiliriz; bu iki migren türü önceden “yay­gın” ve “klasik” olarak adlandırılırdı. Bazı doktorlar hâlâ bu terimleri kullansa da, artık genel olarak yerlerini “aurasız migren” ve “auralı migren”e bırakmışlardır. Migrenle­rin çoğunda aura yoktur.

Migren aurası birçok farklı şekilde tezahür edebilir: Ağızda tuhaf bir tat, ortamda bulunmayan bir şeyin koku­sunu alma, hatta gerçeklikten kopmuş olma hissi bunlardan bazılarıdır. Çoğunlukla görsel bir bozukluk söz konu­sudur ve bu sıklıkla, görsel alanı (gözleriniz açık olduğun­da görebildiklerinizi tanımlamak için kullandığımız bir te­rim) boydan boya geçen gökkuşağı benzeri bir yay şeklin­dedir. Bazen de fösfen denilen, gözünüzün önünde oluşan ani ışık parlamaları şeklinde görülür. (Aynı gibi görünse de bunu, bir süre eğildikten sonra birdenbire ayağa kalktığı­nızda meydana gelebilen durumla karıştırmayın.)

Aura uzunca bir süre devam edebilirse de, genellikle 5 ile 20 dakika arasında yavaş yavaş oluşur ve en fazla bir saat kadar sürer. Aura, mutlaka her zaman migrenden ön­ce gelen bir şey değildir. Auralı migreni olan hastalar için aura, migren tam anlamıyla başlamadan önce bir ağrı ke­sici almak ya da sakin bir yere geçmek için fırsat veren ya­rarlı bir uyan olabilir.

Migren zonklayıcı tarzda, nabız atışı gibi bir ağrıdır. Ağrı çok şiddetlidir; genellikle buna mide bulantısı da eşlik eder; hatta kişi kusabilir de. Kuvvetli ışığa, hatta normal veya loş gün ışığına dayanmak bile zorlaşır; aynı şekilde gürültü de son derece rahatsız edicidir. Hareket halinde ol­mak, özellikle kafayı hareket ettirmek migreni çok daha şiddetlendirebilir.,”

Migren ağrısı çeken bir kişi genellikle yatma ihtiyacı duyar; sessizliği, karanlığı ve hareketsizliği tercih eder. Ba­zı insanlar migren atağı geçirirken yatıp, ağrıları dinmiş olarak uyanırlar. Bazılarının ağrısı uyandıktan sonra da devam eder. Bir migren atağı genellikle: 4 ila 72 saat sürer. Migren ağrısı çekerken uykuya dalar ve ağrıyla uyanırsa­nız, uyuduğunuz zamanı atağın devam süresinden çıkara­bilirsiniz.

Yukarıda da söylediğim gibi, çektiğiniz ağrı migren tipi olmayabilir. Bununla beraber, kafadaki bazı ağrılar, baş ağrısı da olmayabilir. Örneğin diş ağrısı, bazen kafatasın­da hissedilen bir ağrıya neden olabilir. Bu türden yanıltıcı ağrılara “yansıyan ağrı” adı verilir (çünkü vücudun bir bö­lümünden başka bir bölümüne “yansırlar”). Baş ağrınızın aslında diş ağrısı olup olmadığını anlamanın bir yolu, teker teker dişlerinize parmağınızla hafifçe vurmaktır. Bunu yapmak biraz cesaret gerektirir, zira doğru dişi bulduğu­nuzda epeyce acı çekersiniz. Gerçekten de kafa bölgesin­deki herhangi bir sorun, örneğin bir kulak iltihabı, baş ağ­rısından ayırt edilmesi oldukça zor bir ağrıya yol açabilir.

Gerçek baş ağrıları içinde en yaygın olanı “gerilim tipi” ağrılardır, doktorunuz buna “strese bağlı baş ağrısı” diyor olabilir. Strese bağlı baş ağrıları çoğu insanın arada sırada çektiği günlük, sıradan ağrılardır ve genellikle boyunda veya omuzlardaki bir kas gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu tür bir baş ağrısı stresin sonucu olabilir, çünkü stresli insanlar farkında olmasalar da kambur durup sırt ve ense kaslarını gererler. Gerilim tipi baş ağrıları günlerce sürebilirse de, aspirin ya da başka bir ağrı kesici alındığında çoğu kez çabucak ortadan kalkar. Bu ağrılar genellikle ba­şın her tarafında hissedilir ve sanki birisi başınızın çevre­sine sıkı bir şerit sarmış gibi bir his yaratır. Migrenin aksi­ne, bunlara genellikle başka belirtiler eşlik etmez, belki bi­raz mide bulantısı olabilir, o kadar. Başka belirtiler de ya­şayan kişiler genellikle migrenden mustariptirler.

Küme (cluster) baş ağrıları, migren veya gerilim tipi baş ağrılarından daha seyrek görülmekle beraber, yine de en yaygın üçüncü ağrı türüdür. Küme baş ağrınız varsa, göz çukurunuzda şiddetli bir ağrı duyarsınız, gözünüz kızarır ve yaşarır. Bu korkunç ağrı, birkaç saat kadar sürer ve ye­niden dönmek üzere bir süreliğine kaybolur. Bu bazen, yü­zün bir tarafında keskin bir ağrının hissedildiği ve yanak derisinin temasa karşı son derece hassas olduğu “üçlü nevralji” adlı rahatsızlıkla karıştırılabilir. Küme baş ağrıla­rı insana çok büyük ıstırap çektirir; acı o kadar kuvvetlidir ki, atak sırasında bununla başa çıkmaya çalışmak dışında bir şey yapmak neredeyse mümkün değildir. Ev işleriyle il­gilenmek ya da televizyon seyretmek genellikle imkân dâ­hilinde değildir. Çekilen ağrı, gündelik işlerle uğraşmayı engelleyecek kadar şiddetlidir ve hastalar çoğu kez ıstırabı hafifletmek için hareket etmeye çalışırlar.

Not : Kafanın çevresine sanki sıkı bir şerit sarılmış gibi bir his oluşturan baş ağ­rısının migrenden ziyade gerilim tipi bir baş ağrısı olması muhtemeldir

İlerleyen konularda, birçok başka baş ağrısı türü hak­kında bilgi edineceksiniz. Doktorlar, sebeplerine bağlı ola­rak 150 kadar farklı ağrı türü tanımlamışlardır. Sayının bu kadar büyük olmasının nedeni, baş ağrısının ortaya çık­ması için çok fazla etkenin bulunmasıdır. Kafamız vücudu­muzun en önemli bölümüdür. Yaptığımız şeylerin çoğu, doğrudan veya dolaylı olarak beynimizin denetimi altında gerçekleşir, bu nedenle kafamızla ilgili bir “aksamanın” birçok farklı olasılığa bağlı olması bizi şaşırtmamalıdır. Ka­famızla ilgili herhangi bir problem ortaya çıktığında baş ağrısı çekebiliriz. Ama beynimiz genel olarak tüm vücudu­muzun işleyişinden sorumlu olduğundan, vücudumuzun herhangi bir yerinde meydana gelen bir arıza baş ağrısına da yol açabilir. İşte bu nedenle, doktorlar başımızın niçin ağrıdığını net olarak teşhis etmekte zorlanabilirler.

Yüzün bir tarafında hissedilen vurucu, şiddetli ağrı küme baş ağrısı olabilir.

Akut mu {Epizodik mi), Kronik mi?

Bu, doktorlar açısından hassas ve cevaplanması zor bir sorudur. İnsanın geçirdiği ilk baş ağrısı (muhtemelen be­bekken) tabii ki akut bir baş ağrısıdır, çünkü bir geçmişi yoktur. Çoğumuz hayatımız boyunca ara sıra baş ağrısı çe­keriz. Bunlar genellikle münferit akut (kronik olmayan) vakalar olarak görülür. Doktorların “kronik” baş ağrısının karşıtı olarak “epizodik” tabirini kullandıklarına da tanık olabilirsiniz. Benzer biçimde, kişide on yılda bir ortaya çı­kan bir egzama da akut olarak değerlendirilir. Akut/kronik ayrımı aslında, bir şeyin şiddetiyle değil, gerçekleşme sık­lığı ile ilgilidir.

Akut ve kronik baş ağrıları arasında, hatta başka sağ­lık sorunları arasında kesin sınırlar çizmeye çalıştığımız zaman birtakım zorluklar baş gösterir. Sosyal hayattan bir örnek verirsek, tıpkı reşit olma yaşı gibi bu da tartışmalı­dır. İngiltere’de 18 yaşına geldiğinizde, bazı şeyleri yapa­cak olgunlukta kabul edilirsiniz; bazı konularda ise kendi kararlarınızı verebilmek için 16 yaşında olmanız yeterlidir; araba kullanabilmek için 17 yaşında olmanız gerekir vs. Başka ülkelerde ise aynı “yeterlilikler” için farklı yaşlar ön­görülmüştür. Ayrıca 15 yaşındayken, başkalarının 18 ya­şındaki halinden daha olgun davranan kişilere rastlamak da mümkündür. Aynı şekilde, baş ağrıları söz konusu ol­duğunda da, bir doktorun akut bir epizot serisi dediğine, bir başkası kronik bir durum teşhisi koyabilir. Baş ağrılarının tanımlanması konusundaki genel standartlar Uluslara­rası Baş Ağrısı Cemiyeti (IHS) tarafından belirlenir. Bir baş ağrısının kronik gerilim tipi kategorisinde sayılabilmesi için, en az alto. ay boyunca ve her ay 15 ya da daha fazla sayıda günde görülmesi gerekir. Tabii bu durumda şöyle bir sorun ortaya çıkar.- Baş ağrısı altı ay boyunca ve her ay 14 gün süresince görülürse bu kriteri karşılamıyor demek­tir. Bu tür yönergeler yararlı olsalar da, her zaman bütün olasılıktan kapsamazlar. Dolayısıyla doktorun takdir yetki­sini kullanma ve yargıya varma hakkı mevcuttur.

Uluslararası Baş Ağrısı Cemiyeti’nin kronik migrenler için belirlediği eşdeğer bir tanımlama bulunmamaktadır. Migreni olan insanlar genellikle bu ağrıdan uzun bir dö­nem boyunca düzenli olarak mustarip olurlar; dolayısıyla bir bakıma hepsi kronik migren hastasıdır.

Baş Ağrısı ve Migren Hakkında Bazı Yanlış İnançlar

İnsanlar çoğunlukla boş ağrıları ve migren hakkında yanlış fikirlere sahiptirler. Bu fikirlerin birçoğu, içinde bir miktar gerçeklik payının da olması nedeniyle ya­yılırsa şansı elde eder. Oysa gerçeklik payına sahip olmak ile gerçek olmak aynı şey değildir.

Baş ağrısı ve migren, çalışmak istemeyen insanlar için birer mazerettir. Razı insanların bazen boş ağrısı ya da migreni öne sürerek birkaç gün işe gitmedik­leri doğrudur, Bunların bazıları gerçek olmayabilir. Oysa şiddetli boş eğrisi yo do migren ağrısı çektiğini söyleyen kişilerin büyük çoğunluğu samimidir ve bü­zük bir ıstırap içindedir.

Baş ağrısı ve migren tamamıyla psikolojiktir. Baş ağrılarının psikolojik bir yönü vardır ve insanların düşün­ce yoluyla baş ağrısına neden olabilecekleri de doğrudur. Fakat, baş ağrısı ve migrenleri” çoğu son derece gerçektir, hatta bunu ispatlamak için kar­maşık tarama yöntemlerini (incelenen doku veya organda radyoaktif izotopun çıkardığı gama ışınla­rının görüntü halinde tespit edilmesini) de kullanabiliriz.

İnsanlar baş ağrılarına ve migrene katlanmak zorun­dadır. Eğer bu doğruysa neden bunca doktor bu ağrılara çora bulmak için böylesine yoğun bir çalış­ma içinde olsun? Baş ağrısı ve migren için yapılabi­lecek bîr şeyler vardır ve kimse dişini sıkıp durumuna razı olmak zorunda değildir,

Şiddetli baş ağrısı ile migren aynı şeydir. Hayır kesin­likle öyle değildir Bu yazıda göreceğiniz gibi, orala­rında kimi benzerlikler olsa da. ikisi birbirinden farklı durumlardır. Bazen şiddetli bir baş ağrısı migren ka­dar, hatta ondan daha da korkunç olabilir, ama iki­si aynı şey değildir.

Baş ağrısı İçin endişelenmeye gerek yoktur. Baş ağrıları genellikle endişelenmeyi gerektirmez; bu doğ­rudur Fakat kimi boş ağrıları özellikle çok ani ve şid­detli olan veya süreklilik gösterenler- başka bir ra­hatsızlığın belirtisi olabilir ve bunların incelenmesi ge­rekir. Bu türden bir şüpheye düşerseniz mutlaka dok­tora başvurun,

Baş ağrıları şakaya gelmez, korkutucu durumların habercisidir. Bazı baş ağlıları ciddi ve tehlikeli olabi­lirse de pek çoğu bu özellikte değildir.

Baş ağrısı yüzünden doktorunuzu rahatsız etmemeli­siniz. Sağlığınız hakkında herhangi bir kaygı, şüphe duyarsanız; konuyu doktorunuza açmaktan çekinmeyin, zira o da tedavisi güç hale gelene kadar beklemenizdense duruma erken müdahale edilmesinden yanadır.

Migren bir kadın hastalığıdır. Bu yargı, istatistiksel olarak büyük ölçüde doğrudur, özellikle âdet migre­ni de hesaba katılırsa kadın migrenlilerin sayısı çok daha fazla çıkacaktır, Fakat size migrenin aynı za­manda erkekleri de hedef alan bir hastalık olduğu­nu söyleyebilecek birçok migrenli erkek vardır.

Doktorlar baş ağrıları ve migren hakkında bilinebile­cek her şeyi bilir, çünkü bunlar basit ve tedavisi ko­lay rahatsızlıklardır. Bu doğru olmaktan uzak bir dü­şüncedir. Doktorlar bunlar hakkında birçok şey bilir­ler; tıpkı doğum sancıları, kalp hastalıkları, viral has­talıklar vs. hakkında birçok şey bildikleri gibi. Bunun­la birlikte, baş ağrıları ve migren konusunda daha keşfedilecek çok şey vardır ve halen yeni tedavi yöntemleri geliştirilmektedir. Hastalar, kendileri için en iyi yöntemi bulunana dek doktorlarıyla birlikte farklı tedavi yöntemleri deneyebilirler.

ÖZET

Baş ağrıları karmaşık özellikler gösterir. Bazen değişik türden ağrıların belirtileri birbiriyle örtüşür, fakat yete­rince dikkatli bir inceleme yapıldığında, yaşanan ağrı­nın hangi türden olduğunu teşhis etmek mümkündür.

Birincil baş ağrıları, tıbbi sorunun bizatihi kendisini teşkil eder. ikincil baş ağrıları ise başka bir tıbbi durumun be­lirtisi olarak ortaya çıkar.

Migren ağrıları genellikle başın bir tarafında olur ve zonklama şeklinde hissedilir. Işığa ve/veya sese karşı aşırı hassasiyete neden olur. Bazen ağrıya aura da eş­lik eder.,

Gerilim tipi baş ağrıları zonklayıcı olmaktan ziyade, sa­bit bir ağrı şeklindedir. Sıklıkla şakakların çevresinde hissedilir veya başın etrafında sıkı bir bant varmış duy­gusu verir. Altı veya daha fazla ay boyunca ve ayın yarısından fazla günde görülürse kronikleşmiş bir du­rum söz konusudur,

Diş ağrısı, göz yorgunluğu veya omuzlarda ya da bo­yunda görülen gerilmeler, bazen baş ağrısı ile karıştırılabilir.