Tetanoz (Kazıklı Humma)

Posted on 04. May, 2009 by admin.

0

Tetanos mikropları toz, toprak ya da hayvan gübresi ile bulaşmış yaralar­dan vücuda giriş yaparlar. Tetanosun bulaşması için illa da büyük yaraların ve eziklerin meydana gelmesine lüzum yoktur. Küçük bir kıymık, bir çivi bat­ması veya bir çizik bazen yeterlidir. Tetanosa dönüşen kürtaj vakaları da çoktur. Çok seyrek de olsa, yanıklar­dan ve ortakulak iltihaplarından sonra tetanos görülebilir.

Belirtileri:

  • Mikroplar vücuda giriş yaptıktan yaklaşık üç hafta sonra hastalık belirti­leri ortaya çıkar.
  • Endişe ve huzursuzluk halleri ile birlikte kas sertliği ve ağzını açamama (çene kenetlenmesi) durumu belirir.
  • Ensede sertlik ve yüz spazmları görülür.

DİKKAT: Müdahale edilmeyen ağır vakalarda bel kemiğinin büküldü­ğü müşahede edilmiştir. Hasta sırtı ke­mer yapacak şekilde yatar. Ondan son­ra en ufak bir ses hastada çılgınlık de­recesinde tepkilere yol açar.

Ne Yapmalı?

Çocuklar dışarıda oyun oynarken sık sık düşer yaralanırlar. Sokaklarımı­zın birer pislik yuvası olduğunu kabul etmek zorundayız. Bu sebeple çocuklarınıza mutlaka vaktinde tetanos aşısı yaptırınız.

NOT: Tetanos aşısı, boğmaca ve difteri aşısı ile birlikte DBT (Difteri -Boğmaca – Tetanos) yapılır. Beşinci aydan başlayarak iki ay ara ile üç doz­da tamamlanır. İlkokula başlarken aşı (yine üç doz halinde) tekrarlanmalıdır. Keza ortaokula başlayınca ve yirmi ya­şına gelince tetanos aşısı tekrarlanma­lıdır.

  • Vaktinde verilen tetanos aşısı vü­cutta aktif bir bağışıklık kazandırır. Ancak bu şahsın tetanosa yakalanma­yacağı anlamına gelmez. Şüpheli yara­larda tetanosun belirtilerini bekleme­den doktora gidilmelidir.
  • Kişi aktif olarak vaktinde aşılan­mış ise, doktor yeni bir aşı daha yapa­bilir.
  • Aşılanmamış kişilerde tedavi ol­dukça zor ve risklidir. Zira doktor pa­sif bir bağışıklık kazandırmak için at serumu vermekte tereddüt edecektir. Çünkü serumun bazı tehlikeli yan etki­leri vardır. Ancak bu yine doktorun bi­leceği bir iştir. Penisilin ve gamma globülin tedavisi de oldukça etkilidir.

Devamını Oku..

Gıda Zehirlenmesi (Botulizm)

Posted on 27. Apr, 2009 by admin.

0

“C. Botulinum” adındaki bir cins bakteri uygun şartları bulduğu zaman, gıdaların içinde üreyerek çok kuvvetli bir zehir salgılar. Bilhassa bozuk kon­servelerde bu bakterinin zehiri çokça bulunur. Bozuk konservenin yenme­sinden yaklaşık 20 saat sonra zehirlen­me belirtileri başlar.

Belirtileri:

  • Konserve ile birlikte mideye inen zehir maddesi bağırsaklar tarafından emilerek kana karışır ve merkez sinir sistemini etkiler.
  • Yutma güçlüğü, göz kapağını kontrol edememe ve ses kısıklığı ilk belirtileridir.
  • Bundan sonra çift görme, göz be­beğinde büyüme, yüz felci ortaya çı­kar.
  • Müdahale edilmediği takdirde so­lunum kasları felce uğrar ve kalp du­rur. Bundan anlaşılacağı üzere neticesi ölümdür.

Ne Yapmalı?

  • Piyasadan konserve alırken ka­paklarının şişkin olmadığına dikkat ediniz. Üzerindeki etikette gösterilen son kullanma tarihinin dolmamış ol­ması sizi yanıltmasın.
  • Evde hazırlanan konservelerin hava aldığını ve bozulduğunu (cam ka­vanozlarda) renk değişmelerinden an­layabilirsiniz. Kokusunu ve rengini be­ğenmediğiniz konserveleri asla yeme­yiniz.
  • Kesin belirtiler görülmemekle beraber, şüphelendiğiniz konserveleri yeniden kaynatmadan yemeyiniz.
  • Açıkta bırakılan, buzdolabında uzun müddet bekletilen, tadı ve koku­su değişen yemek ve yiyecekleri ye­meyiniz.
  • Her şeye rağmen gıda zehirlenme­sine maruz kaldığınızı hissettiğiniz an kusturucu bir sıvı alıp kusmayı temin ediniz.
  • En kısa zamanda doktora gidiniz. Doktor uygun gördüğü takdirde tekrar midenizi yıkayacak ve antitoksin (pan­zehir) verecektir.

DİKKAT: Gıda zehirlenmesi mut­laka hastane tedavisi gerektirir. Ken­di başınıza kusmayı temin etseniz dahi bağırsaklara geçen ve kana karışan zehre bir şey yapamazsınız.

Devamını Oku..

Tifo (Kara Humma)

Posted on 26. Apr, 2009 by admin.

2

Genellikle yaz ve sonbahar ayların­da salgın halinde ortaya çıkar. İçme su­ları ve yiyeceklerle bulaşır. Vücuda girdikten sonra bağırsağın alt bölümle­rinden lenf bezlerine geçen tifo bakte­rileri, oradan da lenf yolları ve kan da­marları vasıtası ile bütün organlara ya­yılırlar. Hızla üreyen bakteriler safra kesesi yoluyla dışkıya; böbrek yolu ile de idrara karışarak dışarı çıkarlar ve salgınlara sebep olurlar.

Belirtileri:

  • Baş ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, kabızlık veya ishal şeklinde ilk belirti­lerini verir. Bu arada burun kanaması da görülür.
  • Asıl tehlike işaretleri ikinci hafta ortaya çıkar. Dil paslanır. Yüksek ateş, aşırı kabızlık veya ishal vardır. Vücu­du saran pembe lekeler de buna eşlik eder.
  • Lekeler iki gün içinde solar. An­cak, hemen sonra tekrar ortaya çıkar­lar.
  • Dilin kenarları ve yanaklar kıza­rır.
  • Dilin tam ortasında paslı bir leke vardır.
  • Hastalık ilerledikçe dil kirli sarı bir renk alır.
  • Üçüncü hafta karın şişer ve geri­lir. Karın içinden gürültülü sesler gelir.
  • Dördüncü hafta barsak kana­maları görülür.
  • Yüksek ateşe rağmen terle­me olmaz. Nabız ise yavaştır.

DİKKAT: Nabzın birden bire hızlanması tehlikeli kanamalar ol­duğuna işarettir. Tedavi edilme­yen tifo vakalarında bronşit ve ba­demcik iltihabı da görülür. Diren­ci az, zayıf bünyelerde tifo bakte­rilerinin salgıladığı zehirler beyni, kalbi, sinir sistemini, böbrekleri, safra kesesini ve karaciğeri etkilerler. En tehlikeli yan etkileri kalp ve böbrekler­de görülür.

Ne Yapmalı?

  • Temizliğe çok dikkat ediniz.
  • Salgın halinde tifo görüldüğü za­man aşı yaptırınız. Tifo aşısı bir hafta­da üç defa tekrarlanarak verilir. Bir se­ne müddetle vücuda bağışıklık kazan­dırır. Aşılanmış kişiler tifoyu çok hafif atlatırlar. Bir sene sonra aşının tekrar­lanması (yine haftada üç sefer) gerekir.
  • Aile üyelerinin birinde tifo belir­tileri başlayınca mutlaka doktora gös­terilmeli, tıbbî tedavi uygulanması sağ­lanmalıdır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsı, hastalık o kadar kolay atlatılır.
  • Tifolu hasta diğer aile üyelerin­den ayrı bir odada yatırılmalı; kullan­dığı eşyalar dezenfekte edilmelidir.

Devamını Oku..

Basilli Dizanteri

Posted on 25. Apr, 2009 by admin.

0

Savaş bölgelerinde, sağlık kaidele­rine uyulmayan pis çevrelerde, ruhsal gerginlik ve huzursuzluk yaşanan top­luluklarda, uzun müddet pişmiş ye­mek yerine soğuk ve kuru yiyeceklerle beslenildiğinde “şiggela” adı verilen hastalık yapıcı bir basilin ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Bu basil, insandan in­sana doğrudan geçtiği gibi; yiyecekle­re ve insan pisliğine konan sinekler ta­rafından da taşınır.

Vücuda girdikten bir hafta sonra, bazen daha evvel, tesirini göstermeye başlarlar. Önce kalın barsak zarında yerleşip iltihap oluştururlar. Çıkardık­ları zehirli maddeler bağırsaklar tarafın­dan emilerek kana karışır ve oradan bütün organizmaya dağılır.

Belirtileri:

  • İlk belirtileri normal bir bağırsak iltihabı gibidir: Karın ağrısı, ishal, kus­ma, baş ağrısı ve ateş yapar.
  • Bir gün içinde ishal şiddetlenir ve sonunda kanla karışarak cam gibi say­dam bir sıvı halini alır.
  • Hasta çok sık olarak tuvalet ihti­yacı duyar. Tuvalet sırasında şiddetli karın ağrıları hissedilir.
  • Hasta sık sık tuvalete çıktığı için vücut aşırı sıvı kaybetmekten kan do­laşımında bozulma olur ve müdahale edilmediği takdirde ölümle sonuçlanır.

Ne Yapmalı?

  • İshal şiddetlenip kanla karışık geldiği zaman derhal doktor müdaha­lesi gereklidir.
  • Antibiyotik ve sülfamit tedavisi ile beraber, bol sulu yiyecekler verilir.
  • Papatya çayı, kaynatılmış kuru böğürtlen suyu ve rendelenmiş elma oldukça etkilidir.

DİKKAT: Tedavide geç kalındığı zaman hastalık atlatılsa dahi “dizanteri romatizması” dediğimiz inatçı bir ek­lem romatizması bırakır. Göz iltihapla­rına sebep olduğu vakalar da az değil­dir.

  • Tedavi sırasında hastanın mutla­ka ayrılması gerekir.
  • Bu arada taşıyıcı olmaları sebe­biyle sineklerle mücadele edilmelidir.

Devamını Oku..

Bakteriyel Gıda Zehirlenmeleri

Posted on 22. Apr, 2009 by admin.

0

Bulaşıcı hayvan hastalıklarının mikropları insanlara geçtiği zaman “bakteriyel gıda zehirlenmesi” dediği­miz rahatsızlıklara sebebiyet verirler. Hayvanın taşıdığı bakteri cinsine bağlı olarak hastalığın şekli de değişir. Aldı­ğımız et ve yumurtaların mikroplu ol­dukları tatlarından anlaşılamadığı için farkına varmadan yeriz. Ayrıca açıkta bırakılan etlere fare ve kediler tarafından da mikrop taşınabilmektedir. Bu sebeple sıkı kontrol altında tutulmayan ve sağlık kurallarına riayet edilmeyen mezbahalar, kasaplar ve taşıma araçla­rı birer mikrop kaynağıdırlar.

Belirtileri:

  • Ateş, kusma ve ishal ile aniden başlar.
  • Belirtileri dizanteriye benzer: Ba­ğırsak iltihabı ve su şeklinde ishal ile karakterizedir.
  • Teşhis ancak bakteriyel testler sonunda konabilir.

DİKKAT: Yukarıdaki belirtiler aynı et ve yemeği yiyen bütün aile üye­lerinde ortaya çıktığı zaman mutlaka “bakteriyel gıda zehirlenmesi”nden şüphe edilmeli ve derhal doktor çağırılmalıdır.

Devamını Oku..

Difteri

Posted on 19. Apr, 2009 by admin.

0

Bir adı da “kuş palazı” olan bu has­talığa sebep olan bakteri, kalpte ve si­nir sisteminde çok tehlikeli bozukluk­lar yapan bir zehir salgılamaktadır. Difteri mikrobu en çok burun, ağız, boğaz ve gırtlakta yerleşmekle bera­ber; göz, ortakulak, göbek ve deride görüldüğü vakalar da vardır. Şimdi bunları ayrı ayrı inceleyelim:

BURUN DİFTERİSİ: Burunda ilti­haplı ve kanlı bir akıntı ile kendisini belli eder. Ateş ve solunum güçlüğü yapar. Nezle ile karıştırıldığı için, teh­likeli bir hastalık olduğu geç farkedilir.

AĞIZ VE BOĞAZ DİFTERİSİ:

Boğazda ağrı ve yutkunma zorluğu ile başlar. Bademciklerde, küçük dilde ve boğazda beyazımsı gri renkte lekeler ortaya çıkar. Ağır seyreden vakalarda ağız içinde de bu lekeler görülür. Le­keler kazındığı zaman kanama yap­maz. Boyun lenflerinde şişme olur.

GIRTLAK DİFTERİSİ: Çoğu za­man boğaz difterisinin gırtlağa yayıl­ması ile ortaya çıkar. Difteri mikropla­rının müstakil olarak gırtlağa yerleş­mesi sonucu, tek başına görüldüğü du­rumlar da az değildir. Ateş, kuru ve bo­ğucu öksürük, solunum zorluğu şeklin­de kendisini belli eder. Müdahale ge­ciktiği takdirde gırtlağa yayılan difteri lekeleri solunum yolunu daraltır. Hasta güçlükle nefes alır. Nefes alırken ıslığa benzer bir ses duyulur. Hastalık ilerle­dikçe boğaz kasları gerilir. Yüz soluk, nabız zayıf, kalp atışları hızlıdır. Hasta boğulma krizleri geçirir. Krizler ölüm­le sonuçlanabilir.

GÖZ DİFTERİSİ: Mikroplar gö­zün bağdokusuna yerleşirler. Gözler beyazımsı gri bir tabaka ile kaplanır. Göz yavaş yavaş şişmeye başlar. Ağır durumlarda hasta gözünü açamaz. Gözden kanlı bir iltihap akar. Bu hal­de, saydam tabakanın zedelenerek kör­lük yapma tehlikesi vardır.

DERİ VE GÖBEK DİFTERİSİ: Yerleştiği yerde tehlikeli yaralar aça­rak kendisini belli eder. Ortakulakta çok nadir görülür.

GENEL DİFTERİ BELİRTİLERİ

  • Hemen bütün difteri şekilleri ateşle başlar. Baş ağrısı, kusma, karın ağrısı diğer belirtiler arasında sayılabi­lir.
  • Mikropların yerleşmesinden son­ra, vücut direncine bağlı olarak bir haf­ta içinde hastalık ortaya çıkar.
  • Vücut direnci yüksek sıhhatli ço­cuklarda tipik difteri lekeleri görülme­den hastalık atlatılabilir. Hafif ateş ve yutkunma zorluğu birkaç gün içinde kaybolur. Çocuğun hastalık geçirdiği bile anlaşılmaz.
  • Hastalığın yerleşip mikropların zehir salgılamaları halinde; ateş hızla yükselir. Huzursuzluk, baş ağrısı, mik­robun yerleştiği bölgede kanama ve akıntı, kusma, boğazda şişlik ve yut­kunma güçlüğü durumun tehlikeli ol­duğunu gösteren işaretlerdir.
  • Difteri mikroplarının salgıladık­ları zehir kana karıştığı takdirde, kalp, kan dolaşımı ve sinir sisteminde ciddi bozukluklar görülür. Sonunda ölümle neticelenen “kan zehirlenmesi” mey­dana gelir. Sinir sisteminin etkilenme­si halinde felçler görülür.

Ne Yapmalı?

  • Çocuğunuzu üçüncü aydan başlamak üzere, birer ay ara ile iki defa dif­teri aşısı yaptırınız. Çocuk iki yaşına ve altı yaşına girdiği zamanlarda aşıla­rı yeniletiniz.
  • Difteriye yakalandığını gösteren ilk belirtiler ortaya çıkar çıkmaz hasta­yı doktora muayene ettiriniz. Kontroller hastalığı doğruladığı takdirde, dok­tor hastaya “difteri serumu” verecek ve mikropların çıkardığı zehirli maddenin kan ve sinir sistemine geçmesine fırsat bırakmadan zararsız hale getirecektir. Serum tek başına bu hastalıkla müca­dele edemeyeceğinden, ayrıca mikrop­ların öldürülmesi için penisilin de veri­lecektir.
  • Yukarıdaki izahlardan anlaşılaca­ğı üzere, difteriye yakalanmış birinin mutlaka hastaneye yatırılması ge­rekmektedir. Zira serum ve penisilin tedavisi ile birlikte; kan dolaşımı de­vamlı kontrol altında tutulacak, kalp üzerindeki yan etkileri de giderilmeye çalışılacaktır.

Devamını Oku..

Boğmaca

Posted on 15. Apr, 2009 by admin.

0

Belirtileri: Boğmaca mikroplarının üst solunum yollarına yerleşmesinden iki hafta sonra hastalık kendisini öksü­rük nöbetleri ile belli eder.

  • İlk günlerde “soğuk algınlığı”na benzer işaretlerle başlar. Bir-iki hafta müddetle hafif ateş ve kırgınlık yaptı­ğından pek anlaşılmaz. Hastanın nez­leye yakalandığı zannedilir.
  • Bundan sonra, akşamları nöbetler halinde gelen öksürük devresi başlar. Beş hafta kadar süren öksürük nöbetle­ri sırasında kasılma ve kramplar görü­lür. Kramp sonunda kusmalar olabilir.

DİKKAT: Sıradan öksürükle boğ­maca öksürüğünü birbirinden şöyle ayırabilirsiniz. Boğmaca öksürüğü, ön­ce kuvvetli öksürükler halinde gelir. Bunu derin bir soluk alma izler. Öksü­rük sırasında hasta boğuluyormuş gibi rahatsız olur ve ıslık sesine benzer bir ses çıkarır. Öksürük nöbeti sona erip derin bir nefes alınca hasta kendisini iyi hisseder.

  • Boğmaca hastalığını ağır geçiren kimselerde en sık görülen ilâve hasta­lık akciğer zarı iltihabıdır (zatülcemp). Bebeklerde ölüme varan ciddi sonuçlar doğurur.
  • Boğmaca geçtikten sonra, hasta yatak istirahatı yapmadığı takdirde “bronşif’e çevirebilir.
  • Yine doktor tedavisi görmeyen ağır durumlarda adale krampı, felç, be­yinde arıza, sağırlık, hatta körlük dahi yapabilmektedir.
  • Yan etkileri görülmediği yâni normal seyrettiği takdirde süresi sekiz haftadır.

Ne Yapmalı?

  • Öksürük nöbetleri başlar başlamaz doktora müracaat ediniz ve onun tavsiyelerine göre hareket ediniz.
  • Hastalık ağır seyrettiği takdirde, doktor hastane tedavisi tavsiye ede­cektir.
  • Hastanın odası bol güneş almalı ve sık sık havalandırılmalıdır.
  • Ateş düştükten sonra, hasta kısa aralıklarla temiz havaya çıkarılmalıdır.
  • Sekiz hafta müddetince, hasta sağlam çocuklardan uzak tutulmalıdır.
  • Kuru yiyecekler öksürüğü tahrik edeceğinden, hasta sulu ve bol vita­minli yiyeceklerle beslenmelidir.
  • Öksürük nöbetleri sırasında kus­ma olabileceğinden; yemekler nöbet­lerden on beş dakika sonra verilmeli­dir.
  • Tesirli bir boğmaca aşısı henüz bulunabilmiş değildir. Ancak yine de mevcut boğmaca aşısını yaptırmakta fayda vardır.

Devamını Oku..

Anjin

Posted on 12. Apr, 2009 by admin.

0

Tipik bir üşütme hastalığı olup “boğaz iltihabı” adı da verilmektedir. Işın tedavisi, burun ve boğaz bölgesin­deki ameliyatlar da anjin yapabilmek­tedir. Mikropları vücutta bağışıklık meydana getirmediği için sık tekrarla­nabilir.

DİKKAT: Ağır geçmesi halinde böbreklerde, kalp ve eklem yerlerinde ilâve rahatsızlıklara sebebiyet verebi­lir.

Belirtileri:

  • Yutmada görülen güçlük halinde başlar.
  • Ateşin yükselmesi ile birlikte kol ve bacaklarda ağrılar ortaya çıkar.
  • Dil paslı ve şiştir.
  • Hasta iştahsızdır, ağzı kokar.
  • Bademcikler şişer, hasta ağzını zor acır.
  • Bademciklerin üzerindeki apsele­rin patlayarak akmasından sonra hasta kendisini daha iyi hisseder. Bademcik­lerin şişi iner.

Ne Yapmalı?

  • Hastanın boğazını sarıp sıcak tu­tunuz.
  • Hastayı doktora götürünüz. Dok­tor, iltihapları önlemek için antibiyotik tedavisi uygulayacaktır.
  • Ayrıca boğaz ağrılarını hafiflet­mek için antiseptik solüsyonla gargara tatbik ediniz.
  • Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir.
  • Hastaya sulu yiyecekler ve taze meyve suları veriniz.

DİKKAT: Bademcik iltihapları te­davi edilmeyip ağır seyrederse “kan zehirlenmesi” yapabileceğinden; has­tayı doktora göstermeyi ihmal etmeyi­niz.

Devamını Oku..

Grip

Posted on 09. Apr, 2009 by admin.

0

Salgın halinde ortaya çıkan; deği­şik karakterde virüsler tarafından oluş­turulan bir solunum yolları hastalığı­dır. Grip virüslerinin devamlı karakter değiştirmeleri sebebiyle tesirli bir aşısı veya serumu yapılamamaktadır. Mik­ropların vücuda girmesinden birkaç gün sonra hastalık kendisini belli eder.

Belirtileri:

  • Ateş, halsizlik, eklemlerde ağrı ve hastalık duygusu ile başlar.
  • Göz yuvalarında ve alında ağrı yapar.
  • Öksürük, burun akıntısı, boğazda ağrı, hastalığın yerleştiğini gösteren kesin belirtilerdir.
  • Üç-dört gün sonra ateş düşer ve hastalık belirtileri hafifler.

Ne Yapmalı?

  • Hastalık belirtileri şiddetli oldu­ğu takdirde doktora müracaat ediniz. Gribe doğrudan tesir eden bir ilâç ol­mamakla birlikte; öksürük, ateş ve muhtemel yan tesirleri için ilâç tedavi­si gerekebilecektir.
  • Hasta gribi atlatıncaya kadar ya­takta istirahat ettirilmeli; bol vitaminli yiyecekler ve meyve suları verilmeli­dir.

DİKKAT: Ağır geçmesi halinde ortakulak iltihabı, karın zarı iltihabı, bronşit, akciğer zarı iltihabı, beyin ve sinir sistemi iltihapları yapabilmekte­dir.

Devamını Oku..

Kabakulak

Posted on 07. Apr, 2009 by admin.

0

Adından da anlaşılacağı üzere, ku­lağın ön ve altındaki tükürük bezlerin­de şişlik yaptığından kolay teşhis edi­len bir hastalıktır. Virüsleri vücuda gir­dikten yaklaşık on sekiz gün sonra has­talık kendisini gösterir. Daha çok er­keklerde rastlanır.

DİKKAT: Yetişkinlerde kabaku­lak virüsleri “er bezleri”ni de etkiledi­ğinden kısırlığa varan ciddi bozukluk­lar yapabilmektedir. Bu sebeple, kaba­kulak geçiren yetişkin erkekler mutlaka doktor tedavisi görmelidir.

Belirtileri:

  • Halsizlik ve ateşle başlar.
  • Kulağın ön ve altındaki tükürük bezleri yutkunma sırasında acır.
  • Bilahare bu bezler şişer ve dışarı­dan yumruk büyüklüğünde, sert bir şiş­lik görülür.
  • İki hafta sonra hastalık gerileme­ye başlar. Ancak, bu arada, er bezlerin­de bir şişlik ve ağrı ortaya çıkarsa mut­laka doktor çağırılmalıdır.

Ne Yapmalı?

  • Kulaktaki şişlik üzerine sıcak kompres uygulayınız.
  • Ağız temizliğine dikkat ediniz.
  • Hastayı diğer aile üyelerinden ayırınız.
  • Er bezlerinde ağrı ve şişlik görü­lünce mutlaka doktor çağırınız.
  • Hastalık belirtileri kayboluncaya kadar yatakta istirahat ediniz.
  • Tesiri tartışılmakla birlikte bağı­şıklık aşısı yaptırınız.

Devamını Oku..

Papağan Hastalığı

Posted on 06. Apr, 2009 by admin.

0

Hastalık yapan mikroplar papağan­lar tarafından taşındığı için bu isimle anılır. İnsana genellikle kurumuş papa­ğan pisliğinin tozları vasıtasıyla bula­şır.

Belirtileri:

  • Mikropları insan vücuduna girdikten bir iki hafta sonra hastalık belir­tileri gösterirler.
  • Halsizlik, şaşkınlık, uyuşukluk ve ateş ilk işaretlerdendir.
  • Ateşin yükselmesi ile birlikte ti­füse benzer bir gelişme izler. Ateş bir-iki hafta devam eder.

DİKKAT: Öksürük, hızlı kalp atışları ve sık soluma görüldüğü za­man, hastalığın akciğerlere de sirayet ettiği anlaşılır.

  • Hastalık ağır seyrettiği takdirde, kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına da sebebiyet verebilir. Öyle ki, kalp yetmezliği olan kimselerde ciddi du­rumlara yol açabilir.
  • Hastalık, normal seyrettiği ve yan etkileri görülmediği zaman 3-4 hafta içinde iyileşme ile neticelenir.

Ne Yapmalı?

  • Hastalık belirtileri ağır geçtiği takdirde doktora görünmeli, onun tavsi­yelerine göre hareket edilmelidir.
  • Hastalık belirtileri ortaya çıkar çıkmaz, hasta diğer aile üyelerinden ayrılmalıdır.

Devamını Oku..

Verem (Tüberküloz)

Posted on 02. Apr, 2009 by admin.

0

Bulaşıcı hastalıklar içinde en ciddi olanıdır. Sinsi bir gelişme gösterdiğin­den, geç farkedilir. Erken teşhis edildi­ği takdirde tedavisi zor değildir. Özel­likle sık hastalanan, vücut dirençleri düşük kimselerde, alkol ve uyuşturucu kullananlarda, gece eğlencelerine düş­künlükten uykusuz kalanlarda, yeterli beslenemeyenlerde, güneşten ve temiz havadan mahrum yerlerde çalışanlarda vereme yakalanma riski oldukça yük­sektir. Keza, zayıf bünyeli ve asabi gençlerde -bilhassa kızlarda- bu hasta­lığa sık rastlanmaktadır. Tabiatta bir­çok tüberküloz basili bulunmakla bera­ber, bunlardan yalnız iki tanesi insanda hastalık yapabilmektedir.

Tüberküloz hastalığı, belirtilerine göre, üç devrede incelenir.

Birinci Devre

  • Tüberküloz basilleri girdikleri yerde küçük ve grimsi düğümcükler şeklinde iltihap oluştururlar. Bu iltihap düğümlerine “tüberkül” adı verilmek­tedir.
  • Gelişen iltihap düğümleri birleşe­rek daha geniş bir yer kaplarlar.
  • İlk yerleştikleri alanda iltihap dü­ğümleri meydana getirdikten sonra, basiller odak noktalarından çıkarak lenf damarları yoluyla lenf boğumları­na yerleşirler. Lenf boğumlarında da iltihap düğümleri meydana geldikten sonra birinci devre sona ermiş olur.

Belirtileri

  • İltihap düğümleri teşekkül ederken hastada genel bir yorgunluk, iştah­sızlık, vücut ateşinde 38 dereceye ka­dar yükselme, sırt ağrıları ve öksürük görülür.

DİKKAT: Bu belirtiler “soğuk al­gınlığı” zannedilerek ciddiye alınma­dığı takdirde; daha tehlikeli olan “ikin­ci devre” baş gösterir.

Ne Yapmalı?

  • Hassas ve zayıf bünyeliler bu tür belirtilerle karşılaştıkları zaman mutlaka bir doktora görünerek röntgen filmi çektirmelidirler. Zira, iltihap düğümle­ri (tüberküller) sadece röntgen filmin­de belli olurlar.

İkinci Devre

Birinci devrede hastalık ciddiye alınmadığı ve gerekli tedavi uygulan­madığı takdirde, vücut direncinin iyice düştüğü bir zamanda tüberküloz basilleri yerleştikleri bölgeyi ve lenf bo­ğumlarını terkederek bütün vücuda ya­yılırlar. Kan damarları ve lenf kanalla­rı yoluyla deri, kemik, eklemler, böb­rekler, bağırsaklar, gözler, beyin zarı gibi hassas bölgelere yerleşirler. Belir­tileri birinci devredekine benzer şekil­de kendisini gösterir.

Vücut direncinin gücüne bağlı ola­rak iltihap düğümleri ya iyileşip kireç­lenerek mevzi kalırlar ya da vücudu sarmaya devam ederek en tehlikeli olan üçüncü devreyi başlatırlar.

Üçüncü Devre

  • Grip ya da bronşiti andıran belir­tilerle başlar.
  • Yorgunluk, akşamları yükselen hafif ateş ve balgamlı öksürükle de­vam eder.
  • Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri üçüncü devrenin baş­ladığını belli eden kesin işaretlerdir.
  • Balgamlı öksürük, tüberküllerin akciğerlere geçtiğini gösterir. Bir ila otuz milim genişliğinde akciğerlerin köprücük kemiği altında kalan bölgesi­ne yerleşen iltihaplı basil düğümleri, bilahare birleşerek daha geniş alanlara yayılırlar.
  • Tüberküloz basilleri genellikle tek akciğerde yerleşirler. Ancak üçün­cü devrenin ilerlemesi halinde diğer akciğere de geçiş yaparak burayı da iş­gal ederler.

DİKKAT: Hastanın balgamlı ök­sürükleri başladığı zaman tüberküloz bulaşıcılık özelliği kazanır. Tüberkülo­za yakalandığı anlaşılan hasta mutlaka hastane tedavisi görmeli, eşi ve çocukları ile aynı odada yatmamalıdır.

Ne Yapmalı?

  • Çocuklarınıza daha birinci yaşın­da iken, hatta doktor uygun gördüğü takdirde ilk aylarda, verem (BCG) aşısı yaptırınız.
  • İlk belirtileri görülür görülmez hastaneye gidip röntgen filmi çekti­riniz ve “tüberkül deneyi” yaptırınız. Deneyde sonuç negatif çıktığı ve filim­de tüberkül varlığı tespit edildiği takdirde; doktor sizi yatıracak 4 ila 9 ay müddetle tedavi edecektir.
  • Hastane tedavisinden sonra sa­dece tehlikeli dönem atlatılmış olaca­ğından; tüberküloz basillerinin vücut­tan tamamen atılabilmesi için tedavi­nin evde devam etmesi gerekecektir. İki yıl müddetle ilâç ve sağlıklı bir bes­lenme uygulandığı takdirde vücuda yerleşmiş olan basiller tamamen etki­siz hale getirilir. Hastalık tekrarlamaz.
  • Ev tedavisi devam ederken, hasta sık sık temiz havaya çıkmalı; ruh sağ­lığı ve morali yerinde olmalıdır.

Devamını Oku..