Astım Olmamak, Krize Girmemek İçin Ne Yapmalıyım?

Posted on 10. Ara, 2008 by admin in ASTIM

Astımdan nasıl korunabilirim?

Genetik yatkınlık, elverişli çevresel faktörlerle bir araya geldiğinde kişide astım gelişmektedir. Kişinin genetik özel­liklerin değiştirilmesi mümkün olmasa da, çevresel faktör­leri kontrol etmek imkân dahilindedir.

Astımdan korunmada şu üç aşama önemlidir: Doğacak bebeğin astım olma riskini azaltacak önlemler, doğumu ta­kiben çocukta astım gelişmemesi için alınması gereken ön­lemler ve astımlı bir hastada şikâyetlerin ortaya çıkmasını ve krizi engelleyecek önlemler.

Anne ve/veya baba astımlı ise doğacak çocuğu astımdan korumak için ne yapılmalıdır?

İlk ve en önemli tedbir, annenin -kullanıyorsa- gebeli­ğe karar verdikten sonra sigarayı bırakması ve doğumu takiben evin içinde sigara içilmemesidir. Anne adaylarının, gebelikten önceki dönemlerde doğum kontrol ilacı (östrojen içeren tedaviler) kullanmasının astım riskini art­tırdığına dair görüşler vardır. Genç yaştaki (20 yaşın al­tında) annelerin çocuklarında, astımın daha fazla görül­düğü söylenmektedir. Gebelikte yaşanan sorunların, bes­lenme bozukluğunun ve doğum ağırlığının düşük olmasının, bebekte astım görülme sıklığını arttırdığı bilin­mektedir. Normal doğumla dünyaya gelen çocuklara gö­re, sezaryenle doğan çocuklarda daha çok astım görülür. Bu bilgiler göz önüne alınarak, gebeliğin başından itiba­ren sorunsuz bir şekilde geçirilmesi ve uygun zamanda ve. normal yolla sonlandırılması için gereken önlemler alın­malı ve gebe yakın takip altında tutulmalıdır. Tıbbi bir ge­reklilik yoksa, sezaryen tercih edilmemelidir.

Bebeklik döneminde, özellikle iki yaşın altındaki ço­cuklarda grip, soğuk algınlığı gibi viral solunum yolu en­feksiyonlarına karşı dikkatli olunmalıdır. Çocuklar bu tür hastalıkların salgın olarak görüldüğü zamanlarda kalaba­lıklardan uzak tutulmalı; yaşadıkları ortam sağlığa uygun ve hijyenik hale getirilmelidir. Doğumu takiben en az 6 ay süreyle bebeğin anne sütüyle beslenmesi çok önemlidir. Anne sütü yerine biberonla beslenen bebeklerin ileride as­tıma ve alerjik hastalıklara yakalanma riski daha fazladır. Bazı çalışmalarda, farklı gıdalara geçişe mutlaka çok kü­çük dozlarda başlanıp, miktarın yavaş yavaş arttırılması alerjik hastalıklardan korunmada yararlı bulunmuştur. Şişman (obez) kişilerde astıma daha sık rastlanmaktadır. Bu nedenle, çocukların aşırı kilolu olmaması için gereken önlemler alınmalıdır. Evde duvardan duvara halı döşeme­lerinden kaçınılmalıdır. Isınma, pişirme, aydınlatma ama­cıyla kullanılan yakıtlardan çıkan gaz ve partiküllerin evin içindeki havayı kirletmemesi için tedbir alınmalıdır. Evde rutubet, küf mantarları, haşarat ve fare gibi alerjenlerle mücadele edilmelidir.

Anne sütü, astımdan ve diğer alerjik hastalıklardan korur.

Bütün bunlara ek olarak vurgulamak gerekir ki, aşırı hijyenik koşullarda ve yüksek teknoloji donanımlı akıllı binalarda büyüyen çocuklarda; köyde, çiftliklerde doğal koşullar içerisinde yetişen çocuklara oranla astıma yaka­lanma riski daha fazladır. Bununla uyumlu bir diğer bilgi de, kızamık, kızamıkçık, suçiçeği, kabakulak gibi çocuk­luk çağı hastalıklarını geçiren kişilerde astımın daha az görüldüğüdür.

Astımlı bir kişinin şikâyetlerinin başlamasını ve krize girmesini önlemek için neler yapılmalıdır?

Hasta, tetik faktörlerden kaçınmalıdır. Ancak tetik fak­törler hastadan hastaya değişebilir. Örneğin hasta için te­tik faktör, herhangi bir ilaç veya gıda ise, bu kullanılma­malıdır. İşyerinde karşılaşılan bir madde ise, iş değişikliği yapmak veya işyerindeki madde yoğunluğunu azaltacak önlemler (havalandırma, vakumlu aspirasyon, maske kul­lanılması) almak yoluna başvurulmalıdır.

Polen astımında, kırlara ve ağaçlık alanlara girmekten kaçınılmalıdır. Özellikle duyarlı olunan bahar mevsiminde, polen yükünün arttığı rüzgârlı havalarda mümkün olduğun­ca dışarı çıkılmamalı; çıkarken maske ve gözlük kullanılmalıdır. Dışarıdan eve girildiğinde, elbiseler çıkarılıp duş alın­malıdır. Evin-ofısin pencere ve kapılan kapalı tutulmalıdır.

Çoğu astımlı ev tozu akarlarına karşı duyarlıdır. Bu du­rumda, ev tozundaki akarları azaltacak önlemler alınmalıdır. Ev/ofis. ortamı sık sık havalandırılmak ve rutubet ön­lenmelidir. Ortamda kullanılmayan eşya bulundurulmamalıdır. Haftada en az bir kere, dip bucak temizlik yapılıp tozlar alınmalıdır. Temizlik esnasında toz kaldırılmamasına dikkat edilmeli, çırpma ve silkeleme işlemleri yapılma­malıdır. Temizlik, ıslak bezle silme şeklinde ve/veya toz kaçırmayan emiş gücü yüksek, vakumlu cihazlarla süpür­me suretiyle gerçekleştirilmelidir.

Evde halı yerine, ahşap veya vinleks türü suni döşeme­lerin kullanılması yerinde olur. Ayrıca alerjen barındırma­yan çarşaf ve kılıfların kullanılması ya da bunların hafta­da bir kez en az 60°C ısıda yıkanması önerilen tedbirler arasındadır. Hasta çocuksa yünlü, tüylü oyuncakların eve sokulmaması, yün battaniye ve yorgan yerine, sentetik dokuma ve kumaşların kullanılması doğru olur. Akarları öldürdüğü söylenen deterjan veya kimyasalların güvenilir­liği konusunda yeterli kanıt yoktur. Bunların kendileri de astımlılara zarar verebilir. Ev içi havayı akarlardan temiz­lediği iddia edilen cihazlar veya nemlendiriciler konusunda da durum benzerdir.

Evin rutubetli, karanlık, sıcak ve pek sık kullanılmayan köşelerinde küflenme şeklinde çoğalan mantarlar, astıma neden olabilen alerjenler arasındadır. Su sızıntıları ve rutu­bet önlenmeli; evin içinde çamaşır kurutulmamalıdır. Evin içinde saksı bitkileri, akvaryum ve kuş kafesi olmamalıdır. Küflü yüzeyler çamaşır suyuyla silinmelidir.

Tüylü ve kürklü hayvanların kılları, dışkıları, idrar ve salyaları alerjenik etkiye sahiptir. Bu bakımdan evde kedi, köpek, kuş gibi hayvanlar barındırılmamalıdır.

Evde yaşayan hamamböceği, kalorifer böceği gibi ha­şerelerle mücadele edilmelidir. Çünkü bunların da dışkı, salgı ve döküntüleri alerjendir. Haşerelerden korunmak için ev ve ofisler izole edilmeli; çöp ve gıdalar açıkta bıra­kılmamalı, gerekiyorsa kimyasal mücadele yapılmalıdır.

Ayrıca astımı tetiklememek için evde ve işyerinde siga­ra içilmemesi, ocak, soba gibi duman yayan yerlerde aspi­ratör ve baca sistemlerinin fonksiyonel tutulması yoluyla ev içi havanın kirletilmemesi gerekmektedir. Bacasız soba­lar, gaz ocağı ve gazlı ısıtıcılar kullanılmamalıdır. Tüp ve doğal gaz kaçakları önlenmelidir, Parfüm, oda spreyi, bö­cek ve sinek kovucu ilaçlar, buharlaşıp koku yayan deter­jan ve temizlik malzemeleri dikkatsizce tüketilmemelidir. Ülkemizde birçok ev hanımı, çamaşır suyu ile tuz ruhu karışımını inatçı kirleri temizlemek için kullanmaktadır. Bu karışım sırasında ortama yayılan duman, astım nöbetlerini tetikleyebilir. Ayrıca boya ve vernik gibi keskin kokulu maddelerden de kaçınmak gerekir.

Kimyasal katkı içeren hazır gıdalardan, şekerleme ve çikolatadan uzak durulmalı; balık içeren diyetler ve evde hazırlanmış doğal gıdalar tercih edilmelidir.

Sisli ve yağışlı havalar ile aşırı soğuk ve kuru havalar astım ataklarını tetikleyebilir. Özellikle kış mevsiminde, kentlerde baca dumanı ve egzoz gazından kaynaklanan yoğun hava kirliliği olduğunda astımlı hastalarda atak sık­lığı artmaktadır. Bu kişilerin, söz konusu koşullarda müm­kün olduğunca dışarıya çıkmaması uygun olur. Ayrıca ev ve ofislerin kapı ve pencereleri de kapalı tutulmalıdır.

Grip, soğuk algınlığı ve sinüzit gibi solunum yolu enfeksiyonları da astım krizine yol açabilir. Bu nedenle, astımlı­ların her yıl eylül-ekim aylarında grip aşısı yaptırmaları, salgın dönemlerinde kalabalığa karışmamaları, hastalığa yakalandığı bilinen kişilerle temas etmemeleri yararlı olur.

Astımı olan kişide aynı zamanda reflü, sinüzit, alerjik nezle gibi başka bir hastalık da varsa, bu hastalıkların uygun bir şekilde tedavi edilmesi gerekmektedir. Çünkü, bu tür rahatsızlıklar astım için tetikleyici faktör olabilir. Bu rahatsızlıkların tedavisi, astımın kontrol altına alınabilmesi bakımından gereklidir!

Astımlı bir hastanın bütün bunlara dikkat edebil­mesi mümkün mü? Bu tavsiyeler hastanın yaşamını çok fazla kısıtlamıyor mu?

Bir önceki sorunun yanıtında sözü edilen korunma amaçlı önerilere bakıldığında, bütün bunları uygulamanın çok zor olacağı ve kişinin yaşamını sınırlayacağı açıktır. Ancak her astımlının burada sözü edilen önerilere uyması gerekmez. Bunlar genel bilgilerdir. Kişinin duyarlı olduğu alerjenler saptamışsa, sadece bunlardan kaçınmak yeterli olur. Eğer ev tozu akarlarına karşı bir duyarlılık yoksa bu yönde tedbir almak gerekmez. Ya da kedi alerjisi olmayan bir çocuğu kedisinden ayırmak gerekmez. Bundan dolayı, alerjik deri testi yapılarak, kişinin nelere karşı alerjik oldu­ğu saptanmalı ve alman sonuçlara göre kaçınılması gere­ken alerjenler belirlenmelidir.

Astımlı hastalara özel süpürgeleri ve temizlik ro­botlarını tavsiye eder misiniz?

Bazı ticari şirketler astımlılara yönelik satış stratejileri kapsamında, ürettikleri temizlik cihazlarının ev tozu akarlarını azalttığını iddia etmektedirler. Bunun gerçek olup ol­madığını söylemek için, kendi ürettikleri cihazların diğerle­rine nispetle hasta için belirgin bir fark yarattığını göstere­cek deney sonuçları olması gerekir. Oysa elimizde bunu gösteren bir veri yoktur. Dolayısıyla bu iddiaları doğrula­mak veya yalanlamak bilimsel olarak mümkün değildir. Bizim önerebileceğimiz, emiş gücü yüksek, tozu kapalı bir rezervuara toplayan ve toz kaçağı olmayan cihazların kullanılmasıdır.

Akar öldürücü deterjan veya ilaçların faydası var mı?

Bunlar hakkında da etkili ve yararlı olduklarını gösteren güvenilir kanıtlar yoktur. Bu tür kimyasalların, astımlılarda tetik faktör olma ihtimali de göz önünde tutulmalıdır.

Alerji hastalan için akar barındırmayan çarşaf ve yatak kılıflarını tavsiye eder misiniz?

Ev tozu akarına karşı duyarlılığı kesin olarak saptan­mış, günlük yaşamında ev tozuyla teması halinde şikâyet­leri ortaya çıkan ve tedaviye rağmen hastalığı tam olarak kontrol altına alınamayan astımlılara, bu tür çarşaf ve kı­lıflar önerilmektedir.

Peki, ev içi havayı temizleyen cihazlar, havalan­dırma sistemleri ve nem tutucular kullanılmalı mı?

Ev, ofis, alışveriş merkezi gibi kapalı alanlarda geçirilen .zamanın artması, bu ortamların havasında bulunan alerjen veya irritanlarla karşılaşma olasılığını yükseltmektedir. Bu ortamların sağlıklı havalandırma sistemlerine sahip ol­ması ve klima gibi araçların temizliğinin düzenli olarak ya­pılması gerekmektedir. Bugünkü koşullarda oda havasındaki alerjenleri, toz ve kimyasalları temizleyen, nem mik­tarını dengeleyen cihazlar kullanılabilir. Ancak bu cihazla­rın temizliğinin de usulüne uygun şekilde yapılması gere­kir. Aksi halde, söz konusu cihazın kendisi kirletici hale gelmektedir.

Aspirin kullanmakta sakınca var mı?

Evet. Astımlıların bir kısmında aspirine ve birçok roma­tizma ilacı ile ağrı kesiciye karşı duyarlılık vardır. Bu ilaç­ların alınmasını takiben şiddetli krizler başlayabilir. Ağn kesici almanız gerektiğinde astımda kullanılabilir olanları­nı tercih etmelisiniz. Hangi ilaçların size uygun olduğunu hekiminizden öğrenmelisiniz. Genellikle, astımlılarda parasetamol içeren ağrı kesicilerin kullanımı güvenlidir.

Ağrı kesiciler dışında da kullanılmaması gereken ilaçlar var mı?

Evet. Astımlı hastaların, ağrı kesiciler ve romatizma ilaçları yanında; migren, hipertansiyon ve kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçları almaları da riskli olabilir. Göz tansiyonu olan hastalara verilen damlalar, anestezi (narkoz) ilaçları, röntgen çekimi sırasında kulla­nılan kontrast maddeler de astımlılarda krize neden olabi­lir. Eğer astımlı bir hastanın herhangi bir nedenle ilaç kul­lanması gerekiyorsa, bunu hekimine danışarak almasında yarar vardır.

Grip aşısının astımdan korunmada yeri var mı?

Astımlılar grip olduklarında bunu çok ağır geçirirler. Üs­telik astımları da kötüleşir, yakınmaları artar ve kriz baş­layabilir. Bu nedenle gripten korunmaları gerekir. Genel önlemlerin (salgın dönemlerinde toplumdan uzak kalma, vücut direncini yüksek tutacak tedbirler alma gibi…) yanı sıra, her yıl sonbahar aylarında bir doz grip aşısı yaptırma­ları uygun olur.

Reflüsü olan astım hastalarının nelere dikkat et­mesi gerekir?

Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması demek olan reflü (gastroösefajiyal reflü) hastalığı, mide girişinde­ki kapakçık sisteminin fonksiyonel bozukluğudur. Yaşam tarzına bağlı olarak sık rastlanan bir hastalıktır. Tedavinin yanı sıra, dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: Has­ta uyumasa bile tok karnına yatmamalı, yemeğin üzerin­den en az 2-3 saat geçtikten ve midesi boşaldıktan sonra yatmalıdır. Karnı tok iken dik durmalıdır. Eğilerek, vücudu ikiye katlayarak yapılan işlerden (ayakkabı bağlamak, yerden bir şey almak gibi…) kaçınmalıdır. Beline sıkı ke­mer takmamak, dar pantolon giymemelidir. Hastanın yat­tığı yatağın başucu, ayakucuna göre en az 20 cm kadar yüksek olmalı ve yatış sırasında baş, yüksek vaziyette tu­tulmalıdır. Ancak bu pozisyon, yüksek yastık kullanmak­la elde edilemez. Döşeğin altına, kademeli olarak başucu-nu yükselten bir destek yerleştirilmelidir. Mideden yemek borusuna kaçağı artıran alkol, sigara, çikolata, çay, kahve, gazlı içecekler, ağır yemekler ve bu yönde etkisi olan bazı ilaçlardan kaçınılmalıdır. Baharatlı, yağlı, kızartmak ye­meklerden uzak durulmalı, tıka basa yenmemek ve akşam yemeği erken saate alınmalıdır.

Astımlıların beslenmesi nasıl olmalıdır?

Hastada belirli gıdalara karşı alerji söz konusu ise, aler­jik deri testleriyle duyarlılık taşman gıdaları tespit edip bunlardan uzak durmak gerekir. Bunun dışında, astımlıla­rın beslenme konusunda dikkat etmesi gereken genel hu­suslar şunlardır:

Olabildiğince doğal, katkısız, evde ve taze olarak hazır­lanmış ürünler tercih edilmelidir. Fabrikasyon, boya, aroma, koruyucu madde gibi katkılar içeren ürünlerden uzak kalınmaktır. Astımlı çocukların çiklet, çikolata, şekerleme, bisküvi, kraker, gazlı içecekler gibi öncelikle çocuklara hi­tap eden ürünlerden korunması uygun olur. Bunların yeri­ne meyve, evde yapılmış kek ve kurabiyeler, kuru yemiş ve kurutulmuş meyveler tercih edilmelidir.

Aşırı tuz içeren diyetler de astımlılara önerilmez. Balığın bolca tüketilmesi ve bebeklerin anne sütüyle beslenmesi astımdan, korunmada etkilidir.

Astımlılar nasıl bir evde yaşamalıdır?

Egzoz ve baca dumanının yoğun olduğu mahallelerden uzak kalınmak; iyi havalanan, hava kirliliğinin olmadığı semtlerde, güneş gören evler tercih edilmelidir. Rutubet ve soğuktan kaçınmak gerektiğini unutmayıp bodrum ve çatı katları tercih edilmemelidir. Ev, çatıdan, dış cepheden ve­ya su tesisatından rutubet almamalıdır. Astımlı bir kişi için soba yerine kaloriferle ısıtma daha uygundur.

Astımlılar evde kedi, köpek gibi hayvanları besle­yemez mi?

Kedi, köpek alerjenlerine duyarlılığı olan astımlılar, ev­de hayvan beslememelidir. Bu hayvanların tüyleri, dışkı, idrar ve salyaları kuruyup havaya karışır. Astımlılar bu alerjenleri soluduklarında, yakınmalar ve ataklar başlaya­bilir. En iyisi, bu tür evcil hayvanların evin içinde bulundurulmamasıdır. Eğer hasta asla vazgeçmiyorsa, hayvan haftada bir yıkanmalı, tüyleri sık sık taranmak, ama bu iş­lemler astımlı hasta tarafından yapılmamalıdır. Hayvanın girip çıktığı odalarda mümkünse halı, kilim, battaniye türü tüylü eşyalar bulundurulmamalıdır. Hayvan yatak odası­na alınmamalıdır. Ev sık sık emiş gücü yüksek ve toz ka­çırmayan elektrikli süpürgelerle süpürülmeli ve ıslak bezle evdeki toz alınmalıdır. Ancak, bu tedbirlerin riski yeterin­ce azaltmadığım ve asıl olanın evde hayvan bulundurma­mak olduğunu belirtmekte yarar var.

Cep telefonu kullanmak astıma zarar verir mi?

Bu konuda kesin bir bilgi yoktur. Cep telefonu, bilgisa­yar, televizyon gibi cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaların, sağlığa verebileceği zararlar konusunda çeşitli uyarılar dile getirilmektedir. Cep telefonunu sadece ihtiyaç halinde ve olabildiğince kısa süreli kullanmak, taşırken vücuda temas ettirmemek, konuşurken kulağa uzak tut­mak, yatarken gerekli değilse yatak odası dışında bırak­mak gibi önlemlerin alınması uygun olur.

Leave a reply