Baş Ağrıları ve Migrenin Sonuçları Nelerdir?

0

Baş ağrısı ve migrenin sonuçları, kişiden kişi­ye farklılık gösterir. Birine, dayanılmaz ge­len ağrıya bir başkası daha kolay taham­mül edebilir, Ancak şu çok önemlidir; Baş ağrıları ve migrenden mustaripseniz, bun­lara tahammül göstermeye çalışarak bek­lemek yerine, yardıma ve tedaviye açık ol­malısınız.

Aksi halde ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Baş ağrıları sizi alıngan, sinirli, keyifsiz, hatta daha kötü durumlarda, intihara meyilli hale getirebilir. Baş ağrılarının uzun vadeli etkilerinden uzak durmak için. tedavi yollarını bulmaya çalışın, tamamen geçmesini başaramasanız bile, ağrıya karşı bir şeyler yapmış olduğunuzu bilmek sizi ra­hatlatır; ne de olsa kendiniz için çaba göstermişsinizdir. Ağrıya teslim olursanız, kendinizi daha kötü ve çaresiz hissedersiniz. Çoğu zaman, biraz gayret göstererek sağlık sorunlarınızın üstesinden gelme konusunda kendi kendi­nize yardımcı olabilirsiniz.

Bundan sonra yazılanlar tıptan çok psikoloji ile ilgilidir.

Kısa Vadede

Baş ağrısı veya migren atağına yakalandığınızda dikkat etmeniz gereken bazı şeyler vardır: Bunlardan en önemli­si, baş ağrısının hafif olduğu durumlar dışında, iş makine­si çalıştırmamak veya araç sürmemelisiniz. Bu, gerektiğin­de şiddetli bir baş ağrısıyla araba kullanmak zorunda olan­lara garip gelecektir ama gerçekten de bu hususta dikkatli olmak gerekir. Bu uyarının gerekçesi, şiddetli ağrının dik­kati dağıtmasıdır. Şiddetli acı ve ağrılarda insan doğrudan acıya/ağrıya yoğunlaşır; bu da araç sürerken veya makine kullanırken ortaya çıkacak potansiyel bir tehlike demektir. Bir şeylerle meşgul olmanın, dikkatinizi ağrıdan başka yö­ne çekeceği doğrudur. Ağrınız hafifse, araba kullanmak aslında bunu unutmanıza yarayabilir. Buna karşılık, söz konusu olan hafif bir ağrı değilse, ağrıyla başa çıkabilmek için ona konsantre olmanız gerektiğini görecek, yolda ve­ya işyerinde kaza yapmaktan kaçınmak için bütün dikka­tinizi veremeyeceksiniz.

İnsanlar konsantrasyonları yitirdiklerini her zaman fark etmezler. Tıpkı, az miktarda almış olsalar bile, alkolün et­kisindeki sürücülerin, algılarının zayıfladığını her zaman fark edememeleri gibi. Psikologlar “farkındalık” denilen bir kavram kullanırlar. Normalde, yalnızca bir şeyler yapmak­la ve söylemekle kalmaz, aynı zamanda ne yaptığımızı ve ne söylediğimizi biliriz. Ancak kimi zaman farkındalığımız zannettiğimiz kadar yüksek olmayabilir. Hiç yüksek ateş­ten sayıklayan, ne dediğini bilmeden konuşup duran biri­ni gördünüz mü? Ya da size uykunuzda konuştuğunuzu söyleyen oldu mu?

Normal şartlarda bir tür geribildirim döngüsü içinde sü­rekli olarak kendimizi denetleriz. Gözümüz bağlıyken ko­layca etrafta dolaşamamamızın nedenlerinden biri, döngü­nün kırılmış olmasıdır. Çünkü gözlerimizden gelen ve hare­ketlerimizi ayarlamamızı sağlayan bilgiyi alamayız. Bir şey dikkatimizi dağıttığı zaman, ilk zarar görecek süreçlerden biri denetlemeyle ilgili olanlardır. Yaptığımız işe devam ede­riz ama ne yaptığımızın farkında olma yeteneğimiz azalır. Gözlüğümüzü bir yere koyup, sonra nereye koyduğumuzu unutup arayıp durmamız bundandır. Onu bir yere koymuş, fiziksel eylemi gerçekleştirmişizdir. Ancak aklımız başka bir şeyde olduğu için, adeta otomatik olarak hareket etmişizdir. Bunu gibi, çektiğimiz acıyı düşünmekle meşgulken, başka şeylere daha az konsantre olabiliriz.

Özellikle migrenin algılan etkileyebilmesi, sorunu derinleştirir. Bulunduğumuz yerdeki cisimleri göremeyebilir ya da olmayan şekil ve renkleri var zannedebiliriz. Unut­mayın ki, araba kullanırken yol üzerinde olduğunu düşün­düğümüz bir şeyden kaçmak için, fark etmediğimiz ama gerçekten olan bir şeye çarpma ihtimalimiz vardır.

Araştırma Özeti: Konsantrasyon Üzerindeki Etkileri

Aşağıdaki araştırma baş ağrısı ya da migrenimizin olduğu durumlarda tam anlamıyla dikkalimizi top­layamadığımız savını destekliyor. Meyer ve arka­daşları (2000); küme baş ağrısı, auralı ve aurasız mig­ren ve başka türden baş ağrıları çeken 199 kişinin zihinsel yetenekleri üzerine bir araştırma yürüttüler. Bu 199 kişiyi 10 yıl boyunca takip edip, düzenli olarak 3 ile 12 aylık aralıklarla deneylere tâbi tuttular. On­lara iki test verdiler: Kısa Zihinsel Durum Testi ve Biliş­sel Kapasite Tarama Testi, Her iki testte de. insanlar­dan, başbakanın adını söylemek, o günün tarihini bilmek, talimatlara uymak ve verilen çizimlerin kop­yasını çıkarmak gibi bir hayli kolay işler yapmaları is­teniyordu. Türü ne olursa olsun, baş ağrısı çeken in­sanların düşünsel becerilerinde anlamlı bir düşüş gö­rüldü. Aynı kişilerin baş ağrısı çekmedikleri zamanlar­da, aldıkları puanlar yeniden normal düzeye çıkıyordu. Buradan bir iyi bir de kötü sonuç yükseliyordu: iyi sonuç, bilişsel gerilemenin tersine çevrilebilir oldu­ğuydu. Kötü sonuç ise, baş ağrısı veya migren atağı anında araba kullanmadan veya makine çalıştır­madan önce gerçekten iyi düşünmek gerektiğiydi.

Daha şiddetli baş ağrıları veya migreni olan kimselere basit bir tavsiyede bulunabiliriz. Baş ağrısı veya migrenin gelmekte olduğu yolunda bir uyan alırsanız, yaptığınız şe­yi bırakıp, dinlenebileceğiniz bir yere veya eve gitmenin yoluna bakın. Eğer Önceden uyarı vermeyen şiddetli bir baş ağrısı veya migren sancısı başladıysa, yaptığınız işi bırakın ve araba kullanmaksızın eve varmanın bir yolunu bulmaya çalışın. Eve gidemezseniz duruma uygun hazır­lıklar yapın.

Bu noktada, bir sorundan daha bahsetmek gerekir. Acı çekerken ruh haliniz değişebilir. Alıngan/sinirli, sabırsız vs olabilirsiniz. Bu zamanlarda, eğer mümkünse, önemli kararlar vermekten kaçının; Ayrıca arkadaşlarınızla, mes­lektaşlarınızla veya aile fertleriyle tartışmaya girmekten kaçının. Herhalde, öfke içinde birtakım sözler sarf edip sonradan pişman olmak veya sözünüzü geri almak zorun­da kalmak istemezsiniz. Üstelik, tartışmaların baş ağrınızı daha da şiddetlendirmesi muhtemeldir.

Uzun Vadede

Herhangi bir hastalık, uzun dönemli hale geldikçe insa­nın yaşamı algılamasını etkiler. Kronik baş ağrıları da.böy­ledir. Yaşadıklarımızı anlamlandırma biçimimizi ve davra­nışlarımızı etkileyebilir. Kronik hastalıkları araştıran psiko­loglar bunu gayet iyi bilirler.

Uzun süredir sağlık sorunu yaşayan kişiler, size artık gerçekten bıkıp usandıklarını söyleyeceklerdir. Bu, normal ve beklenen bir tepkidir. Baş ağrıları ve migrenden mus­tarip insanlar, ağrının bir daha ne zaman ortaya çıkacağı konusunda endişelidirler. Ağrının, yeniden kendini göster­mek üzere “Demokles’in kılıcı” gibi tepelerinde asılı durdu­ğunun farkındadırlar. Bu yüzden sıkıntı ve tedirginlik dü­zeyleri yüksektir. Baş ağrısı konusunda kaygılanmanın da baş ağrısına yol açabileceğini hesaba katarsak, böylesi bir tedirginliğin ne kadar can sıkıcı olduğunu anlarız.

Endişe, psikologların çok ciddiye aldığı bir şeydir. Aylar ve yıllar geçtikçe, endişe düzeyi artarak daha başka sorunlar yaratabilir. Sağlığınız konusunda giderek daha kaygılı hale gelebilirsiniz; kaygı da stres oluşturur. Stres doğrudan sağlığınızı etkileyebilir. Egzama gibi cilt hastalıklarına ne­den olabilir veya baş ağrılarına yol açabilir. Böylece, ancak olaylar hakkındaki görüşlerinizi değiştirmekle ve gevşe­meyi öğrenmekle (bu konuda size bir psikolog yardımcı olabilir) kırılabilecek negatif bir döngü tesis edilmiş olur.

Stres-baş ağrısı döngüsünden kurtulmak için her fırsat­ta gevşeyip rahatlamak için girişimde bulunmalısınız. Bu, baş ağrılarınızın sıklığını azaltmaya da yarayacaktır.

Bir diğer önemli konu da “sosyal destek”tir. Sosyal des­tek, psikologlar tarafından kullanılan, arkadaşlarımızdan ve ailemizden aldığımız yardımı tanımlayan bir terimdir. Her türlü derdimizi anlatabileceğimiz veya ara sıra dışarı çıktığımızda bebeğimize bakacak birilerinin bulunması bi­zim için önemlidir.

Başımız ne kadar sık ağrırsa, ışıktan ve gürültüden ka­çınmak için karanlık ve sessiz bir ortama sığınırız. Dolayı­sıyla insanlardan uzakta geçirdiğimiz zaman o nispette ar­tar. Bazen sosyal ilişkilerimiz bu durumdan etkilenir. Eğer birisi, gürültünün ve gün ışığının migreni tetikleyebileceği gerekçesiyle arkadaşlarıyla bir araya gelemiyorsa, giderek onları daha az görmeye başlar. Oysa, insanın yüksek dü­zeyde sosyal desteğe sahip olduğu durumlarda, hastalık­larla ve hastalıkların etkileriyle başa çıkma gücü artar. Do­layısıyla sosyal izolasyona neden olabilecek bütün hasta­lıkların çok dikkatli bir şekilde idare edilmesi gerekir.

Baş ağrılarınıza rağmen arkadaşlarınızla görüşmeye za­man ayırmanızda fayda vardır. Gürültülü ortamlara giremiyorsanız bile, onları farklı ortamlarda görmeye çalışın. Akşamüstü beraber yürüyüşe çıkın veya karşılıklı ev ziya­retleri yapmaya çalışın. Sağlık sorunlarınızın dostluklarını­zı veya aile ilişkilerinizi etkilemesine izin vermeyin.

Kasvetti Zamanlar

Nadir de olsa, bazı insanlar kronik hastalıkların seyri içinde depresyona girebilir; bu baş ağrısı ve migrenden mustarip olanlar için de geçerlidir. Depresyon birçok kişi için korkutucu bir kelime olsa da, her zaman ille de kor­kunç bir şey olarak görülmemelidir. Birçok insan hayatının en az bir döneminde depresyon geçirir ve buna rağmen hayatını, işini, gücünü devam ettirebilir. Bizler daha ziya­de çok ilerlemiş vakalardan haberdar olduğumuz için dep­resyon dendiği vakit duraksarız. Oysa depresyonların ço­ğu kontrol altına alınabilir ve “iyileşir”.

Evet, baş ağrısı ve migren mağdurları, rahatsızlıkları­nın neden olduğu uzun vadeli endişeden, stresten ve sosyal desteğin kaybından dolayı depresyona girebilirler. Migrenin çok sık ve şiddetli yaşandığı durumlarda mes­leklerini bırakmak zorunda kaldıkları da olur. Bu tür du­rumların iyi idare edilmemesi, insanı ruhsal olarak yıpra­tır. Ancak şu kelimeyi hep aklımızda tutmamız gerekir: İdare etmek. Psikologlar sağlığın ve hastalığın idare edil­mesinden söz ederler. Bu söz bize kritik bir mesaj verir: “Patron sizsiniz, hastalığınız değil. Kontrolü elinize alırsa­nız, kazanabilirsiniz.”

Not : Migren tipi baş ağrısı çeken kişiler kendilerini karanlık ortamlara kapatarak ağrıyla baş etmeye çalışırlar.

Zaman içinde enerjinizi kaybettiğinizi, daha fazla uyu­duğunuzu ve hiçbir şeyi eskisi kadar umursamadığınızı hissetmeye başlarsanız, doktorunuzla konuşmayı ihmal etmeyin. Bu gibi sorunlar erken tedavi edilirse, tıpkı fizik­sel hastalıklarda olduğu gibi, iyileşmeleri daha kolay olur.

Özet

Baş ağrıları ve migrenin sonuçları kişiden kişiye değişir.

Baş ağrısı veya migren atağı sırasında iş makinesi kul­lanmaktan ve araba sürmekten kaçının.

Ağrınız şiddetliyken önemli kararlar almayın ve kimsey­le tartışmayın. Şiddetli ağrının muhakemeyi geçici ola­rak etkilediğine dair kanıtlar vardır.

Kronik baş ağrıları uzun vadeli mutsuzluğa yol açabilir. Sessizlik içinde ıstırap çekmek yerine yardım arayın.