Astım’da Daha Etkin, Daha Az Riskli Tedavi Nelerdir?

Posted on 10. Ara, 2008 by admin in ASTIM

Hap veya iğne şeklinde üretilmiş ilaçlar dururken solunum yoluyla ilaç almaya ne gerek var?

İlaçlar, vücutta hastalığın yerleştiği doku ve organlara ulaştıktan sonra, reseptör adı verilen kendilerine özel bağ­lanma yerlerine tutunarak etkilerini gösterir. İlaçların etkili olacakları doku veya organlara ulaştırılması iki yolla olur:

İlk yol, sistemik uygulama dediğimiz ağızdan tablet, draje, kapsül, şurup, süspansiyon, damla, kas veya damar içine ya da cilt altına enjeksiyon şeklinde verilmek üzere hazırlanmış ilaçları kullanmaya dayalıdır. Bu uygulamala­rın hepsinde, vücuda alman ilaç sonuçta kan dolaşımına karışır. Kan yoluyla bütün vücuda dağılırken, aynı zaman­da hastalığın olduğu doku ve organa da ulaşmış olur. Has­talığın bulunduğu doku ve organda gösterdiği etki, ilacın tedavi edici etkisidir. Ancak sistemik yolla verilen ilaç, kan dolaşımı vasıtasıyla sadece hastalıklı alanlara değil, diğer sağlam doku ve organlara da dağıldığından, vücudun sağ­lam alanlarında da reseptörlere bağlanarak bazı etkiler gösterir. Bunlar yan etki veya ters etki olarak da adlandırılan istenmeyen etkilerdir. İyi bir tedavi için ilacın etkinli­ğinin yüksek, yan etkilerinin ise düşük, hatta hiç olmama­sı beklenir. Astım tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, ağız­dan alındıklarında bir taraftan hava yollarını genişleterek nefes açıcı etki (tedavi edici etki) gösterirken, diğer taraf­tan kalpte çarpıntı, ritim bozukluğu veya kaslarda titreme, seğirme gibi istenmeyen etkilere (yan etki) yol açabilir.

İlaçların vücutta hastalıklı alanlara ulaştırılmasında kullanılan ikinci yol, topikal uygulama denilen yöntemdir. Bu yöntemde ilaç sadece hastalıklı doku ya da organa tat­bik edilir. İlaç kana karışmadığından, vücudun sağlam alanlarına dağılmaz ve dolayısıyla tedavi edici etki elde edilirken, istenmeyen etkiler engellenmiş olur. Derideki bir hastalığın üzerine toz, merhem, damla gibi formüllerle ilaç tatbik edilmesi topkikal uygulamaya bir örnektir.

Topikal uygulamada da bir miktar ilaç uygulama ye­rinden emilerek kana karışabilir. Ancak çoğu zaman emi­len miktar, istenmeyen etkiler oluşturacak düzeyde değil­dir ve fark edilir bir yan etki gözlenmez. İşte solunum yo­luyla ilaç almak da bir çeşit topikal uygulamadır. Böyle­ce astım, kronik bronşit, kistik fıbrozis ve alerjik nezle gi­bi solunum yolu hastalıklarında, ilacın, nefes alma sıra­sında içe çekilen havayla birlikte doğrudan hastalığın yerleştiği alana taşınması mümkün olur. İlaçların bu şe­kilde tatbik edilmesine solunum yoluyla tedavi (inhalasyon tedavisi) diyoruz.

Solunum yoluyla alınan ilaç kullanmanın avan­tajları nelerdir?

1.Yukarıda da anlattığımız gibi, ilaç solunum yoluyla ve­rildiğinde, sadece hastalığın yerleştiği hava yollarında etkisini göstereceği için istenmeyen yan etkiler görül­mez. Yani bu yöntem, ağızdan veya enjeksiyon şeklin­de Üaç almaya göre çok daha güvenlidir.

2. Sistemik olarak verilen ilaç, kan dolaşımı yoluyla etkisi­ni gösterir. Dolaşımdaki 5-6 litre kanla sulanan ilacın hastalıklı dokuda etkili olması için, gereken dozdan çok daha fazlasının (bazen onlarca kat) alınması gereklidir. Oysa, solunum yoluyla alman ilaç, yoğunluğu çok azal­madan hastalıklı alana ulaşmaktadır. Dolayısıyla, aynı ilacın ağızdan alınan dozuna eşdeğer bir etki için, nefes yoluyla o ilacın onda hatta yirmide birlik miktarını al­mak yeterli olur. Dolayısıyla solunum yoluyla uygula­nan tedavide, kullanılan ilaç dozu çok daha azdır.

3. Ağızdan alman ilacın, hastalığın olduğu alana, örneğin bronşlarımıza ulaşması için önce sindirim sisteminden geçmesi, emilmesi, kan dolaşımına karışması ve daha sonra kandan bronşlarımızdaki hücrelere taşınması gere­kir. Bu işlemlerin tamamlanıp, ilacın tam etkisinin görüle­bilmesi için en az birkaç saat geçmelidir. Oysa solunum yoluyla uygulanan bir ilaç, nefesle içe çekilir çekilmez, hemen hastalıklı dokuya ulaşır ve birkaç dakika içinde et­kisini gösterir. Hasta hemen bir rahatlama (nefesin açıl­ması) hisseder. Kısacası, solunum yoluyla verilen ilaçlar, ağızdan alınanlara göre çok daha çabuk etki gösterir.

İşte tüm bu avantajları nedeniyle, solunum yolu hasta­lıklarında nefes yoluyla alman ilaçların kullanılması çok tercih edilen bir tedavi biçimidir.

Peki solunum yoluyla ilaç verilmesinin mahzurla­rı yok mudur?

İlaçlar sağlıklı bir kişinin yaşamında gerekli olan doğal ihtiyaç maddelerinden değildir. Her ilacın tedavi edici etki­si yanında, az da olsa istenmeyen etkisi olabilir. Yani, so­lunum yoluyla alınan ilaçlar da aşırı dozda, uygunsuz şe­kilde ve gereksiz yere kullanıldığında bazı yan etkilere ne­den olabilir. Fakat tedavi edici miktar ile zarar verici mik­tar arasındaki fark göz önüne alınarak, uygun dozda kul­lanılan ilaç bir soruna yol açmaz. Ağız yoluyla veya enjek­siyon şeklinde alınan ilaçların yan etkilerinin, aynı ilacın nefes yoluyla alınmasına göre daha fazla olduğunu yuka­rıda söylemiştik.

Solunum yoluyla ilaç almakta zorlanan hastalar vardır. Ancak aşağıda anlatılacak alternatif yollarla, hemen her hastada böyle bir tedaviyi uygulamak mümkün hale gel­miştir.

Hap veya enjeksiyon şeklindeki ilaçlarla tedavim mümkün değil mi?

Solunum yolu hastalıklarında kullanılan bazı ilaçların hap veya enjeksiyon şekilleri yoktur. Eğer bu ilaçlan kul­lanmanız gerekiyorsa, başka bir alternatifiniz olmadığın­dan, mutlaka nefes yoluyla alman tedavi biçimine uyum sağlamalısınız. Diğer bazı ilaçların ise hem nefes yoluyla, hem de ağızdan veya enjeksiyon şeklinde alman biçimleri vardır. Ancak astım, KOAH gibi süreğen bir hastalığınız varsa, muhtemelen bu ilaçları çok uzun süreler (aylar, yıl­lar) boyunca kullanmanız gerekecektir. Yan etkilerin orta­ya çıkmaması için, nefes yoluyla alınan ilaçlara alışmanız sağlığınız açısından çok daha iyidir. Hele yaşlıysanız; kalp, yüksek tansiyon, karaciğer veya böbrek hastası ise­niz; büyüme çağındaysanız; başka ilaçlar da kullanmak-taysanız ya da hastalığınızın şiddetinden ötürü bu ilaçları çok yüksek dozlarda almak zorundaysanız solunum yo­luyla verilen ilaçları tercih etmeniz gerekir.

Hangi tür ilaçlar solunum yoluyla uygulanabilir?

Astım, KOAH (kronik bronşit ve/veya amfızem), kistik fıbrozis, bronşektazi ve alerjik nezle gibi hava yollarımıza yerleşen hastalıkların tedavisinde kullanılan nefes açıcı (bronkodilatör), iltihap giderici (antienflamatuar), antibi­yotik, balgam sulandırıcı (ekspektoran, mukolitik) ilaçlar ve oksijen sıklıkla nefes yoluyla tatbik edilen ilaçlardandır.

Solunum yoluyla ilaç uygulama şekilleri nelerdir?

İlacın nefes alma sırasında hava yollarına ulaştırılması için üç farklı teknik kullanılmaktadır:

1. Ölçülü doz inhalatörler (sprey tipi ilaçlar)

2. Kuru toz inhalatörler

3. Nebülizörler (ilacı buharlaştıran makineler)

Bu cihazların hepsinde temel fonksiyon, ilacı solunabi­lir aerosol bulutu haline getirmektir. Aerosol, ilaç parçacık­larının bir gaz ortamında süspanse edilmiş şeklidir. Hasta, oluşan aerosol bulutunu nefes alma sırasında akciğerine kadar çekmektedir.

Solunan ilaç akciğerlere mi gider?

Nefes yoluyla içe çekilen ilaç, dudaklardan itibaren ağız içi, yutak, gırtlak, nefes borusu ve akciğerlerimizin içinde yerleşen solunum yollarında (bronşlarda) çökelir. İlacın istenen etkileri, akciğerler içerisindeki hava yollarında çöke-len kısım tarafından oluşturulur. Daha yukarı bölgelerde çökelen kısım ise, yan etkilerden sorumludur. İdeal bir te­davide, akciğerlere ulaşan ilaç miktarı.fazla, üst solunum yollarında çökelen ilaç miktarı ise en az düzeyde olmalıdır.

Hangi cihaz daha fazla ilacı akciğerlere ulaştırır?

Yukarıda bahsedilen üç tip teknikle üretilen cihazlar, ay­nı işi görmek üzere tasarlanmıştır. Ancak akciğerlere ulaşa­cak ilaç miktarı, sadece cihazın teknik özelliklerine bağlı de­ğildir. Aynı zamanda ilacın molekül özelliklerine ve hasta­nın solunum şekline bağlı olarak da değişmektedir.

Teknik olarak aerosol bulutundaki ilaç partiküllerinin çapının 1-5 mikron arasında olması, partiküllerin suya doymuş olması, ısı derecesi, ilaç molekülünün özellikleri, ilaç dışındaki yardımcı madde içerikleri, hastanın yaşı, ci­hazı kullanım becerisi, soluma şekli ve solunum sırasında oluşturduğu hava akım hızı, akciğerlere ulaşan ilaç mikta­rım belirleyen parametrelerden birkaçıdır.

Hangi tip cihaz daha iyidir?

Hangi cihazın iyi olduğu, sizin hangi cihazdan daha fazla yararlanabildiğinize bağlıdır. Bu ise kişiden kişiye de­ğişir. Cihazla size verilen ilacın özelliklerine ve cihazın ta­sarımına göre de farklılık gösterir. Dolayısıyla bir cihazın diğerlerinden daha iyi veya kötü olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak sizin için önerilen, sizin daha iyi kullanabildiğiniz cihazdan bahsedilebilir ki bu karan da hekiminiz verecektir.

Sprey türü ilaçlar hakkında bilgi verir misiniz?

Solunum yoluyla ilaç uygulama biçimlerinin, tüm dün­yada en yaygın kullanılan şekli ölçülü doz inhalatörlerdir. Halk arasında sprey türü ilaçlar olarak bilinir. Farklı biçim­leri olsa da, temek mekanizma hepsinde benzerdir. Basınç altında sıkıştırılmış ilaç, itici gaz ve deterjan işlevli madde­leri içeren tüp ile ilacı tüpten çıkarıp hastanın alabilmesine izin veren bir saklayıcı kap ve kapaktan oluşmaktadır.

İlaç, tüpün iki parmak arasında sıkıştırılmasıyla ağızlık­tan dışarıya doğru belirli bir basınçla püskürtülür. Her sıkış­tırmada, uygulanan basınç ve uygulama süresinden ba­ğımsız olarak, sabit bir miktar ilaç salınır. Hasta, ilaçla bir­likte bulunan diğer maddelere de maruz kalır. Bazı kişiler­de, bu maddelere karşı hava yollarında reaksiyon (öksü­rük, nefes darlığı…) oluşabilir. İlacın bazı formlarında, ozon tabakasına zararlı kloroflorokarbonlar bulunmaktadır.

Her püskürtmede tüpten dışarı çıkan ilacın küçük bir kısmı (yaklaşık %10) alt solunum yollarına ulaşır. Çok bü­yük bir kısmı ise, boğaza yapışıp tükürükle yutulur. Bu kı­sım, yan etkilere yol açabilir. Eğer uygulamadan hemen sonra, bol su ile gargara yapılarak dışarıya tükürülürse yan etkiler azaltılabilir.

Sprey türü ilaçlar nasıl kullanılmalıdır?

Hasta, ağızlıktan püsküren gaz halindeki ilacı, derin ancak yavaş ve uzun süreli bir nefes alma manevrasıyla hava yollarına çekmelidir. İlaçla diğer yardımcı maddelerin karışması için, her kullanım öncesinde tüp iyice çalkalan­malıdır. Hasta dudaklarıyla ağızlığın etrafını sıkıca kavra­mak, püskürtme sırasında dudaklarıyla • ağızlık arasından aerosol dumanının kaçışma izin vermemelidir. Ağızlığın 4-5 cm kadar uzakta tutularak püskürtme yapılması ve has­tanın, bu sırada ağzı açık olarak nefes alır halde bulunma­sı şeklinde de uygulanabilir. Hasta, ilacı, nefes almaya başlar başlamaz püskürtmeli ve bundan önce normal şe­kilde nefesini vermiş olmalıdır. İlacı püskürtme işlemi, ne­fes çekmenin sonuna doğru olursa, akciğerdeki solunum yollarına ulaşan ilaç miktarı azalır. Uygulamada, bazı has­talar tarafından nefes almaya başlanması ile ilacın püskür­tülmesi arasındaki uyum bir türlü sağlanamamaktadır. Ki­mi nefesini verirken, kimi daha nefes almaya başlamadan, kimi de nefes alma işleminin sonuna doğru püskürtmeyi başlattığından, uygulama etkili olmamaktadır. Bir diğer önemli hata da, ilacın basınçla püskürtülmesini takiben boğaza çarpan gazın etkisiyle, refleks olarak kişinin nefes alımını duraklatmasıdır. Bu durumda ilaç, alt solunum yol­larına ulaşamadan boğaza yapışıp kalır. Yani ilaç, nefes almadan değil, nefes almaya başlar başlamaz daha nefesin başındayken gecikmeden püskürtülmek ve püskürtme sı­rasında duraklamadan nefes almaya devam edilmelidir. İlaç içe çekildikten sonra, hemen geri üflenmemek ve ne­fes ortalama 10 saniye kadar (hasta içinden yavaş yavaş 1′den 10′a kadar sayarak nefesini geri verir) tutulup, ila­cın solunum yollarında kalması sağlanmalıdır. Sonra nefes ya burun yoluyla veya dudakları büzerek (ıslık çalıyor ve­ya ateşe üflüyor gibi) yavaş ve uzun süreli bir şekilde ge­ri verilmelidir. Bu suretle, nefesi geri verme sırasında da ilacın bronş duvarıyla teması arttırılmış olur.

İki ya da daha fazla ilaç almak gerekiyorsa, uy­gulamalar arasında beklemem gerekir mi?

Eğer iki doz ilaç alınacaksa veya nefes .açıcı ilacı taki­ben örneğin iltihap giderici bir başka ilaç kullanılacaksa, arada normal nefes alıp vermek suretiyle birkaç dakika dinlenilmelidir. Aynı anda iki-üç ilacı püskürtüp birlikte içeriye çekmek çok yanlış bir uygulamadır. Bazı ilaçların etkisi, kullanımdan birkaç dakika sonra hemen başlar. Bu tür ilaçların ikinci dozu, ilkinden en az 3-5 dakika sonra alınmalıdır. Çünkü ilk uygulamanın etkisi ortaya çıkıp ha­va yollarında genişleme sağlandığında alman ikinci ilaç, kolayca derindeki hastalıklı bronşlara ulaşabilir.

Sprey ilacımın bitmekte olduğunu nasıl anlayabi­lirim?

İlacınızı kapağı kapalı iken su dolu bir kaba bırakınız. Dibe çökerse içi doludur. Yüzeyde kalırsa bitmiştir. Arada ise doz yarılanmıştır.

Sprey ilaçların nefes alırken kendiliğinden çalışan tiplerinin olduğu doğru mu?

Ülkemizde henüz kullanımda olmamakla birlikte, auto-haler denen cihazlarda, tüp içeriği parmaklar arasında sı­kıştırılarak değil, nefes alma sırasındaki negatif basınçla serbestleşmektedir. Bu cihaz, nefes alma ve ilacı serbest­leştirme manevrası arasındaki uyum ihtiyacını ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Kullanımı daha kolaydır.

Bir türlü becerip sprey ilaçları alamıyorum ne yapmalıyım?

Sprey ilaçlan kullanmakta zorlanan hastalar için, nefes alma ile ilacı püskürtme arasındaki zamanlama ve koordi­nasyon gereğini ortadan kaldıran yardımcı ara cihazlar (hazneler) geliştirilmiştir.. Bunlar hem kullanımı kolaylaş­tırır, hem ilacın akciğerlere ulaşan etkin dozunu arttırır, hem de yan etkileri azaltırlar. Volumatik, nebuhaler, aerochamber gibi isimlerle adlandırılan bu ara cihazlar saye­sinde her yaştan, eğitim düzeyinden ve kültürden hastaya sprey türü ilaç uygulanabilmektedir.

Aynca altta anlatılan kuru toz inhalatör ilaç formları da, bu tür sprey ilaçları kullanamayan hastalar için iyi bir al­ternatif olabilir.

Sprey ilaçların alışkanlık yaptığı, ciğerleri kuruttu­ğu doğru mu?

Hayır. Halk arasında oldukça yaygın olan bu yanlış ka­naat, birçok astımlı hastanın tedaviye uyumunu bozmak­tadır. Bundan dolayı tedavisiz kalan, her gün hastalığın yol açtığı sorunları ve kısıtlamaları yaşamaya devam eden nice astımlı vardır. Sprey türü ilaçların böyle zararlı etkile­ri yoktur. Bilakis hemen yukarıda belirtildiği gibi, bu ilaç­ların yan etkileri, aynı ilaçların ağızdan alman veya enjek­siyon şeklindeki formlarına göre çok daha azdır. Bunlar çok daha güvenli ilaçlardır. Bu ilaçların bağımlılık anla­mında alışkanlık yapması ve ciğerleri kurutması diye bir şey söz konusu değildir.

Sprey ilaçlar güvenli mi?

Evet. Bu ilaçlar tüm dünyada uzun yıllardır, çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Üstelik bebekler, çocuk ve yaşlı­lar, gebeler, kalp, karaciğer ve böbrek hastalan gibi ilaçla­rın yan etkilerine daha duyarlı kişilerde bilhassa sprey ilaç­lar tercih edilmektedir.

Bazı hastalara yardımcı ara cihazlar veriliyor; bunlar nedir?

Bunlar, sprey ilaçların uygulanmasındaki zorluk nede­niyle geliştirilmiş ara cihazlardır. Fanus, hazne, spaser, ae-rochamber, volumatik, nebuhaler gibi isimlerle anılan, farklı dizaynlarda ve büyüklüklerde ara cihazlar vardır. Bunların bir ucunda sprey ilacın ağızlığına uygun, diğer ucunda ise hastanın nefes alması için ağızlık veya yüze uygun maske (çocuklar için) bulunmaktadır. Sprey ilaç, önce hazne içindeki kapalı ortama püskürtülür. Buradan da, hasta tarafından ilacın geciktirilmeden derin, güçlü ama yavaş ve uzun süreli bir soluk alma sırasında akciğer­lere çekilmesi prensibiyle çalışır. İlacı hazne içine püskürt­me ile nefes alma arasında 5 saniyeden daha fazla süre geçmemelidir.

Yardımcı ara cihazların ek faydası var mı?

Ara cihazlar, sprey ilacı püskürtme ile nefes alma ma­nevraları arasındaki eşgüdüm ihtiyacını ortadan kaldır­maktadır. Ara cihazlar sayesinde çocuklarda, yaşlılarda ve püskürtme-nefes alma uyumunda güçlük çeken kişilerde sprey ilaç kullanımı mümkün .hale gelir. Üstelik ara cihazlarla akciğerlere ulaşan ilaç miktarı, dolayısıyla da ilacın etkinliği artar. Aynı zamanda ilk püskürtme sırasındaki basınçla boğaza yapışan ve ilacın istenmeyen etkilerinden sorumlu olan kısım da, cihazın iç çeperinde kaldığı için yan etkiler azalmaktadır.

Bu cihazların herhangi bir dezavantajı var mı?

En büyük dezavantajları, fazla yer kaplamaları nede­niyle taşınmalarının pratik olmamasıdır. Bazı hastalar, büyük hacimli ara cihazları diğer insanların yanında kul­lanmaktan sıkılırlar. Ayrıca ilk kullanımda veya yıkama­dan sonra, ilk 20.-30 püskürtmede, ilacın bir kısmı elek­trostatik yüklenme nedeniyle cihazın iç çeperine yapışıp kalmaktadır. Bu da ilaçtan yararlanılan miktarı azaltır. Bu nedenle cihazlar, çok sık yıkanmamak, her yıkamadan sonra iç yüzey antistatik bir bezle silinmelidir. Ya da ilk kullanım öncesi, ilaçtan 20-30 kez püskürtme yapılarak çeperdeki statik yüklenme dengelenebilir. Ancak ikinci durumda, çok miktarda ilaç boşa gitmiş olur. Ara cihazla­rın haftada bir kez sabunlu veya deterjanlı su ile iç yüze­yi sürtülmeden elde veya bulaşık makinesiyle yıkanması mümkündür.

Kuru toz inhalatörierin sprey ilaçlardan farkı nedir?

Kuru toz inhalatörleri, sabit miktarda toz halindeki ila­cın, hastanın nefes alma sırasında solunum kas gücüyle oluşturduğu akım hızıyla içe çekilmesi prensibiyle çalışır. Cihazın farklı tipleri bulunmaktadır. Sprey ilaçlardan farklı olarak -püskürtme ihtiyacı olmadığından- itici gaz içer­mez. Dolayısıyla, itici gazlara bağlı sorunlara yol açmaz. Solunum yoluyla ilaç tedavisinin bu şekli, sprey ilacı kul­lanırken çok önemli olan nefes alma ve ilacı serbestleştir­me manevrası arasındaki eşgüdüm ihtiyacını ortadan kal­dırır. Sprey ilaçlara göre, daha fazla miktarda ilaç akciğer­lere ulaşır. Bu uygulama, hasta uyumunu da arttırır. An­cak sorun, bazı hastaların ilacı hedef dokuya ulaştıracak düzeyde bir hava akım hızına ulaşamamasıdır. Çünkü uzun süreli ve güçlü bir nefes almayı gerektirir.

Kuru toz inhalatörler kaç çeşittir?

Kuru toz inhalatörierin tek dozlu (spinhaler, rotahaler, cyclohaler…) ve çok dozlu tipleri (diskhaler, diskus, turbo-haler, easyhaler…) vardır. Aralarında bazı teknik avantaj ve dezavantaj farkları söz konusudur.

Bu kuru toz inhalatörierin avantaj ve dezavantaj­ları nelerdir?

Aerolyzer’da, hasta kapsül şeklindeki toz ilacı, cihazın haznesine kendisi yerleştirir, kapsülü kırıp derin nefes ala­rak ilacı içine çeker. İşlemden sonra boşalan kapsülü çıka­rıp atar. Eğer kapsül içinde bir miktar ilaç kaldığını görür­se, bunu tekrar alması mümkündür. Hastanın tedaviyi alıp almadığını görmesi, tatmin hissini ve dolayısıyla tedaviye uyumunu arttırmaktadır. Ancak kapsülü yerleştirirken eli terli veya ıslak olursa, toz, kapsüle yapışacağından içe çe­kilemez.

Diskhalerde ise, toz halinde ilaç içeren kapsüller, hasta tarafından cihaza yerleştirilmektedir. Ancak tek kapsül ye­rine, çok sayıda ilaç içeren kapsüller kullanılmakta ve her kullanım sonrasında cihaz bir sonraki uygulamaya hazır hale gelmektedir.

Diskus ve turbohaler tipi cihazlarda, hasta ilacı dışarı­dan yerleştirmek durumunda değildir. Cihazın içerisinde kullanım için uygun miktarlarda çok sayıda ilaç mevcut haldedir. Hasta basit bir hareketle sabit miktar ilacı kulla­nıma hazır duruma getirip, ağızlıktan derin nefes alarak içine çeker. İşlem tamamlandıktan sonra, cihaz yeniden yeni kullanım için hazır hale gelir. Bu cihazların kul­lanımı çok daha kolaydır. Diskus üzerinde, içinde kalan kullanıma hazır ilaç sayısını izleyebileceğiniz bir sayı gös­tergesi vardır. Turbohalerde ise ilacın bitmesine yakın için­deki dozun azaldığını ve bittiğini haber veren bir uyarı bö­lümü mevcuttur. Bazı turbohalerlerde de bunun için ra­kamsal gösterge bulunur. Turbohaler tekniği ilaç partikül-lerinin çapını daha çok küçülttüğü için, alınan ilacın akci­ğerlere ulaşan miktan artar. Diskusun kullanımı da, daha az miktarda solunum kas gücüne gereksinim duyar. Dola­yısıyla derin ve güçlü soluk alamayan, ağır tıkanma halin­de veya solunum kas gücü yetersizliği olan hastaların ter­cih edebileceği özelliktedir.

Bazı ilaçları alıp almadığımı fark edemiyorum. Ne yapmalıyım?

Bazı ilaç partikülleri nefes yoluyla alım için uygun de­ğildir. Bunların derin solunum yollarına ulaştırılabilmesi için, taşıyıcı işlev gören laktoz partikülleri kullanılmakta­dır. Böyle bir ilacı (örneğin diskus) alan hasta, ağzında laktozun tadını hisseder. Bu durum, hastaya tatmin hissi vermesi bakımından avantaj kabul edilebilir. Oysa örneğin turbohaler şeklindeki cihazlarla alman bazı ilaç partikülle­ri, solunum yoluyla kullanım için uygun olduğu için, bu ci­hazda ek bir madde kullanılmamaktadır. Üstelik cihazın laktoz gibi tedavi değeri olmayan, bazen alerjik reaksiyon­lara yol açabilen yabancı bir maddeyi içermemesi aslında bir avantajdır. Fakat bu durumda, hasta ilaç aldığını fark edemeyebilir.

Aerolyzer nasıl kullanılır?

  1. Kapağı çekip çıkarın.
  2. İnhalerin tabanını sıkıca tutup, ağızlığı ok yönünde döndürerek açın.
  3. Kapsülü kullanmadan hemen önce ambalajından çıka­rın ve uygun boşluğa yerleştirin. Bu sırada elleriniz ıs­lak veya terli olmamalı.
  4. Ağızlığı kapalı duruma getirin.
  5. İnhaleri dik tutup, sadece bir kere yanlardaki mavi düğ­melere sıkıca basın, sonra bırakın.
  6. Nefesinizi dışarıya boşaltın.
  7. Ağızlığı ağzınıza yerleştirip, başınızı hafifçe geriye doğ­ru eğin. Dudaklarınızla ağızlığın etrafını sıkıca sarın ve tüm gücünüzle derin soluk alın. Bu sırada kapsülün odacıkta dönmesinin çıkardığı sesi duymalısınız. Eğer bu sesi duymazsanız, kapsül odacıkta sıkışmış olabilir. Bu durumda inhaleri açıp kapsülü serbest hale getirin.
  8. İlacı içinize çektikten sonra, nefesinizi olabildiği kadar tutun. Sonra inhaleri ağzınızdan alıp, tuttuğunuz nefe­si bırakın. İnhaleri açarak kapsülün içinde toz kalıp kal­madığını kontrol edin. Eğer toz varsa 6 ilâ 8. işlemleri tekrarlayın.
  9. Kullanılmış kapsülü atıp ağızlığı ve kapağı kapatın.

Diskus nasıl kullanılır?

  1. Diskusu açmak için bir elinizle dış kapağı tutarken, di­ğer elinizle başparmak için tasarlanmış yeri sonuna ka­dar itin.
  2. Diskusu, ağız kısmı size dönük olarak tutun. Hareket kolunu ‘klik’ sesi duyulana kadar kendinizden uzağa doğru itin. Bu hareket ile bir kullanımlık ilaç dozu hazır hale gelir. Eğer bu kolu gereksiz yere çevirirseniz ilaç ziyan olur.
  3. Diskusu ağzınızdan uzak tutup, önce nefesinizi dışarı verin.
  4. Ağızlığı dudaklarınızla kavrayın. Ağızlıktan yavaş, de­rin ve uzun süreli bir nefes alın.
  5. Diskusu ağzınızdan uzaklaştırıp, nefesinizi 10 saniye kadar içinizde tutun.
  6. Nefesinizi bırakın.
  7. Başparmağınızı, onun için tasarlanmış yere koyup ge­riye, kendinize doğru çekin. ‘Klik’ sesini duyun.

Turbohaler nasıl kullanılır?

  1. Kapağı döndürerek açın.
  2. İnhalatörü ağız parçası yukarıya gelecek şekilde dik tu­tun. Alttaki renkli bileziği sonuna kadar döndürdükten sonra, geriye çevirip ilk konumuna getirerek inhalatöre bir dozluk ilaç dolmasını sağlayın. BU sırada bir ‘klik’ sesi duyacaksınız.
  3. Nefesinizi verin. Bu esnada turbohaleri kullanmayın.
  4. Turbohalerin ağız kısmını dişlerinizin arasına sokup, dudaklarınızı kapatın ve ağzınızdan derin ve güçlü bir nefes alın.
  5. Nefesinizi bırakmadan önce, inhalatörü ağzınızdan çı­karın.
  6. İkinci kez uygulamanız gerekiyorsa, 2 ilâ 5. aşamaları tekrarlayın.
  7. Kapağı kapatın.
  8. Kuru toz inhalerler kullanırken nelere dikkat et­meliyim?
  9. Kuru toz inhalerlerin içerisine asla nefes vermeyin.
  10. Kullanım haricinde kapağı açık bırakmayın.
  11. İlacı kullanımdan hemen önce serbest hale getirin.
  12. İnhalerleri suya düşürmeyin.

Nebülizör ne demektir?

Nebülizör, sıvı haldeki ilacı aerosol bulutu haline getire­rek, hastanın normal nefes alması sırasında ilacın akciğer­lere ulaşmasına izin veren cihazdır. Elektrik, pil veya akü gibi bir güç kaynağı ile sıvı haldeki ilacın içine yerleştiril­diği özel bir hazne ve hastanın yüzüne uygun maske ve­ya ağızlıktan oluşur.

Nebülizörlerin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Bebekler ve bilinci kapalı hastalar gibi, ilaç almak üzere herhangi bir çaba gösteremeyecek durumdaki kişilere, solunum yoluyla tedavi uygulamak için uygundur. Akut astım atağı, KOAH krizleri gibi ağır sorunlarda en uygun ilaç ver­me yoludur. Bu şekilde verilen ilacın etkinliği, diğer tedavi biçimlerinden daha güçlüdür. Nebülizör cihazının dezavan­tajı, fiziksel büyüklüğü nedeniyle taşınma zorluğu, kullanı­mı için elektriğe gereksinim duyulması ve ses çıkarmasıdır.

Kaç çeşit nebülizör vardır?

Jet nebülizörler ve ultrasonik nebülizörler şeklinde, iki farklı mekanizmayla çalışan nebülizör tipi vardır. Belirlenen standartlara uygun olmak koşuluyla, bu ikisi arasında çok önemli klinik farklar yoktur. Bu cihazlarda oluşturulan partikül boyutu çok önemlidir. Ancak 1-5 mikron çaplı parti-küller, istenen hedefe ulaşabilmektedir. Oluşan buhardaki partiküllerin ne kadarının bu ölçüye uyduğu bilinmelidir. Bu bakımdan satın alırken, cihazın ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğuna dikkate edilmesi gerekir.

Başka bir hastanın nebülizörünü kullanmak sa­kıncalı mıdır?

Evet. Her hastanın cihazı kendisine ait olmalıdır. Hiç değilse hazne, maske/ağızlık ve hortum önceden bir baş­kası tarafından kullanılmamalıdır. Aksi takdirde, hastadan hastaya mikrop bulaşma riski çok yüksektir. Maske/ağız­lık ve hazne, her kullanımdan sonra bol suyla; haftada bir iki kez de, iç kısımlara geçirilmeden sabunlu veya deter­janlı suyla elde veya bulaşık makinesinde yıkanmalıdır.

Nebülizörü sigorta ve diğer kurumlar öder mi?

Cihazı mutlaka kullanmanız gerekiyorsa ve uzman he­kim bu konuda gerekli olan raporu düzenlemişse, sosyal güvenlik kuramları genellikle cihazın bedelini öderler. Bir hasta nebülizör cihazını uzun yıllar kullanılabilir. Ancak hazne ve hortum gibi aksesuarların zaman zaman (üç ay­da bir) değiştirilmesinde yarar vardır.

Solunum yoluyla ilaç kullanmayı bir türlü beceremiyorum. Ne yapmalıyım?

Yukarıda uzun uzun anlatıldığı gibi, solunum yoluyla alınan ilaçların çok farklı türleri mevcuttur. Bunlardan bi­risi büyük ihtimalle sizin için uygun olacaktır. Ancak bu konuda iyi bir eğitim almanız gerekir. Kitabımız size bu konuda yardımcı olabilir. Fakat daha iyisi, hekiminizin uy­gulamalı olarak size bu eğitimi vermesidir.

Solunum yoluyla kullanılan ilaçların hangi türünü kullanmamı önerirsiniz?

Bu konuda her hastaya uyan bir seçenek söz konusu değildir. Öncelikle hastalığınızın tedavisinde kullanılması gereken ilacın hangi uygulama şekillerinin var olduğu, si­zin hangi türü daha iyi kullanabildiğiniz, ilacın maliyeti ve eğer herhangi bir sağlık sigortası kapsamında iseniz kuru­munuzun sunduğu seçenekler gibi birçok faktörle ilişkili olarak, hekiminizle birlikte sizin için en uygun olan türü belirleyebilirsiniz.

Solunum yoluyla alınan ilaçlardan sonra ağız çal­kalamak gerekiyor mu?

Bilhassa, kortizon içeren sprey türü ilaçlardan sonra ağzı çalkalamak önerilir. Bu tür ilaçlan yüksek dozlarda kullanmakta iseniz, bu tedbir daha da önemli hale gelir. İlaç alımından hemen sonra boğazınızda yapışıp kalan kısmı yutmadan, bol suyla ağzınızı çalkalamanız ve boğazı­nızı gargara ile temizleyip ağzınızdaki suyu tükürmeniz ilacın yan etkilerini azaltacaktır. Kortizon içermeyen ilaç­ların yan etkileri daha önemsiz olduğu ve kuru toz inhalatörler veya nebulizörle kullanılan ilaçların alımında boğa­za fazla bir şey yapışıp kalmadığı için, tedavinin bu şekil­lerinde ağız çalkalama çok gerekli değildir. Ancak yapıl­ması durumunda yararlı olur.

Leave a reply