Beyin iltihabı yapan çok çeşitli virüs ve bakteri cinsleri vardır. Virüslü beyin iltihabının en yaygın olanı “Salgın ansefalit” veya diğer adı ile “uyku hastalığı”dır. Virüsün beyni işgal etmesine kabakulak, herpes, kızamık, çiçek, suçiçeği gibi bulaşıcı hastalıklar yardımcı olurlar. Bazı virüsler, sivrisinek ve kenelerce taşınmaktadır.
Belirtileri:
- Yüksek ateş, baş ağrısı, kusma ve bulantı ilk belirtileridir.
- Daha sonra göz, yüz ve boyun bölgelerinde felçler ortaya çıkar.
- Felçler, iltihaplı bölgeye bağlı olarak, vücudun herhangi bir yerinde de görülebilir.
- Felç öncesinde şaşılık, çırpınma nöbetleri ve uyku hali görülebilir.
- Ne Yapmalı?
- Belirtileri ortaya çıkar çıkmaz doktora baş vurmaktan başka çare yoktur.
- Testlerde beyin iltihabının bakteriyel olduğu açığa çıkarsa antibiyotik tedavisi ile hastanın kurtarılması kolaylaşır.
- Virüslü ansefalitin kesin bir tedavisi henüz bulunamamıştır. Belirtilerin giderilmesine çalışılır. Bir ay müddetle yatak istirahatı verilir.
- Eğer hastalık ilerlemiş, iltihap teşekkül etmiş ise cerrahi müdahaleden başka çare yoktur.
Devamını Oku..
Belirtileri:
İlk belirtileri sinsicedir. Bu belirtilerden hastalığı teşhis etmek imkansızdır.
- Soğuk algınlığı, ateş, baş ağrısı, halsizlik, terleme ve iştahsızlık ilk belirtileridir.
- Sonra bu belirtiler kaybolur. Yaklaşık bir hafta müddetle ateş de düşer ve hasta kendisini iyi hisseder.
- Ancak bu sinsi dönemin ardından ateş birden bire yükselir. İlk belirtiler, daha şiddetli olarak, tekrar ortaya çıkar.
- Bundan sonrası felçlerin beklendiği zamandır. Boyun kaslarında tutukluk (menenjitte olduğu gibi), deride aşırı duyarlık, ışıktan rahatsız olma, bağırsaklarda mikroplanmadan dolayı ağrı, kaslarda kramp halleri, ruhsal dengede bozulma felç öncesi gözlenebilecek belirtilerdir.
- İlk felç hali bacaklarda görülür. Bundan sonra artık hastanın çocuk felcine yakalandığı şüphe götürmez.
- Felçli bölgelerde kan dolaşımı zayıf olduğundan deri soğur ve kurur; morumsu kırmızı bir renk alır.
DİKKAT: Eğer felç hali solunum sistemine atlarsa, hasta yutkunma, konuşma ve soluk alma güçlükleri çeker. Müdahale edilmediği takdirde neticesi ölümdür.
Ne Yapmalı?
- Çocuğunuza mutlaka “çocuk felci aşısı” yaptırınız. Sıcak bölgelere seyahat edecek olanlar da tedbir olarak aşı yaptırmalıdırlar.
NOT: Çocuk felci aşısı genellikle ağızdan uygulanır. Buna “sabin tipi” aşı diyoruz. İlk doz, bebekler altı aylık olmadan önce, ikinci doz bundan iki ay sonra; üçüncü doz altı ay sonra verilerek aşı tamamlanır. Daha sonraki aşılar (yine üç doz halinde) beş ve onbeş yaşında tekrarlanmalıdır.
- Hastalık yapan çocuk felci virüslerine karşı kesin bir tedavi şekli yoktur. Bu sebepledir ki, aşı son derece önem kazanmaktadır. Aşı ile verilen canlı virüsler, vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirmekte ve oldukça etkili bir bağışıklık kazandırmaktadır.
- Sağlam bünyelerde, hastalık mikropları fazla tahribat yapamadan, iyi bir beslenme ve yatak istirahatından sonra, hastalık felç hali görülmeden atlatılmaktadır.
- Çocuk felci şüphesi veren belirtiler ortaya çıkınca mutlaka -vakit geçirmeden- doktora görünmeli; gerekli tıbbî tedavi sağlanmalıdır.
- Felç durumlarında, hastanın iyileşme arzusu oldukça önemlidir. İyileşme ümidini kaybeden hastalar, doktorun işini güçleştirir; tedavinin tesirini azaltırlar.
Devamını Oku..
Özellikle köpek, kedi, kurt, tilki ve yarasa gibi memeli hayvanlarda görülen bir hastalıktır. İnsana da bu kuduzlu hayvanların ısırması ile geçer. Dişlerin açtığı yaraya, kuduz virüsü taşıyan hayvan salyası bulaşır. Virüsler yaradan içeri girdikten sonra sinirler yoluyla merkez sinir sistemine (beyne) ulaşır; tahribatını yaparak sonu ölüm olan genel felçlere sebebiyet verirler.
Belirtileri:
- Hayvan ısırdıktan ancak bir ila altı ay sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bu müddet değişikliği, vücudun direnci ve ışınlan yerin beyne olan uzaklığı ile orantılıdır.
- İlk belirtileri karamsarlık ve huysuzluktur.
- Sonra, boğazda başlayan ağrılı kasılmalardan dolayı, hasta su içemez. Bunu beceremediğinden huysuzlaşır. Halk arasında bu durum “su korkusu” tâbiri ile açıklanır.
- Yutkunma güçlüğünü ağrılı kas spazmları izler. Hastada şuursuz tepkiler ve ihtilaçlar (delilik halleri) belirir.
- Nihayet, birkaç gün içinde, adale kasılmaları genel felç haline dönüşür ve sonuç ölümdür.
Ne Yapmalı?
§ Bir hayvan tarafından ısırıldığınız zaman, her halükarda, kuduz olabileceğini düşünmelisiniz.
NOT: Hayvanda kızgınlık ve azgınlık alâmetleri varsa; köpek ise havlarken, kedi ise miyavlarken alışılmışın dışında sesler çıkarıyorsa; hele ağzında bol salya varsa onu mutlaka yakalayıp belediye tabibine veya bir hastaneye götürünüz. Yakalamaya çalışırken -tekrar ısırılmamak için- dikkatli hareket ediniz.
§ Isırılan yeri bol sabunlu su ile yıkayınız.
§ Yakaladığınız hayvanı ilgili sağlık kuruluşuna (belediye tabibi veya hastane) götürüp “kuduz testi” yaptırınız. Görevliye, ısırıldığınızı söyleyiniz ve gerektiğinde aranmak üzere adresinizi ve telefon numaranızı veriniz. Veya neticeyi almak üzere randevu isteyiniz.
§ Testler kuduzu doğruladığı takdirde ısırık yeri cerrahi usullerle temizlenir ve kuduz serumu zerkedilir. Arkasından vücuda aktif bağışıklık kazandırmak için ölü kuduz virüsü aşılanır. Aşılama usulleri değişik olmakla beraber, hepsinin de gayesi hastada kuluçka devresi sona ermeden bağışıklık oluşturmaktır.
Devamını Oku..
Tetanos mikropları toz, toprak ya da hayvan gübresi ile bulaşmış yaralardan vücuda giriş yaparlar. Tetanosun bulaşması için illa da büyük yaraların ve eziklerin meydana gelmesine lüzum yoktur. Küçük bir kıymık, bir çivi batması veya bir çizik bazen yeterlidir. Tetanosa dönüşen kürtaj vakaları da çoktur. Çok seyrek de olsa, yanıklardan ve ortakulak iltihaplarından sonra tetanos görülebilir.
Belirtileri:
- Mikroplar vücuda giriş yaptıktan yaklaşık üç hafta sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar.
- Endişe ve huzursuzluk halleri ile birlikte kas sertliği ve ağzını açamama (çene kenetlenmesi) durumu belirir.
- Ensede sertlik ve yüz spazmları görülür.
DİKKAT: Müdahale edilmeyen ağır vakalarda bel kemiğinin büküldüğü müşahede edilmiştir. Hasta sırtı kemer yapacak şekilde yatar. Ondan sonra en ufak bir ses hastada çılgınlık derecesinde tepkilere yol açar.
Ne Yapmalı?
Çocuklar dışarıda oyun oynarken sık sık düşer yaralanırlar. Sokaklarımızın birer pislik yuvası olduğunu kabul etmek zorundayız. Bu sebeple çocuklarınıza mutlaka vaktinde tetanos aşısı yaptırınız.
NOT: Tetanos aşısı, boğmaca ve difteri aşısı ile birlikte DBT (Difteri -Boğmaca – Tetanos) yapılır. Beşinci aydan başlayarak iki ay ara ile üç dozda tamamlanır. İlkokula başlarken aşı (yine üç doz halinde) tekrarlanmalıdır. Keza ortaokula başlayınca ve yirmi yaşına gelince tetanos aşısı tekrarlanmalıdır.
- Vaktinde verilen tetanos aşısı vücutta aktif bir bağışıklık kazandırır. Ancak bu şahsın tetanosa yakalanmayacağı anlamına gelmez. Şüpheli yaralarda tetanosun belirtilerini beklemeden doktora gidilmelidir.
- Kişi aktif olarak vaktinde aşılanmış ise, doktor yeni bir aşı daha yapabilir.
- Aşılanmamış kişilerde tedavi oldukça zor ve risklidir. Zira doktor pasif bir bağışıklık kazandırmak için at serumu vermekte tereddüt edecektir. Çünkü serumun bazı tehlikeli yan etkileri vardır. Ancak bu yine doktorun bileceği bir iştir. Penisilin ve gamma globülin tedavisi de oldukça etkilidir.
Devamını Oku..
“C. Botulinum” adındaki bir cins bakteri uygun şartları bulduğu zaman, gıdaların içinde üreyerek çok kuvvetli bir zehir salgılar. Bilhassa bozuk konservelerde bu bakterinin zehiri çokça bulunur. Bozuk konservenin yenmesinden yaklaşık 20 saat sonra zehirlenme belirtileri başlar.
Belirtileri:
- Konserve ile birlikte mideye inen zehir maddesi bağırsaklar tarafından emilerek kana karışır ve merkez sinir sistemini etkiler.
- Yutma güçlüğü, göz kapağını kontrol edememe ve ses kısıklığı ilk belirtileridir.
- Bundan sonra çift görme, göz bebeğinde büyüme, yüz felci ortaya çıkar.
- Müdahale edilmediği takdirde solunum kasları felce uğrar ve kalp durur. Bundan anlaşılacağı üzere neticesi ölümdür.
Ne Yapmalı?
- Piyasadan konserve alırken kapaklarının şişkin olmadığına dikkat ediniz. Üzerindeki etikette gösterilen son kullanma tarihinin dolmamış olması sizi yanıltmasın.
- Evde hazırlanan konservelerin hava aldığını ve bozulduğunu (cam kavanozlarda) renk değişmelerinden anlayabilirsiniz. Kokusunu ve rengini beğenmediğiniz konserveleri asla yemeyiniz.
- Kesin belirtiler görülmemekle beraber, şüphelendiğiniz konserveleri yeniden kaynatmadan yemeyiniz.
- Açıkta bırakılan, buzdolabında uzun müddet bekletilen, tadı ve kokusu değişen yemek ve yiyecekleri yemeyiniz.
- Her şeye rağmen gıda zehirlenmesine maruz kaldığınızı hissettiğiniz an kusturucu bir sıvı alıp kusmayı temin ediniz.
- En kısa zamanda doktora gidiniz. Doktor uygun gördüğü takdirde tekrar midenizi yıkayacak ve antitoksin (panzehir) verecektir.
DİKKAT: Gıda zehirlenmesi mutlaka hastane tedavisi gerektirir. Kendi başınıza kusmayı temin etseniz dahi bağırsaklara geçen ve kana karışan zehre bir şey yapamazsınız.
Devamını Oku..
Genellikle yaz ve sonbahar aylarında salgın halinde ortaya çıkar. İçme suları ve yiyeceklerle bulaşır. Vücuda girdikten sonra bağırsağın alt bölümlerinden lenf bezlerine geçen tifo bakterileri, oradan da lenf yolları ve kan damarları vasıtası ile bütün organlara yayılırlar. Hızla üreyen bakteriler safra kesesi yoluyla dışkıya; böbrek yolu ile de idrara karışarak dışarı çıkarlar ve salgınlara sebep olurlar.
Belirtileri:
- Baş ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, kabızlık veya ishal şeklinde ilk belirtilerini verir. Bu arada burun kanaması da görülür.
- Asıl tehlike işaretleri ikinci hafta ortaya çıkar. Dil paslanır. Yüksek ateş, aşırı kabızlık veya ishal vardır. Vücudu saran pembe lekeler de buna eşlik eder.
- Lekeler iki gün içinde solar. Ancak, hemen sonra tekrar ortaya çıkarlar.
- Dilin kenarları ve yanaklar kızarır.
- Dilin tam ortasında paslı bir leke vardır.
- Hastalık ilerledikçe dil kirli sarı bir renk alır.
- Üçüncü hafta karın şişer ve gerilir. Karın içinden gürültülü sesler gelir.
- Dördüncü hafta barsak kanamaları görülür.
- Yüksek ateşe rağmen terleme olmaz. Nabız ise yavaştır.
DİKKAT: Nabzın birden bire hızlanması tehlikeli kanamalar olduğuna işarettir. Tedavi edilmeyen tifo vakalarında bronşit ve bademcik iltihabı da görülür. Direnci az, zayıf bünyelerde tifo bakterilerinin salgıladığı zehirler beyni, kalbi, sinir sistemini, böbrekleri, safra kesesini ve karaciğeri etkilerler. En tehlikeli yan etkileri kalp ve böbreklerde görülür.
Ne Yapmalı?
- Temizliğe çok dikkat ediniz.
- Salgın halinde tifo görüldüğü zaman aşı yaptırınız. Tifo aşısı bir haftada üç defa tekrarlanarak verilir. Bir sene müddetle vücuda bağışıklık kazandırır. Aşılanmış kişiler tifoyu çok hafif atlatırlar. Bir sene sonra aşının tekrarlanması (yine haftada üç sefer) gerekir.
- Aile üyelerinin birinde tifo belirtileri başlayınca mutlaka doktora gösterilmeli, tıbbî tedavi uygulanması sağlanmalıdır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsı, hastalık o kadar kolay atlatılır.
- Tifolu hasta diğer aile üyelerinden ayrı bir odada yatırılmalı; kullandığı eşyalar dezenfekte edilmelidir.
Devamını Oku..
Savaş bölgelerinde, sağlık kaidelerine uyulmayan pis çevrelerde, ruhsal gerginlik ve huzursuzluk yaşanan topluluklarda, uzun müddet pişmiş yemek yerine soğuk ve kuru yiyeceklerle beslenildiğinde “şiggela” adı verilen hastalık yapıcı bir basilin ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Bu basil, insandan insana doğrudan geçtiği gibi; yiyeceklere ve insan pisliğine konan sinekler tarafından da taşınır.
Vücuda girdikten bir hafta sonra, bazen daha evvel, tesirini göstermeye başlarlar. Önce kalın barsak zarında yerleşip iltihap oluştururlar. Çıkardıkları zehirli maddeler bağırsaklar tarafından emilerek kana karışır ve oradan bütün organizmaya dağılır.
Belirtileri:
- İlk belirtileri normal bir bağırsak iltihabı gibidir: Karın ağrısı, ishal, kusma, baş ağrısı ve ateş yapar.
- Bir gün içinde ishal şiddetlenir ve sonunda kanla karışarak cam gibi saydam bir sıvı halini alır.
- Hasta çok sık olarak tuvalet ihtiyacı duyar. Tuvalet sırasında şiddetli karın ağrıları hissedilir.
- Hasta sık sık tuvalete çıktığı için vücut aşırı sıvı kaybetmekten kan dolaşımında bozulma olur ve müdahale edilmediği takdirde ölümle sonuçlanır.
Ne Yapmalı?
- İshal şiddetlenip kanla karışık geldiği zaman derhal doktor müdahalesi gereklidir.
- Antibiyotik ve sülfamit tedavisi ile beraber, bol sulu yiyecekler verilir.
- Papatya çayı, kaynatılmış kuru böğürtlen suyu ve rendelenmiş elma oldukça etkilidir.
DİKKAT: Tedavide geç kalındığı zaman hastalık atlatılsa dahi “dizanteri romatizması” dediğimiz inatçı bir eklem romatizması bırakır. Göz iltihaplarına sebep olduğu vakalar da az değildir.
- Tedavi sırasında hastanın mutlaka ayrılması gerekir.
- Bu arada taşıyıcı olmaları sebebiyle sineklerle mücadele edilmelidir.
Devamını Oku..
Bulaşıcı hayvan hastalıklarının mikropları insanlara geçtiği zaman “bakteriyel gıda zehirlenmesi” dediğimiz rahatsızlıklara sebebiyet verirler. Hayvanın taşıdığı bakteri cinsine bağlı olarak hastalığın şekli de değişir. Aldığımız et ve yumurtaların mikroplu oldukları tatlarından anlaşılamadığı için farkına varmadan yeriz. Ayrıca açıkta bırakılan etlere fare ve kediler tarafından da mikrop taşınabilmektedir. Bu sebeple sıkı kontrol altında tutulmayan ve sağlık kurallarına riayet edilmeyen mezbahalar, kasaplar ve taşıma araçları birer mikrop kaynağıdırlar.
Belirtileri:
- Ateş, kusma ve ishal ile aniden başlar.
- Belirtileri dizanteriye benzer: Bağırsak iltihabı ve su şeklinde ishal ile karakterizedir.
- Teşhis ancak bakteriyel testler sonunda konabilir.
DİKKAT: Yukarıdaki belirtiler aynı et ve yemeği yiyen bütün aile üyelerinde ortaya çıktığı zaman mutlaka “bakteriyel gıda zehirlenmesi”nden şüphe edilmeli ve derhal doktor çağırılmalıdır.
Devamını Oku..
Bir adı da “kuş palazı” olan bu hastalığa sebep olan bakteri, kalpte ve sinir sisteminde çok tehlikeli bozukluklar yapan bir zehir salgılamaktadır. Difteri mikrobu en çok burun, ağız, boğaz ve gırtlakta yerleşmekle beraber; göz, ortakulak, göbek ve deride görüldüğü vakalar da vardır. Şimdi bunları ayrı ayrı inceleyelim:
BURUN DİFTERİSİ: Burunda iltihaplı ve kanlı bir akıntı ile kendisini belli eder. Ateş ve solunum güçlüğü yapar. Nezle ile karıştırıldığı için, tehlikeli bir hastalık olduğu geç farkedilir.
AĞIZ VE BOĞAZ DİFTERİSİ:
Boğazda ağrı ve yutkunma zorluğu ile başlar. Bademciklerde, küçük dilde ve boğazda beyazımsı gri renkte lekeler ortaya çıkar. Ağır seyreden vakalarda ağız içinde de bu lekeler görülür. Lekeler kazındığı zaman kanama yapmaz. Boyun lenflerinde şişme olur.
GIRTLAK DİFTERİSİ: Çoğu zaman boğaz difterisinin gırtlağa yayılması ile ortaya çıkar. Difteri mikroplarının müstakil olarak gırtlağa yerleşmesi sonucu, tek başına görüldüğü durumlar da az değildir. Ateş, kuru ve boğucu öksürük, solunum zorluğu şeklinde kendisini belli eder. Müdahale geciktiği takdirde gırtlağa yayılan difteri lekeleri solunum yolunu daraltır. Hasta güçlükle nefes alır. Nefes alırken ıslığa benzer bir ses duyulur. Hastalık ilerledikçe boğaz kasları gerilir. Yüz soluk, nabız zayıf, kalp atışları hızlıdır. Hasta boğulma krizleri geçirir. Krizler ölümle sonuçlanabilir.
GÖZ DİFTERİSİ: Mikroplar gözün bağdokusuna yerleşirler. Gözler beyazımsı gri bir tabaka ile kaplanır. Göz yavaş yavaş şişmeye başlar. Ağır durumlarda hasta gözünü açamaz. Gözden kanlı bir iltihap akar. Bu halde, saydam tabakanın zedelenerek körlük yapma tehlikesi vardır.
DERİ VE GÖBEK DİFTERİSİ: Yerleştiği yerde tehlikeli yaralar açarak kendisini belli eder. Ortakulakta çok nadir görülür.
GENEL DİFTERİ BELİRTİLERİ
- Hemen bütün difteri şekilleri ateşle başlar. Baş ağrısı, kusma, karın ağrısı diğer belirtiler arasında sayılabilir.
- Mikropların yerleşmesinden sonra, vücut direncine bağlı olarak bir hafta içinde hastalık ortaya çıkar.
- Vücut direnci yüksek sıhhatli çocuklarda tipik difteri lekeleri görülmeden hastalık atlatılabilir. Hafif ateş ve yutkunma zorluğu birkaç gün içinde kaybolur. Çocuğun hastalık geçirdiği bile anlaşılmaz.
- Hastalığın yerleşip mikropların zehir salgılamaları halinde; ateş hızla yükselir. Huzursuzluk, baş ağrısı, mikrobun yerleştiği bölgede kanama ve akıntı, kusma, boğazda şişlik ve yutkunma güçlüğü durumun tehlikeli olduğunu gösteren işaretlerdir.
- Difteri mikroplarının salgıladıkları zehir kana karıştığı takdirde, kalp, kan dolaşımı ve sinir sisteminde ciddi bozukluklar görülür. Sonunda ölümle neticelenen “kan zehirlenmesi” meydana gelir. Sinir sisteminin etkilenmesi halinde felçler görülür.
Ne Yapmalı?
- Çocuğunuzu üçüncü aydan başlamak üzere, birer ay ara ile iki defa difteri aşısı yaptırınız. Çocuk iki yaşına ve altı yaşına girdiği zamanlarda aşıları yeniletiniz.
- Difteriye yakalandığını gösteren ilk belirtiler ortaya çıkar çıkmaz hastayı doktora muayene ettiriniz. Kontroller hastalığı doğruladığı takdirde, doktor hastaya “difteri serumu” verecek ve mikropların çıkardığı zehirli maddenin kan ve sinir sistemine geçmesine fırsat bırakmadan zararsız hale getirecektir. Serum tek başına bu hastalıkla mücadele edemeyeceğinden, ayrıca mikropların öldürülmesi için penisilin de verilecektir.
- Yukarıdaki izahlardan anlaşılacağı üzere, difteriye yakalanmış birinin mutlaka hastaneye yatırılması gerekmektedir. Zira serum ve penisilin tedavisi ile birlikte; kan dolaşımı devamlı kontrol altında tutulacak, kalp üzerindeki yan etkileri de giderilmeye çalışılacaktır.
Devamını Oku..
Belirtileri: Boğmaca mikroplarının üst solunum yollarına yerleşmesinden iki hafta sonra hastalık kendisini öksürük nöbetleri ile belli eder.
- İlk günlerde “soğuk algınlığı”na benzer işaretlerle başlar. Bir-iki hafta müddetle hafif ateş ve kırgınlık yaptığından pek anlaşılmaz. Hastanın nezleye yakalandığı zannedilir.
- Bundan sonra, akşamları nöbetler halinde gelen öksürük devresi başlar. Beş hafta kadar süren öksürük nöbetleri sırasında kasılma ve kramplar görülür. Kramp sonunda kusmalar olabilir.
DİKKAT: Sıradan öksürükle boğmaca öksürüğünü birbirinden şöyle ayırabilirsiniz. Boğmaca öksürüğü, önce kuvvetli öksürükler halinde gelir. Bunu derin bir soluk alma izler. Öksürük sırasında hasta boğuluyormuş gibi rahatsız olur ve ıslık sesine benzer bir ses çıkarır. Öksürük nöbeti sona erip derin bir nefes alınca hasta kendisini iyi hisseder.
- Boğmaca hastalığını ağır geçiren kimselerde en sık görülen ilâve hastalık akciğer zarı iltihabıdır (zatülcemp). Bebeklerde ölüme varan ciddi sonuçlar doğurur.
- Boğmaca geçtikten sonra, hasta yatak istirahatı yapmadığı takdirde “bronşif’e çevirebilir.
- Yine doktor tedavisi görmeyen ağır durumlarda adale krampı, felç, beyinde arıza, sağırlık, hatta körlük dahi yapabilmektedir.
- Yan etkileri görülmediği yâni normal seyrettiği takdirde süresi sekiz haftadır.
Ne Yapmalı?
- Öksürük nöbetleri başlar başlamaz doktora müracaat ediniz ve onun tavsiyelerine göre hareket ediniz.
- Hastalık ağır seyrettiği takdirde, doktor hastane tedavisi tavsiye edecektir.
- Hastanın odası bol güneş almalı ve sık sık havalandırılmalıdır.
- Ateş düştükten sonra, hasta kısa aralıklarla temiz havaya çıkarılmalıdır.
- Sekiz hafta müddetince, hasta sağlam çocuklardan uzak tutulmalıdır.
- Kuru yiyecekler öksürüğü tahrik edeceğinden, hasta sulu ve bol vitaminli yiyeceklerle beslenmelidir.
- Öksürük nöbetleri sırasında kusma olabileceğinden; yemekler nöbetlerden on beş dakika sonra verilmelidir.
- Tesirli bir boğmaca aşısı henüz bulunabilmiş değildir. Ancak yine de mevcut boğmaca aşısını yaptırmakta fayda vardır.
Devamını Oku..
Tipik bir üşütme hastalığı olup “boğaz iltihabı” adı da verilmektedir. Işın tedavisi, burun ve boğaz bölgesindeki ameliyatlar da anjin yapabilmektedir. Mikropları vücutta bağışıklık meydana getirmediği için sık tekrarlanabilir.
DİKKAT: Ağır geçmesi halinde böbreklerde, kalp ve eklem yerlerinde ilâve rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.
Belirtileri:
- Yutmada görülen güçlük halinde başlar.
- Ateşin yükselmesi ile birlikte kol ve bacaklarda ağrılar ortaya çıkar.
- Dil paslı ve şiştir.
- Hasta iştahsızdır, ağzı kokar.
- Bademcikler şişer, hasta ağzını zor acır.
- Bademciklerin üzerindeki apselerin patlayarak akmasından sonra hasta kendisini daha iyi hisseder. Bademciklerin şişi iner.
Ne Yapmalı?
- Hastanın boğazını sarıp sıcak tutunuz.
- Hastayı doktora götürünüz. Doktor, iltihapları önlemek için antibiyotik tedavisi uygulayacaktır.
- Ayrıca boğaz ağrılarını hafifletmek için antiseptik solüsyonla gargara tatbik ediniz.
- Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir.
- Hastaya sulu yiyecekler ve taze meyve suları veriniz.
DİKKAT: Bademcik iltihapları tedavi edilmeyip ağır seyrederse “kan zehirlenmesi” yapabileceğinden; hastayı doktora göstermeyi ihmal etmeyiniz.
Devamını Oku..
Salgın halinde ortaya çıkan; değişik karakterde virüsler tarafından oluşturulan bir solunum yolları hastalığıdır. Grip virüslerinin devamlı karakter değiştirmeleri sebebiyle tesirli bir aşısı veya serumu yapılamamaktadır. Mikropların vücuda girmesinden birkaç gün sonra hastalık kendisini belli eder.
Belirtileri:
- Ateş, halsizlik, eklemlerde ağrı ve hastalık duygusu ile başlar.
- Göz yuvalarında ve alında ağrı yapar.
- Öksürük, burun akıntısı, boğazda ağrı, hastalığın yerleştiğini gösteren kesin belirtilerdir.
- Üç-dört gün sonra ateş düşer ve hastalık belirtileri hafifler.
Ne Yapmalı?
- Hastalık belirtileri şiddetli olduğu takdirde doktora müracaat ediniz. Gribe doğrudan tesir eden bir ilâç olmamakla birlikte; öksürük, ateş ve muhtemel yan tesirleri için ilâç tedavisi gerekebilecektir.
- Hasta gribi atlatıncaya kadar yatakta istirahat ettirilmeli; bol vitaminli yiyecekler ve meyve suları verilmelidir.
DİKKAT: Ağır geçmesi halinde ortakulak iltihabı, karın zarı iltihabı, bronşit, akciğer zarı iltihabı, beyin ve sinir sistemi iltihapları yapabilmektedir.
Devamını Oku..
Adından da anlaşılacağı üzere, kulağın ön ve altındaki tükürük bezlerinde şişlik yaptığından kolay teşhis edilen bir hastalıktır. Virüsleri vücuda girdikten yaklaşık on sekiz gün sonra hastalık kendisini gösterir. Daha çok erkeklerde rastlanır.
DİKKAT: Yetişkinlerde kabakulak virüsleri “er bezleri”ni de etkilediğinden kısırlığa varan ciddi bozukluklar yapabilmektedir. Bu sebeple, kabakulak geçiren yetişkin erkekler mutlaka doktor tedavisi görmelidir.
Belirtileri:
- Halsizlik ve ateşle başlar.
- Kulağın ön ve altındaki tükürük bezleri yutkunma sırasında acır.
- Bilahare bu bezler şişer ve dışarıdan yumruk büyüklüğünde, sert bir şişlik görülür.
- İki hafta sonra hastalık gerilemeye başlar. Ancak, bu arada, er bezlerinde bir şişlik ve ağrı ortaya çıkarsa mutlaka doktor çağırılmalıdır.
Ne Yapmalı?
- Kulaktaki şişlik üzerine sıcak kompres uygulayınız.
- Ağız temizliğine dikkat ediniz.
- Hastayı diğer aile üyelerinden ayırınız.
- Er bezlerinde ağrı ve şişlik görülünce mutlaka doktor çağırınız.
- Hastalık belirtileri kayboluncaya kadar yatakta istirahat ediniz.
- Tesiri tartışılmakla birlikte bağışıklık aşısı yaptırınız.
Devamını Oku..
Hastalık yapan mikroplar papağanlar tarafından taşındığı için bu isimle anılır. İnsana genellikle kurumuş papağan pisliğinin tozları vasıtasıyla bulaşır.
Belirtileri:
- Mikropları insan vücuduna girdikten bir iki hafta sonra hastalık belirtileri gösterirler.
- Halsizlik, şaşkınlık, uyuşukluk ve ateş ilk işaretlerdendir.
- Ateşin yükselmesi ile birlikte tifüse benzer bir gelişme izler. Ateş bir-iki hafta devam eder.
DİKKAT: Öksürük, hızlı kalp atışları ve sık soluma görüldüğü zaman, hastalığın akciğerlere de sirayet ettiği anlaşılır.
- Hastalık ağır seyrettiği takdirde, kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına da sebebiyet verebilir. Öyle ki, kalp yetmezliği olan kimselerde ciddi durumlara yol açabilir.
- Hastalık, normal seyrettiği ve yan etkileri görülmediği zaman 3-4 hafta içinde iyileşme ile neticelenir.
Ne Yapmalı?
- Hastalık belirtileri ağır geçtiği takdirde doktora görünmeli, onun tavsiyelerine göre hareket edilmelidir.
- Hastalık belirtileri ortaya çıkar çıkmaz, hasta diğer aile üyelerinden ayrılmalıdır.
Devamını Oku..
Bulaşıcı hastalıklar içinde en ciddi olanıdır. Sinsi bir gelişme gösterdiğinden, geç farkedilir. Erken teşhis edildiği takdirde tedavisi zor değildir. Özellikle sık hastalanan, vücut dirençleri düşük kimselerde, alkol ve uyuşturucu kullananlarda, gece eğlencelerine düşkünlükten uykusuz kalanlarda, yeterli beslenemeyenlerde, güneşten ve temiz havadan mahrum yerlerde çalışanlarda vereme yakalanma riski oldukça yüksektir. Keza, zayıf bünyeli ve asabi gençlerde -bilhassa kızlarda- bu hastalığa sık rastlanmaktadır. Tabiatta birçok tüberküloz basili bulunmakla beraber, bunlardan yalnız iki tanesi insanda hastalık yapabilmektedir.
Tüberküloz hastalığı, belirtilerine göre, üç devrede incelenir.
Birinci Devre
- Tüberküloz basilleri girdikleri yerde küçük ve grimsi düğümcükler şeklinde iltihap oluştururlar. Bu iltihap düğümlerine “tüberkül” adı verilmektedir.
- Gelişen iltihap düğümleri birleşerek daha geniş bir yer kaplarlar.
- İlk yerleştikleri alanda iltihap düğümleri meydana getirdikten sonra, basiller odak noktalarından çıkarak lenf damarları yoluyla lenf boğumlarına yerleşirler. Lenf boğumlarında da iltihap düğümleri meydana geldikten sonra birinci devre sona ermiş olur.
Belirtileri
- İltihap düğümleri teşekkül ederken hastada genel bir yorgunluk, iştahsızlık, vücut ateşinde 38 dereceye kadar yükselme, sırt ağrıları ve öksürük görülür.
DİKKAT: Bu belirtiler “soğuk algınlığı” zannedilerek ciddiye alınmadığı takdirde; daha tehlikeli olan “ikinci devre” baş gösterir.
Ne Yapmalı?
- Hassas ve zayıf bünyeliler bu tür belirtilerle karşılaştıkları zaman mutlaka bir doktora görünerek röntgen filmi çektirmelidirler. Zira, iltihap düğümleri (tüberküller) sadece röntgen filminde belli olurlar.
İkinci Devre
Birinci devrede hastalık ciddiye alınmadığı ve gerekli tedavi uygulanmadığı takdirde, vücut direncinin iyice düştüğü bir zamanda tüberküloz basilleri yerleştikleri bölgeyi ve lenf boğumlarını terkederek bütün vücuda yayılırlar. Kan damarları ve lenf kanalları yoluyla deri, kemik, eklemler, böbrekler, bağırsaklar, gözler, beyin zarı gibi hassas bölgelere yerleşirler. Belirtileri birinci devredekine benzer şekilde kendisini gösterir.
Vücut direncinin gücüne bağlı olarak iltihap düğümleri ya iyileşip kireçlenerek mevzi kalırlar ya da vücudu sarmaya devam ederek en tehlikeli olan üçüncü devreyi başlatırlar.
Üçüncü Devre
- Grip ya da bronşiti andıran belirtilerle başlar.
- Yorgunluk, akşamları yükselen hafif ateş ve balgamlı öksürükle devam eder.
- Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri üçüncü devrenin başladığını belli eden kesin işaretlerdir.
- Balgamlı öksürük, tüberküllerin akciğerlere geçtiğini gösterir. Bir ila otuz milim genişliğinde akciğerlerin köprücük kemiği altında kalan bölgesine yerleşen iltihaplı basil düğümleri, bilahare birleşerek daha geniş alanlara yayılırlar.
- Tüberküloz basilleri genellikle tek akciğerde yerleşirler. Ancak üçüncü devrenin ilerlemesi halinde diğer akciğere de geçiş yaparak burayı da işgal ederler.
DİKKAT: Hastanın balgamlı öksürükleri başladığı zaman tüberküloz bulaşıcılık özelliği kazanır. Tüberküloza yakalandığı anlaşılan hasta mutlaka hastane tedavisi görmeli, eşi ve çocukları ile aynı odada yatmamalıdır.
Ne Yapmalı?
- Çocuklarınıza daha birinci yaşında iken, hatta doktor uygun gördüğü takdirde ilk aylarda, verem (BCG) aşısı yaptırınız.
- İlk belirtileri görülür görülmez hastaneye gidip röntgen filmi çektiriniz ve “tüberkül deneyi” yaptırınız. Deneyde sonuç negatif çıktığı ve filimde tüberkül varlığı tespit edildiği takdirde; doktor sizi yatıracak 4 ila 9 ay müddetle tedavi edecektir.
- Hastane tedavisinden sonra sadece tehlikeli dönem atlatılmış olacağından; tüberküloz basillerinin vücuttan tamamen atılabilmesi için tedavinin evde devam etmesi gerekecektir. İki yıl müddetle ilâç ve sağlıklı bir beslenme uygulandığı takdirde vücuda yerleşmiş olan basiller tamamen etkisiz hale getirilir. Hastalık tekrarlamaz.
- Ev tedavisi devam ederken, hasta sık sık temiz havaya çıkmalı; ruh sağlığı ve morali yerinde olmalıdır.

